Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 2

Bugun: 111
Toplam: 77239

E-Ticaret

  (Ders) TELEVİZYON YAYINCILIĞININ TEMELLERİ

TELEVİZYON YAYINCILIĞININ TEMELLERİ

 

Geçmişi yüzyıl öncesine dayanan televizyon günümüzün en önemli kitle iletişim

araçlarından biridir. Hem göze hem de kulağa hitap etmesi nedeniyle büyük kitlelere

ulaşabilmektedir. Bu özelliği ile hiçbir eğitimi olmayan sıradan insanlara bile ulaşabilir.

Gelişen teknoloji ile birlikte televizyon yayıncılığıda ilk günlerinden bugüne teknik

olarak büyük değişimler göstermiştir. Günümüzde daha kaliteli görüntü izleme imkânının

yanında çok farklıizleyici özelliklerine uygun yayınlarda yapılabilmektedir. Televizyon

yayıncılığında ki teknik ve içeriksel gelişmeler birbirine paralel olarak ilerlemektedir. Artık

dünyanın bir uçundaki bir olayıanında evimizde görebilmekteyiz.

Bu kadar hızlıilerleyen televizyon yayıncılığıdiğer kitle iletişim araçlarıyla da ilişki

içerisindedir. Bu ilişki hem içeriksel hem de teknolojiktir.

Çok büyük yatırımlar ile yayın yapan televizyon kuruluşlarıgünümüzde daha çok

ticari boyutlarıyla öne çıkmaktadır. Yayıncıkuruluşların para kaynaklarıreklâmlardır, daha

fazla para kazanmak için çok reklâm almalı, çok reklâm almak içinde çok izlenmelidirler.

Yayınların izlenme oranlarının ölçümü için de reyting ölçümlerinden yararlanılmaktadır. Bu

ölçümleri yapan şirketler reyting ölçümleri için değişik yöntemler kullanmaktadır. Çıkan

ölçüm sonuçlarıda yayıncıkuruluşlar için yön gösterici olmaktadır.

Televizyon yayınlarıiçerikleri ile toplumları, insanların yaşayışlarını, eğitimi, kültürü

ve ekonomiyi etkilemektedirler. Zaten televizyon yayıncılığının içeriksel olarak önemi de

burada ortaya çıkmaktadır.

Bu modül ile size televizyonla ilgili temel konular anlatılmıştır. Bu modül sonunda

televizyonun temellerini, yayının nasıl yapıldığını, görüntünün ekranda oluşumunu,

televizyonun diğer kitle iletişim araçlarıyla ilişkisini, reyting ölçümlerini ve önemini,

televizyon yayıncılığının insan ve toplum hayatına etkilerini kavrayacaksınız.

1. TELEVİZYON

1.1. Televizyonun Tanımı

 

Televizyon deyimi, Fransızca ‘’ Television”’ sözcüğünden gelmektedir. Anlamı

“uzağıgörme”dir. Bir başka şekilde tanımlarsak sabit veya hareketli resimlerin elektro

manyetik dalgalar yardımıile uzak alıcılara nakline televizyon diyoruz.

Televizyonun insanlığın hizmetine sunulmasında mors işaretlerinin haberleşmede

kullanılmasıbirincil etkendir. Bu sinyallerle sesin taşınabilmesi benzer biçimde görüntünün

de taşınabileceği fikri ilk araştırmaların temelini oluşturmuştur.

Bir Alman araştırmacıPaul Nipkow 1883 yılında telsiz yoluyla resim yayınlayan bir

diskin patentini almıştır. Amerika’da ilk çalışmalar fizikçi olan Jenkins tarafından 1890

yılında başlatılmıştır.

Kesin tarih bilinmemekle beraber 1900’lerin ilk yıllarında Fransa’da Fournier ve

Rignoux isimlerini taşıyan iki fizikçi tarafından ilk “ TV ” deneyi yapılmıştır.

Telli sistem kullanılarak yapılan ilk Televizyon yayını, 1927 yılında (Türkiye’de

radyo yayınlarının başlaması) Amerika Birleşik Devletlerinde Newyork ile Washington

arasında gerçekleştirilmiştir. İlk deneme istasyonları1928 yılında kurulmuş, aynıyıl ilk

tiyatro yayınıTV aracılığıyla yapılmıştır. 1937 yılında ABD’de deneme yayınıyapan

istasyonların sayısı17’ye ulaşmıştır. 1 Temmuz 1941’deTV yayınlarının standartlaştırılmış

araçlar kullanılarak izlenebilmesi ön koşuluyla Milwaukee Journal Gazetesi’ne özel TV

istasyonu kurma izni verilmiştir.

İngiltere’de ilk Televizyon İstasyonu’nun hizmete girmesi Londra’da 1934 yılında

olmuştur. Özel sektör yayınlarıise 1954 yılında başlamıştır.

Türkiye’de ilk Televizyon yayını1954 yılında (kapalıdevre olarak) İstanbul Teknik

Üniversitesinde başlamıştır. TRT’nin TV yayınıçalışmalarıdaha geç bir tarihe rastlar. 1966

yılında, Ankara’da kurulan TV istasyonunda kapalıdevre deneme yayınlarıyapılarak, bu

istasyondan teknik eleman ve program yapımcısıelaman yetiştirme konularında da

yararlanılmıştır.

Gerçek anlamda yayıncılık 31 Ocak 1968’de Ankara Televizyonu Deneme yayınları

ile başlayabilmiştir.

1.2. Televizyon Türleri

1.2.1. Tüplü Televizyon

 

Elektronik Tarama: Televizyonun, mekanik görüntü aktaran filme göre oluşturmasıve

yayınlamasıfarklıdır. Filmde hareketi sağlayan hızla akan sabit karelerdir. Bu sabit

(durağan) film kareleri hızla art arda bir perdeye yansıtılınca, gözün retina tabakasının

hatırlama özelliğinden dolayı, sabit kareler hareketli imişgibi gözükür.

Kareler arasında geçen siyah boşluklar ise projektörün ışık çıkışı o anda

kapatıldığından fark edilemez. Ayrıca gözümüz hızla akan filmde karanlık noktalarıtam

algılayamamaktadır. Sinemada saniyede 24 kare görüntü akışına rağmen televizyonda

elektronik tarama ile üretilen kare sayısı25 olmaktadır.

Her bir televizyon karesinde 625 satırdan oluşturulan resim tek bir kerede taranarak

floresan ekrandan gösterilince resimde bir titreme oluşturulur. Bunun önüne geçmek için,

625 satırdan oluşan her resim karesi ikiye bölünerek 312, 5 satırdan oluşan iki ayrıresim

karesi olarak saniyede 50 yarım kare olarak gösterilerek titreşmenin önüne geçilmiştir. Bu

resim karelerinin tek satırlar ve çift satırlar olarak ayrılmasına interlaced (geçmeli tarama)

adıverilmektedir.

 

Eşİşlevsel Sinyaller:

Televizyon sinyallerinin eşişlevsel özellikli bulunmaları

gerekmeseydi renkli televizyon sinyallerinin çok daha basit yapıda olmasımümkün olurdu.

Bilindiği gibi bir renkli televizyon sinyali siyah-beyaz bir alıcıda da görüntü meydana

getirmek zorundadır. Yani bir renkli sinyal aynızamanda da bir siyah-beyaz sinyal gibi

görev yapmak zorundadır. İşte bu özelliğe “Eşİşlevsellik” denilmektedir. Eğer bu özellik

olmasaydıher televizyon istasyonu için bir;renkli televizyonlar ve birde siyah-beyaz

televizyonlar için iki ayrıverici bulundurulacaktır.

Bir televizyon yayınınıoluşturan görüntüler iki farklıverinin birleşmesinden oluşur.

Bunlardan birincisi siyah-beyaz televizyonlar için gerekli olan ve koyuluk-açıklık bilgisini

taşıyan luminans kısmı; ikincisi ise renkli televizyonlar için gerekli olan ve renk bilgilerini

taşıyan kroma kısmıdır. Böylece bu composite sinyalin luminans kısmısiyah-beyaz

televizyonlarda, tamamıise renkli televizyonlarda kullanılır.

İncelemeye A noktasından başlayacak olursak bu noktada kamera tüplerinin bir satırı

taramasıgösterilmektedir. A’dan D’ye kadar olan kısım üç kamera tüpü çıkışlarının

birleşmesi ile oluşan luminans kısmınıtemsil etmektedir. İçerdiği bilgi resmin parlaklık

bilgisi olduğu için siyah-beyaz televizyon sinyaline benzemektedir. Luminans sinyalinin

üstüne bindirilmişolan ve kroma sinyali yan bandlarından oluşan yüksek frekans sinyali

PAL sisteminde 4, 43 mhz civarındadır. Söz konusu yardımcıtaşıyıcıfrekans 525 satırlık

NTSC sisteminde 3, 59 mhz’dir, 625 satırlık NTSC sisteminde ise 4, 43 mhz’dir.

Bir renkli televizyon composite sinyalinde 3 temel işaret vardır.

1. Luminans Sinyali

2. Kroma Sinyali

3. Colour Burst

 

1. Luminans Sinyali:

Renkli televizyon için gerekli olan parlaklık bilgisini verecek

olan Luminans sinyali her tüpün çıkışlarıbelli oranlarda karıştırılarak elde edilir. Bu oranlar

Kırmızıiçin %30, Mavi için %11ve Yeşil için %59’ olup yüzdeler toplamı%100 olmaktadır.

Bu aşamada neden her üç rengin de eşit oranlarda karıştırılmadığısorulabilir. Bunun

cevabı, insan gözünün bu üç ana renge olan tepkisinin farklıolmasıdır. İnsan gözü yeşile

karşıkırmızıya olduğundan, kırmızıya da maviye olduğundan daha hassastır. İşte bu yüzden

de lüminans sinyalin elde edilişinde farklıkarışım oranlarıkullanılmaktadır.

2. Renk Fark Sinyalleri (Kroma Sinyali):

Daha öncede bahsedildiği gibi renkli

sahnenin üç önemli karakteristiği mevcuttur. Bunlardan birincisi parlaklık yani lüminans,

ikincisi renk yani hue, üçüncüsü ise renk miktarıdır. Örneğin çok koyu bir kırmızırenk

olabileceği gibi içinde biraz kırmızıiçeren açık kırmızıbir renkte olabilir.

Kırmızırengi tarayan bir renkli kamera tüpünün aynızamanda siyah-beyaz

alıcılarında da kullanılabilen lüminans sinyalini ürettiğini biliyoruz. Ancak bu lüminans

sinyali, renk (hue) ve renk miktarıhakkında hiç bir bilgi içermemektedir. Dolayısıile renkli

TV alıcılarında, lüminans sinyali ile birlikte kullanılacak başka bilgilere ihtiyaç vardır. İşte

bu ilave bilgileri içeren sinyale “kroma sinyali” adıverilmektedir.

Bu sinyal vericide yardımcıbir taşıyıcıüzerine bindirilmekte, alıcıda ise tekrar ana

taşıyıcıdan ayrılmaktadır. Yardımcıtaşıyıcırenk farkısinyalleri tarafından özel bir biçimde

modülasyona tabi tutulmaktadır. Bu renk farkısinyalleri 3 çeşit olmakla birlikte sadece iki

tanesinin kullanılmasıyeterlidir.

3. Colour Burst:

Renk farkısinyallerinin bileşiminden oluşan kroma sinyalinin

alıcılarda demodülasyon yapmak için renk taşıyıcısının vericideki ile eşlenmesi gerekir.

Bunun için verici satır geri dönüşboşluklarına “Burst” denilen bir işaret gönderilerek

alıcıdaki frekans ile zamanlanmasısağlanır.

1.2.2. Plazma Televizyon

Plazma, maddenin katı, sıvıve gaz dediğimiz üç halinden farklıolarak elektriksel

anlamda nötr haldeki yüksek iyonize edilmişgaz karışımının elektrik enerjisiyle farklıbir

hale dönüştüğünde aldığıisimdir. Bugün bu teknoloji kullanılarak üretilen televizyonlar

Plazma TV olarak nitelendirilir.

 

. Plazma Panellerin Çalışma Prensibi

Plazma paneller, iki paralel cam tabakanın arasında yer alan ve ızgara şeklinde

yerleşik, içi plazma adıverilen neon ve xenon gazlarıile dolu binlerce odacıktan oluşur.

Elektrik akımıbu odacıklarda bulunan plazmaya ulaştığında, oluşan çok küçük bir

ultraviyole ışınımıfosforlu bir tabakaya çarparak kırmızı, mavi veya yeşil (RGB) renklerden

birine sahip bir piksel oluşturur. Ekran yüzeyinde oluşan bunun gibi yüz binlerce piksel bir

araya gelerek ekranda gördüğümüz görüntüyü oluşturur.

. Plazma Televizyona Sahip Olmanın Avantajları

. Plazmaların en büyük avantajı, sadece 8.8 cm. ile 13 cm. olan incelikleri,

25-60 kg. civarındaki ağırlıklarıdır.

. Duvara asılarak yerden ek tasarruf sağlar.

. Manyetik alanlardan etkilenmez.

. Yüksek kontrast ve parlaklık oranıile detayların daha net görünmesini ve

aydınlık ortamlarda bile rahatça izlenmesini mümkün kılar.

. Plazmalar merkezden köşelere kadar mükemmel görüntü sunar.

Ortalama 160 derecelik görüntü açısına sahip düz ekran yapıları, oturma

konumunuz ne olursa olsun kayıpsız görüntüler sunar.

Öte yandan, gerek kullanım ömrü, gerekse gelecek teknolojilere şimdiden hazır

olmalarıaçısından, plazmalarıuzun vadeli bir yatırım olarak görmekte yarar vardır.

1.2.3. LCD Televizyon

LCD'nin açılımıLiquid Crystal Displaydir. TFT-LCD monitörlerde ana teknoloji sıvı

kristallerdir. Bu kristaller ışığın geçişini engeller ya da ışığıserbest bırakır. TFT ise Thin

Film Transistordur. Bu teknoloji LCD panallerden görüntü üretilmesinde kullanılır. Bugün

TFT tekniğinin kullanıldığıLCD monitörler standart durumdadır.

. LCD Panellerin Çalışma Prensibi

LCD paneller, iki kat polarize cam arasında yer alan yüzbinlerce likit kristal hücreden

oluşur. Panelin arkasında bulunan güçlü lambalardan gelen ışık, yayılmayısağlayan

tabakadan geçerek ekrana homojen bir şekilde dağılır. Işık daha sonra TFT (Thin Film

Transistor) adıverilen ince film transistor tabakasından ve arkasından da her likit kristal

hücresine iletilen elektrik miktarınıayarlayan renk filtrelerinden geçer. Voltaj farkına göre

likit kristaller harekete geçer. Bu hareket şekline göre arkadan verilen ışığın şiddeti ve

kutuplaşma yönü değişir. Bu işlemlerin sonucunda da farklıoranda ve parlaklıkta kırmızı,

mavi ve yeşil renkleri oluşturan ve nihai görüntüyü sağlayan yüz binlerce piksel elde edilmiş

olur.

. LCD Televizyona Sahip Olmanın Avantajları

. LCD televizyonlar ince yapılarından dolayıhem yer kazancısağlarlar

hem de hafif olduklarından taşımasıkolaydır.

. Parlak ve yüksek çözünürlükte görüntü sunar. LCD televizyonlarda

ekranın nokta aralıklarınıgöremezsiniz. Uzaktan olduğu kadar yakından

da görüntüler aynışekilde mükemmeldir.

. LCD televizyonlar göz yormazlar, aksine odaklama sorunu olmadığından

daha keskin ve net görüntü sunarlar.

. Güç tüketimleri az ve plazma televizyonlara kıyasla daha uygun

fiyatlardadır.

. LCD televizyonların bir özelliği de dijital bağlantıyapmayısağlayan DVI

çıkışınıdesteklemeleridir. Bu sayede, LCD ekranları, hem televizyon

hem de monitör olarak kullanabilirsiniz.

1.2.4. HDTV

High Definition (HD) yayıncılık konusunda çalışmalar aslında 20 yıl kadar öncesine

dayanıyor. 1990’ların ortalarında ise HD teknolojisi bir yayıncılık standardıolarak kabul

görmeye ve bu teknolojiye uygun ürünler üretilmeye başlanmıştır. HD’nin televizyona

getirdiği en büyük yenilik hiç kuşkusuz görüntü kalitesi konusundadır. HD TV’ler,

görüntüsü herkesi cezbeden DVD filmlerden bile 4 kat daha kaliteli görüntü sunarlar.

Mevcut TV’ler 720x576 ekran çözünürlüğünde görüntü sunarken, HD TV’ler 1920x1080’e

kadar ekran çözünürlüklerini desteklerler. HD TV’lerde renkler ve şekiller normal TV’lere

kıyasla çok daha canlıve gerçekçi görüntülenir. Yeni kablolama sayesinde daha hızlıve

kaliteli veri akışısağlanabilir, TV yayını, sinemalardaki veya DVD filmlerdeki gibi 5.1

Dolby Dijital ses kalitesinde dinlenebilir.

HD teknolojisinin televizyona getireceği bir başka yenilik ekranın boyutu

konusundadır. Mevcut televizyonların ekran boyutu 4x3 oranında ve kareye yakın bir

şekildeyken HD uyumlu TV’ler 16x9 oranında ve daha dikdörtgenimsidir. Bu da sinema

perdeleri gibi panoramik bir görüntü sağlar. HD uyumlu yayınlar ABD ve Japonya’da

başladı, Avrupa’da aralarında Alman ZDF ve RTL’nin de bulunduğu birkaç kanal deneme

yayınlarınısürdürmektedir. Ayrıca 2005 yılında İstanbul’da oynanan Şampiyonlar Ligi final

maçı, HD kameralarla çekilmişilk büyük Avrupa organizasyonu olmuştur. 2006 Dünya

Kupasıkarşılaşmalarının tümü ise HD olarak çekilmişve dönüşümünü tamamlamışAvrupa

kanallarında HD kalitesiyle yayınlanmıştır. Türk televizyonlarının HD’ye geçişte çekingen

davranmasının en önemli sebebi büyük maliyet gerektirmesidir. HD yayınlarıbaşlatabilmek

için kameralardan VTR cihazlarına kadar bütün yayın cihazlarınıyenilemek gerekir. Bu da

sıfırdan bir televizyon kurmak kadar büyük bir masrafıberaberinde getirir.

HDTV konusunda şu anda iki farklıvideo format mevcuttur: 720p ve 1080i. İkincisi

daha fazla veri aktarımıve daha fazla yapım maliyeti gerektirdiği için çoğu TV kuruluşu

720p ülke 720p sistemini kullanmaya başlamıştır. Her iki türü destekleyen bir HDTV ile

hem 1080i hem de 720p yayınlarıseyretmek mümkündür.

 

1.3. Televizyonun Çalışma Prensibi

Televizyon hareketli resimlerin elektriksel yolla nakli olarak tanımlanır. Esasıresmin,

satırlar halinde taranmasıve bu sırada resim bilgisinin elektriksel işarete çevrilerek naklidir.

Alıcıuçta elektriksel işaret yine satırlar halinde taranarak resme çevrilir.

Bir televizyonun sisteminde verici taraf, resmi elektriksel işarete çeviren kamera, sesi

elektriksel işarete çeviren mikrofon ve güçlendiricisi yanında ses ve resim işareti ile modüle

edilen yüksek frekanslıvericiden meydana gelir. Televizyon yayın sisteminde nakil ortamı

uzaydır. Vericinin anteninden uzaya yayılan elektromanyetik dalgalar gerek resim ve gerekse

ses bilgisini sistemin alıcıtarafında bulunan televizyon alıcısının antenine kadar taşırlar.

Televizyon alıcısı, antenine gelen bu elektriksel işareti tekrar resim ve sese çevirerek göze ve

kulağa birlikte hitap eder.

1.4. Tv Yayın Sistemleri

Ülke Hat sayısı Ses modu Görüntü kanal genişliği

Türkiye PAL 625 FM 5

İngiltere PAL 625 FM 5,5

ABD ve Japonya NTSC 525 FM 4,2

Almanya PAL 625 FM 5

Fransa SECAM 625 AM 6

Rusya Federasyonu SECAM 625 FM 6

Brezilya PAL 525 FM 4,2

1.4.1. PAL Sistemi

Pal sisteminde ses taşıyıcıfrekansı, görüntü taşıyıcıfrekansından 6 MHz daha

ötededir. Böylece bu noktada birleşik renk sinyalinin genel bir manzarasıgörülmüş

olmaktadır. Bu prensipler ana hatlarıile PAL ve NTSC sistemlerinde aynıdır. Ancak PAL

sisteminde bazıek düzenler ile NTSC sisteminde görülen ve “hue distorsiyonu” adıverilen

renk değişmeleri önlenmiştir. Kroma sinyalinin fazı, renk ile doğrudan orantılıolduğu için

bu sinyalin fazında çeşitli sebeplerden dolayıoluşacak kaymalar, alıcıda renk değişimlerine

yol açabilmektedir. Daha önce de bahsedildiği gibi NTSC sisteminde, zaman zaman oluşan

bu değişmeleri düzeltmek için alıcıların üzerinde bir ayar düğmesi bulunmaktadır.

Bu iki sistemin arasındaki temel farklılıklar şunlardır:

1. K-S (Kırmızı-Sarı) sinyalinin ikincil (tali) taşıyıcısı, hat fazının tersine çevrilmiş

şeklidir. NTSC sisteminde bu faz ters çevrilmemiştir.

2. Renkleme fazı, alıcının mahalli osilatörünün K-S (Kırmızı-Sarı) renk sinyali

hakkında gerekli bilginin sağlanmasıiçin hat hat devreye sokulur.

3. Gönderme sırasında ortaya çıkabilecek faz hatalarını, ortadan kaldırmak amacıile

alıcıda bir hatlık gecikme hattıkullanılır. PAL renk sisteminin bir başka şekli olan PAL-S

renk sisteminde söz konusu gecikme hattıbulunmamaktadır. Hatlar arasıhataların

ortalamasının algılanma işlemini izleyicilerin renk sistemi gözleri yapar.

4. Değişik bir ikincil taşıyıcısistemin NTSC renkli sistemine üstün olduğu kabul

edilmiştir. Çok yönlü alma işleminden(tepelerden, binalardan ve diğer cisimlerden gelen

ekoların) alıcıtarafından ve diğer cisimlerden gelen faz ile ilgili hat hatalarına karşı

bağışıklığıvardır. PAL sinyali TV. alıcısıtarafından alındıktan sonra CRT’yi (televizyon

tüpünü) harekete geçirmek üzere bu sinyallerin tekrar parlaklık ve üç asal renk (kırmızı, yeşil

ve mavi) sinyallerine çevrilmesi gerekir.

NTSC sisteminde kullanılmakta olan kod açıcısıbenzer görünürse de içinde ayrıca 3.

58 MHz. ’lik osilatör vardır. PAL sistemindeki sviç kısmıveya referans osilatör faz

değiştirme tertibatıyoktur. Faz değiştirme tertibatının görevi, çok yönlü görüntü

akımlarından ileriye gelen sinyal gölgelenmelerinin ortaya çıkardığıve bitişik hatlardaki faz

hatlarınıyok etmektir.

1.4.2. SECAM Sistemi

Bu sistem, Fransızlar tarafından geliştirilip kullanılan bir renk sistemi olup, hem

NTSC ve hem de PAL sisteminden oldukça farklıdır. SECAM sisteminde kırmızı, yeşil ve

mavi renklere ait bütün bilgiler aynıanda değil sıra ile gönderilir. SECAM (Siguential

Conlıur a Mimoire) renk sistemi Fransa ve Rusya Federasyonunun etki alanlarında, müşterisi

olan ülkelerce kullanılmaktadır.

SECAM sisteminde renk bilgisi K-S (Kırmızı-Sarı) ve M-S (mavi-Sarı) gibi renk

farklarınca frekans modülasyonuna uğratılmış ikincil taşıcılarla gönderilir. SECAM

sisteminde renk fazıönemli değildir. Bu sistemde renk kodunun çözümü fazdan çok ikincil

taşıyıcının frekansına dayanır.

SECAM renk sisteminin avantajları, bu sistemde hem NTSC ve hem de PAL

sisteminden daha basit bir alıcıkullanılmasıve ayrıca NTSC ile PAL sistemlerinde bulunan

faz probleminin bulunmamasıdır.

Ama bu avantaj, sıralı(sekanslı) renk sisteminin kullanılmasının gerektirdiği uzun

stüdyo işlemleri sebebiyle yok olmaktadır. SECAM renk sisteminde sinyalin Kırmızı-Yeşil-

Mavi sırasına göre çözümlemeden ve daha sonra bunu kaydetmeden görüntü karışımını

yapmak olanaksızdır. SECAM sistemi iki tane olup, bunlardan birisi yatay, diğeri dikey

olandır.

 

1.4.3. NTSC Sistemi

Birbirleriyle uyumlu olmayan üç renk taşıma standardıhalen kullanılmaktadır.

Bunlardan en eskisi A. B. D.’ de National Televizion Standarts Committee tarafından

benimsenen NTSC sistemidir. Bu sistem daha sonra A. B. D.’ de kullanılacak renkleri

belirlemek üzere 1950 yılında yenileştirilmiştir. Bu renk sistemi, her üç asal renge (kırmızı,

yeşil ve mavi) ait bilgiyi birlikte gönderir. Kırmızı, yeşil ve mavi renklerle ilgili kısımların

kullanılmış olması, bir diğer renk gerektiğinde bu asal renklerin gereken oranda

karıştırılmasıyla elde edilmesini sağlar. Bu sistemde renk bilgisi iki renk arasıfark sinyali

olarak gönderilir. Siyah-beyaz sinyalin üstüne bindirilen renk sinyalleri yüksek frekanslı

ikincil renk taşıyıcıyımodüle etmekte kullanılır.

1.4.4. Multisistem

Multi sistem televizyonlar pal, ntsc, secam yayın sistemlerine uyumlu her üç yayın

sisteminde görüntüleri gösteren televizyon türüdür.

1.5. FarklıTürde Yayın Dağıtımları

1.5.1. Kablo TV

 

Kablo TV, değişik ortamlardan gelen analog ve/veya sayısal radyo, televizyon (TV)

ve data sinyallerinin birleştirilip çoklanarak sayısal paketler ve/veya analog sinyaller halinde,

fiber ve/veya koaksiyel kablolar üzerinden abonelere/kullanıcılara, etkileşimli haberleşmeyi

(interaktiviteyi) sağlayacak şekilde, iletilmesidir. Kablo TV işletmeciliğinde

abonelere/kullanıcılara genişbantlıve hızlıinternet erişimi, genişband veri aktarımı, sayısal

ve/veya analog TV ve radyo yayınıve multimedya hizmetleri verilmektedir.

Dünyada hızlıbir gelişme gösteren kısaca kablo TV (Cable TV) olarak tanımlanan

kablo ağıilk döneminde sadece analog televizyon yayınlarının kesintisiz ve net bir şekilde

televizyon izleyicilerine ulaştırılmasına yönelik olarak geliştirilmişti. Daha sonralarıbu alt

yapının özellikle fiber koaksiyel karma (HFC) yapıya dönüşmesi ile daha genişbant

kapasitesi, daha çok yayın ve katma değerli hizmetlerin sunulabilmesinin yanısıra, ses

görüntü ve bilgi iletiminde kullanıcıların evindeki ve/veya işyerindeki bağlantınoktalarına

kadar bütün iletişim altyapılarından ve tekniklerinden daha ileri bir imkân oluşturmuştur.

Ayrıca tek bir veri aktarma yolu üzerinden video yayıncılığı, ses iletimi, data ve internet gibi

etkileşimli hizmetlerin yapılabilmesi, bu hizmetlerin kullanıcıya daha uygun fiyatla

sunulabilmesine olanak tanımaktadır.

Basit bir anten sınırlısayıda TV yayınınıçekebilirken kablo TV daha fazla sayıda

yerli-yabancıTV kanalına erişimi sağlar. Kablo TV hizmetinden yararlanabilmek için

bulunulan bölgenin Kablo TV altyapısının da olmasıgerekir. Hizmetin yürütüldüğü

illerimizde yaklaşık 2.500.000 aboneye Kablo TV hizmeti verilebilir bir alt yapıkapasitesi

hazırlanmışolup, şu anda şebekeye bağlıyaklaşık 1 milyon mevcut aboneye servis

sağlanmaktadır. Kablo TV aboneleri aynıhattan internet erişimi de sağlayabilir. Hava

koşullarıantene bağlıtelevizyon yayınlarınıolumsuz etkilerken kablo TV yayınlarında bu

sorun yaşanmaz.

 

1.5.2. Ücretli Uydu Yayıncılığı

20’nci yüzyılın sonlarında dünya, teknolojik devrim olarak nitelendirilen bir

gelişmeye tanık olmuştur. Teknik anlamda, ses ve görüntülerin 1 ve 0’lardan oluşan serilere

çevrilmesi anlamına gelen dijitalizasyon, her türlü verinin (ses, resim, metin, video) daha

kaliteli ve daha düşük maliyetle elektronik ortamda saklanması, işlenmesi ve yüksek bir

hızda iletilmesine olanak tanımaktadır. Bunun sonucu olarak, ses, veri ya da görüntünün

dijital iletimi arasındaki teknik farklılıklar ortadan kalkmakta, bir başka deyişle yeterli iletim

kapasitesi olduğu takdirde her çeşit bilgi, her türlü iletim ortamı(kablo, uydu, karasal verici)

üzerinden taşınabilmektedir. Dijitalizasyon aynızamanda mevcut frekans spektrumunun ve

kablo kapasitesinin etkin kullanımısayesinde daha fazla ve kaliteli hizmet verilmesini

sağlamakta ve en önemlisi çift yönlü interaktif hizmetlerin oluşumuna zemin

hazırlamaktadır.

Yayıncılık, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri sektörlerinin yakınlaşma içinde

olduğu ve bu yakınlaşma sonucunda yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkacağıbir gerçek olsa

da, ne tip yeni pazarların oluşacağıçok belirgin değildir. Nitekim, dijital teknolojiye olan

büyük ilginin ticari açıdan en riskli yönü şirket stratejilerine müşteri tercihlerinin değil,

gelişen teknolojinin yön vermesidir. Yeni teknolojilerin ortaya çıkışında hep karşılaşıldığı

üzere, tüketicilerin gerçek talepleri belirsizlik içermektedir. Ancak bu belirsizlik dijital

ücretli TV için çok geçerli değildir. Dijital ücretli televizyonun, teknolojik gelişme sonucu

piyasa ve hizmetlerin ortaya çıkmasınısağlayan en önemli platform konumunda olduğu çok

açıktır. Her ne kadar dijital dünyanın sunduğu evden alışverişgibi bazıhizmetlere ilişkin

tüketicilerin olasıtaleplerinin ne olacağınıbelirlemek güç olsa da, tüketicilerin kaliteli

filmler ve popüler spor olaylarıiçin ödeme yapma eğiliminde olmalarıve televizyon

operatörlerinin yayın haklarıiçin ödedikleri ücretler, dijital ücretli TV’nin konumunu

güçlendirmektedir. Diğer yandan arz açısından bakıldığında dijital teknolojinin, yayıncılık

sektöründe sağladığıetkinlik ve maliyet etkinliği ile değişiklikler teşebbüslerin gözünde bu

pazarın cazip hale gelmesine neden olmaktadır. Nitekim, dijitalizasyon ve sıkıştırma

teknolojisi, aynıiletim ortamların etkin kullanımınısağlamak suretiyle analog yayına göre

çok daha fazla kanalın iletilmesine, hizmetlerin kalitesinin artmasına ve en önemlisi çift

yönlü interaktif hizmetlerin oluşumuna olanak tanımaktadır.

Dijitalizasyon, yayıncılık anlayışınıönemli ölçüde değiştirerek sınırlımiktarda

bilginin radyo frekanslarıüzerinden analog olarak genişbir izleyici kitlesine tek yönlü

iletiminden, sınırsız miktarda bilginin bölünmüşizleyici kitlelerine çeşitli geniş-bant hatları

üzerinden dijital olarak interaktif iletimine geçilmesine olanak sağlamıştır

Dijitalizasyon, klasik yayıncılık anlayışınıtamamen değiştirerek televizyonu çok

amaçlıbir multimedya terminaline dönüştürmüştür. Dijital platform sayesinde bir TV kanalı

üzerinden çok sayıda ve çeşitte program kanalıalabilmek mümkündür. Bu kanallar, genel

kanallar ile spor, film, müzik, çocuk gibi tematik kanalları, radyo kanallarınıve evden

alışveriş, evden bankacılık, internet gibi interaktif hizmetleri de içerebilir. Ancak sunulan

bütün kanallar birlikte değil, paketler halinde pazarlanmaktadır. Genelde temel paket adı

altında genel kanallar bir kaç film ya da spor kanalıile beraber pazarlanmaktadır. Yayıncı

firmalar, bu temel pakete ek olarak farklıilgilere hitap edebilecek kanallarıayrıayrı

paketlerde satışa sunmaktadırlar. Böylece, izleyicilere genişkapsam sunulmakta ve seçme

hakkıtanınmaktadır. Tematik kanallar, dijital TV yayıncılığında çok önemli bir yere sahiptir.

Özellikle film ve spor kanallarına yoğun bir talep vardır.

LNB ANTEN RECIVER

Dijital yayıncılık analog yayıncılıktan farklıolarak program zamanlarının ve izlenecek

programların kontrolünün izleyiciye bırakılmasına olanak sağlamıştır. Bu gelişme, özellikle

film yayınıiçin kullanılan izle-ve-öde, paralel kanallarda isteğe bağlıprogram ve isteğe bağlı

program hizmetlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İzle-ve-öde (pay-per-view)

sisteminde, programların saatleri normal kanallarda olduğu gibi yayıncıtarafından

belirlenmektedir; ancak izleyicilere sadece izledikleri programın ücretini ödemeleri imkanı

tanınmaktadır. Örneğin paralel kanallarda isteğe bağlıprogram sisteminde, aynıprogramlar

farklıkanallarda belirli aralıklarla -genelde her 15 dakikada bir- tekrar başlatılmaktadır.

Dolayısıyla, izleyici neredeyse program zamanınıkendisi belirlemektedir. İsteğe bağlı

program sistemi ise izleyicinin istediği zaman istediği programıseyretmesine ve sadece onun

ücretini ödemesine olanak tanımaktadır.

İzleyiciler evlere kadar ulaşan yayınlarıseyredebilmek için en son aşamada

televizyonlara bağlanan set-üstü-kutulara (dekoder) ihtiyaç duymaktadırlar. Set-üstükutuların

mevcut düzende ilk işlevi dijital olarak gelen yayınlarıanalog hale çevirmektir.

Halen kullanılmakta olan televizyonlar sadece analog yayınıalabilecek şekilde üretilmiştir.

Dolayısıyla, dijital yayına tamamen geçildikten sonra şifresiz olarak yayınlanan programları

alabilmek için bile set-üstü-kutular gereklidir. Set-üstü-kutular, sadece yetkili izleyicilerin

yayınlarıalmasınısağlayan koşullu erişim sistemi ile elektronik programlama rehberi ve

uygulama programıarayüzü içermektedirler.

 

1.5.3. Pay TV

Pay TV, parasıödenerek alınan ve belli sayıda kullanıcısıolan (genellikle şifreli yayın

ile sağlanır ) yayın yapan kanallara verilen genel isimdir. “Pay per view” ise istediğiniz an

havuzdaki bir program veya filmi seyretmenize yarayan bir teknolojidir. Ödemeli-TV, bir

video akışının bir yayın kanalından şifrelenmişhalde iletilmesidir. Kullanıcılar ücretlerini

ödedikleri programlarıizleyebilirler. Şifreli televizyon kanallarının yayınlarıkurulan

cihazların yardımıyla ücreti ödenerek izlenebilir.

Açık yayınlarla ödemeli yayınlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Reklam

gelirleriyle yayınların finanse edildiği açık yayıncılıkta, ticari ilişkiler yayıncıve reklam

veren arasında şekillenirken, ödemeli yayıncılıkta program sağlayıcısıve aboneler arasında

bir ticari ilişki söz konusudur (her ne kadar ödemeli yayıncılar da reklam geliri elde etseler

de, asıl gelirleri abonelik ve “izlediğin kadar öde” [pay per view] ücretlerinden

oluşmaktadır.). İlk durumda izlenme paylarıve reklam oranlarıkilit konumundayken, ikinci

durumda hedef grupların ilgisini cezp etmek üzere yayın programlarının şekillendirilmesi

önem kazanmaktadır. Bunun sonucunda, açık yayıncıizleyici ile dolaylıbir ilişkiye sahiptir

ve izleyici bir programıancak aynıanda yayınlanan diğer programlara kıyasla daha tercih

edilebilir ise izlemektedir. Oysa ödemeli TV yayıncısının izleyici ile doğrudan bir ilişkisi

vardır. Bu yayıncılık türünde yayıncıizleyici tercihlerini titizlikle tanımlamak ve farklı

tercihleri özel olarak hedef almak zorundadır. İzleyici, ancak ödemeli yayınlanan içerik açık

televizyon tarafından karşılanamayan önemli bir ihtiyacısağlıyorsa para ödemeye razı

olmaktadır. Bu yayınlar özellikle futbol karşılaşmalarının yayınlanmasıile ilgi çekici

olmuştur.

1.5.4. İnternet Üzerinden Televizyon Yayıncılığı

Dijital Medya Yayıncılığı(Media Streaming) multimedya dosyaların beklemeden

anında izleyicilere ulaşmasınısağlayan teknolojilerin tümüdür. Yayın sürekli veriler halinde

aktığıiçin (streaming) internet TV de denilebilir. İnternet Teknolojilerindeki hızlıgelişme ve

yetenekleri artan cihazların, yüksek kapasiteli işlemcilerin, ses ve video kartlarının

fiyatlarının uygun seviyelere inmesi ve ağerişiminin kapasitesindeki artışson yıllarda web

tabanlıyayıncılığın önünü açan en önemli unsurlardır. Kısa süre öncesine kadar cihazların

düşük kapasiteleri ve dar bant genişlikleri nedeniyle metin ya da resim tabanlıstatik

dosyalarla sağlanan bilgi alışverişi yerini dinamik görüntü tabanlıiletişime bırakmaya

başlamıştır.

Bugün geldiğimiz noktada genişbant aralıklarısayesinde farklıformatlarda video ve

ses dosyalarınıinternet üzerinden bilgisayarımıza indirmeden (streamline olarak) izleyip

dinleyebiliyoruz. Bunun ötesinde mevcut teknolojiler internet üzerinden canlıyayın

yapılmasına olanak sağlamıştır. Bu noktada web üzerinden yapılan yayınlar literatürdeki

yerini almaya başlamıştır. Web üzerinden yapılan televizyon yayıncılığının konu kapsamının

alışılagelmiştelevizyon yayıncılığıile aynıolduğu fikrinden hareketle web üzerinden

yapılan tüm yayınların televizyon yayıncılığıkapsamına girmediğini söyleyebiliriz.

Günümüzde web sayfalarıüzerinden yayın yapan sitelerin çoğu bu yayınlarıtanıtım amaçlı

olarak yapmaktadır.

Teknolojik gelişmeler gelecekte web tabanlıtelevizyon yayıncılığının web tabanlı

diğer yayınlardan ayrılarak önemini artıracağına işaret etmektedir. Web tabanlıyayınların

kısa tarihi görsel ve sesli medyaların bilgisayar ile tanışmasının tarihi 1970’leri bulur.

Multimedya dosyalarının çalıştırılabilmesi, basit düzeyde görsel ve sesli materyalin

izlenebilmesi için bilgisayarların yeterli işlemci gücü, kesintisiz veri akışıiçin yeterli ara

bellek ve medyaların akışınıdestekleyecek ölçüde veri yolu genişliği gibi belli donanımsal

özelliklere sahip olmasıgerekmektedir. Özellikle 1980’lerden sonra bilgisayar medya

verinin işlenebilmesi yönünde geliştirilmiştir.

80'li yıllarda ağteknolojileri verinin ağüzerinden transferi için gerekli teknolojiye

sahip değilken 90'lıyıllarda CD vb. yüksek kapasiteli medyaların geliştirilmeye başlanması

multimedya verinin CD’lerle taşınmasına olanak vermiştir. 90’lardan sonra ağ bant

genişliğinin artması, internet teknolojilerinin ve multimedya verinin gereksindiği cihazların

gelişimi ve multimedya verinin ağ üzerinden transferini sağlayacak protokollerin

geliştirilmesi multimedya verinin son kullanıcıya ulaşmasınısağlamış, görüntü ve ses

dosyalarıofis ve evlerde kullanılan bilgisayarda, el bilgisayarlarında ve cep telefonlarında

izlenebilir hale gelmiştir. Teknolojideki bu gelişmeler sayesinde yayıncıkuruluşlar

yayınlarını farklı iletim ağları kullanmadan internet üzerinden izleyicilerine

ulaştırmaktadırlar.

2. TELEVİZYON VE DİĞER KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

2.1. BasılıYayınlar ve Televizyon

 

15.yüzyıldan beri gelişerek süre gelen basılıyayınlar, özellikle gazete ve dergiler,

denilebilir ki radyonun bulunuşuna kadar en önemli, belki de tek olarak görebileceğimiz

haber kaynaklarıidi. Radyonun kitle iletişim aracıolarak hizmet yapmaya başlaması, haber

alma kaynağında çok önemli değişiklikler yapmıştır. Çünkü o zamana kadar okuma bilme

koşuluna bağlıolan haber alma duyma yolu ile alınacak duruma geliyordu. Artık konuşan bir

gazete ortaya çıkıyordu.

Radyonun anında büyük kitlelere ulaşabilmesi, ses yolunun etkinliği, gazete ve dergi

okunmasınıbüyük çapta etkilemiştir. Zamanla bu etkileme, gazete ve dergileri gerek

tekniklerinde, gerekse içeriklerinde değişiklikler yapmaya zorlamıştır. Önemli makale

yazarlarının ortaya çıkışı, haberlerin radyoda verilenden daha ayrıntılıverilmesi, konularda

çeşitlilik, bol resimli hikâye, roman, karikatür gibi okuyucu ilgisini çeken unsurların yer

alması, basılıyayınlarda önce radyonun, daha sonralarıtelevizyonun bulunuşu ile meydana

gelen değişikliklerdir. Radyo ve televizyonun etkisiyle gazetelerdeki reklâm geliri de

düşmüştür. Şirketler belirli kitleye seslenen yazılıkitle iletişim araçlarıyerine daha geniş

kitlelere seslenebilen radyo ve televizyonu reklâm yayınlarında tercih etmektedir.

Televizyonun 1945'den sonra birçok ülkede yayına başlamasıise, basılıyayınlara daha

genişbir darbe indirmiştir, denebilir. Televizyonun diğer kitle iletişim araçlarına olan

etkisinden en çok etkilenenlerden biri de gazete, dergi gibi yazılıbasın olmuştur. Radyonun

etkisi ile kendinde değişiklik yapan, yenilenen basın, bu kez de televizyon karşısında

rekabete kendini zorlamıştır. Öncelikle basılıyayınların sayısında hızlıartışolmuşve

okuyucu gruplarının beğeni ve gereksinimlerine uygun olarak değişik gazete, dergi, kitap

yayınlanmaya başlanmıştır.

Televizyonun gazete, kitap, dergi okumaya olan etkisini ölçmeyi amaçlayan pek çok

araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırmaların çoğunda televizyon izlemenin, genel olarak

gazete, dergi, basılıyayınlarıokumayıazalttığıortaya çıkmıştır. Bu azalma, televizyon

izleyicisinin toplumsal ve ekonomik durumu ile bağlantılıdır. Söz gelimi, entelektüel kişinin

TV izleme alışkanlığı, kitap okuma alışkanlığınıçok az etkiler. Eğitim ve kültür düzeyi

düşük kişilerde ise televizyon bir eğlence aracıolarak kabul edildiğinden, onunla verilenlerle

yetinilmekte, dolayısıyla okuma oranıdüşmektedir.

Ayrıca televizyonun gazete ve dergilere göre çok daha hızlıbir iletişim aracıolması,

herhangi bir yerde meydana gelen bir olayın anında izleyicilere sesi ve görüntüsüyle birlikte

aktarılabilmesi, yazılıbasına olan ilgiyi her geçen gün azaltmaktadır. Yazılıbasın buna

karşılık yoruma daha çok yer vererek olaylarıdaha ayrıntılıinceleyerek kendine olan ilgiyi

sürdürmeye çalışmaktadır. Günümüzde internetin de devreye girmesi yazılıbasına olan ilgiyi

azaltmaktadır.

2.2. Tiyatro ve Televizyon

Radyo ve televizyon tiyatro ile ilişki içerisindedir ve birbirinden etkilenmektedir. Her

şeyden önce tiyatro türü, gerek radyo ve gerekse televizyonda her iki aracın ilk yıllarından

beri kullanılmaktadır. Bu yönden bakıldığında radyo ve televizyonun o ülkenin tiyatrosu (

bu kavram, genişanlamında opera ve baleyi de kapsamaktadır ) ile yakın bir işbirliği içinde

olmasıdoğaldır. Bu ilişkinin, televizyon ve sinema ilişkisinden farklıolarak, sanatçı, oyun

alışverişi yanında, tiyatronun bu kanallarla halka götürülmesinde yardımcıolduğunu da

belirtmek gerekir. Çoğu ülkelerde radyo ve televizyonun tiyatro bölümlerinde daha önce

tiyatro alanında çalışmış, deneyimleri olan kişilerin çalıştığıbir gerçektir. Ayrıca yoğun

biçimde, tiyatrodan sanatçıalınarak, radyo televizyona uygulanan tiyatro eserlerinde ve

televizyon dizilerinde oynamalarıistenir.

Bu ilişki dışında, gerek radyo, gerekse televizyon tiyatroya gitmeyi eğlence aracı

olarak bakıldığında olumsuz etkilemiştir. İnsanlar daha az tiyatroya gitmeye başlamıştır.

Tiyatroyu sanatsal olarak düşünürsek bu olumsuz etkinin daha az olduğu görülür. Pek çok

deneyimli tiyatrocu, sahne çalışmalarından yeterli gelir edinemediği için televizyon

dizilerinde oyunculuk yaparak kazanç elde eder. Ayrıca TV izleyicileri televizyondan

tanıdıklarıoyuncuların rol aldığıtiyatro oyunlarına ilgi gösterebilirler.

2.3. Sinema ve Televizyon

Kitle iletişim araçlarıiçerisinde radyo ve özellikle televizyondan en çok etkilenen

sinema endüstrisidir. Bugün radyonun sinemaya etkisi fazla olmamakla birlikte, radyonun ilk

yıllarında bu etki yoğun olmuş; kitleler yanlarına gelen bu kitle iletişim aracınıdiğer kitle

iletişim araçlarına özellikle de sinemaya tercih etmişlerdir.

Sinemanın yayından etkilenmesi asıl televizyonun kitle iletişim araçlarıarasına

girmesi ile olmuştur. Ses yanında görsel gereksinmeyi de karşılaması, televizyonu sinemanın

rakibi durumuna getirmiştir denebilir. Televizyon programlarındaki çeşitlilik, izlemenin

fazla çaba gerektirmeden oluşu, özellikle televizyonun ilk yıllarında sinemaya gitmeyi

etkilemiştir. Bu konuda yapılan bilimsel araştırmalar yanında, durumu en iyi belirten, sinema

bilet gişeleridir. Televizyon yayınının başladığıilk ülkeler olarak ABD ve İngiltere'de

yapılan araştırmalarda televizyonun sinemaya olan etkisi yapılan araştırmalarla saptanmıştır.

Örneğin ABD'de 1946 yılında 82 milyon kişi sinemaya giderken, televizyonun etkisi ile bu

sayı1955 yılında 46 milyona düşmüştür. Sinema bilet gişesinden elde edilen bu sayılar

televizyonun, özellikle gelişme yıllarında ne denli etki yaptığınıaçıkça göstermektedir.

Televizyonun sinemaya gitme alışkanlığınıolumsuz yönde etkilediği diğer ülke

İngiltere'dir. Örneğin 1946'da sinemaya gidenlerin sayısı15 milyondan fazla iken 1959'da bu

sayıyarıya düşmüştür. Fransa'da ise 1957'de sinemaya gidenlerin sayısı41 milyon

iken,1959'da 35 milyona inmiştir.

Gelişmişülkelerde televizyon yayıncılığının başlamasıyla sinema filmi yapımcıları

seyircilerini geri kazanmak için birtakım yeniliklere gitmişlerdir. TV ekranının küçüklüğünü

vurgulamak için sinema perdeleri gitgide büyütülmüş, görsel efekti bol büyük masraflı

filmler gösterime sokulmuşve TV o yıllarda renksizken sinemalar için renkli filmler

çekilmeye başlanmıştır.

Ülkemizde ise durum televizyon yayıncılığının daha geç başlamışolmasınedeniyle

daha belirgindir. Genel olarak salon sahiplerinin, salonların boşolmasından yakınmaları,

birçok sinema salonunun kapanması, televizyonun sinemaya giderliği azalttığınıortaya

koymaktadır.

Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte VCD, DVD, internet gibi araçların gelişmesi

sinemaya gitme alışkanlıklarınıazaltmıştır. Kitleler sinema salonlarına gitme yerine çok

daha ucuza evlerinde bu araçlarla filmleri izlemeyi tercih etmektedir. Sinema sektörü

özellikle ülkemizde uzun süren sessizliğin ardında özellikle son yıllarda çekilen yeni

filmlerin etkisiyle izleyicileri yeniden sinema salonlarına çekme başarısınıgöstermiştir. Bu

filmlerde daha çok popüler oyuncuların oynatılması, ilgi çekici konuların filme çekilmesi

ilgiyi artırmıştır.

Televizyonun sinema endüstrisine olan etkisi yanında, televizyon ile sinema arasında

yakın işbirliği görülmektedir. Bunun en belirgin örneği, sinema endüstrisi tarafından yapılan

sinema filmlerinin televizyonda gösterilmesidir. Ayrıca, doğrudan televizyon için bu endüstri

tarafından film yapımı, televizyondaki programlarda sinema sanatçılarının yer alması, yine

televizyonda tanınmış kişilerin filmlerde oynaması, televizyon ile sinema arasında

belirtilebilecek önemli ilişkilerdir. Ayrıca televizyonda sinemalarda gösterilen filmlerin

tanıtımının ve reklamının yapımıda sinema izleyicisini artırmaktadır.

 

2.4. Radyo ve Televizyon

Radyo ve televizyon yayın sözcüğünü oluşturan iki farklıteknik buluştur. Aralarında

birçok benzerlik vardır. Temel farklılıklarıise radyonun sese, televizyonun hem sese hem de

görüntüye dayalıolmasıdır. Ayrıca radyo her yerde taşınabilmesi, her yere girebilmesi

nedeni ile televizyona göre daha avantajlıdır. Radyonun sadece sese dayalıolması

televizyona göre daha hızlıbir iletişim aracıolmasınısağlamıştır. Radyo ve televizyonun bu

ayrılıklarına rağmen ortak özellikleri daha fazladır. Bu ortaklıklar şunlardır:

A) Radyo ve televizyon daha inandırıcıdır,

Görüntülü ve sesli olmaları, olayların olduğu yerlerden yapılan kayıtların

yayınlanmasınedeniyle diğer araçlara göre daha inandırıcıdırlar.

B) Radyo ve televizyon yayınlarında yanıltma vardır,

Yayın araçlarından seslenen kişilerin doğrudan halka seslendiği yanıltısıvardır. Bu

yanıltma radyo ve televizyonun anında seslenme niteliğine sahip olmasındandır. İzleyici

konuşan kişinin doğrudan kendisine seslendiğini hisseder ve bu nedenle yanılır.

Yayın araçlarının bir diğer özelliği de olaylarıolduğundan daha dramatik bir biçime

sokmak ya da o etkiyi bırakma özelliğidir. Bu şekilde kitleleri dramatik olarak etkileyip

olaylara bakışkonusunda yanıltabilir.

Yayın alanında çalışan kişiler sesleri duyulan ve kendileri görülen kişilerdir, herkesçe

tanınmalarıünlü olmalarınısağlar bu nedenle önemli ve güçlü olarak düşünülürler. Bu da

söylediklerinin doğru olduğu düşüncesini doğurur.

İzleme özel bir çabayıgerektirmez, verilenleri nakleden araçlara sahip olma ve

gerektiğinde bunlarıaçmak yeterli olur. Yayınlar zamanla sınırlıdır bu nedenle bazı

konularda çok fazla ayrıntıya yer verilemez. Yayınlar her kesime hitap ettiği için yer verilen

konular arasında denge sağlanmalıdır. Yayın sırasında izleyici o an için kaçırdığıbir sesi ve

görüntüyü ancak program tekrarlanırsa izleyebilir yazılıbasındaki gibi dönüp anında

okuyamaz.

Televizyon yayıncılığıbirçok konuda hem teknik hem de program tür ve içerikleri

açısından radyo yayıncılığından etkilenmiştir. Radyoya görüntü unsurunu ekleyip program

içeriklerini de buna göre oluşturmuştur.

2.5. İnternet ve Televizyon

Milyonlarca bilgisayardan oluşan, binlerce bilgisayar ağınıbirbirine bağlayan küresel

ağa internet denir. Bu ağın bir yöneticisi yoktur. Internet kullanıcılarıbirbirleri ile

haberleşmek için ortak bir anlaşma dili kullanır. Bu protokol sayesinde donanım ve

yazılımdan bağımsız olarak bilgisayarlar arasıiletişim mümkün olur.

Bu anlaşma dilinde her bilgisayarın bir adresi vardır. Bu adresler numaralarla

bilgisayarın IP adresi şeklinde ifade edilir. Tıpkıher evin bir adresi, her telefonun bir

numarasıolduğu gibi. Bu adreslere bilgiler en kestirme yoldan ulaşır. Ulaşım için diğer

bilgisayarlardan yararlanılır. Haberleşen iki bilgisayar arasındaki diğer bilgisayarlar

kendilerine ait olmayan bilgi paketlerini diğer bilgisayara aktarırlar. Dünyadaki milyonlarca

bilgisayarıbirbirine bağlayan bir ağolan internet günümüzün hızla gelişen kitle iletişim

araçlarının başında gelir, her türlü bilgi ve verinin aktarımında kullanılan önemli bir araçtır.

İçerik olarak bütün kitle iletişim araçlarından yararlanır, yayın olarak ta diğer kitle iletişim

araçlarıbu teknolojik ağdan yararlanmaktadır. Etkinliği her geçen gün artan internet

televizyonu da etkilemiştir. Televizyonda diğer kitle iletişim araçlarıgibi yayınlarında

internetten yararlanmaktadır. İnternetin yaygınlaşmasıtelevizyona olan ilgiyi azaltmaktadır.

İnternet, yapısıitibariyle hem radyo hem de televizyon yayınlarınıbünyesinde

barındırabilir. Bu bakımdan radyo ve televizyondan daha avantajlıdır. Ayrıca internet, bu iki

klasik iletişim aracına göre daha interaktiftir. İnternet kullanıcılarıistediklerini seçme

konusunda sınırsız özgürlüğe sahiptir. Hem yayıncılarla hem de kullanıcılarla iletişim

kurabilme şansına sahiptir.

 

3. TELEVİZYON İZLEME ÖLÇÜMÜ ARAŞTIRMALARI

3.1. Televizyon İzleme Ölçümü Araştırmalarının Tarihçesi

3.1.1. Dünya’da TV İzleme Ölçümü Araştırmalarının Tarihçesi

 

Radyo ve televizyon yayınlarının izleyiciye etkisi, bu yayınların amacına ulaşıp

ulaşamadığı, ne kadar insana ulaştığı, bu konularda yapılacak araştırmalarla saptanabilir.

Kitle iletişimi ile gönderilen mesajın etkili olabilmesi için öncelikle izleyicinin tanınmasıve

bilinmesi gerekir. Bunun için de mesajın gönderileceği doğru zamanın seçimi, anlaşılır bir

dil kullanmak, alıcının tutum ve değerleri ve içinde yer almasıistenilen küme standartlarıile

ilgili bilgilerin bilinmesi gerekir.

Gerek izleyiciyi tanıma, gerekse yayınların etkilerini saptama amacıile yapılan

araştırmalarda farklışeyler araştırmakla birlikte, kullanılan yöntemler yönünden benzerlik

vardır. Bu konuda en ileri düzeyde olan ABD’de bu amaçla, teknolojinin de yardımıyla

değişik araştırma yöntemleri uygulanmaktadır. Özellikle gelişmişülkelerde bu araştırmalar

çok sık yapılmaktadır. Bu konuyla ilgilenen belli başlıaraştırma örgütleri kurulmuştur.

Radyo televizyon yayın örgütleri çoğunlukla yayınların etkilerini ölçmek üzere bu tür

örgütlere araştırma yaptırmaktadır. ABD’de ki bu tür kuruluşlara örnek olarak Nielsen, Elma

Roper, Haris, Gallup gibi kuruluşlar verilebilir.

 

3.1.2. Türkiye’de TV İzleme Ölçümü Araştırmalarının Tarihçesi

Türkiye'de TV izleme ölçüm araştırmalarıilk kez AGB Anadolu AŞaracılığıyla 1989

yılında başlatıldı. AGB Anadolu AŞölçümlerine ilk olarak İstanbul'da 150 hane ile başladı.

AGB Anadolu’nun “AGB” kısmı18 ülkede reyting ölçümleri yapan uluslararasıbir firmayı,

“Anadolu” kısmıise Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesini temsil etmektedir. AGB

şirketi günümüzde AGB Nielsen adınıalmıştır. Denetim görevi ise Eskişehir’de bulunan

Anadolu Üniversitesinden Ankara’daki Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ne kaydırılmıştır.

1992 yılında medya piyasasınıtemsil eden reklam veren firmalar, reklam ajanslarıve

TV kanallarıtemsilcileri, Türkiye'de gerçekleştirilen TV izleme ölçüm araştırmalarını

denetlemek ve etkin kullanımınısağlamak amacıile bir araya gelerek TİAK'ıoluşturdular.

Açılımı"Televizyon İzleme AraştırmalarıKomitesi" olan TİAK, uluslararasıaraştırma

şirketlerine yönelik açtığıihale sonucunda AGB Anadolu'yu ülkemizde TV İzleme

Araştırmalarınıgerçekleştirecek ve sunacak araştırma firmasıolarak seçti. 1989’dan bu yana

ülkemizde izleme ölçümü gerçekleştiren tek firma olan AGB Anadolu, 1989’da 150 olan

panel aile sayısını1999 yılında 1951’e ulaştırdı. Günümüzde ise panel aile sayısı2.201’e

ulaşmıştır. 21 il merkezindeki ve büyük ilçelerdeki bu aileler televizyonlu ve telefonlu

milyonlarca aileyi temsil etmektedir.

3.2. Televizyon İzleme Ölçümü Araştırma Yöntemleri

Televizyon izleme ölçümleri birçok değişik yöntemle yapılabilmektedir. Bunlar

Türkiye’de uygulanan panel aile yöntemi, internet yoluyla yayın ölçümü ve anketlerdir.

Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim.

3.2.1 Panel Aile Yöntemi

. İzleme Ölçümü Nasıl Yapılıyor?

 

AGB’nin izleme ölçümü sistemi dört aşamadan oluşmaktadır.

 

a. Veri TabanıAraştırması:

AGB Anadolu paneli oluşturmak için, ölçüm yapılacak

kentlerde bir veri tabanıaraştırmasıyapılır. TV izleme ölçümünün ilk aşamasıolan

veritabanıaraştırmasıtüm ölçüm sisteminin temelini oluşturmaktadır. Bu araştırma TİAK'ın

belirlediği bir araştırma şirketi tarafından yapılır ve bölgede yaşayan insanların demografik

özellikleri ve sosyo-ekonomik statüleri hakkında ayrıntılıbilgi toplanır. Böylece panelin

oluşturulacağıbölgede yaşayan insanların yaş, cinsiyet, eğitim, meslek ve aile büyüklüğü

gibi özellikleri de elde edilir.

b. Panel Ailelerinin Seçimi:

Veri tabanıaraştırmasısonuçları, TİAK ve denetçisi

tarafından değerlendirilir ve ardından söz konusu bölgenin yapısınıtemsil etme yeteneğine

sahip ailelerden oluşan bir izleyici paneli oluşturulur. Bu örnek ailelerin televizyonlarına

"peoplemeter" seti takılır. Panel aileler, genel izleyici ve AB grubu olarak ikiye ayrılır. AB

grubu ekonomik bakımdan üst-orta sınıf olduğu ve daha yüksek harcamalar yapabildiği için

reklam verenler ve TV kuruluşlarıbu gelir grubunu oluşturan ailelerin neleri izlediğini

özellikle bilmek ister.

c. Veri Aktarımı:

AGB Anadolu ana bilgisayarı her gece 02:00 ile 06:00 arasında

modem yoluyla panel hanelerindeki peoplemeterlar ile bağlantıkurarak verileri almaktadır.

Bir haneye ait veriler ortalama 15 saniyede transfer edilmektedir. Veri aktarımısırasında

telefon çalmamakta ve aileler hiç bir şekilde rahatsız edilmemektedir.

ç. Verilerin İşlenmesi ve Müşterilere Sunumu:

AGB Anadolu, abone bütün

kanalların yayınlarını24 saat kesintisiz izler ve programlar ile reklamların başlangıç ve bitiş

sürelerini dakika dakika kaydeder. Bu kayıtlar peoplemeter'lardan gelen bilgilerle

birleştirildiğinde ise bir günlük izleme ölçümü sonuçlarıelde edilmişolur. Müşteriler, bir

gün öncesine ait TV izleme ölçüm sonuçlarını, AGB Anadolu web sitesinden

(www.agbnielsen.net), kendilerine ait kullanıcıadıve şifresi kullanarak öğrenebilirler. AGB

Anadolu'nun müşterilerine sunduğu dakika dakika, kişi kişi TV izleme ölçüm verilerinin

derinlemesine analiz edilebilmesi için özel yazılımlar gerekmektedir. AGB Anadolu,

müşterilerine bu yazılımlarıkolay ve etkin kullanabilmeleri için eğitimler de vermektedir.

Ayrıca her ay, bir önceki aya ait verilerin bulunduğu veri CD leri müşterilere

gönderilmektedir. AGB'nin müşterileri; TV kuruluşları, reklam veren firmalar ve reklam

ajanslarıdır.

 

. AGB'nin kullandığı bu programlar hangi işlere yarıyor?

AGB'nin kullandığıprogramlar iki ayrıamaca yöneliktir: İzlemeyi ölçmek ve ölçüm

sonucunda çıkan verileri değerlendirmek. İzleme ölçümü Pollux adıverilen tek bir

programla yapılır. İnsan müdahalesine izin vermeyen Pollux programıTürkiye çapındaki

peoplemeterlardan gelen verileri birleştirir ve müşterilerin kullanımına uygun hale getirir.

AGB Anadolu izleme ölçümlerini değerlendirmek için ise 3 ayrıamaca yönelik 3 program

kullanmaktadır. AGB'nin kendi geliştirdiği bu programlar telemonitor, Adplan ve

Telespot'tur.

Telemonitör:

TV izleme davranışınıanaliz etmeye yönelik bir yazılım olan

telemonitor, zaman dilimi veya program ve reklam kuşaklarıbazında çeşitli TV kanallarının

izleyici performanslarınıgösterir.

Adplan:

Geçmişveriye dayalıperformans tahmini yolu ile TV medya planlaması

yapmaya yönelik bir yazılımdır.

Telespot :

GerçekleşmişTV reklam kampanyalarının; erişilen izleyici sayısı, maliyet

gibi çeşitli değişkenler yönünden etkinliğini analiz etmeye yönelik bir yazılımdır.

. Evlerdeki Peoplemeter setleri nasıl bir şey?

Panel ailelerin evlerindeki televizyon cihazlarına takılan peoplemeter seti 3 ayrı

cihazdan oluşur. Bunlar özel amaçlıbir kumanda, TV'nin içine takılan frekans dedektörü ve

TV'nin üstüne konan peoplemeter'dir.

Frekans dedektörü:

Televizyon setinin içine monte edilen, kibrit kutusu

büyüklüğünde bir cihazdır. İşlevi, TV açıldığında hangi kanaldan hangisine geçildiğini tespit

ederek bu bilgileri peoplemetera göndermektir.

Kumanda Cihazı:

Bu cihaz televizyonu açıp kapama ve kanal değiştirme gibi

işlevlere sahip değildir. Cihazın fonksiyonu, hangi bireylerin televizyon izlediğinin

belirlenmesidir. Cihaz üzerinde 8 adet düğme vardır. Evdeki her aile bireyine bir numara

tahsis edilmiştir. Örneğin 1 numaralıdüğme babanın, 2 numaralıdüğme annenin, 3 ve 4

numaralıdüğme çocukların gibi. Aile bireyleri, televizyon izlemeye başladıklarıanda ve

izlemeyi bıraktıklarıanda kumanda cihazında kendilerine ait düğmeye basarlar.

Peoplemeter:

Peoplemeterda bulunan zaman ünitesi ile hangi saatte televizyonun

açılıp kapandığıtespit edilir. Peoplemeter; frekans dedektörü ile kumanda cihazından gelen

bilgileri depolar ve bu bilgileri zaman ünitesinden gelen bilgilerle birleştirerek kimin hangi

saat ve dakikada hangi kanala geçildiğini ve hangi sürelerde izlendiğini otomatik olarak

ölçümler. Televizyonun üzerine konulan peoplemeterın küçük bir göstergesi vardır. TV

açıldığında cihaz üzerinde "Kimler Seyrediyor" sorusu ile yanıp sönen 8 adet rakam

görülmektedir. Bu uyarının ardından TV izleyen bireyler kumanda cihazında kendilerine ait

düğmeye bastıklarızaman o bireylere ait numaralar yanmaya başlar. Örneğin 1 ve 3

numaralıaile bireyleri televizyon seyrediyor ve düğmeleri de basılmışsa, o numaralar cihaz

üzerinde belirir. Ayrıca 9 dakikada bir "AynıKişiler mi?" sorusu görülür. Böylece aile

bireyleri izlemeyi bitirme ve başlama anlarında şahsi düğmelerine basmaları konusunda ikaz

edilmiş olur.

 

3.2.2. İnternet YayınıÖlçümleri

İnternet üzerinden yapılan yayınların izlenme oranlarının ölçümü çok kolaydır.

Evlerinde ADSL modem bulunan TV izleyicilerinin hangi kanallarıtakip ettiği anında

ölçümlerin toplandığımerkeze iletilir. Panel aile yönteminde veriler günde bir kez

toplanırken ve 24 saat sonra açıklanırken internet üzerinden yapılan izleme ölçümlerinde

veriler merkeze ve TV kuruluşlarına anında iletilir. Hatta program sunucularıbile yayın

anında izlenme oranlarındaki düşüşve çıkışlarıgörebilir.

Bu yöntem pek çok tartışmalarıda beraberinde getirmiştir. Ölçümlerin yayın anında

izlenebilmesi programcılarıstrese sokmakta, pek çok tartışma ve kavgalara sebep

olmaktadır. Hatta bu yöntem, program konuğunun düşük reyting sebebiyle yayın anında

stüdyodan kovulmasına bile sebep olmuştur. Türkiye’de bu izleme ölçümü yöntemi

kullanılmamaktadır.

3.2.3. Anket Yoluyla Ölçüm

Telefonla

. İlk kez ABD’de kullanılan bu yöntemle, yayın anında, önceden seçilmiş,

telefonu olan evlere telefon açılarak, o andaki yayının izlenip izlenmediğinin

araştırmasıyapılır. Özellikle, radyo yayınlarının başladığıyıllarda yaygın olarak

yapılan bu araştırmada amaç, izleyici genişliğinin saptanmasıdır. Ayrıca

günümüzde programlara cep telefonlarından gönderilen kısa mesajların

yoğunluğu da izleyici genişliğinin saptanmasında kullanılmaktadır. Telefonla

saptama yönteminin aksayan yönleri vardır. Bunlar araştırmanın sadece telefonu

olan kişilerle yapılabilmesi ve çok büyük kitlelere ulaşılamamasıdır.

. Yüz yüze

En yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Çeşitli örneklem yöntemleri ile seçilmiş

deneklerle, hazırlanan soru formlarıüzerinden araştırıcıların doğrudan doğruya görüşme

yapmalarıtemeline dayanır. Bu yöntemle gerek soruların yanıtlanması, gerek soruların

kapsadıklarıkonular ve gerekse yapılışzaman ve sıklığıbakımından farklıyöntemler ortaya

çıkmıştır.

. Soruların YanıtlanmasıYönünden:

. Kendi Kendine Doldurma:

Bu tür görüşmelerde soru kâğıtlarıdenek

tarafından doldurulur. Oldukça kolay bir yöntemdir, Görüşmeciye gerek

yoktur.

. YapılmışGörüşme:

Oldukça sık başvurulan bir görüşme türüdür.

Hazırlanan soru görüşmeyi yapan anketör tarafından alınan yanıtlara göre

doldurulur. Görüşme genişkapsamlıolduğunda çok sayıda anketöre

ihtiyaç olacağından masraflıbir yöntemdir.

 

. Soruların Kapsadığı Konular Bakımından

. Serbest Görüşme:

Görüşme için genel bir çerçeve çizilir, soruların

düzenlenmesi görüşmeciye bırakılır. Görüşmeci, belirtilen konu sınırı

içinde kalma koşulu ile sorularıkendisi düzenler.

. Derinlemesine Görüşme:

Sorular, bir konuda ayrıntılıbilgi alacak

biçimde düzenlenir.

. OdaklaştırılmışGörüşme:

Sorular, bir durumun ortaya çıkarılmasına

yardım edici biçimde düzenlenir. Her soru bağımsız değil, belli bir

durumun ortaya çıkarılmasına yardım edecek biçimdedir.

. YapıldığıZamana ve Sıklığa Göre Görüşmeler

. Önce ve Sonra Yöntemi:

Daha çok programların etkinliğini ölçmeyi

amaçlayan araştırmalarda bu görüşme yöntemi uygulanır. Bu tür

görüşmede, araştırılacak örnekleme, yayından önce ve sonra olmak üzere,

iki kez mülakat uygulanır. Amaç, yayınlanan programın seyirci üzerinde

ne gibi eğitici ya da öğretici etkisi olduğunu saptamaktır. Ancak, burada

özen gösterilmesi gereken husus, yayın dışındaki herhangi bir etkinin

varlığınısıfıra indirmektir.

. Kontrollü Önce ve Sonra Yöntemi:

Yayın dışındaki gerek orijinal ve

gerekse diğer etkenlerin varlığınıyok etmek üzere geliştirilmişbir

yöntemdir. Örneklemin hemen hemen bir benzeri bir kontrol grup

örneklemi daha alınır ve yayından önce her iki gruba da aynımülakat

uygulanır. Yayından sonrada yine aynımülakat her iki örnekleme

uygulanır. Her iki örneklem arasında verilen cevaplardaki fark, izlenen

programın etkisi olarak alınır.

. Hatırlatma Yöntemi:

Mülakat türünde yapılan bu yöntem, yayınların daha

çok “kuşak” şeklinde yayınlandığıyerlerde uygulanır. Her yayın

kuşağından sonra, hazırlanan soru formlarıüzerinden mülakatçılar

önceden seçilmişyerlere giderek biraz önceki yayın kuşağının izlenip

izlenmediğini, izlenmişise ne gibi etkisinin olduğu hususlarını

araştırırlar.

. Geriye BakışYöntemi:

televizyonun kişinin toplumsal yaşamına etkisini

ölçme amacıile yapılan bu mülakatta sorular, izleyenin yayından önceki

geçmişini ortaya çıkaracak nitelikte düzenlenir. Geçmişile bugünkü

yaşam arasında fark yayının etkisi olarak saptanır.

. Grup Testleri Yöntemi

. Bu yöntem 40–50 kişilik gruplar üzerinde yapılan araştırmalardır.

Kontrollü gruplar kurulur. Araştırma için gruplar araştırma merkezine

çağrılırlar ve orada yayından önce ve sonra teste tutulurlar. Cevaplarda

meydana gelecek fark yayının etkisi olarak saptanır. Bu yöntem çok

kolay olup fazla harcamayıgerektirmez.

. Küçük Tartışma GruplarıYöntemi

“Panel” adıverilen bu yöntemde 5-8 kişilik küçük gruplara araştırma merkezinde

etkinliği ölçülecek programlar seyrettirilir. Sonra da bu program hakkında tartışma açılır.

Özellikle, programların yayınlanmasından sonra hazırlanan programın hedef izleyiciye

seslenip seslenemeyeceği ortaya çıkar ve program yayınlanmadan gerekli düzeltmeler

yapılır.

. İzleme Merkezleri Yöntemi

. Daha çok köylerde ve kentlerin geri kalmışbölgelerinde uygulanan bu

yöntemde,”Forum” adıverilen izleme merkezleri kurulur. Bu

merkezlerce, küçük toplumlar olduğu için, yaşayan nüfusun hemen

hemen hepsi çağrılır. Yayınlar bir lider başkanlığında birlikte izlenir,

yayın sonunda programdan ne anlaşıldığı, nelerin eksik olduğu belirtilir

ve elde edilen veriler, daha sonraki programlara ışık tutmak üzere, yayın

merkezlerine gönderilir. Daha çok pilot bölgelerde projeli eğitici ve

öğretici yayınların etkinliğini ölçmek için yapılan bu araştırmalar sürekli

olup, proje sonuna kadar sürdürülür.

. Bellek Yöntemi

. Bu yöntemde ise, seçilmişkişilerden, izledikleri programlar hakkında

notlar tutmalarıistenir. Tutulan bu notlar posta aracılığıile araştırma

merkezlerine gönderilir. Merkezlerde yapılan değerlendirme sonucunda,

izleyicinin yayınlara karşıolan tepkisi ölçülür.

 

3.3. İzleme Ölçümü Araştırmalarının Televizyon Yayıncılığına Etkileri

 

Günümüzde televizyon yayıncılığıdaha çok ticaridir. Ticari olmasınedeni ile yayıncı

kuruluşların yönetimleri daha para kazanma amacındadırlar. Televizyon kanallarının

günümüzdeki en önemli gelir kaynaklarıreklâmlardır, reklâm verenler daha genişhedef

kitleye ulaşmak için en çok izlenen kanala reklâm vermektedir. Yayıncıkuruluşlar da daha

fazla reklam alabilmek için daha fazla izlenen yayınlar yapmaktadır. Bu yapılan yayınların

ne kadar izlendiği, izleyici üzerindeki etkileri televizyon izleme ölçümü araştırmalarıile

belirlenmektedir. Yapılan araştırmalar ile hangi programın ne kadar izlendiği, hangi

saatlerde yapılan yayınların daha çok takip edildiği belirlenebilmektedir. Yayıncı

kuruluşlarda hangi program türü daha çok izleniyorsa o tür programlarıdaha fazla

yapmaktadır. Bunun olumsuz etkileri de olmaktadır eğitim ve kültüre yönelik yayınlar

azalmakta, magazinel programlar çoğalmaktadır. Bunun sonucunda çocukların ve toplumun

gelişimine olumsuz etkileri olan programların sayısıve saati artmaktadır. Bu konuda değişik

tartışmalarda ortaya çıkmaktadır. Yayıncıkuruluşların yayın içeriklerini izleyiciye dayattığı

mı, yoksa izleyici böyle istediği için böyle programlar mıyapıldığısürekli tartışılmaktadır.

Bu konudaki tartışmalarda bir sonuca ulaşılamamıştır. İzleme ölçümü araştırmaları

yayıncılığıiçeriksel olarak etkilemektedir.

4. TELEVİZYONUN TOPLUMA, EĞİTİME, KÜLTÜRE VE EKONOMİYE ETKİLERİ

4.1. Televizyonun Topluma Etkileri

4.1.1. Televizyonun Aileye Etkisi

 

Günümüzün en yaygın kitle iletişim aracıolan televizyon insanlara hem görsel hem de

işitsel uyaranıbir arada sunarken, hem de gerçek dünyalardan sanal dünyalara kadar birçok

durumu göstermektedir. Bunların sonucu olarak da dünyaya açılan bir çeşit pencere görevini

üstlenerek birçok evde başköşede yer alan bir alet olmuştur.

Televizyonun tüm insanlar, özellikle de çocuklar üzerinde görsel ve işitsel bir

materyal olarak pek çok olumsuz etkileri olduğu tartışılmaktadır. Yaşantımıza giren her yeni

şey gibi televizyonun da insanlar üzerindeki etkileri birçok araştırmaya konu olmuştur.

Evrensel bir araç olan televizyonun etkileri de genellikle evrenseldir. Ancak her

toplum ve kültüre göre televizyonun etkileri bazıfarklılıklar gösterebilmektedir. Ülkemizde

de son yirmi yıl içerisinde televizyonun maddi açıdan ucuzlamasıve herkesin alabileceği bir

fiyata inmesi, özel kanalların açılması, kablolu yayınların yaygınlaşmasıtelevizyonun

bireyler üzerindeki etkilerinin arttığınıdüşündürmektedir.

Televizyon gibi bir alet insanların yaşantılarına girmeden önce insanlar ailece toplanıp

zamanlarınısohbet ederek ve farklıuğraşılarda ve paylaşımlarda bulunarak geçirirken

televizyon insanların yaşantılarına girdikten sonra bu paylaşımlar yavaşyavaşortadan

kalkmaya başlamışve televizyonun karşısında geçirilen zamanlar artarak insanların eğlence

anlayışlarıda çok farklışekillere bürünmüştür. Bunun sonucunda insanlar birbirleri ile daha

az konuşur olmuşve uzaklaşmışlardır.

 

4.1.2. Çocuğa Etkisi

Erken çocukluk dönemi (0-8 yaş) gelişimin en hızlıolduğu dönemdir. Televizyon,

çocukların bu dönemde ilgilerini çeken ve özellikle görselliğe hitap eden bir uyarıcı

niteliğindedir. Bu uyarıcının çocukları olumsuz yönde etkilememesi için uygun

yönlendirmeler ve düzenlemeler yapılmasıgerektiği tartışılmaktadır. Gerçekte televizyon

çocukların öğrenmelerine katkıvermekte midir? Yoksa çocuklarıoyalayan bir elektronik

bakıcıolmaktan öteye geçememekte midir?

“Elektronik Bakıcı” televizyona verilen adlardan biridir. ‘Bakıcı' sözcüğü, çocuğun

son derece pasif, sessiz ve hareketsiz olduğu, dolayısıyla çocuğun televizyon seyrettiği

sürece güvenli (hareket eden, öğrenmeye çalışan okul öncesi çocuğu her zaman tehlike ile

karşıkarşıyadır) bir ortamda bulunmasınıifade etmektedir. Oysaki günümüzde ‘Çocuk

Gelişimi' alanında ‘Bakım' sözcüğü yalnızca çocuğun beslenme ve güvende olmasını

sağlama gibi fiziksel ihtiyaçlarıkarşılama anlamında kullanılmamaktadır. Bakım, çocuğun

psiko-sosyal gelişimini de kapsayarak, bir bütünlük içinde çocuğun tüm gelişim alanlarını

ele alır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan çalışmalar özellikle televizyonda şiddet ve

televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. Çocukların

beslenme alışkanlıklarının, uyku düzenlerinin ve sosyal davranışlarının bozulmasıgibi pek

çok olumsuz sonuca neden olan televizyonun etkilerinin daha çok araştırılmasıihtiyacı

doğmaktadır. Ayrıca ailelerin televizyonun çocuklar üzerinde uyumadan önce rahatlatıcıve

onlarıuykuya geçirici bir etkisinin olduğunu düşünmelerinin aksine televizyonun çocukları

uyararak uyku düzenlerini bozduğu gibi bulgular da ortaya çıkmıştır. Televizyon

görüntülerin çok hızlıve hareketli geçişleri, ekran karşısında kişinin tamamen alıcıve pasif

konumda olmasıgibi durumlar, küçük yaştaki çocukların zihinsel gelişimini engellemekte,

sara hastalığıve otizm gibi rahatsızlıklara sebep olabilmektedir.

Yapılan birçok çalışma televizyondaki şiddet öğeleri ve çocukların bundan etkilenme

boyutlarıüzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ABD'de çok yaygın olarak görülen, okullarda

çocukların gerçekleştirdikleri şiddet olaylarının kaynaklarından biri olarak yine televizyon

gösterilmektedir. Bir grup araştırmacıABD'deki televizyon programlarının içeriklerini

incelediğinde yüzde 60 oranında programın yüksek oranda şiddet içerdiğini ve kötü

karakterlerle hatalıdavrananların cezasız kaldığıdurumların da yüzde 45 oranına kadar

çıktığınıbulmuşlardır. Çocuk programlarıile ilgili yapılan incelemelerde çocuklar için

hazırlanan programlarının yetişkin programlarından yüzde 10 daha fazla şiddet öğesi içerdiği

bulunmuştur. Bu derece yoğun şiddet öğesi ile karşıkarşıya kalan çocuk ve gencin

televizyondaki şiddetten etkilenerek saldırgan davranışlar sergilemeleri de kaçınılmazdır.

İlköğretim grubu çocuklarla yapılan çalışmaların birinde televizyon izleme süresi ile

çocukların arkadaşve yakınlarına şiddet uygulama eğilimleri ve korku, kaygıgibi travmalar

yaşamalarıarasında yüksek oranda ilişki bulunmuştur.

Genellikle, televizyonun etkili bir dikkat çekme aracıolduğunu çok iyi bilen

reklâmcılar başta çocuklara yönelik ürünler olmak üzere birçok ürün tanıtımında ve olay

aktarımında çocuklarıkullanmaktadır. Çocuklar yönelik ürünlerin yine çocuklarıkullanarak

reklamınıyapma ve insanlara çocuklarıkullanarak mesajlar verme yaygın şekilde kullanılan

yöntemlerdendir. Reklamlar ürünü doğrudan satmaya yönelik olduğundan görsel ve işitsel

olarak son derece özendirici şekilde ürünü televizyon ekranlarından izleyicilere sunarlar.

Özellikle de çocuklar bu tip özendirici reklamlardan kolaylıkla etkilenmektedir ve olumsuz

yönde tüketim davranışlarısergileyebilmektedir.

Televizyonun çocuklar üzerinde olumsuz etkileri çok yoğun ele alınırken bir grup

çalışma sonucuna göre ise televizyonun olumlu etkileri de tartışılmaktadır. Diğer taraftan

televizyonu çocuğun olumsuz davranışlarındaki tek suçlu olarak göstermenin doğru

olmayacağıdüşünülmektedir. Bu görüşü destekleyen birçok çalışma bulunmaktadır.

Çocukların akademik başarılarıve televizyonun etkileri arasındaki ilişkiyi inceleyen bazı

araştırmacılar televizyonun çocukların akademik becerilerine olumlu etkiler yapabildiğini

savunmaktadır. Yapılan bir çalışmada, çocuğun yaşıile televizyon izleme süresinin okul

başarısında bir arada rol oynayabileceğini düşünmüşve bu amaçla genişbir yaşdilimindeki

(5–17 yaşgrubundaki) çocuklarla çalışmasınıyürütmüştür. Çalışmanın sonucunda 5–6 yaş

grubundaki çocukların televizyon izleme ile başarıdüzeyleri arasında olumlu bir ilişki

bulurken, 7–9 yaşarasındakilerin daha az televizyon izlediklerini ve başarılarının daha düşük

olduğunu, 10–17 yaşgrubundakilerde ise çok daha az televizyon seyrettikleri için akademik

başarılarının da daha düşük olduğunu bulmuştur. Elbette bu noktada tartışılmasıgereken,

akademik başarıya etki eden diğer değişkenler içinde televizyonun etkisi olmalıdır.

Televizyonun çocukların okula hazırlık ve akademik becerilerine olumlu etkileri olduğu ile

ilgili çalışmalarda çocuklar için özel hazırlanmışeğitici televizyon programlarının onlara

yeni kelimeler ve kavramlar öğretmede ve okula hazırlamada çok etkili olduğu sonucu

ortaya çıkmıştır. Gelişimin en hızlıolduğu dönem olan 0–6 yaşsürecinde, bu tip bir

uyarıcının olmasıWright ve arkadaşlarının sonuçlarında ortaya çıktığıüzere, çocukların hem

yeni kavramlar öğrenmelerinde hem de dikkat becerilerinin gelişiminde etkili olduğu

belirtilmektedir. Televizyon eğer doğru şekilde ve kontrollü olarak kullanılırsa çocukların

akademik ve sosyal olarak yeni kavramlar öğrenmesini ve zihinsel olarak gelişmesini

sağlayabildiği savunulmaktadır. Ancak, kontrolsüz şekilde çocuğun her programıizlemesine

izin verilirse de bu durumda çocukta kızgınlık, şiddet eğilimi, korku ve kaygıgibi olumsuz

duyguların ortaya çıkmasıkaçınılmaz olabilmektedir. Televizyonun önündeki çocuk zihinsel

sıralama ve düzenlemeler yapabilir, hayal kurabilir, zihinsel imajlarınıgeliştirebilir ve

zihnini yeniden yapılandırabilir. Bir anlamda çocuk televizyon izlerken zihnindeki eski

çerçeveleri ve yapılarıyeniden düzenleyip bunlara uyum sağlamayıöğrenebilir. Televizyon

yoğun uyaranlar vererek zihinsel değişim ve zekâyışekillendirmeyi sağlayabilir.

Çocuklarının diğer televizyon programlarıdışında, çocuk programlarınıizlediklerini

gören aileler, genellikle kendilerini rahat hissedebilirler. Her şeyden önce çocuklarının

televizyon izlemelerini kontrol edemeyeceklerine inanarak hiç olmaz ise çocuklarının çocuk

programıizlediklerini bilmeleri nedeni ile suçluluk duygusundan kurtulurlar. Diğer taraftan

çocuklarının eğlenerek öğrendiklerine inanırlar. Çocuklarının deneyim kazanarak öğrenmek

amacıile evin içinde oluşturduklarıhareketlilik ve gürültü en az bir kaç saat “Elektronik

Bakıcı Televizyon”tarafından kontrol altına alınabilir.Televizyondan kaçamadığımız

yaşamımızda çocuklar için faydalıolabilecek programlarıailelerin seçmesi ve seçtikleri bu

programların hiç olmazsa bir kısmınıçocuklarıyla birlikte izlemeleri elbette önemlidir.

Çocukların televizyon izlemeleri ailelerinin kontrolünde ve bilinçli şekilde yapılmalıdır ve

çocuklarıörselemeyen programlar aileler tarafından özenle seçilmelidir.

Günümüzde televizyonlu bir yaşamdan kaçışın pek de mümkün olmadığıbu durumda

ailelerin çocuklarına iyi bir televizyon izleme alışkanlığıkazandırabilmesi için dikkat etmesi

gereken bazınoktalar şu şekilde sıralanabilir:

Çocukların günde kaç saat televizyon izlediği belirlendikten sonra bu süre aşamalı

şekilde azaltma yoluna gidilebilir. Çocuk yetişkini örnek aldığıiçin yetişkinlerinde

televizyon izleme alışkanlığınıgözden geçirdikten sonra çocuklar için olumlu model

olabilecek kitap okuma, spor yapma, üretme ve paylaşmaya dayanan bir takım etkinliklere

önem vermesi gerekmektedir.

. Televizyon izleme ile ilgili kesin kurallar koymak, yemek sırasında ya da

yapılmasıgereken işler bitirilmeden çocukların televizyon karşısına geçmesine

izin verilmemelidir.

. Çocukların izlediği programlar mutlaka çocuklar ve yetişkinlerle birlikte

izlenmelidir. Böylece hem o program hakkında fikir sahibi olup çocuklara

uygun olup olmadığına karar verilebilir, hem de programın ardından çocuklarla

sohbet ederek o programdan çocukların neler kazandığıya da nasıl etkilendiği

görülebilir.

. Televizyonu belirli programlar için açıp bu programlar bittikten sonra kapama

ile ilgili kurallar konmalıve televizyonun kapanmasının ardından mutlaka

alternatif etkinlik ortamlarısunulmalıdır.

. Eğer çocuklar şiddet içeren sahneleri izlemek durumunda kalırsa bu durumda

çocuklara bu gibi davranışların insanlarıincittiğinden bahsedilmeli ve bir olayın

şiddet kullanmadan nasıl çözebileceği hakkında düşünmeye sevk edilmeli.

. Televizyonda çocukların anlayamayacağıkarmaşık bir olayla karşılaşıldığında

bunun yetişkin desteği ile çocuk tarafından analiz edilmesi sağlanmalıdır.

. Hangi programlarıizlemek istediğiyle ilgili çocuklarla birlikte plan yapılmalıve

çocuklar izlemek istediği bir programıkendilerinin seçmesine izin verilmeli ve

mutlaka o program bittikten sonra çocuklar televizyonu kapatmasıiçin

yönlendirilmelidir.

. Televizyon izleme zamanının ardından başka eğlenceli etkinlikler ile çocukların

öğrendiklerini pekiştirmek yararlıolacaktır. Örneğin sevdiği bir televizyon

kahramanının resmini yapması, izlediği programdaki olayların öyküsünü

yazmasınıveya resimlerini yapmasını, o günkü programda öğrendiği yeni

kelimeleri sözlükten araştırmasını, kendi bir program hazırlamak istese nasıl bir

program hazırlayacağınıkaleme almasınıvb. sağlamak yararlıolacaktır.

Sonuç olarak kontrollü şekilde televizyon izleme olumsuz olabilecek davranışların

ortaya çıkmasınıengelleyip çocukların kendileri için yararlıolan bir takım becerileri

kazanmasında yardımcıolabilecektir. Bunun için çocuklara yukarıdaki bilgiler ışığında çok

küçük yaşlardan itibaren iyi, doğru ve planlışekilde televizyon izleme alışkanlığı

kazandırmak gerekmektedir.

Televizyonu asla çocuklar için bir oyalama aracıolarak görmemek, çocukların yeni

şeyleri eğlenerek öğrenebilecekleri bir öğrenme aracıolarak kabul etmemek ve bu

doğrultuda kullanmamak gerekmektedir.

4.1.3. Televizyon Yoluyla Kamuoyu Oluşturmak

Radyo ve televizyon diğer etkileri yanında, kişinin tutum ve davranışlarınıda

etkilemektedir. Bu tutum ve davranışlara nasıl etki yaptığı, büyük ölçüde, kişinin bilgi ve

eğitim seviyesi etkilidir. Bu etkiyi yaratan önemli yayın türleri haber, propaganda ve reklam

yayınlarıdır. Bu tür yayınlar yolu ile kişide farklıtutum ve davranışlara yol açılmaktadır.

Kamuoyunun oluşumunda önemli payıolan haber yayınlarıile kişi tutum ve davranışı

etkilenmekte, kişilerin oluşturduğu topluluklar, kuruluşlar (dernek, sendika vb. gibi), ile daha

ileri gidilerek kamuoyu denilen toplum düşüncesinde değişmeler, başkalaşmalar olmaktadır.

Bunun en güzel örneği televizyonda yayınlanan ilgili haber sonucu, çeşitli sendika ve

derneklerin tepkileridir.

Tutum ve davranışlara etki yapan diğer önemli yayın türleri de propaganda ve

reklamlardır. Bu tür yayınların amacıdoğrudan kişinin tutum ve davranışlarında değişiklik

yapma olduğuna göre bu sonucu doğal olarak beklemek gerekir. Reklam yayınlarıyolu ile

tutum ve davranışlardaki değişikler ise, gerek batıülkelerinde, gerek yurdumuzda radyo ve

televizyon yayınlarında yer alan reklam yayınlarının yoğunluğu ile daha iyi anlaşılmaktadır.

Radyo ve televizyonun bireyin tutum ve davranışına etkisi, özellikle, siyasal tutum ve

davranışlarda ölçülmektedir. Bireyin siyasal katılmasıolarak alınan oy verme de başlangıç

yıllarında radyonun, daha sonralarıise televizyonun büyük etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.

Yapılan yayınlar aracılığı ile kişilerin düşünceleri etkilenerek verdikleri oylar

yönlendirilmektedir. Ayrıca dünyada ve çevrelerinde meydana gelen olaylara nasıl tepki

verecekleri de yapılan yayınlardan etkilenmektedir. Kitle iletişim araçlarıözellikle de

televizyonlar yaptıklarıyayınlarla toplumu etkilemekte ve kamuoyu oluşturabilmektedir.

Kamuoyu terimi burada toplumun genel görüşü olarak düşünülmektedir.

 

4.2. Televizyonun Eğitime Etkileri

Günümüzde radyo ve televizyon gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde

eğitim ve öğrenim için etkin birer kitle iletişim aracıolarak kullanılmaktadır. Kimi ülkeler

bu araçlara özellikle televizyona büyük önem verip kalkınmalarıiçin önemli araçlar olarak

görmektedirler. Daha çok geri kalmışülkelerde bu konuda yatırımlar yapıldığıve bu

araçlarla eğitime ağırlık verildiği görülmektedir. Gerçekten de radyo ve televizyonun geniş

bir topluma, elektronik olarak, anında seslenebilme özelliği, okuma-yazma bilme koşulunu

gerektirmemesi, bu araçlarla yapılan eğitim ve öğrenimi daha etkili bir duruma getirmiştir.

Radyo ve televizyon ile yapılan eğitim, genişve dar anlamlarıile kişiye genel bilgi-kültür

veren, beceri-uğraşıöğreten şeyleri kapsamakta ve toplumu oluşturan herkese bu tür bilgiler

aktarılmaktadır. Genellikle radyo ve televizyonda yer alan eğitim, seslenilen kitle yönünden

iki genel grupta toplanmaktadır: Yetişkin eğitimi ile ilgili yayınlar, çocuklara seslenen

eğitsel yayınlar. Ayrıca bu yayınlar kendi içlerinde, çeşitli özellikler dikkate alınarak türlere

ayrılmaktadır. Bugün yalnızca eğitim amacıile kurulmuşradyo ve televizyon kanalları

vardır. Bunlar daha çok okul yayınlarına yardımcıyayınlar yapmaktadır.

Radyo ve televizyonun eğitim ve öğretime olan etkisi yapılan çeşitli araştırmalarla

saptanmıştır. Özellikle, görüntü unsurunun yer almasınedeni ile televizyonun daha etkin bir

araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Televizyon aracılığıyla okuma-yazma kursları, açık

öğretim lisesi ve açık öğretim fakültesi derslerinin yayınlarıyapılmaktadır. Bu yayınlar

aracılığıyla bu eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerin evlerinden derslerini takip etmeleri

sağlanmaktadır. Bu tür eğitim yayınlarıözellikle geri kalmışülkeler tarafından da

yapılmaktadır. Ayrıca televizyon aracılığıyla sağlık, çevre sağlığı, beslenme, çiftçilerin ve

farklımeslek gruplarının eğitimine yönelik yayınlarda yapılmaktadır.

Televizyonun görüntüsel niteliği çocuk eğitiminde de etkili olmaktadır. Bu etki, gerek

televizyonla yapılan okul yayınlarıile gerekse okul programlarıdışında yapılan eğitim,

kültür ve haber programlarıile kendini göstermektedir. Bu konuda yapılan pek çok

araştırma, televizyon izlemenin okul öncesi çocukların bilgi dağarcıklarınıgenişlettiğini

ortaya çıkarmıştır. Okul çağındaki çocuklarda televizyonun eğitsel etkisi gerek okul

derslerinde, gerekse genel kültür olarak olumludur. Ancak okul derslerinde etkinin genel

kültür almada, bilgilerini genişletmede olduğu kadar fazla olmadığısaptanmıştır.

Türkiye'de durum incelenecek olursa gerek radyo gerekse televizyon yayınlarında yer

alan eğitsel içerikli yayınlar, toplumun çeşitli kesimlerini eğitmeyi amaçlamaktadır. Devletin

elinde bulunan kanallarda eğitim yasal bir görevdir. Bu kanallarda müfredat dâhilinde eğitim

programlarıyapıldığıgibi genel olarak sağlık, moda, yabancıdil, çocuk bakımı, spor eğitimi,

trafik, aile sorunlarının çözümü ile ilgili eğitsel yayınlarda yapılmaktadır. Televizyon

aracılığıyla yapılan eğitsel yayınlarla toplumun gelişmesi, bilgilenmesi ve kültürlenmesi

amaçlanmaktadır.

Son yıllarda özellikle özel kanalların yayına girmesi ile birlikte olumsuz örnekler de

ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle çocuklara yönelik yapılan yayın içeriklerinin iyi

düzenlenmemesi nedeni ile çocukların şiddete yönelmesine neden olunmuştur. Çocukların

ahlaki ve ruhsal gelişimine uygun olmayan yayın içerikleri ile olumsuz etkilenmelerine

neden olunmuştur. Bu olumsuzlukların giderilmesine yönelik yapılan düzenlemelerde yeterli

olmamaktadır. Bu nedenlerle çocukların zarar görmemesi için ailelerine büyük görevler

düşmektedir.

4.3. Televizyonun Kültüre Etkileri

Kitle iletişim araçlarının birer kültür taşıyıcısıve aktarıcısıolduklarıartık birçok

araştırmacıve bilim adamıtarafından kabul edilmektedir. Günümüzde, bu araçların etkileri

ülkelerin sınırlarınıdahi aşmıştır. Gelişen teknoloji, bu araçlarıdaha güçlü ve daha etkili hale

getirmiştir. Örneğin, uydu yayınlarıyla, Amerika'daki ya da Avrupa'daki bir futbol

müsabakasınıanında izleme olanağıortaya çıkmıştır. Televizyon çağımızın da kitlelere

ulaşan en büyük iletişim aracıdır.

Televizyon insanın zaman ve mekân sınırlılıklarıyla çizili gündelik yaşam

deneyiminin sınırlarınıgeliştiren, geliştirmekle de kalmayıp, bu deneyimin nitel ve nicel

örüntüsünde önemli değişikliklere yol açan bir teknolojik olanaktır. Kitle iletişim araçlarının

gelişme aşamalarıve bireylere ulaşılabilirlikleri göz önüne alındığında, hiçbiri televizyonun

gücüne özellikle de, kısa bir zamanda erişememiştir.

Amerikalıların çoğunun “medya” dendiğinde, ilk olarak televizyon akıllarına

gelmektedir. Amerikalıların çoğu, siyasi bilgilerinin pek çoğunu televizyondan aldıklarınıve

gazetelerden ziyade televizyonlardan almışolduklarıbilgiye inandıklarınıbelirtmektedirler.

1950’li yıllarda Amerika’da gelişen ve yaygınlaşan televizyon, kısa sürede insanların

yaşamlarının önemli bir bölümünü işgal etmiştir. İnsanların haber alma, pembe dizileri

izleme, spor olaylarınıtakip etme, eğlenceli komedileri izlemelerine, diğer taraftan bilgi ve

eğitimlerini artıran yöntemlerde de önemli değişikliklerin olmasına yol açmıştır.

Bütün bu özellikleriyle televizyon, çağımızın en büyük “kültürel üretim” aracı

olmuştur. Çünkü televizyon kendisinden önceki iletişim ve sanat biçimlerini köktenci bir

şekilde etkileşmişve değiştirmiştir. Örneğin, eskiden tek günlük eğlence aracıolan radyo, bu

işlevini televizyona bırakmak zorunda kaldıktan sonra, programcılık yaklaşımıbakımından

büyük bir değişiklik yaşamıştır. Benzer eğilim dergilerde de görülmüş, olabildiğince çok

konuyu kapsayan, mozaik tarzıdergilerin yerini sadece özgül konulara ve hobilere yer veren

dergiler almıştır. Popüler sinema ise, televizyonun sosyal-siyasal baskısıve denetimler

nedeniyle pek ele alamadığışiddet ve cinsellik temalarına olabildiğince kışkırtıcıbiçimde

yönelmiştir. Televizyonun diğer iletişim araçlarıüzerindeki baskıcıve olumsuz tesirleri

günümüzde de devam ederken, özellikle sinema, radyo ve sanat biçimlerinden genişölçüde

faydalanmayısürdürmektedir.

Televizyon, kitle iletişim araçlarıiçinde en fazla tartışmaya konu olan araçlardan biri

olmuştur. Bu tartışmaların çoğu, televizyonun bireyler üzerindeki etkileri üzerine

odaklanmıştır. Televizyonun bireylere etkileri üzerine tartışmalar genel olarak iki kutupta

toplanmaktadır. Bunlar, televizyonun bireyler üzerinde olumlu ve olumsuz tesirleri olmak

üzere ikiye ayrılmaktadır. Fakat tartışmaların odağına televizyonun olumsuz etkileri üzerine

yapılan görüşler oturmuştur. Türkiye’de bu tartışmalar, özellikle özel televizyon kanallarıyla

birlikte oldukça alevlenmiştir. Televizyonun olumlu fonksiyonlarının olduğu yönünde görüş

belirtenler, onu toplumun aynasıolarak görürler. Bununla birlikte, bir toplumun sıkıntıları,

özlemleri, beklentileri, alışkanlıkları, öncelikleri, genel beğeni düzeyi ve yaşama bakıştarzı

o toplumun izlediği televizyon program yapısından anlaşılabilir. Kitle iletişim araçlarıiçinde

en son teknik buluşlardan biri olan televizyon, günümüzde gerek gelişmiş, gerekse

gelişmekte olan ülkelerde eğlence, haber, eğitim, kültür gibi çeşitli gereksinimlerin

karşılanmasında yoğun olarak kullanılan bir araçtır. Zaten televizyonu olumlayan

yaklaşımlar genellikle bu aracın fiziksel ve teknik olanaklarının büyüsüne kapılmışlığışu ya

da bu ölçüde dile getirmişlerdir. Televizyona yönelik olumlu değerlendirmeler genellikle, bu

aracın teknolojik potansiyelinin ön plana çıkarılmaya çalışıldığıgörülmektedir.

Çağımız insanı, televizyon ile kendisine gidilmeyen, kendisinin bize geldiği bir

dünyada yaşamaktadır. Olaylar yaşanmamakta, haber ve görüntü olarak evlerimize birer

meta olarak girmekte, gerçek olaylar, yeniden üretilip belli bir söylem içinde verildiklerinden

toplumsal bir işlev ve anlam kazandıklarıiçin oluşturulan meta, gerçek olaydan daha fazla

önem kazanmaktadır. Televizyonun içeriklerinin düzenlenmesinde hitap ettiği izleyici

kitlesinin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyesi önemlidir. Özellikle, izleyici kitlenin

cinsiyet dağılımına bakıldığında bunların çocuklardan, gençlerden ve kadınlardan oluştuğu

görülmektedir.

Televizyon üzerine yapılan eleştirilerde genellikle, programlar ve içerikler ön plana

çıkar. Diğer taraftan televizyon, sadece haber kalitesindeki genel düşüşün sorumlusu olarak

suçlanmakla kalmayıp, politikaya dair genel cehaletten suç ve şiddete, akşam sofrasındaki

muhabbet yokluğuna varıncaya dek tüm toplumsal hastalıklardan sorumlu tutulmaktadır.

Toplumsal olarak konuya bakıldığında, insani ilişkileri güçlendiren değer yargılarıyerini,

televizyonun getirdiği yeni kültürel değerlere bıraktığıgörülmektedir. Televizyon, yabancı

kaynaklıdiziler ve reklamlar aracılığıyla kültürler arasıetkileşimi artırırken, diğer taraftan da

varlıklıülkelerin zengin bireylerinin yaşam ve estetik anlayışınıön plana çıkarmışve zaman

içinde bu değerlerin benimsenmesi yönünde öğretici olduğu görülmüştür.

Kısaca, diyebiliriz ki insanlar, birçok olayıkitle iletişim araçlarından takip etmektedir.

Böylelikle, kitle iletişim araçlarıile önce bir dünya imajıçizilir, ardından da çizilen bu imaj

hakkında ne düşünülmesi gerektiği kitlelere dayatılır. Bir başka deyişle, üzerinde

düşünülecek dünya, bu dünya hakkında düşünülebilecek düşünme biçimleri, çıkar sahibi

bireyler ve gruplar tarafından tayin edilmekte ve kitleler devamlıolarak yönlendirilmektedir.

Artık, yakın çevremiz ve yüz yüze iletişimde bulunduğumuz bireylerle ilgili sahip

olduğumuz bilgiler dışında, dünya hakkında bütün bildiklerimiz veya bildiğimizi

sandıklarımız bize, günlük gazeteler, haftalık dergiler, radyo ve televizyon vb. gibi kitle

iletişim araçlarından aktarılmakta ve benimsetilmeye çalışılmaktadır. Toplumsal ve bireysel

düzeyde düşünüldüğünde, kitle iletişim araçlarının olumsuz fonksiyonlarıyanında, olumlu

fonksiyonlarının da olduğu bir gerçektir.

Bugün en yaygın kullanılan kitle iletişim araçlarından biri olan televizyonu ele alacak

olursak, halka diğer iletişim araçlarından daha fazla ulaştığıbilinen bir gerçektir. Televizyon

özellikle, çocukların ve gençlerin çeşitli sosyal faaliyetlere ayıracağızamanıgasp ettiği için

de sıkça eleştirilmektedir.

Oysa bütün bu eleştirilere rağmen, gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde

eğlence, haber, eğitim, kültür gibi çeşitli gereksinimlerin karşılanmasında yoğun olarak

kullanılan araçlardan birisi ve hatta en önemlisi televizyondur. Ülkeden ülkeye, değişen

yönetim sisteminin etkisi ile televizyonun bu gereksinimlerden hangisine ağırlık vereceği

belirlenmektedir. Bu sebeple özellikle televizyon, mevcut sistemin en önemli propaganda

aracıdır.

Özellikle televizyon için bir değerlendirmede sosyologlar tarafından yapılmıştır.

Onlara göre, televizyona ayrılan zaman “ölü zaman”dır. Bize göre ise, televizyon bir “boş

zaman oburu”dur. Çünkü artık bireyler, boşzamanlarının büyük bir kısmınıtelevizyonun

karşısında geçirmektedir. Örneğin, günümüz toplumlarında akşamlarıtelevizyon seyretmek

bir gelenek haline gelmiştir.

Ülkemizdeki kitle iletişim araçlarınıgöz önünde bulundurduğumuzda, programların

çoğunun filmler, reklamlar, eğlence programları, dizi filmler, haberler, paparazzi programları

vb gibi konularıiçeren yayınlardan oluştuğu görülmektedir. Bu programlar arasında bizim

kültürümüz ile ilgili programların yok denecek kadar az olduğu da bilinen bir gerçektir. Biz

bu alandaki eksiklikleri hızla gidermek zorundayız. Ayrıca bu durum, sosyal barıştan,

uzlaşmadan uzaktır ve yaygın kullanımıyla “medya”ya karşıhoşnutsuzluğun artmasına da

zemin hazırlamaktadır.

Böyle bir durumda, mevcut kültür, yabancıkültür unsurlarına karşımukavemet

edebileceği ya da insanlara ulaşabileceği kanallardan (kitle iletişim araçlarından) mahrum

kalmışolur. Bireylerin bu noktada bilinçli olmasıve bu araçlara karşı, daha doğrusu kitle

iletişim araçlarının yayınlarına karşı tavrını oldukça net bir şekilde belirlemesi

gerekmektedir.

4.4. Televizyonun Ekonomiye Etkileri

Radyo ve televizyonun toplumdaki yeri incelenirken, üzerinde durulmasıgereken

önemli bir husus da bu televizyonun topluma, özele inersek, bireye kimi ekonomik

etkilerinin olduğu, olabileceğidir. Bu etkiler yayınların içeriğinden doğan etkiler olabileceği

gibi yayınların izlenmesi ile ilgili etkilerde olabilir.

Günümüzün ekonomik koşullarına bakıldığında temel olan konu üretilen mal ve

hizmetlerin tüketimidir. Bu mal ve hizmetler ne kadar çok tüketilirse o kadar çok üretimleri

yapılacaktır. Tüketilen her ürün ekonomik yapının devamlılığınısağlayacaktır. Bu şekilde

şirketler daha çok kâr edeceklerdir. Tüketimin artmasıiçin mal ve hizmetlerin tanıtılması

gerekmektedir. Mal ve hizmetlerin tanıtımıreklamlar aracılığıile yapılmaktadır. Reklamlar

ürünlerin tanıtımınıve daha çok tüketilmesini sağlar. Televizyon da reklamların en sık yer

aldığı ve en etkili olduğu kitle iletişim aracıdır. Reklamlar, kuşaklar şeklinde

yayınlanabildiği gibi program bünyelerinde de yayınlanabilir. Şirketler programlara sponsor

olarak da ürünlerini tanıtmaktadır. Bu sayede pazardan daha fazla pay alabilmektedir.

Yayınların izlenmesinden doğan etkiler ise olumlu ve olumsuz etkiler olarak ikiye

ayrılır. Olumlu etkileri izleyicinin eğitim, bilgi alma ve eğlence konularında yaptığı

harcamaların azalmasıdır. Olumsuz etkileri ise cihazlara ödenen paralar, elektrik parası, bazı

kanallar için ödenen üyelik bedelleri ve tüketimi artırmasıdır.

©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme