Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 13

Bugun: 96
Toplam: 82068

E-Ticaret

  (Ders) FOTOĞRAFTA IŞIK VE KOMPOZİSYON

FOTOĞRAFTA IŞIK VE KOMPOZİSYON

 

Fotoğraf çekimi, yalnızca deklanşöre basıp objektifin gördüğü nesneleri kaydetmekten

ibaret değildir. Gözle bakıldığında fotoğrafın birçok anlamının olduğunu görürüz. Zaten

amaç kâğıt üzerine yansımış görüntülerin, uygun ışık koşullarında belirli bir anlamı ve

içeriğinin olmasını sağlamaktır. Bu nedenle fotoğraf çekiminde ışık çok önemlidir.

Fotoğrafın uygun ışık koşullarında ve doğru ışık değerlerinde çekilmesi gerekir.

Fotoğrafta kompozisyon ise çerçeve içinde göze hoş görünen bir düzen yaratma

sanatıdır. Kompozisyonda iyi görüş; bilgi, yetenek ve deneme ile kazanılır. Eğer bu üç

etkenden biri eksik ise etkili kompozisyonlar elde etmek güçtür. Yetenek kişiden kişiye

değişebilir ve başarıya ulaşmada en önemli etkendir. Deneme ise çekilen fotoğraflarda

uygulanan kompozisyonla artar. Yeteneği ve deneyimi zengin bir fotoğrafçı gerektiğinde bu

kuralları çiğneyerek de amacına ulaşabilir. Ne var ki bu, bilgisiz başarıya ulaşılabileceği

anlamına gelmez. Değişik ve başarılı fotoğraf kompozisyonları yaratabilmek için eskiyi ve

yılların deneyimleriyle saptanmış kuralları bilmeniz gerekir.

Elinizdeki bu modülde yer alan bilgiler ile deklanşöre basmadan önce çerçeveye neyi

nasıl almanız gerektiği davranışını kazanarak bu kurallara uygun fotoğraf çekme becerisini

kazanabileceksiniz.

1. FOTOĞRAFTA IŞIK

1.1. Işık

Görme ışıkla başlar. Işık görsel nesnelerin bize yansımasını, dolayısıyla görmemizi

sağlar. Fotoğrafı etkileyen en önemli öğe de ışıktır. Işık enerjisi olmadan fotoğrafik

görüntünün oluşması mümkün değildir. Aslında herhangi bir görüntünün oluşabilmesi için

bir enerji türünün madde ile etkileşip oluşan bilgilerin bir yerlerde depolanması gerekir.

1.1.1. Işık Oluşumu

Işık, düz dalgalar halinde yayılan elektromanyetik dalgalara verilen addır. 380-780 nm

dalga boyları arası dalga boyu gözle görülebilir; ancak bilimsel terminolojide gözle

görünmeyen dalga boylarına da ışık denebilir. Işığın özellikleri, radyo dalgalarından gamma

ışınlarına kadar gidebilen, elektromanyetik dalganın boyuna göre değişir.

Işığın ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların temel olarak üç özelliği vardır:

. Frekans:

Dalga boyu ile ters orantılıdır, insan gözü bu özelliği renk olarak

algılar

. Şiddet:

Genlik olarak da geçer, insan gözü tarafından parlaklık olarak algılanır.

. Polarite:

Titreşim açısıdır, normal şartlarda insan gözü tarafından algılanmaz.

Bir cisim, belli bir derece ısıtıldığında, ya da gazlar bir enerji yardımı ile

uyarıldığında, ısıtılmaya bağlı olarak çeşitli uzunlukta ışın saçar. Güneş de bu tür enerji

kaynaklarından biridir ve dalgalar halinde ışın yayar.

1.1.2. Renkler

Renkleri belirleyen bu dalga boylarıdır. Beyaz ışık tüm renkleri içeren bir ışık

dalgasıdır. Bu durum, ışık bir prizmadan geçirildiğinde gözle de görülebilir; ışık dalga

boylarının kırılması ile oluştuğu renk birimlerine ayrılır. Buna ışık tayfı (spektrum) denir.

Işık tayfı (spektrumda renklerin görünümü)

Işınların bazıları gözle görülebilirken, bazılarını gözle algılamak mümkün değildir.

CIE (Commission Internationale de l’Eclairage) 380 nm ile 780 nm arasındaki dalga

boylarını “görülebilir” olarak belirlemiştir. Bu görülen ışığın 380 nm’den (mavi) 700 nm’ye

(kırmızı) değişen kombinasyonlarıdır.

1.1.3. Görünür Işık

Bizim algımız ve görünür ışık fotoğrafçılığı sadece mor ile kırmızı arasında kalan

elektromanyetik dalga boylarını kullanmaktadır. Bu spektrum dışında kalan bizim kimyasal

ve dijital yardımcı araçlar kullanmadan göremediğimiz bir evren vardır. Ültraviyole ve

kızılötesi aygıtlar ile elde edilen manzara fotoğraflarında her şey inanılmaz farklı görünür.

Elektromanyetik dalgaların daha uzak köşelerinde bulunan dalgalar bugün radarlarda, radyo

teleskoplarda, X-ray kristalografide, nükleer tıp ve Radyolojide kendi algımızın dışında

kalan bölgeyi görmekte yardımcı oluyor bize. Ultrasonografi ve sonar bizi yarasaların

evrenine götürüyor. Tunneling Elektron mikroskobu bize hiç bir canlının göremediği atomlar

hakkında bilgi veriyor.

 

1.1.4. Algılama

İnsan tarafından renklerin algılanması, ışığa, ışığın cisimler tarafından yansıtılışına ve

öznenin göz yardımıyla beyne iletilmesi sayesinde gerçekleşir.

Göz tarafından algılanan ışık, retinada sinirsel sinyallere dönüştürülüp, buradan optik

sinir aracılığıyla beyine iletilir. Göz, üç temel birleştirici renk olan kırmızı, yeşil ve maviye

tepki verir ve beyin, diğer renkleri bu üç rengin farklı kombinasyonları olarak algılar.

Renklerin algılanışı dış koşullara bağlı olarak değişir. Aynı renk güneş ışığında ve mum

ışığında farklı algılanacaktır. Fakat insanın görme duyusu ışığın kaynağına uyum sağlayarak,

bizim her iki koşuldakinin de aynı renk olduğunu algılamamızı sağlar.

1.2. Fotoğrafta Işık

Işık, tüm görsel sanatların temelidir ve fotoğraf da ışıktır. Fotoğraf yapmanın ilk adımı

olan ışık, fotoğraftaki görselliğin nedenidir. Nasıl resim boya ile çiziliyorsa fotoğraf da ışıkla

çizilir. Bir çekimde fotoğraf makinesinin ayarları ışığa göre yapılır. Çünkü fotoğrafın

kaynağı ışıktır (Photo Yunanca ışık anlamına gelir). Bir ölçüde fotoğrafın başarısı ışığa

bağlıdır; yani ışıklandırmayı doğru yapmak gerekir. Işığın en önemli işlevi fotoğrafın

çekilmesini sağlamaktır. Işık fotoğrafın temel taşıdır. Bu nedenle ışığı iyi bilmek ve buna

göre de iyi değerlendirmek gerekir. Çekim sonrası karanlık odada yapılan işlemler de

ışıklamaya dayanır. Yani fotoğraf ışıkla başlar, ışıkla biter.

Işık, doğadaki elektromanyetik dalga biçimlerinden biridir. Radyo, radar dalgaları,

kızılötesi ışınları gibi… Doğada bulunan bir nesnenin görülmesi için o nesnenin ışık yayması

ya da yansıtması gerekir. Genellikle bir cisme çarpan ışık az ya da çok yansır. Işığı yansıtma

derecesine göre cisimler saydam ( cam, su, hava ) yarı saydam ( buzlu cam, ince yağlı kağıt )

saydamsız ( taş, tahta, demir ) diye sınıflanır. Ama yine de bu, cismin özelliği, kalınlığı vs.

ile de yakından ilgilidir. Işığın yapısı ulaştığı yüzeyin yapısıyla çakıştığında farklı etkiler

yaratır. Işığın yansıma özelliğinin yanında kırılma özelliği de vardır. Farklı yoğunluktaki

ortamlarda, bir ortamdan diğerine geçen ışık kırılır.

Önemli olan uygun ışığı seçebilmektir. Tıpkı uygun bir kompozisyonu seçmek gibi…

Işık; dolaylı, doğrudan, cephe ışığı (gölgeleri yok ederek yüzeysel bir etki oluşturur ve

aydınlanan cisim düzlemsel görülür), tepeden gelen ışık (kütlenin ağırlığını ve yer çekimini

vurgular), ters ışık (kütlenin biçimini ortaya koyar), yan ışık ( ışık-gölge yardımıyla dokuyu

ortaya çıkartarak derinlik hissi verir), olarak ele alınabilir. Ayrıca geliş açılarına ya da doğal

nedenlere ( kar, yağmur, deniz kenarı, yüksek yerler ) göre ışığın durumu da değişir. Işık,

salt fotoğrafın oluşumunda rol oynamaz aynı zamanda sanatsal bağlamda da belirleyici olur.

Kullanılan ışık tarzı fotoğrafın estetik değerinde etkili olur.

Fotoğraf çekimine başlamadan önce; çekim yapılacak ortamın ışığı, çekim zamanı,

mekânın özellikleri, ışık kaynakları ve konuyu aydınlatan ışığın özellikleri önceden

bilinmelidir. Bu ışığa uygun araç gereçler ve ekipmanlar seçilmelidir. Güzel ve amacına

uygun fotoğraf çekmenin temel kuralı fotoğrafı çekilecek konun ışığının doğru tanımlanması

ve fotoğraf çekiminin ışık koşullarına göre yapılmasıdır.

1. Fotoğraf çekimi yapılacak ortamın ışığı önceden araştırılmalıdır.

2. Fotoğraf çekilecek zaman doğru planlanmalıdır. Fotoğraf çekimi, gece mi,

gündüz mü; yoksa daha farklı bir zamanda mı yapılacak?

3. Fotoğraf çekilecek mekânın özellikleri incelenmelidir. Mekân kapalı mı; yoksa

açık bir alan mı?

4. Fotoğraf çekilecek ortamın ışık kaynağı doğal ışık mı; yoksa yapay ışık mı

olduğu belirlenmelidir.

5. Fotoğrafı çekilecek konunun üzerine düşen ışığın özelliklerini tanımlanmalıdır.

Konunun ışığının fotoğraf çekimi için yeterli olup olmadığı belirlenmelidir. Işık

yeterli değil ise ışığın en uygun olduğu koşullar için planlama yapılmalıdır.

6. Işık istenen özelliklere uygun ise fotoğraf çekimi için gerekli olacak araç

gereçler belirlenir ve ışığa en uygun film seçilir.

7. Fotoğraf çekimi için ışık açısından en uygun yer ve açı tespit edilmelidir.

Doğru fotoğraf çekimi yapabilmek için öncelikle ışık kaynaklarını, ışığın özelliklerini

ve farklı ışıkların fotoğraf üzerindeki etkilerini kavramak ve ortamdaki ışığı doğru olarak

tanımlamak gerekir.

1.3. Işığın Özellikleri ve Işık Kaynakları

Işığı bir kaynaktan her yöne doğru dalgalanarak yayılan parçacıklar olarak

düşünebiliriz. Bu parçacıklar çekim süresince sizlere filmler kısmında anlattığım ışığa

duyarlı bileşiklere; yani film düzlemine çarparak fotoğrafı oluşturur. Cisimler ana ışık

kaynağı güneşten veya suni ışık kaynaklarından aldıkları ışık parçacıklarını helozonik dalgalı

bir şekilde saniyede 300000 km'lik bir hızla yansıtır. Bütün ışık türlerinin hızı aynıdır; ama

dalga boyları farklıdır. Dalga boyu ışığın niteliğini belirler. Dalga boyu kısa olan güçlü, uzun

olan güçsüz ışıktır. Görebildiğimiz en uzun dalga boyu kırmızı, en kısası mavi ışıktır.

Kırmızının gücü renklerde olduğu gibi burada da teknik olarak karşımıza çıktı.

1.3.1. Işığın Özellikleri

Işık Şiddeti

Işık kaynağından yayılan ışığın gücüdür.

Kontrast

Fotoğrafta en karanlık ve en aydınlık bölümler arasındaki ışık yoğunluğudur.

Örneğin; Işık kaynağından yayılan ışığın konuyu her yönden eşit bir şekilde

aydınlatması sonucu (bulutlu havada çekilen) fotoğrafta kontrast düşük olur. Bunun karşıtı

ışığın tek bir yönden konuyu aydınlatması sonucu (güneşli havada çekilen) fotoğrafta

kontrast yüksek olur. İyi bir fotoğraf için kontrast ana etkenlerden biridir. Fotoğrafta kontrast

ne fazla ne eksik olmalıdır.

Yüksek kontrast koyu gölgelerden parlak beyaz aydınlıklara kadar geniş bir ton

farklılığı içerir. Az kontrast karanlık gölgeler ve parlak aydınlıkların aşırı uçlarını içermeyen

daha sınırlı bir ton farklılığı ifade eder.

Bir yaz günü güneş tam tepedeyken özellikle ormanlık alanlarda, karla kaplı

ortamlarda ya da kumsallarda kontrast fazladır. Bulutlu havalarda yada güneşin yatay geldiği

zamanlarda çekilen fotoğraflar gökyüzünü fazlaca içermeyen fotoğraflarda kontrast azdır.

Parlak güneşli bir havada; yani kontrastın yüksek olduğu zamanlarda bir yere

baktığımızda tüm ton farklılıklarını algılayıp detayları rahatlıkla görebiliriz. Unutulmaması

gereken filmlerin ton farklılıklarının gözlerimiz kadar olmadığıdır. Film farkı göz ardı

edilirse gözümüzün gördüğü detayları fotoğrafta göremeyiz.

Fotoğraftaki beyaz parlak alanlar izleyicinin dikkatini konudan uzaklaştırır. Donuk,

yumuşak tonlar daha keskin ve vurgulu olarak öne çıkar.

Yüksek kontrastın her filmi etkileyebileceğini unutmadan çekeceğiniz fotoğraflarda

çok koyu ve çok aydınlık alanları görüntünüze almamaya çalışınız veya konuya göre

konumunuzu değiştirerek sonuca ulaşmaya çalışınız

Renk

Işık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu

gözümüzün algıladığı duyumdur.

1.3.2. Işık Kaynakları

Işık kaynakları doğal ışık kaynakları ve yapay ışık kaynaklarından oluşmaktadır.

Doğal ışık güneş ışığıdır.

Güneş ışınları, açık alanda her noktayı aynı derecede aydınlatır. Nokta ışık

kaynaklarından yapılan aydınlatmalarda uzaklık artıkça konuya düşen ışık şiddeti azalır.

Arkası yansıtıcılı kaynaklar koni şeklinde, ışık kaynağından uzaklaştıkça genişleyen bir ışık

huzmesi oluşturur. Diğer bir ışık kaynağı da gökyüzü, açık renkli duvar yüzeylerinden gelen

dağınık ışık kaynakları şeklinde tanımlanabilir.

Doğal Işık

Doğa da fotoğraf çekerken ışık tek bir kaynaktan; yani güneşten gelir. Flaş, lamba,

ateş, reflektör gibi kaynaklar gün ışığının etkisini artırmak için kullanılır. Işığın kalitesi;

günün saati, konuya geliş yönü, ışığa müdahale veya filmin özelliklerinden dolayı etkilenir.

Bir nesne üzerinden yansıyan ışık, nesnenin özelliğine bağlı kalarak düzgün, dağınık,

kontrastlı, sert, yumuşak, donuk, sıcak, soğuk veya kırmızıdan maviye doğru değişik

anlamlar verebilir. Genellikle donuk, mat mavimsi ışık sakin ve durağan bir anlam verir.

Koyu ve sıcak ışık daha fazla heyecan ve enerji verir. Renkler bölümünde hangi rengin hangi

anlamlar verdiğine bir göz atmanızda yarar var.

Göze hoş gelen fotoğraflar, ışığın düzgün dağıldığı ve derinlik hissi verdiği kontrast

yaratan, çok koyu ve keskin olmayan gölgelerin yumuşak olduğu fotoğraflardır.

Doğru ışıktan yaralanmak için ışığı çok iyi okuyabilmeliyiz. Bu da artan tecrübe ile

olur. Yani daha çok fotoğraf çekip, farklı ışıklarda aynı konuyu çekerek fotoğrafı nasıl

etkilediğini görerek, daha çok fotoğraf görerek onların nasıl bir ışıkta çekildiğini inceleyerek

ve sorarak öğrenebiliriz.

Doğrudan gelen ışık

Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından kırılmadan gelerek doğrudan konunun üzerine

düşen ışıktır.

Önden gelen ışık

Işık kaynağı konunun önünde fotoğrafçının arkasındadır. Konu bakış yönündeki her

noktasından eşit miktarda aydınlanmıştır ve hiç gölge yoktur. Gölgenin yokluğu derinlik

duygusunu yok eder. Bu tür ışık detay verme ve renkleri gösterme açısından çok etkilidir.

Yandan gelen ışık

Daha güçlü ve zengin görüntüler elde edilir. Sağ veya soldan gelen ışık gölgelere

neden olduğu için görüntünün dokularını daha belirginleştirir. Yandan gelen ışıkla oluşan bu

gölgeler fotoğrafa derinlik duygusu kazandırır. Doku ve desen çekimlerinde bu ışık

kullanılmalıdır.

Gölgelerin oluşturduğu kontrast çok yüksek ise gözün görebildiği detayları fotoğrafta

göremeyeceğimizi söylemiştik. Bunun için dolgu flaş kullanarak yüksek kontrast düzeyi

düşürülebilir.

 

Ters ışık

Işık kaynağı konunun arkasında fotoğrafçının önündedir. Ters ışıkta fotoğraf çekmek

çok zordur; ama çok etkili fotoğraflar elde edilebilir. Önden gelen ışıkta nesnenin

görmediğimiz tarafını aydınlattığı için bakış yönümüzde detaylar kaybolur; ama nesnenin dış

formu belirginleşir. Konunun etrafındaki ışık huzmeleri fotoğrafı güzelleştirir. İstenirse

nesne dolgu flaşı ile aydınlatılabilir. Bunu fotoğrafa yükleyeceğiniz duygu belirler.

Üsten gelen ışık

Işık kaynağının konu üzerine tam tepeden gelmesidir. Bu durumda kontrast yüksek

olacağı için bu durumlarda fotoğraf çekilmesi tavsiye edilmez. Bu durumlarda fotoğrafı

çekip çekmeyeceğinizi yine sizin fotoğrafa vermek isteyeceğiniz duygu belirleyecektir.

Noktasal ışık

Işık kaynağının bulut, ağaç ya da başka açıklıklardan gelerek konunun bir bölümünü

aydınlatmasıdır. Gündoğumunun hemen sonrasında veya günbatımından, yağmurdan sonra

bulutların arasından çıkan, ormanda ağaçların veya yaprakların arasından çıkan ışıkların

hepsi noktasal ışıklardır. Bu tür ışık kaynakları ile son derece güzel fotoğraflar çıkar.

Dolaylı gelen ışık

Işık kaynağının diğer cisimlere çarptıktan sonra ilk gücünü kaybedip konumuzun

üzerine düşen ışıklardır. Kapalı veya bulutlu havadaki ışıktır. Işığın konu üzerine düşen

zamanda nasıl dağıldığı nasıl yansıdığına bağlı olarak farklı özellikler gösterir. Dolaylı ışık

alan ortamlarda çekim yaparken düşük enstantane değerleri kullanılmak zorunda kalacağımız

için sehpa ve daha hızlı filmler kullanmak gerekir.

Yansıma

Ayna veya cam gibi pürüzsüz yüzeylere düşen ışık, geldiği acı ile hiç bozulmadan

aynı ışık şiddetini yansıtmasına düzgün yansıma denir. Duvar, kağıt veya kumaş gibi pürüzlü

yüzeylerin yansıtmasına dağınık yansıma denir.

Kırılma

Işığın farklı yoğunluktaki ortamlardan geçtikten sonra ışığın yönü değişir. Bu yön

değişikliği ışığın geliş açısına, ortamların ışık kırılma katsayılarının oranına ve ışığın dalga

boyuna bağlıdır. Kısa dalga boyuna sahip ışıklar, dalga boyu uzun olan ışığa göre daha fazla

kırılırlar.

Polarizasyon (Kutuplaşma)

Işık normalde her yönde titreşerek ilerler. Bu titreşimler süresince sadece belli açıdaki

titreşimlerin bırakıp, diğerlerinin söndürüldüğü ışığa polarize edilmiş ışık denir.

 

İşlem Basamakları Öneriler

. Fotoğraf çekimi yapacağınız ortamın ışığını çekim öncesinden planlayınız.

. Fotoğraf çekmeye gündüz mü gideceksiniz yoksa gece mi gideceksiniz belirleyiniz.

. Fotoğraf çekimi yapacağınız ortam açık mı yoksa kapalı mekân mı belirleyiniz.

. Fotoğraf çekeceğiniz ortamın ışığı doğal ışık mı yoksa yapay ışık mı olduğunu tanımlayınız.

. Fotoğrafını çekeceğiniz konunun üzerine düşen ışığın özelliklerini inceleyiniz

. Konunun üzerindeki ışığın sizin fotoğraf çekmeniz için yeterli olup olmadığını tanımlayınız.

. Işık istediğiniz özelliklere uygun ise fotoğraf çekimi için gerekli olacak araç gereçlerinizi hazırlayınız.

. Fotoğrafı çekeceğiniz ortam ve konunun ışığına uygun film seçimi yapınız.

. Fotoğraf çekimi yapacağınız en uygun yeri ve açıyı planlayınız.

. Fotoğraf çekimi yapacağınız yeri önceden inceleyiniz.

. Fotoğrafını çekeceğiniz konu ile ilgili daha önceden çekilmiş fotoğraf örneklerini ve fotoğraflardaki ışık özelliklerini inceleyiniz.

. Çevrenizdeki fotoğrafçılar ile çekmek istediğiniz konuya en uygun ışık koşullarının nasıl olması gerektiğini görüşünüz.

. Işık konuya uygun değil ise uygun ışık koşullarının oluşmasını bekleyiniz.

. Bu koşullarda fotoğraf çekmek zorundaysanız ne gibi önlemler alabileceğinizi araştırınız.

Fotoğraf kompozisyonunun temel kurallarını fotoğraf çekiminden önce

inceleyebileceksiniz.

. Yazılı basında gördüğünüz veya çevrenizdeki insanlar tarafından çekilmiş

fotoğrafları inceleyiniz.

. İncelemiş olduğunuz bu fotoğraflardan gözünüze hoş gelenleri ve hoş

gelmeyenleri ayırınız.

. İncelediğiniz fotoğrafların gözünüze hoş gelmesinin veya hoş gelmemesinin

nedenlerini araştırınız.

. Kompozisyon kurallarının fotoğrafa neler kazandırdığını araştırınız. Bu konuda

bir sunum hazırlayıp arkadaşlarınızla paylaşınız.

Araştırma işlemleri için internet ortamı ve fotoğraf sergilerini gezebilirsiniz.

2. FOTOĞRAFTA KOMPOZİSYON

2.1. Tanımı

Kompozisyon :“Ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli bir bütün

oluşturma işidir.” Fotoğrafta kompozisyon ise “Fotoğraf çerçevesine giren objeleri göze hoş

gelecek şekilde seçme ve düzenleme” işidir. İşin güzel olması demek fotoğrafta verilmek

istenen mesajın yerini bulması ve fotoğrafın akılda kalıcılığını artırması demektir.

Zaten amaç kâğıt üzerine yansımış görüntülerin belirli bir anlamı ve içeriğinin

olmasını sağlamaktır. Çekilen fotoğrafın mükemmel olması için çerçeve ayarının kusursuz

yapılması, fotoğraflanacak objeleri tam olarak almakla ve iyi bir ışıklandırmayla

gerçekleşecektir.

Fotoğraf çekiminde dikkat gerektiren en önemli konu, çerçeve (Marj) ayarıdır. Bu

ayarlamada objelerin çerçevedeki konumları, yansıtma şekli ve renk- ışık kompozisyonu en

fazla dikkat edilmesi gereken noktalardır. Çerçeve ayarında özellikle manzara çekimlerinde

ufuk çizgisinin alacağı konum önemlidir. Ufuk çizgisi, çerçevenin alt ve üst çizgilerine

paralel olabilir. Çerçevenin altında ve üstünde yer alabilir. Ama asla ortaya getirilmemelidir.

Ufuk çizgisinde maksat gökyüzünün çerçevedeki görüntüsüdür. Bazen gökyüzü çerçevenin

her tarafında gözükürken objeler ortada bir konum alır. Bu ayar çok fazla kullanılmaz. Ama

daha çok ufuk çizgisinin çerçevenin üst kısmında yer alması genel kabul gören ayardır.

Fotoğrafta kompozisyon ayrı ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli

bir bütün oluşturma ve kare içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçme ve düzenleme

işidir. Bir başka deyişle fotoğrafta kompozisyon fotoğrafla verilmek istenen anlamı,

fotoğrafa bakan kimsenin herhangi bir yardım almadan rahatlıkla alabilmesidir.

Fotoğrafın mesajının okunaklı olabilmesi ve belirgin olması gerekir. Yani her karenin

bir kritik anı vardır. Örneğin yüz metre koşucuların start çizgisinden fırlayışları hareketin

başlangıcıdır. O an fotoğrafçılıkta kritik an olarak kabul edilir. Fotoğrafta kompozisyonu

sağlayabilmek için bakış yönü diğer bir etken olarak kabul edilir. Objelerin yönü ve hareket

alanları fotoğrafa sürekli başka anlamlar katabilir. Yani anlık bir bakış açısı konuyu farklı

aktarmaya neden olabilir.

Konunun objektife uzaklığı veya makinenin konuya uzaklığı kompozisyon

oluşturmada önemli bir etkendir. Obje insan ise, kişinin uğraşını bakış açısını bakış

yüksekliğini ve uzaklığını yansıtacak nitelikte olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yani

sokakta oyun oynayan çocukların net olarak fotoğrafların çekilebilmesi için belirli bir

mesafede olmaları gerekir.

Kaydedilen her görüntü sonuçta bir anlam ifade eder. Ancak bu görüntüyü istenen

niteliklere göre çekebilmek için bazı kriterler olduğunu bilmelisiniz. Bu kriterlere

kompozisyon öğeleri denir. Şimdi bu öğeleri tanıyalım.

 

2.2. Fotoğrafta Kompozisyon Öğeleri

2.2.1. Belirginlik

Fotoğraf için en önemli öğe belirginliktir. Çünkü fotoğraf ile verilmek istenen

mesajın, izleyici tarafından anlaşılması için çekilen fotoğrafın belirgin olması gerekir.

Fotoğrafın belirgin olması, bir iletişim aracı olan fotoğrafın mesajını en okunaklı biçimde

ortaya koymasıdır. Zaman ve üçüncü boyutun zihinde canlanabilmesi için çekilen konu

hakkında izleyicinin önceden zihninde var olan duyumlarından yararlanılır. İşte bu nedenle

fotoğraf, üzerinde önceden fikir birliğine varılmış biçimler demetidir.

Fotoğraf 2.2: Konusu doğa olan bir kompozisyon

Her izleyici, fotoğraf karesini oluşturan öğeleri, zihnindeki binlerce görüntüden biriyle

çakıştırıp fotoğrafı geçmiş deneyimlerine göre yorumlayacaktır. Bu nedenle ne anlatmak

istediğini iyi anlatamayan; yani yeterince belirgin olmayan bir fotoğraf, izleyicide farklı

duygular ve düşünceler uyandırır. Bu durum ise, izleyiciye aynı duygu ve düşünceleri

yansıtmaya yarayan fotoğrafın en güçlü iletişim aracı olma özelliğini kaybettirir. Bir

fotoğrafla anlatılmak istenen, yardımcı öğeler, zamanlama ve olayın belirginliği ile bir anlam

kazanır.

 

2.2.2. Sadelik

Bir fotoğrafta, ana öğenin yanında birçok yan öğe yer alır. Fotoğraf makinesi,

gördüğünü film veya dijital ortama aktardığından, ana konuyu destekleyen öğelerin dışında

kalan öğelerin, fotoğraf karesinden çıkarılması gerekmektedir. Bu sisteme ayıklayıcı yöntem

adı verilir. Bir başka ifade ile vizörden görülen; fakat fotoğraf karesinde olmasını

istemediğimiz öğelerin temizlenmesi ya da konu içindeki ağırlığının azaltılması sistemi

ayıklama sistemidir. Fotoğrafçı ayıklama işlemini gerçekleştirebilmek için çekim noktası

değiştirilebildiği gibi, alan derinliğinin etkisini de kullanılabilir. Örneğin, bir portre

çekiminde modelin arkasında ve önünde yer alan istenmeyen öğelerin, alan derinliği

azaltılarak flu hale getirilmek suretiyle fotoğraf karesi içindeki önemi azaltılabilir.

İstenmeyen öğelerin çerçeve dışında kalması, değişik bir çekim noktasının

kullanılmasıyla sağlanabildiği gibi, farklı odak uzunluğuna sahip objektifler kullanılmak

suretiyle de sağlanabilir. Bazen fotoğrafını çekeceğimiz konu için gereksiz gördüğümüz öğe

canlı bir varlık olabilir. Bu durumda onun oradan ayrılmasını beklemekten başka çare

yoktur. Bazen saatlerce beklememiz gerekebilir. Uzun süre beklemek, konu üzerindeki ışığın

durumunu ya da modelin ifade biçimini değiştirebilir.

Sadeleştirme için kullanılacak yöntemlerden biri de perspektiften yararlanmaktır.

Örneğin bir futbol maçında, stadyumda izleyicilerden seçtiğimiz konu, yüzlerce insandan

biri olabilir. Bu durumda geniş açılı bir objektifle, konuya yaklaşarak, öndeki insanı (ana

temayı teşkil eden) abartarak büyütüp, arkadaki insanların fotoğraf karesi içerisinde

kaplayacakları alanın oranını küçültmek suretiyle, diğer insanların konu üzerindeki ağırlığı

azaltılabilir. Bir başka yöntem ise, çekim noktasında değişiklik yapmak yani farklı bir çekim

noktası kullanmaktır. Fotoğrafı sadeleştirmek en az öğe ile en iyiyi anlatmaktır. Yoksa tek

bir şeyin fotoğrafını çekmek, fotoğrafın sadeleştirilmesi anlamına gelmez. Örneğin, bir

insanın yazı yazmasını anlatmak için, bir kalem fotoğrafı çekmek, kişinin yazı yazmasını

anlatmak için yeterli değildir.

2.2.3. Ritim

Bir cismin tekrarlanan görüntüsü ya da peş peşe benzer elamanlar dizisi, aynı

elamanların tekil görüntülerinden daha etkileyicidir. Belli bir düzene göre tekrarlama, sayısal

değerinden fazla bir zenginlik ifade eder. Ritimi oluşturan öğelerin düzenli tekrarı, düzensiz

tekrarından daha güçlü etki yaratır. Örneğin yoldaki telefon direkleri, yol çizgileri, dizi dizi

ağaç kümeleri gibi.

2.2.4. Uyum

İki ya da daha çok öğenin birbirini hareket, biçim, renk ve ton değerleri bakımından

desteklemesi anlatıma güç katar. Uyumda, benzer öğelerin yan yana kullanılması anlatımı

güçlendirirken ritimde, benzer öğelerin belirli aralıklarla tekrarlaması anlatımı

güçlendirmektedir. Bazen ritim ve uyum birlikte kullanılabilir. Hareket eden öğelerin aynı

tarafa yönelmesi ya da duran nesnelerin aynı tarafa yönelişi hareketteki uyumu sağlar.

Küçüklü büyüklü benzer biçimlerin arasında biçim uyumu söz konusudur.

Renk uyumu olarak da renk çarkındaki komşu renkler arasındaki uyum anlatımı

zenginleştirir. Örneğin mavi renkle birlikte yeşil ve mor renklerin kullanılması renk

uyumunu sağlar.

 

2.2.5. Kontrast

Kelime anlamı zıtlık demektir. Fotoğrafta yer alan öğelerin gerek ışık, gerek objeler ve

gerekse renk bakımından karşıt bir anlam ifade edecek şekilde yer almasıdır. Ancak bazen de

bu tür zıtlıklar gerekebilir. Çünkü birbirine zıt öğelerin birlikte kullanılması konunun

belirginliğini artırabilir. Örneğin, bir insanın boyunun çok uzun olduğunu göstermeniz için

yanına normal boydan veya kısa boylu bir insanın görüntüsü gerekir. Bir cismin

büyüklüğünü göstermek için kendi eş değerinde bir şeyle fotoğraflanması gerekir. Fakat

fotoğrafta büyüklüğü vurgulamak istersek daha küçük bir öğe ile fotoğraflamak uygundur.

Örneğin, bir basketbolcu uzun boylu bir kişinin yanında gerçek boyunda bir görüntü

sergilerken, kısa boylu bir kişinin yanında boyu abartılı olarak vurgulanır. Farklı yönlere

giden iki kişinin görüntüsü harekette kontrast oluştururken bir üçgen ile dairenin birlikte

fotoğraflanması biçimsel kontrastı meydana getirir. Renkle ve tonlarla da kontrast elde

edilebilir. Burada birbirine zıt renklerin kullanılması en belirgin kontrasttı verirken, ara

tonların ve renklerin kullanılması dereceli bir kontrast oluşmasını sağlar. Özellikle sıcak ve

soğuk renklerin birlikte kullanılması fotoğrafa ayrı bir anlam katar. Aşırı kontrast fotoğrafın

belirginleştirilmesinden ziyade konunun ve ilginin bölünmesine ve dağılmasına yol açacağı

unutulmamalıdır.

2.2.6. Işık

Bu bölümde ışığı; fotoğrafta kompozisyon öğesi olarak inceleyeceksiniz. Işıkla ilgili

temel bilgileri daha sonra detaylı olarak göreceksiniz. Fotoğraflanan bir konunun

belirginleştirilmesinde en etkili araç ışıktır. Konuda vurgulanmak istenen noktaların diğer

bölgelere göre daha aydınlık olması ya da istenmeyen görüntüleri fotoğraf karesinin dışına

taşımak için bu bölgelerin çok aydınlık ya da karanlık olmaları fotoğrafta konunun

belirginliğini artırır. Zorunlu kalmadıkça (Siluet fotoğrafları) ters ışık ve cephe ışığını,

fotoğraftaki derinlik etkisini kaybettireceğinden kullanmamak yerinde olur. Konuda derinlik

kazandırması ve aşırı kontrastı engelleyebilme özelliği olan yanal ışık fotoğraf belirginliğini

artırır. Mezar taşlarındaki yazıların fotoğrafını çekerken yazıların okunabilmesi için 45

derecelik bir açıyla gelen yanal ışık kullanmak en uygun ışık açısıdır. Bu fotoğraf cepheden

gelen ışıkla çekildiğinde yazıların okunması imkânsızlaşır.

Işık konunun belirginleşmesini sağlayan bir araç olmasının yanında alan derinliği

etkisini de sağlayan en önemli araçtır. Gittikçe parlaklığı azalan konularda ve ana temanın

çevresinde oluşan parlak çerçevelerle bu etki yakalanabilir. Sıcak ve soğuk renklerin birlikte

kullanılması da alan derinliği etkisi sağlar.

Işık fotoğrafta kompozisyon için önemli öğedir…

2.2.7. Perspektif

Fotoğraflanan konuda istenilen bölgelerin daha belirgin olarak vurgulaması için

izlenen yollardan biri de perspektif etkisidir. Cisimlere belli bir noktadan bakıldığında

görülen şey, bulunulan noktadan görünen konunun görsel gerçeğidir. İnsan beyni objeleri bir

zaman anında değil, bir zaman sürecinde algıladığından perspektif bozulmalarını zihinde

düzelterek algılar. Örneğin tren raylarına baktığımızda bu rayların belli bir mesafeden sonra

birbirine birleşiyormuş gibi görülmelerine rağmen hiç kimse bu rayların birleştiğini

düşünmez. Fotoğraf ise bir anın bir noktadan tespiti olduğundan aynı noktadan rayların

fotoğrafı çekildiğinde, fotoğraf kâğıdında bu birleşme etkisi yok edilemez. Perspektif

etkisinden yaralanarak bazı öğelerin vurgulanması sağlanabilir. 10-12 katlı iki binanın

arasına girerek yerden gökyüzüne doğru çekilen bir fotoğrafta binaların gökyüzünde

birleşiyormuş etkisi yaratılabilir. Bazen geniş açılı bir objektif kullanılarak perspektif etkisi

artırılır, bazen tele objektif kullanılarak nesneler arasında, uzaklıklarına bağlı olarak ortaya

çıkacak olan, büyüklük etkileri azaltılabilir.

2.2.8. Keskinlik

2.2.8.1. Netleme Olayına Bağlı Keskinlik

Bu bir anlamda çekilen fotoğrafın netliğinin yapılmasıdır. Objektiften gelerek film

üzerine düşen görüntünün bir noktada kesişerek netleşmesi objektif odak uzunluğunun

netleme halkası yardımıyla ileri geri oynatılmasıyla sağlanır. Bir fotoğrafta her tarafın net

olması çoğu zaman arzu edilmez. Çünkü fotoğrafımızda bir şeyi onun doğal atmosferinden

sıyırıp, yine doğal ortamı (fotoğrafçının karar verdiği ortam) içerisinde izleyiciye sunmak

istiyoruz. Bu sunma işlemi içerisinde fotoğraf karesine giren istenmeyen görüntüleri

netsizleştirerek ana tema üzerindeki etkisini artırıp, konumuzu daha belirgin hale

getirebiliriz.

2.2.8.2. Gelen Işığın Türüne Bağlı Keskinlik

Bir fotoğrafta kontrastın yüksek olması keskinliği artırır. Bir portre fotoğrafı çekerken

kişiyi olduğundan yaşlı göstermek için cephe ışığı kullanılırken, daha genç göstermek için

yumuşak ışık (yanal ışık) kullanılır. Yine bir tarihçi, mezar taşındaki yazıları okuyabilmek

için çekeceği fotoğrafta mezar taşının rengine zıt bir renk kullanması yazının taş üzerinde

belirginleşmesine ve fotoğrafta daha rahat okunabilmesine imkân sağlar.

2.2.8.3. Çözümleme Gücüne Bağlı Keskinlik

Burada duyarkatın ya da kullanılan objektifin çözümleme gücüne (milimetrede kaç

çizgi ayırdığının ölçüsü) bağlı olan gerçek bir keskinlik söz konusudur. Çözümleme gücü

yüksek bir objektifle çekilen fotoğrafın keskinliği ile sıradan bir objektifle çekilen bir

fotoğrafın keskinliği birbirinden farklıdır. Yine ince grenli film ya da kart kullanılarak aynı

fotoğraf farklı keskinlikte elde edilebilir.

2.2.9. Doku

Belli bir çerçeve içerisindeki yüzeyin parçalanmasında belli bazı oranların (altın kesim

oranı) kullanılması görüntünün daha ilgi çekici olmasını sağlamaktadır. Bu bölme işleminde

ortaya çıkan yüzeylerin istenen anlatım doğrultusunda zenginleştirmesi ilgi çekiciliği

arttıracaktır. Bu yönteme yüzeye doku kazandırma ya da doku araştırması denir. Doku ifade

eden çizgi, nokta ve tonların yüzeye kazandıracağı soyut zenginlik dışında yüzeyin doğal

yapısını yansıtmak ya da küçük çapta derinlik kazandırmak gibi işlevleri de vardır.

 

2.2.10. Hız ve Hareket İzlenimi

Fotoğrafın, belli bir anın iki boyutlu bir düzlem üzerine saptanması olayı olduğunu

daha önceki konularda belirtmiştik. Çevremizdeki olaylar bir anda başlayıp biten olaylar

olmayıp, belli bir süreç içinde gerçekleşen olaylardır. Bu olayların bir süreç içinde ifade

edilebilmeleri onların hareket izlenimlerinin duyarkata aktarılmasıyla sağlanabilir. Bisikletle

dolaşan kişinin hareket halinde olduğunu fotoğraf karesine düşürmenin değişik yolları vardır.

Bu yolların başında, bisikletin hareket hızının üstünde bir örtücü hızı kullanılması gelir. Bu

durumda bisiklet ve sürücüsü ile birlikte çevre net olarak görülecek, buna bağlı olarak iki

tekerlekli bisikletin yer çekimine rağmen ayakta durması onun hareket halinde olduğu

izlenimini izleyicide yaratacaktır. Bir başka yol bisikletin hızının altında bir örtücü hızı

kullanmaktır. Bu durumda da çevrenin net olarak film üzerine düşmesi sağlanırken bisikletin

ve sürücüsünün netsiz görüntüsü hareket izlenimini yaratacaktır. Diğer bir yol ise, düşük bir

örtücü hızı kullanarak bisikletin hareket yönünde, makineyi hareket ettirirken fotoğrafın

çekilmesidir. Bu durumda bisiklet ve sürücüsü net iken çevre netsiz olarak film üzerine

düşecektir. Kullanılabilecek yollardan biri ise bisikletin hareket hızının üstünde fakat

sürücünün el ve ayaklarının hareket hızının altında bir örtücü hızı kullanmak ve makineyi

hareketsiz kılmak en çarpıcı görüntünün elde edilmesini sağlar. Bu durumda fotoğrafta çevre

ve bisikletle birlikte sürücü net, buna karşılık sürücünün hareket halinde olan elleri, ayakları

ve bisikletin tekerleri netsiz olacağından bisikletin hareketi fotoğraf karesinin üzerine en

belirgin olarak yerleşmiş olacaktır.

Hareket ve hız izlenimi hareket halinde olan objenin hızının altında bir örtücü hızı

kullanılarak fotoğraf çekildiği zaman hareketli kısım netsiz olacağından burada bir hareket

izlenimi oluşur. Örneğin, güneş battıktan sonra caddelerin fotoğraflarının çekilmesi durumda

çok değişik fotoğraf elde edilebilir. Bu durumlarda cadde üzerinde ışıklandırılmış yapılar net

ve belirgin, hareket halindeki araçların stop lambaları yol üzerinde kırmızı çizgilerin

oluşmasını sağlarken, hareket halindeki insanlar netsiz birer leke olarak görüntülenir.

2.2.11. Bütünlük

Her fotoğraf bir mesajın iletimi için çekilir. Niçin çekileceğine karar verilmeyen bir

fotoğrafı çektikten sonra bu ne işe yarar, ben burada ne anlatabilirim diye düşünmek biraz

zorlama olur. Bu nedenle öncelikle fotoğrafı niçin çektiğimizin cevabını bulmalıyız.

Fotoğrafımızda ana tema ve bunu destekleyen öğeler bir bütünlük içinde verilmelidir.

İzleyiciyi vurgulamak istediğimiz mesajın dışına itecek görüntü ve öğelerden kurtarmak için

fotoğrafın belirgin ve bir tercümana ihtiyaç duymadan okunup anlaşılabilecek kadar sade

olması gerekir.

Fotoğrafta ana öğe belirlendikten sonra yardımcı öğelerin belirginliğini azaltmak ve

kare içerisindeki oranını düşürmek için uygun çekim noktasından görüntülenmesi gerekir.

Fotoğraf çekerken ister pasif düzenlemeyi, isterseniz aktif düzenlemeyi tercih edin, sonuçta

kare içerisinde istenmeyen bazı öğelerin ayıklanması çok zordur. Ayıklanamayan öğelerin

fotoğrafın bütünlüğünü bozmaması için çekim noktasının tespitinde azami gayretin

gösterilmesi gerekir. Bazen birden fazla şeyin bir karede anlatılmaya çalışılması hiçbir şey

anlaşılamayacak duruma gelmektedir. Bu nedenle fotoğrafta ikinci üçüncü mesajların

oluşmasına yol açacak düzenlemelerden kaçınarak, tüm elamanların ana konu etrafında

şekilleneceği bir kompozisyon tercih edilmelidir.

2.2.12. Denge

Pozlandırılmış olan bir fotoğrafta öğeler arasındaki uyum, belirginlik ve bütünlüğün

yanında aranan önemli bir görsel unsur dengedir. Denge ana öğe ile yardımcı öğeler

arasında, boyut, renk, ton, biçim ve kontrast dengesinin sağlanması anlatımı güçlendirirken

fotoğraftaki uyumu, belirginliği ve bütünlüğü sağlar.

Fotoğraftaki denge kavramı, fizikteki ve matematikteki denge kavramının içeriği ve

anlamıyla aynı şeyi ifade eder. Fizikte kaldıraç yasası olarak adlandırılan yasaya göre; bir el

terazisinde mesnedin yakınına asılan ağır bir madde ile mesnedin uzağına karşı tarafa asılan

hafif bir madde arasında ağırlık bakımından fark olmasına rağmen terazi dengede durur. Bu

yasadan hareket ederek düzenlemede lekeleri renkleri, büyüklükleri ve tonları bakımından

merkeze olan uzaklıklarına göre dengeye getirilebilir. Burada uyulacak kural öğelerin

ağırlıklarının merkeze uzaklıklarının çarpımının eşit olmasıdır. İnsan, simetriden ziyade

simetri olmayan düzenlemeleri tercih etmektedir. Bu nedenle görüntüde bir birine eş değer

iki ayrı düzenlemenin oluşmasını engellemek için, merkezden farklı uzaklıklarda ve değişik

ağırlıklarda öğelerin düzenlenmesi gerekir. Ağırlık kavramını fizik ve matematikteki

anlamından farklı bir anlam da fotoğrafçılıkta kullanılmaktadır. Fotoğraf açısından öğelerin

ağırlı kare fotoğraf karesi içinde kapladıkları alan ile renk tonlarının çarpımıyla elde edilen

değerdir. Örneğin, fotoğrafın merkezine uzaklıkları ve büyüklükleri aynı iki öğeden birinin

rengi ve tonu fotoğraf karesinin rengi ve tonuna yakın diğeri de zıt renkte oluşmuş bir

fotoğrafta denge bozulmuştur. Bu durumda, genele zıt renkte olan öğeyi merkeze

yaklaştırmak suretiyle denge sağlanabilir. Bir manzara fotoğrafı çekerken bulutsuz bir

gökyüzünün fotoğraf üzerindeki dengeyi bozmasını önlemek için çekim yaptığımız yerde

ağaç yapraklarını ya da bulut görüntülerini gökyüzüne serpiştirerek buradaki boşluk

giderilebilir ve fotoğrafta denge sağlanır.

 

2.2.13. Orantı

Konuyu ortalama veya simetrik yerleştirme akla ilk gelen orantıdır. Simetrik

cisimlerin, bir noktadan veya bir eksen üzerinde simetrik göründükleri söylenebilir. Yalnız

tam küre biçiminde bir cisim her yerden simetrik görünür. Simetri, akıl ve ön yargı olarak

benimsenen bir düzendir. Duygular ve sezgiler simetriye karşıdır. En basit simetri iki

elamanlı simetridir. Bir gökyüzü fotoğrafı çekilirken ufuk çizgisinin fotoğraf karesini tam

ikiye bölmesi basit simetriye bir örnektir. Bu durumda oran 1/1 şeklinde gerçekleşir. Basit

simetrinin dışında bir yüzeyi 3-4-5 eşit parçaya bölerek farklı simetrik görüntüler elde

edilebilir. Çift rakamlı bölmelerde ortada bir çizgi oluşurken tek rakamlı bölmelerde ortada

bir bölüm oluşacaktır. Tek rakamlı bölmelerle de eğer ana konu bu bölüme yerleştirilir ve

yardımcı öğelerle ana konu desteklenirse güçlü anlatım sağlayabilecek düzenlemelere

ulaşılabilir.

Mimari eserlerde ve diğer görsel sanatlarda da kullanılan altın kesim kuralı bir

yüzeyin zorunlu bölünmesi gerektiği durumlarda kullanılacak en iyi yöntemdir. Altın kesim

kuralında bir yüzey enine ve boyuna üç eşit parçaya bölündüğünde yüzeyde çizgilerin

kesiştiği dört can alıcı nokta ortaya çıkar. Ana tema bu noktalardan birine yerleştirildiğinde

anlatım ve görsellik açısından en uygun nokta bulunmuş olur. Şekilde görüldüğü gibi bu dört

ana noktadan ana öğenin özelliğini ve anlatımını destekleyecek en uygun nokta seçilerek

düzenlemenin yapılması gereklidir.

Bir fotoğrafta sadece ana konunun altın kesim kuralına göre yerleştirilmesi orantının

yeterli olması anlamına gelmez. Ana öğeyi destekleyen yardımcı öğelerde kendi

bölmelerinde altın kesim kuralına göre yerleştirilmelidir. Bunun yanında, ana ve yardımcı

öğelerin çerçevenin tümüne oranı da önemlidir. Mümkün olduğu ölçüde fotoğrafta ana öğe

karenin ortasına getirilmemelidir. (Özel durumlar ve grup fotoğrafında bu kurala

uyulmayabilir.) Altın kesim kuralına göre uygun bir noktaya yerleştirilmelidir.

Orantı yalnız ana konu ve yardımcı konuların düzlem içindeki yerleriyle ilgili olmayıp

aynı zamanda renk ve ton değerleri bakımından da denge göz önünde tutularak altın kesim

kuralına göre bir orantı kurulamalıdır. Bir portre çekiminde saçların yüze oranı, başın vücuda

oranı, açık bölgelerin koyu bölgelere oranı hep altın kesim kuralına göre düzenlenmelidir.

2.2.14. Yer Çekimi

Duvara ya da panoya asılı duran bir fotoğrafta eğri duran binalar, ağaçlar ya da

herhangi bir şey insanı rahatsız etmektedir. Bu durumda hemen fotoğrafın duruş şekli

değiştirilerek bu görüntü bozukluklarının giderilmesine çalışılır. Elimize bir fotoğraf

aldığımızda bu fotoğraftaki öğelerin öncelikle yer çekimine göre doğru duracakları bir şekle

dönüştürdükten sonra fotoğrafın içeriği ile ilgilenmeye başlarız. Bu tür düzenlemeler insanın

doğasında var olan yerçekimi kuralının bir sonucudur. Eğik duran ağaçlar ya da varlıklar bir

felaketin sonucu ya da habercisi olarak insan zihninde yer almaktadır.

Bir fotoğraf karesindeki öğelerin ağırlıklarının olduğunu bu ağırlıklarına göre denge,

uyum, orantı gibi düzenlemeler yapıldığını daha önceki bölümlerde anlatmıştık. O halde

ağırlığı olan her varlığın yerçekimi kuralına göre bir duruş şeklinin olması gerekir. Fotoğraf

da doğadaki olayları estetik kaygıyı göz önünde tutarak yeniden yorumlama olduğuna göre

yer çekim kanununa göre bu düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Fotoğraf karesi

içerisinde ağaçların eğik durması ya da bir insanın öne arkaya doğru eğik olması rüzgarın

veya hareketin ifadesi için kullanılabilir. Fakat bir binanın eğik olarak ya da bir ufuk

çizgisinin eğik olarak fotoğraflanmasının hiçbir izah tarzı olamaz. Objektif halde bizlerde

fotoğraflarımızı çekerken makinemizi yere (bulunduğumuz konuma göre değil) paralel

tutarak bu çok basit fakat anlamlı kurala uymuş oluruz.

Aşağıdaki resimde ağaç dallarının gökyüzüne doğru uzaması ve kuşların konumu

yerçekimi kurallarına uygun bir biçimde saptanmıştır.

2.3. Konuyu İfade Edebilme

2.3.1. Görsel İfade

Görsel iletişimde, soyutlama daha kuvvetli ve özü çıkartılmış bir anlama doğru bir

basitleştirme olarak tanımlanmaktadır. Herhangi bir anda görülen şeylerin anlamını

çıkartmak ve düzen yaratmak için görsel bilgi ile doldurulmuş olmak gerekmektedir. Bu,

algılama denen olgu aslında soyutlama sürecidir. Görsel analiz, görsel eğitim ile başlar;

bireyin çevresine karşı nasıl bakması, neyi görmesi gerektiğini anlama ve onun hakkında

düşünme çabasıdır. Görsel analiz ile oluşan değer yargıları bireyin çevresine karşı ilgi

duymasına, onu daha duyarlı bir biçimde gözlemlemesine ve çevresini yargılamasına olanak

sağlamaktadır. Görsel analiz, his ve hayal gücünü harekete geçirerek amaca uygun

yorumlama becerisini de kazandırmaktadır.

2.3.2. Algılama

Algılama; duyu organları yardımıyla çevredeki objelerin fark edilmesini, olayların

açıklamasını içeren bir bilgi alma süreci sonunda ortaya çıkan psikolojik bir olgudur. Bir

objeyi gördüğümüzde onun görsel algısını elde ederiz. Algılama insanın var oluşunun

kültürel ve bireysel varlığına dayanmaktadır. İnsan dış dünyayı duyuları ( 5 duyu organı ) ile

ve bunların algı haline gelmesi sonucu tanır.

 

Algının temel özellikleri:

. Algılama bireyden bireye değişen bir olgudur.

. Algılamada deneyim önemli bir rol oynar.

. Algılamada insan çevreden amaçlarına uygun bilgi almaktadır.

. Algılama davranışı yönlendirir, eylem için bir uyarıcıdır.

Ayrıntıyı görebilme, fark etme: Algıyı artırmak için onu bütünleyen, tamamlayan

etkinlik ayrıntıyı fark etmedir. Görsel not almada hız ve doğruluk, her bireyde geliştirilmesi

gereken bir beceri olmasına karşın; en yetenekli birey için bile zaman, sınırlama

getirmektedir. Bilginin birçok seviyesinin bilincinde olunduğu zaman neye önem vermek

gerekiyorsa , o bilgi konusunda yoğunlaşabilir; bu şekilde davranarak ayrıntıyı fark etme için

uygulama yapılır. Ayrıntıyı fark etme birtakım işaretlerle de ifade edilebilmektedir.

Hayal gücünün geliştirilmesi: Gözleme dayalı tasarıma yönelik düşünmeye doğru

ilerlemek için hayal gücünün geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü yaratıcı bir tasarımcı için

en önemli araç, hayal gücünün gelişmesine katkıda bulunan görsel hafızadır. Birey, görsel

hafızanın zengin bir koleksiyonuna sahip olmalıdır. Hafızanın zenginliği iyi gelişmiş ve

etkin bir görsel algılamaya dayanmaktadır. Görsel imaj toplamanın ve algılamayı bilinçli

hale getirmenin en kolay yolu görsel not tutmadır.

3. FOTOĞRAF KOMPOZİSYONUNDA KULLANILAN KONUMLAR

3.1. “S” Konumu

Fotoğraf kompozisyonunda “S” konumu konuyu anlatmak amacıyla kullanılan en iyi

çerçeveleme yöntemlerinin başında gelir. Bir nehrin akışına, yolun gidişine derinlik katmak

için “S” şeklinden yararlanabilirsiniz. Bu konumda dikkat edilmesi gereken şey “S”

hareketinin birden bitmemesi ve eğrinin çerçevenin dışına taşırılmamasıdır.

3.2. Daire Konumu

Daire kompozisyonunda öğeler arasında eşitlik ve birlik vurgulanır. Objelerin

çerçeveye dağılımında simetrik dağılım olması bu konumu daha da güçlendirir. Fotoğraf

çekiminde bu konum fazla kullanılmaz. Çünkü daire konumu gözü yorar.

3.3. Üçgen Konumu

Kompozisyonda en kolay uygulanan konumlardan biri üçgen konumdur. Üçgen

kompozisyonun başarılı olabilmesi için kenarlardan birinin çerçevenin kenarlarından birine

paralel olması gereğidir. Fotoğrafta üçgen konum yukarıyı gösteren bir ok gibi duruyorsa

oturmuşluğu, ters duruyorsa her an devrilebilecekmiş duygusunu uyandırır. Üçgen

kompozisyon objelerin arasında güçlü bir bağı işaret eder. Bir nokta ve bir çizgiden veya üç

çizgiden üçgen kompozisyonlar oluşturulabilir. Üçgen kompozisyonda yatay ve dikey

çizgilerin kesiştiği noktalar gözün ilgi merkezini oluşturur.

3.4. Kare Konumu

Kare kompozisyonu dört noktadan veya iki çizgiden oluşur. Sonuçta kare görüntüsü

verir. Ancak bu konum statik yapıyı da oluşturur. Bu özelliği nedeniyle pek sık kullanılmaz.

Kompozisyonda kare konumu odak noktasını çerçevelemek için kullanabiliriz.

3.5. Ölçeklendirme

Ölçeklendirme resim sanatından fotoğrafçılığa geçmiş eski bir yöntemdir. Bu yönteme

göre fotoğraf çerçevesi karşılıklı kenarları eşit üç parçaya bölen ikişer çizgi ile dokuz

parçaya bölünür. Fotoğrafını çektiğimiz objenin en uygun konumu bu yöntemle daha rahat

belirlenir ve obje bu dokuz parçadan en uygun olanına yerleştirilir. Bu kompozisyon şeması

hem yatay hem de dikey çekimlerde kullanılabilir.

Yatay ölçeklendirme

Dikey ölçeklendirme

3.6. Altın Noktalar Kuramı

Her fotoğraf kompozisyonunda bir ilgi merkezi vardır. Fotoğraf çeken kişinin başlıca

amacı izleyicinin dikkatini ilgi merkezine yöneltmektir. Bir kompozisyonda ilgi merkezi

olarak akla ilk gelen yer genellikle çerçevenin ortasıdır. Ancak düşünülenin aksine bu

yöntemle bazı konular hariç pek güzel bir görüntü oluşturulamaz. O halde çerçevenin ilgi

merkezi neresi olmalıdır? Diğer bir deyişle, fotoğrafımıza konu olacak objeyi çerçevenin

neresine yerleştirmeliyiz? Bu soru fotoğrafçılardan önce resimle uğraşan sanatçıların kafasını

kurcalamıştır. Sonunda iyi görüntünün ortaya çıkışında, kesin olmamakla birlikte genel

geçerlilik kazanmış bazı kurallar saptanmıştır. Fotoğraf karesi çerçevesine yatay ve dikey

olarak üçe bölünmesi sonucu çizgilerin kesişme noktaları fotoğrafta ilgi merkezinin

yerleştirilebileceği yerleri gösterir. Bu noktalara da altın noktalar denir. Altın noktalar

dikkate alınarak çekilen fotoğrafta gözün fazla dolaşmadan fotoğrafın ilgi merkezini

yakalaması gerekir. Ancak başta da belirttiğimiz gibi bazı fotoğraf konularında örneğin; dağ,

heykel, gün doğumu ve batımı vb konularda ilgi merkezinin ortada olması daha iyi sonuç

verecektir.

4. FOTOĞRAF ÇEKİMİ

Fotoğraf çekiminde sırasıyla, ortamın ve konunun ışığı, kompozisyon kuralları, konum

ve ölçeklendirme, konunun ışığını ölçerek diyafram ve örtücü ayarlarını yapmak

gerekmektedir. Sonunda da konunun özelliklerine, hareket durumuna ve ışığa dikkat ederek

fotoğraf çekimi yapılır.

4.1. Diyafram ve Örtücü Değerleri

Diyafram, bir nesnenin görüntüsünün elde edilmesi için kayıt ortamına düşecek ışık

oranını ayarlayan fotoğraf makinesinin önemli parçalarından biridir.

Fotoğraf çekiminde kullanılan diyafram değeri sonucu tamamen etkiler. Diyafram

değerleri standarttır. Bu değerler makinelerin ve objektiflerin gelişmişlik özelliklerine göre

aşağıdaki değerlere sahip olurlar.

1, 1.4, 2.8, 4.5, 6,8,11,16,22,32,45,64,90

Bu sayılar diyafram açıklığını belirtir.Sayıların karşısında bir ok ya da çizgi bulunur.

Diyaframdaki her basamağa STOP denir ve “f” harfiyle tanınır.

Örtücü; diyaframdan geçtikten sonra, miktarı ayarlanmış olan ışığın, kayıt ortamını ne

kadar süreyle etkileyeceğini belirleyen parçadır.

Bilindiği gibi fotoğraf gerçek yaşamdaki bir anın dondurulmuş görüntüsüdür.

Dondurulan bu an, örtücünün bıraktığı veya izin verdiği ışıklandırma süresidir.Bu süreler

diyaframda olduğu gibi standardize edilerek simgelenmiştir.Fotoğraf makinesindeki bu

sayılara “enstantane” denir.Şöyle gösterilir:

T-B-1-2-4-8-15-30-60-125-250-500-1000-2000

Yukarıda gösterilen 1 rakamı 1 saniye demektir.Diğerleri ise saniyenin kesirlerini

ifade eder,bu değerler aşağıdaki şekildedir:

1/1-1/2-1/4-1/8-1/15-1/30-1/60-1/125-1/250-1/500-1/1000-1/2000 Fotoğraf çekimi

için en önemli iki değer diyafram ve örtücü değerleridir. Bu iki değer orantılı olarak

kullanılır. Kullanılan her iki değerin birbirini karşıladığı değerleri ortalama olarak şöyle

gösterebiliriz:

F (Diyafram) 2 2.8 4 5.6 8 11 16 22

enstantane 1/1000 1/500 1/250 1/125 1/60 1/30 1/15 1/8

4.2. Fotoğraf Çekiminde Objenin Konumu

Fotoğraf çekiminde genellikle objelerin doğal görünüşleri yakalanmaya çalışılır.

Ancak istenen nitelikleri yakalayabilmek için objenin konumunu yönlendirebilirsiniz. Her ne

kadar bu işlem mizansen olarak nitelendirilse de gerekli hallerde başvurabilirsiniz. Sizden

istenen görüntülerde öne çıkarılması gereken objeler belirleyip çekim yapabilirsiniz. Önemli

olan istenen niteliklerde fotoğraf çekebilmektir.

Bir fotoğrafta anlatılmak istenen unsurlar ile çerçeve dışında bırakılması gereken

unsurlar, çekim öncesinde iyi değerlendirilip tasarlanmalıdır. Çeşitli bakış açıları denenerek,

kompozisyonu en iyi yansıtacak konum bulunmalı ve çekim yapılmalıdır.

Bir görüntü düzenlemesinde gözün bakış noktası, fotoğrafın 5/ 8’in üstündeki bir

noktaya denk gelir. Bunu şöyle deneyebilirsiniz: fotoğraf kartı büyüklüğünde bir karton

alınıp, hiç bir gereç kullanmaksızın, sadece göz duyusuna göre orta noktanın bulunması

istenirse, gözün orta nokta olarak belirlediği yer, çoğu kez kartın 5/8’in üstüne denk gelen

noktadır.

Kısaca, fotoğrafta objeyi çerçevenin neresine yerleştirmeniz gerektiğini çok iyi

belirleyip marj ayarını ona göre yapmalısınız ki, fotoğrafla vermek istediğiniz mesaj başarılı

olsun.

 

4.2.1. Hareketli Objeleri Fotoğraflama Yöntemleri

Hareketli konuların çekiminde en temel ilke doğru zamanda ve doğru yerde

bulunmaktır. Netlik iki nedenden dolayı kolay yapılamaz. Bunlardan ilki hareketli konuyla

olan mesafenin iyi ayarlanmaması, diğeri ise konunun hareket hızının yani birim zamanda

aldığı yolun doğru olarak tahmin edilememesidir.

Hareketli konuların çekiminde, yüksek örtücü değerlerinin kullanılması bir

zorunluluktur.

Eğer analog makine ile çalışıyorsanız hareketli objelerin görüntüsünü net almak için

yüksek ASA/ISO değerine sahip film kullanmalısınız. Makineniz dijital ise otomatik

çalışıyorsanız makineniz gerekli değerleri kendisi seçer. Manüel çalışıyorsanız. Analog

makinelerde olduğu gibi hareketin hazzını tahmin edip gerekli ASA/ISO değerini

seçmelisiniz. Durağan görüntülerin ASA/ISO değerinin 100 olduğunu unutmayınız ve ona

göre değer belirleyiniz.

Hareket halindeki objeler normal değerlerde çekildiğinde görüntü flu çıkacaktır.

 

4.2.2. Durağan Objeleri Fotoğraflama Yöntemleri

Durağan objelerin fotoğraflanması kolaydır. Çünkü deklanşöre basmadan önce uzunca

bir süre düşünme şansınız vardır. Işığı, geliş açısını rahatça belirleyip çekiminizi

yapabilirsiniz. Durağan nesnelerin çekiminde en iyi sonuçlar stüdyoda yapılan çekimlerden

alınır. Tek yönlü olan gün ışığının yerine, çok sayıdaki yapay ışık kaynağı altında, konunun

istenilen biçimde ve doygunlukta aydınlatabilmesi nedeniyle, stüdyoda yapılan çekimlerde

her zaman daha iyi sonuçlar alınır.

Durağan objeleri görüntülerken şu önerileri göz önünde bulundurunuz:

. Konu ile arka planın aynı renk tonlarında olmamasına dikkat ediniz.

. Kendini belli etmeyen, fakat güçlü ve yaygın ışıklar kullanınız, contrast (zıtlık)

düzeyini çok iyi ayarlayınız.

. Doğru pozlama değeri bulunarak, bunun alt ve üst değerlerinde farklı

fotoğraflar çekmelisiniz.

. Eğer dijital makine ile çalışıyorsanız, bolca çekim yapınız.

4.2.3. Işığın Açısı ve Yönü

Işık fotoğraf için en önemli etkendir. Kompozisyon oluşturulurken öncelikle nasıl bir

ışığın kullanılacağına karar verilir. Daha sonar değişik yönlerden gelen ışıkların model

üzerinde nasıl bir sonuç vereceğini tahmin etmek ve tasarımı bu etkenlere göre yapmak

gerekir. Çünkü iyi bir görüntü oluşturmanın yolu, çekim için en uygun zaman dilimini

beklemek ve konuya; önden, arkadan, alttan, üstten ve yandan gelebilir ve bunların her

birinin anlamı farklı farklı olabilir.

Fotoğraf çekimine yeni başlayanlar için ışıkla ilgili ilk yapılan öneri; fotoğraf çekenin

sırtını ışığa dönmesidir. Bu basit bir çekimdir. Ancak ortam buna müsait değilse, ışığın geliş

açısı dikkate alınarak çekim yapılır. Bazen de bilinçli olarak kompozisyon oluşturmak için

farklı açılardan gelen ışıklarla çekim yapabilir ve farklı görüntüler elde edebilirsiniz.

 

4.2.4 Temel Kompozisyon Kuralları

Buraya kadar anlatılan konular istenilen nitelikte ve kompozisyon kuralların uygun

fotoğraf çekmeniz için size yol gösterecektir.

©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme