Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 7

Bugun: 93
Toplam: 82065

E-Ticaret

  (Ders) FOTOĞRAF MAKİNELERİ

FOTOĞRAF MAKİNELERİ

 

Fotoğraf, içinde yaşadığımız üç boyutlu dünyanın iki boyutlu bir izdüşümüdür.

Fotoğraf sadece eni boyu olan perspektifle derinlik kazanır. Fotoğraf makinesi, ise küçük bir

kutu içine yerleştirilmiş birçok hassas mekanizmadan oluşmakta ve modern fotoğraf

makinelerinin en büyük özelliği gittikçe otomatikleşerek daha rahat kullanılabilir hale

gelmesidir.

Bu durum, fotoğraf makinesinin kullanımını kolaylaştırdığı gibi fotoğrafçılıkla

ilgilenenlerin sayısını da arttırmaktadır.

Bu modülde, fotoğraf makinelerini hangi ortamda, hangi araç ve gereçlerle hangi

tekniklerle kullanacağınızı öğreneceksiniz.

Küçük ve orta boy fotoğraf makineleri, ekipmanları ve makinelerin bakımı ve

temizliği işlemlerini izlemeniz fotoğraf makinelerini kolaycı kavramanızı sağlayacaktır.

1. FOTOĞRAFÇILIKLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

Fotoğraf sözcüğünü 1839’da ilk kez Fransız Kütüphaneci Sir John Herschel

kullanmıştır. Herschel’in Latince “photo” (ışık) ve “Graphein” (yazmak, çizmek)

sözcüklerini birleştirerek elde ettiği “ışıkla çizmek” anlamındaki “Photographe” kabul

görerek tüm dünyaya yayılmıştır.

Fotoğraf sözcüğünün bugün bile anlamca değişmemesinin temel nedeni görüntü

oluşumu için ışığın zorunlu olmasıdır. Hem analog (filmli) hem dijital fotoğraf çekim ve

baskı işlemlerinde görüntü oluşturulabilmesi için mutlaka ışık gerekir. Işık olmadan fotoğraf

olmaz. Gece karanlığında çekilmiş aydınlık görüntüler, hastanelerde çekilen röntgen,

ultrason görüntüleri gözümüzün duyum eşiği dışında kalan röntgen, kızılötesi, morötesi gibi

ışınlarla çekilmektedir. Ancak bir fotoğrafın oluşması için ışığın yanında fiziksel, kimyasal,

optik, mekanik ve elektronik öğeler de bulunmalıdır. Bunların neler olduğunu da ilgili

bölümlerde göreceksiniz.

1.1. Fotoğrafın Kavramı

Farklı kaynaklarca farklı biçimlerde tanımlanan fotoğrafı yukarıdaki kısa

açıklamalardan da yaralanarak şu şekilde tanımlayabiliriz.

Fotoğraf, birçoğu gözle de görülebilen tüm maddi varlıkların görüntülerinin optik,

mekanik, kimyasal, elektronik araçlar yardımıyla, ışığa duyarlı film, kâğıt ve dijital yonga

gibi bir yüzey üzerine düşürülerek saptanmış haline denir.

1.2. Fotoğraf Tekniğinin Tarihçesi

1.2.1. Genel Bakış

Arap kaşif Cebir İbn-i Hayyam’ ın 8.yy’da gümüş nitratın karardığını keşfetmesi

fotoğrafla ilgili bilinen en eski buluştur. İki yüz yıl sonra 1038’de optik biliminin kurucusu

kabul edilen bir başka Arap bilgini El Hazen olarak da anılan Hasan bin Hasan bin Heysem

karanlık odadaki bir delikten giren ışın demetinin dışarıdaki nesnelerin görüntüsünü karşı

duvara baş aşağı yansıttığını keşfetti.

Resim 1.1: Ahmet Selim Sabuncu’nun 21. yy’da Camera Obscura ile çektiği bir fotoğraf

1519 da ünlü İtalyan sanatçısı Leonardo Da Vinci ve Alman ressam Albert Durer

Camera Obscura (karanlık oda) olarak adlandırdıkları, bir yüzeyinin tam ortasında küçük bir

delik bulunan her tarafı kapalı dörtgen bir kutu üzerinde çalışmalar yapmıştır. 1550’de ise

Jerame Cardon, “Camera Obscura”daki deliğe bir cam parçası takarak yansıyan görüntünün

daha da netleşmesini sağladı. Böylece ilk merceği bulmuş oldu.

1650’den sonra karanlık oda küçültülerek taşınabilir boyutlara getirildi. 1727’de Johan

Henrich Schultz tebeşir ve gümüşü nitrik asitte eritip bu eriyikle sıvadığı kâğıt üzerine bir

kalıp koyup günlerce güneş ışığında bekleterek ilk görüntüyü elde etti ama bir süre sonra

kararak kaybolmasını engelleyemedi. İlerleyen yıllarda değişik odaklı mercekler yapılarak

nesnelerin farklı boyda görüntüleri elde edildi.

1800’de Schultz’un izinden giden Thomas Wedgwood ve Humpery Davy cam üzerine

çizdikleri görüntüleri gümüş nitratla duyarlaştırılmış kâğıtlara bastılar. Fakat bunlar da mum

ışığında görülüyor, gün ışığında ise kayboluyordu.

1826’da Joseph Nicephore Niepce isimli Fransız araştırmacı ışıkta kararıp

kaybolmayan ilk görüntüyü elde edince fotoğrafın mucidi olarak tarihe geçmiştir.

Niepce’nin, üzerine lavanta esansında erittiği gümüş bromürlü bir karışım sürdüğü cam

levhayı kendi yaptığı makinesine takarak evinin penceresinden bahçesini 8 saat pozlandırdığı

bu fotoğraf hâla Teksas Üniversitesinde saklanmaktadır.

1833’te ortağı Niepce’nin ölümünden sonra devraldığı bilgi mirası çok iyi kullanan

Jacques Monde Daguerre negatifsiz direkt pozitif çekmeyi başararak ilk kullanılabilir

görüntüler elde etti. Sodyum hipo sülfit kullanarak üçüncü banyoyu buldu. Sadece bir kopya

çıkarabildiği çoğaltılamayan bu fotoğrafları 1839 da ilk kez halka gösterdi.

Resim 1.4: J. Monde Daguerre Resim 1.5: Daguerre’in çektiği ilk fotoğraflardan biri

Bu aşamadan sonra fotoğrafçılığın her alanında hızlı bir gelişme yaşanmıştır.

Bunlardan bazılarını şu şekilde belirtebiliriz:

. William Fox Talbot: Negatif filmler çekip üzerinde gerekli düzeltmeler ve

ekler yaparak pozitif görüntüler elde etti. Fotoğrafta rötuş (düzeltme) tekniğini

buldu. Negatifleri pozitife dönüştürmeyi başardı. Böylece Bir filmden birçok

baskı yapılır hale geldi.

. Sir John Herschel: Kütüphaneci olan Herschelden önce fotoğraf sözcüğü bilinmiyordu. 1839 da ilk kez “Fotoğraf” sözcüğünü arkadaşı Talbot’un duyarlı kâğıda baskı çalışmaları için kullandı.

. Joseph Petzval: Daha öncekilerden 16 kat fazla ışık geçiren birleşik mercekli objektif yapmayı başardı.

. Fredeich Scot Archer: Cam üzerine gümüş iyodürlü emülsiyonu (duyarkat)

buldu.

. George Eastman: Duyarlı kâğıtla, selülozik film ve Kodak fotoğraf makinesini bularak piyasaya çıkardı..

. Adolf Miete ve Arthur Traube: Pankromatik olarak adlandırılan - günümüzde de yaygın olarak kullanılan - tüm renklere karşı duyarlı olan filmi buldu.

. 1935’te Kodak şirketi ilk renkli film olan Kodakrom’u buldu ve bu tarihten itibaren renkli fotoğrafçılık başladı.

. Renkli fotoğrafın bulunmasından sonraki buluşlar daha çok makine tekniği üzerine olmuştur. Büyük boyutlu mekanik makineler giderek küçülmüş, işlevleri arttırılmış ve elektronik duruma gelmiştir.

. Günümüzde ise dijital fotoğraf makinesi teknolojisi çok hızlı gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır.

1.2.2. Türkiye’de Fotoğrafın Gelişimi

1.2.2.1. Osmanlı İmparatorluğunda Fotoğraf

Osmanlı İmparatorluğu’nda 15. yüzyıla kadar fotoğrafa sıcak bakılmamıştır. Bunun

birçok nedeni vardır. Ancak Fatih Sultan Mehmet kendi portresini yaptırarak bu sanata uzak

durulmasının hiç de gerçekçi olmayacağını kanıtlamıştır.

1830’larda Avrupa’ da büyük yankı oluşturan fotoğraf, Osmanlı Devleti’nde kimi

çevrelerce soğuk karşılanıp, günah olup olmadığı tartışılırken gazete ve dergiler konuyla

ilgili tanıtım yazılarına yer vermişlerdir. Bu yazılarda fotoğrafın ne olduğu, kimlerce

bulunup uygulandığı, hangi amaçlarla nerede, nasıl kullanıldığı anlatılmıştır. Bu dönemde

gazete ve dergilerde fotoğraf kullanımına da başlanmıştır.

Paris’te öğrenimde bulunan Serasker Hüsrev Mehmet Paşa’nın dört adamı

fotoğraflarını çektirerek Paşaya gönderdiler, Paşa da bu fotoğrafları II. Mahmut’a sundu. Bu

fotoğrafların ülkeye giren ilk fotoğraf olduğu kabul edilir.

1840’da Jacques Monde Daguerre’in “Fotoğrafçılık Kitabı” dilimize çevrilmiştir. Bu

kitap fotoğrafçılığa olan ilgiyi artırmıştır. Aynı dönemde Fransız asıllı Kampa’nın yılında

İstanbul’a geldiği ve Beyoğlu’nda fotoğraf çalışmaları yaptığı Ceride-i Havadis gazetesinin

16 Temmuz 1842 günkü nüshasında yer almaktadır. Mösyö Kampa İstanbul’da isteyenlere

ücretli kurslar düzenleyip fotoğraf tekniğini öğretmiştir.

1856 yılında Alman kimyager Rabach İstanbul’ da ilk fotoğraf stüdyosu açmış, asistan

olarak Kevork ve Wicen adlı iki Ermeni kardeşi yanına almıştır. Rabach Almanya’ya

dönünce bu kardeşler stüdyoyu devralmışlardır (1858). Daha çok portre ve manzara fotoğrafı

çeken kardeşlerin ünü yayılınca saray çevresi de fotoğraf çektirmeye başlamıştır. Daha sonra

Abdülaziz tarafından takdir edilen kardeşlere II. Abdülhamit tahta çıkınca “Ressam-ı Hazretî

Şehrîyarî” ünvanı vermiştir. Bir süre sonra Müslümanlığı seçen Kevork ve Wicen kardeşler

Abdullah Biraderler adını alarak uzun süre fotoğraf tekelini ellerinde tutmuşlardır. Abdullah

Biraderleri İstanbul’da açılan diğer fotoğrafhaneler izledi: Febus, Gülmez Biraderler,

Apollon, Sabah gibi19. yüzyılın sonlarında Mühendishane-i Berri Hümayun’da Sultan II.

Abdülhamit’in emriyle fotoğraf dersleri müfredata alındı ve ilk dersleri bu okuldan mezun

olan ressam öğrenciler tarafından verildi.

1840’lı yıllardan itibaren imparatorlukta yerleşik stüdyolar açılmaya başlandı. Carla

Naya İtalya’dan İstanbul’a gelen ilk fotoğrafçılardandır. 1845 yılında İstanbul’da başlayan

çalışmalarını günün gazetelerine verdiği ilanlarla da halka duyurdu. Aynı dönemlerde

Osmanlı vatandaşı Basile Kargopaulo Pera’daki stüdyosunda şehir panoraması şehir

belgelemeciliği konusunda etkin rol oynadı.

Dönemin padişahlarından sultan Abdulmecit, Abdulaziz ve Abdülhamit fotoğrafa

destek vermişler ve bu sanatın Osmanlı topraklarında yayılmasını teşvik etmişlerdir. Bu

teşvikler fotoğrafın toplum tarafından benimsenmesini kolaylaştırmıştır. Yıldız

koleksiyonunun otuz beş bin fotoğraftan oluşması sultan Abdülhamit’in fotoğrafa olan

ilgisinin ne denli büyük olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Daha çok gayrimüslim ve yabancılar eliyle Osmanlı’ya gelen fotoğraf sanatı 20.

yüzyılın başından itibaren halk tarafından iyice benimsenmiş, ancak Anadolu’ya geçişi bir

hayli zaman almıştır.

Ülkemizde fotoğraf Mütareke yıllarında devlet kurumlarında ve askeri okullarda

önemle üzerinde durulan bir güzel sanat dalı olarak kabul edilmiş, Velit Ebuzziya,

Çanakkale’deki savaş alanlarını ve Lozan Barış Antlaşması’nı görüntülemiş, Burhan Efendi

(Felek) de Çanakkale Savaşı’ndan geri kalanları görüntüleyerek Türkiye’de gazete fotoğrafçılığının öncülüğünü yapmışlardır.

1.2.2.2. Cumhuriyetin İlk Yıllarında Türk Fotoğrafçılığı

O dönem için başka bir yere gitmeden ya da birini tanımadan görme olanağı veren

fotoğraf tüm insanlığın olduğu kadar toplumumuzun da ufkunu açmıştır. Özellikle

Atatürk’ün, fotoğrafı çağdaş dünyanın önemli bir iletişim ve sanat aracı olarak görmesi, ilgi

duyması ve sürekli fotoğraf çektirmesi toplumumuzda fotoğrafın yaygınlaşmasında oldukça

etkili olmuştur.

Dergi ve gazetelerde fotoğraf kullanımının artması, nüfus kâğıdı, ikametgâh, pasaport

gibi resmî işlemlerde fotoğraf kullanılmaya başlanması gibi nedenlerle bu dönemde

fotoğrafın gelişimi hızlanmıştır.

Cumhuriyet döneminin ilk fotoğrafçıları Atatürk’ün özel fotoğrafçısı olan Cemal

Işıksal, Selahattin Giz, Baha Gelenbevi, Othmar, Namık Görgüç, Şinasi Barutçu, Sami

Güner, İhsan Erkılıç gibi kişilerdir.

Ayrıca 1930’lardan sonra halkevlerinin çalışmalarıyla fotoğrafçılığı desteklemesi

1937’de Gazi Ortaöğretim Okulu ve Gazi Eğitim Bölümü’nde “Fotoğraf” derslerinin

konması, 1929’da İzmir’de ilk fotoğraf sergisinin açılması, Cumhuriyet gazetesinin ve Sabah

dergisinin fotoğraf yarışması düzenlemesi, Ankara’da “Fotoğrafçılar Cemiyeti”, İzmir’de

“Fotoğrafçılar Derneği”nin kurulması ilk önemli gelişmeler olmuştur.

Türk fotoğrafçılığı 1960’lardan itibaren daha bilinçli, kurumsal, dışa açık,

kompozisyon ve mesajı önemseyen, üretken bir kimlik kazanmıştır. Özellikle Ara Güler,

fotoğrafı bir anlatım aracı yaparak öz ve biçimi dikkate alan bir ekol yaratmış ve uluslar arası

üne kavuşmuştur.

1970’lerde ise İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Klübü), AFSAD

(Ankara Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) FOTOS gibi dernekler etkinleşmiş,

fotoğrafa olan ilgiyi ve katılımı arttırmıştır. Bu ilgi bugün de sürmekte ve fotoğrafın her

alanına yansımaktadır.

2. FOTOĞRAF MAKİNELERİ

Fotoğraf denilen görüntüleri kaydedebilmek için fotoğraf makinesi dediğimiz

“karanlık kut” ları kullanırız. Fotoğraf makinesi ya da kamera olarak adlandırılan karanlık

kutular, aslında içlerinde bulunan filmin zarar görmesini önleyen araçtır. Makinelerin görevi,

objektiften giren ışığı, film (ya da algılayıcı) dediğimiz kayıt düzlemi üzerine kontrollü bir

şekilde düşmesini sağlamaktır. Üzerinde bulunan kontrol mekanizmaları (enstantane ve

diyafram) sayesinde istenilen nitelikte görüntüler oluşturulur. Fotoğraf makineleri format,

yapı, marka, fiyat gibi farklılıklar taşısalar da ortak temel özelliklere sahiptir. Fotoğraf

makinelerini tanımlamak için genel olarak üç kriter kullanılır. Bunlar, fotoğraf makinesinin

kullanıldığı filmin boyutları, fotoğraf makinesinin sahip olduğu bakaç sistemi ve fotoğraf

makinesinin netleme sistemidir. Günümüzde bu üç temel kriterin dışında dördüncü kriter

olarak, görüntü kayıt sistemi de söz konusudur; yani kimyasal film kullananlar ile dijital

fotoğraf makineleri ayrımı yapılmaktadır.

. Temelde bütün makinelerde ortak olan özellikler aşağıda sıralanmıştır.

. Işık geçirmeyen bir ortam

. Görüntüleri üzerinde kaydedecek, ışığa duyarlı filmi tutacak bir düzlem,

. Film üzerine düşen görüntünün bozulmasını engelleyecek bir mercek sistemi,

. Işığa duyarlı film üzerine düşecek ışığın süre ve şiddetini kontrol edecek bir mekanizma.

2.1. Film Boyutlarına Göre Fotoğraf Makineleri

Fotoğraf makinesi üretmek oldukça teknik ve son derece zor bir iştir. Fakat bundan

daha da zor olanı, bu fotoğraf makinesinin kullanacağı filmleri üretmektedir. Film üretiminin

zorluğu, üreticinin belirli boyutlarda film üretmeye yöneltmiştir. Yani filmler için birkaç tane

boyut standardı getirilerek, üretimin yalnızca bu boyutlara uygun fotoğraf makineleri

tasarlanmış ve üretmişlerdir.

Format adı verilen film boyutlarının, fotoğraf için çok önemli sonuçları vardır.

Oluşturmak istediğiniz görüntü için küçük boyutlarda bir film kullanırsanız bu filmden

yapabileceğiniz kaliteli bir baskının boyutları da küçük olacaktır. Böyle bir filimden mutlaka

büyük boyutta baskı istediğinizde ise keskinlik azalacak ve renkler birbirine girecektir. Bu

yüzden fotoğraf makinesi alırken hangi amaçla kullanacağımızı ve en fazla hangi boyutta

baskı yapmak istediğimizi biliyor olmamız gerekir. Küçük boyutlu bir filmden afiş

yapılamayacağını bilmeliyiz. Öte yandan kartpostal büyüklüğünde baskılarla yetinilecekse

büyük formatlı bir film kullanmanın bize hiçbir anlamda bir şey kazandırmayacağını da

bilmemizde yarar var.

Format adı verilen film boyutları ve bu formatları kullanan makine tipleri şöyle sıralanabilir;

2.1.1. Minyatür Makineler

Minyatür makineler amatörlerden çok profesyoneller tarafından kullanılır. İstihbarat

gibi özel alanlarda kullanılan çok küçük boyda filmlerin takıldığı casus makinesi denen

modeller dışında yine özel alanlarda tercih edilen piyasada bulunabilen türleri vardır. Bu tip

makineler için üretilmiş yıkama ve baskı malzemeleri hala buluna bilmektedir. 110 film

kullanan bu makinelerin özellikleri aşağıdaki gibidir.

110 Film : Son derece küçük boyutlu olmaları nedeniyle cebe, çantaya kolaylıkla

sığabilen bu tür fotoğraf makineleri, piyasaya ilk çıktıkları 1970’li yıllarda özellikle çocuklar

ve gençler tarafından ilgiyle karşılanmıştı. 110 koduyla anılan filmin çok küçük olan

boyutları (görüntü boyutu yaklaşık 7x11mm), makinelerin de boyutlarını oldukça

küçültmüştü.

. Filmin kapalı bir kartuş içinde taşınıyor oluşu ve makineye kolay

takılması, kullanıcı için ideal çözümdür.

. Ucuz olması nedeniyle tercih edilir.

. Film boyutunun küçük olması nedeniyle 10x15 cm boyutlarındaki bir

baskıda bile görüntüde dağılma olur.

. Bu tip makineler pek çok kalitesiz parçalar içerir.

Plastik objektifler, darbelere karşı çok dayanıksız plastik gövdeler ve film ilerletme

mekanizmalarında yaşanan sorunlar nedeniyle, bu tür makinelerin üretimi 1980’lerin

ortalarında sona erdi. Filmlerin üretimi bir süre daha devam etti; ancak günümüzde 110

formatında ‘taze’ film bulmak olanaklı değildir. Piyasada az miktarda kalmış olan ‘bayat’

film stoku da tükendiğinde, bu format tamamen tarihe karışacaktır.

2.1.2. Küçük Boy Makineler (35 mm)

35 mm’lik film hem fotoğraf hem de sinema alanında kullanılan 135 kodlu filmin

yaygın olarak kullanılan adıdır. 1920 ‘lerin sonunda Leica firmasını kullandığı format olması

dolayısıyla, Lecia format olarak ta bilinir.

Özellikleri

. Hem amatör hem de profesyonel olarak en yaygın olarak kullanılan

formattır.

. 24x36 mm’lik görüntü alanı, çok büyük olmayan (30x45 cm’ye kadar)

baskılar için yeterlidir.

. Bu formatta çok basit ve ayar gerektirmeyen modeller bulunduğu gibi,

son derece ileri teknik özelliklerle donatılmış üst düzey modellerde bulunmaktadır.

. Hem ayrı bakaçlı, hem de SLR modeller bulunmaktadır.

. Sektörde en fazla modelin bulunduğu rekabetin en yoğun olarak

yaşandığı formattır.

35 mm, fotoğrafa yeni başlayanlar için en uygun formattır. Çok çeşitli ürünler

arasında, optik kalitesi en üst düzeyde, manüel ya da otomatik netlemeli, çok farklı ışık

ölçüm ve poz lama sistemlerine sahip modeller de bulunmaktadır ve bu modeller, ileri

amatör ve profesyonel kullanıcılar için çok uygundur. Ama sadece anı fotoğrafı çekmek

amacında olan kullanıcılar için çok daha basit özelliklere sahip kompakt modeller de

bulunmaktadır. APS makineler de bunlardan biridir.

. Advanced Photo System (APS) Makineleri

Gelişmiş fotoğraf sistemi olarak 1996 yılında piyasaya süren APS fotoğraf makineleri,

gerçekten ‘akıllı’ bir sistemin üyeleridir. Film kasetini makinenin içine yerleştirdiğinizde

kendi kendine filmi sarıyor oluşu, film bitmeden kaseti çıkarmak istediğinizde kaçıncı

karede kalmış olduğunuzu aklında tutması ve bu kaseti yeniden makineyi yerleştirdiğinizde

kaldığınız kareye kadar filmi ilerletmesi gibi ‘akıllı’ özellikleri, film takma fobisi yaşayan

kullanıcılar için çok çekici özelliklerdir.

. Film boyutlarının nispeten küçük oluşu (görüntü alanı 16.7x30.2mm),

çok kompakt tasarımların yapılabilmesine olanak sağlanmıştır.

. Bu da fotoğraf makinelerinin küçük olması cebe sığabilmesi, her çantaya

girebilmesi demektir.

. APS film sistemini kullanan fotoğraf makinelerinin çok çeşitli modelleri

vardır.

. Bunların bir bölümü hiçbir ayar gerektirmeyen bir yapıda olup yalnızca

anı fotoğrafı çekmek isteyen kullanıcılar için uygundur.

. Daha gelişmiş modellerde nispeten kaliteli objektifler kullanılarak

otomatik netleme, zoom, flaş ve farklı pozlandırma programları yer

almaktadır.

. APS sisteminin en üst düzeyinde ise SLR bakaç sistemine sahip, nitelikli

objektiflerin kullanıldığı ve hemen her türlü manüel ve otomatik ayarı

bulunduğu modeller gelmektedir. Bu tür modeller, 35mm’lik SLR

modeller ile hemen hemen aynı özelliklere sahiptir,

. Kullanılan malzemeler darbelere karşı dayanıksızdır.

APS film kullanan fotoğraf makinelerinin C, H ve P olarak üç değişik oranda görüntü

üretebiliyor oluşları ilgi çekicidir. Dikdörtgen görüntülerin en/boy oranları şu şekildedir:

C formatında 3/4

H formatında 2/3

P formatında 1/3

Bu sistemin kullanıldığı filmin küçük boyutları nedeniyle, çekilen fotoğrafların kaliteli

olarak büyük boyutlarda basılabilmesi olanaklı değildir. Bu sistemin hedef kitlesi,

fotoğrafçılıktan fazla anlamadığı halde ‘pozlama ve netlik‘ sorunu olmayan fotoğraflar

çekmek isteyen kişilerdir.

2.1.3. Orta Format Film Kullanan Makineler

35 mm filmin boyutları 2,4 cm x 3,6 cm iken orta format filmler 4.5x6 cm, 6x6 cm,

6x7 cm, 6x8 cm, ve 6x9 cm gibi boyutlarındadır.35 mm filme göre daha fazla büyütme

imkanı vermektedir. Bu da daha büyük boyutta (örneğin poster) kaliteli baskıların

yapılabilmesini sağlar. Tek film formatı yoktur. Çünkü orta format film ile çalışırken, film

boyutu tek format ile sınırlı değildir. Literatürde 120 roll film diye geçen orta format filmin

eni 6 cm’dir. Dolayısıyla kullanılan film magazinine göre boyu istenen ebatta kullanılabilir.

Siz hangi boyutta film magazini ile fotoğraf çekerseniz, kare sayısı çekeceğiniz boyuta göre

değişecektir.

Örnek; 6 x 4,5 cm boyut için roll filmden 16 kare (bazı magazinlerde bu sayı 15

olabilir) 6 x 6 cm boyutunda görüntü istersek 12 kare, 6 x 7 cm boyutunda görüntü istersek

10 kare, 6 x 9 boyutunda görüntü istersek 9 kare fotoğraf çekebiliriz.

Çift (TLR ) ya da tek objektifli refleks (SLR ) modelleri bulunur. Bu makineler

çoğunlukla kutu görünümüne sahip olup daha önce sözünü ettiğimiz modellerden daha

büyük ve daha ağırdır. Daha çok profesyonel stüdyo çekimleri için tasarlanmışlardır, bu

yüzden amatör kullanıcıların sürekli yanlarında taşıyamayacağı kadar hantal olduğundan

sehpa üzerinde kullanılır ve diğer tür makinelere göre daha pahalıdır. Orta format film

kullanan fotoğraf makinelerinin objektiflerinin değişmesi kadar çoğu modelin film taşıyıcı

‘magazin’ lerinin değişmesi de önemli özelliklerindendir. Yani magazinine renkli film

yerleştirilmiş bir makinede, siyah-beyaz film takılabilir ve yalnızca magazinlerin yeri

değiştirilerek istenen film kullanılabilir.

Roll film ile kullanılan fotoğraf makinelerini magazini değişen ve değişmeyen olarak iki tipe ayırabiliriz.

. Film Magazini Değişmeyen Makineler :

Çift objektifli refleks (TLR) fotoğraf

makinelerin görüntüleri kare şeklindedir ki bazı kimselere göre kompozisyon

bakımından çok faydalı, bazılarına göre ise sakıncalıdır. Bu fotoğraf

makinelerinin sakıncaları vardır. Örneğin; Sadece 120 Roll film kullanır ve 35

mm’lik fotoğraf makinelerine göre daha ağırdır ve çekim anında fotoğrafçının

hızını keser.

. Film Magazini Değişebilen Makineler :

Bu fotoğraf makinelerine 35 mm SLR

fotoğraf makinelerinden çok fazla bir farkı yoktur. Objektiflerinin değişmesi

kadar, film taşıyıcı “magazin”in değişmesi en önemli özelliklerindendir ve

çekimde çok büyük kolaylıklar sağlar. Magazinler kolaylıkla takıp çıkarılabilir.

Bir değişim sırasında filmin ışık almasını önleyecek metal sürgülü bir levha

(dark slayt) bulunur. Fotoğraf makinesine takılmamış yedek magazinlere renkli

veya siyah beyaz filmler yerleştirmek, değiştirme sırasında kolaylık sağlar.

Ayrıca, anında görüntü veren filmlerin takılabileceği bir magazin (poloraid

back)sayesinde ışıklandırma kontrolünün zor olduğu adımlarda sonucu önceden

görme ve hataları telafi etme imkanı verir.

2.1.4. Büyük Format ( Plan ) Film Kullanan makineler

Plan (sheet) film kullanan makineler 4x5 inç (10x12.5 cm) ve 8x10 inç (20x25 cm)

film kullanır ve ‘teknik kamera’ ya da ‘körüklü atölye kameraları’ olarak ta adlandırılır. “Erit

film” değil tabaka şeklinde satılan plan film kullanılıyor oluşları, peşpeşe çekim yapmayı

imkansız hale getirir. Bu nedenle yalnızca mimari ve ürün çekimi konularında kullanılır.

Ağır yapıları gereği, bir tripod ya da başka ayak üzerinde bulunmak zorunda oluşları, onları

neredeyse taşınamaz yapar. Objektifleri ve hareketli parçaları, yüksek kalitede büyük

görüntüler alacak şekilde geliştirmişlerdir. Körüklü gövde yapıları sayesinde görüntü

eksenini kaydırma ve bükülme gibi özel hareketleri yapabilir; bu sayede perspektif

düzeltmeler ve çeşitli alan derinliği etkileri yapılabilir. Çok pahalı ve çok ağır olmaları,

yalnızca ve yalnızca profesyonel alanda kullanılmalarının temel nedenidir.

 

2.2. Bakaç Sistemine Göre Fotoğraf Makineleri

Bakaç (vizör) gözünüzü dayayarak baktığımız pencerenin adıdır. Bakaç sistemi ise,

görüntüyü bu pencereden gözümüze kadar ulaştıran optik sistemdir. Bakaç sistemlerinin

bazıları çok basit merceklerden oluşurken, bazılarında ise kaliteli mercekler, aynalar ve

prizmalar kullanılmaktadır. Bakaç sisteminin kalitesi, fotoğrafa doğrudan etki etmez. Ancak

hassas netleme ve berrak bir görüntü olanağı sunan bir bakaç sistemi, dolaylıda olsa

fotoğrafın kalitesine olumlu bir katkı yapar. Temel olarak üç tür bakaç sistemi vardır.

2.2.1. Ayrı Bakaçlı Makineler

Objektiften bağımsız görüşü olan bakaçlara ayrı bakaç adı verilir.

Bu bakaç sisteminde, kullanıcının gözüne ulaşan görüntü, objektifin içinden geçen

görüntü değil ayrı bir mercekten (pencere) gelen görüntüdür. Objektife çok yakın olarak

yerleştirilmiş olmasına karşın bakaç ile objektif arasında her zaman bir görüş farklılığı

vardır. Bu görüş farklılığı, çekmek istediğiniz görüntünün tam olarak film üzerine düşmemesi şeklinde ortaya çıkar. Etkisi yakın çekimlerde daha çok ortaya çıkan bu olumsuzluğa “paralaks hatası” ve “kesik omuzlardır”

. Ayrı bakaçlı makinelerde bakaç objektifin yanına ya da üstüne yerleştirilmiştir.

. APS ve 35 mm’lik film kullanan tiplerde ise bakaç sistemi objektifin üstünde ya da üst çaprazında yer alır.

. Ayrı bakaçlı makineler, aynı formatta ki SLR makinelerden daha küçük bir gövde ve objektife sahiptir.

Objektifi gövdeyle bütünleşik olan makinelere “kompakt” makineler denir. “Bas-çek” adıyla da bilinen kompakt modellerin büyük bir bölümü “ayar gerektirmeyen” yapıda olup,

yalnızca anı fotoğrafı çekmek için uygundur. Bu modellerde objektifin hemen arkasındaki

diyafram açıklığını belirleyen yapraklar, örtücü görevini görünür. Ancak tüm ayrı bakaçlı

makineler çok basit yapıda değildir. Bazı modellerde otomatik netleme, zoom, ışık ölçüm ve

pozlama sistemleri gibi daha üst düzeydeki kullanıcıyı hedefleyen özellikler de

bulunmaktadır.

Ayrı bakaçlı olduğu halde objektifi değiştirilebilen ve kullanıcısına pek çok ayar

yapma olanağı sunan çok üst düzey modeller de vardır. Bu tür modellerin objektifleri son

derece kaliteli olup, fiyatları da çok yüksektir. Ayrı bakaçlı makineleri, kaçınılmaz olarak

neden oldukları ‘paralaks hatası’ dışında, küçük, hafif, kolay taşınan ve sessiz çalışan

modeller olarak niteleyebiliriz. Ancak fotoğrafçılığa yeni başlayan ve ciddi olarak

ilgilenmeyi düşünenler için uygun bir seçim olduklarını söylemek güçtür.

2.2.2. SLR Makineler

Üst bölümde yer alan çıkıntılı prizma yuvası ve ön cephesinde vizör penceresinin

olmayışı ile tanınan modellerdir. Bunlar tek objektifli, görüntüyü ayna yardımı ile yansıtan

(Single Lens Refleks) refleks makinelerdir. SLR makinelerde objektiften filme ulaşan

görüntü tam olarak görülebildiği için kompozisyon ve netleme kolayca yapılır.

Objektif ve film arasında ışığın geçtiği yol üzerinde 45 0 açı ile yerleştirilmiş olan

ayna ve hareket edebilir bir yapıya sahiptir ve deklanşöre basıldığı anda yukarı kalkar. Bu

sırada filmin önündeki örtücüde açılır. Bu şekilde ışık, arkada buluna filme ulaşır ve poz

lama gerçekleşir. Ama bu sistem de mükemmel değildir ve küçük bir problemi vardır.

Aynanın yukarı kalkması gözümüze görüntünün ulaşmaması anlamına gelir. Ancak çekilen

fotoğrafların çok büyük bir bölümünde, poz lama süresi bu karanlık anı anlayamayacağımız

kadar kısadır. Yani göz kırpmak kadar kısa bir süre içinde gerçekleşen bu ‘görüntü kaybı’ ,

ciddi bir problem yaratmaz. Yalnızca, uzun süreli poz almalarda (gece çekimlerinde) bu

durum ciddi bir sorun haline gelebilir. Ama gece çekimlerinde sahip olduğu problemlerin

çokluğu düşünüldüğünde, ‘görüntü kaybı’ da kabul edilir bir problemdir.

Şekil.2.2. SLR bir makine kesiti Resim.2.5 SLR bir fotoğraf makinesi

Bakaç sisteminin üstünlüğü, değiştirilebilir objektiflerinin çeşitliliği ve aksesuarlarının

zenginliği, SLR makinelerin hemen hemen her konuda en kullanışlı makine tipi olmasını

sağlamıştır. Son derece modüler bir yapıya sahip olan SLR makinelerde hemen her türlü

objektif, filtre ve flaş kullanılabilir.

En kullanışlı fotoğraf makineleri olan tek objektifli ve refleks makinelerin (SLR’lerin)

çokluğu 35 mm formatta (135) olmasına karşın orta format (120) ve APS film kullanan

modelleri de bulunmaktadır. SLR makinelerde netlik, diyafram ayarları, objektiflerin ya da

çeşitli aksesuarların yarattığı etkiler, görsel olarak kontrol edilir. Bu nedenle, fotoğrafla ciddi

olarak ilgilenenler için en uygun bakaç sistemi SLR’dir.

2.2.3. TLR Makineler

Twin Lens Reflex olarak da adlandırılan bu fotoğraf makineleri, filmin üzerine düşen

görüntünün, vizör mat camından aynen görünmesi ve iyice incelenmesi, netlik ayarının

titizlikle ayarlanabilmesi, mat vizör camından görüntünün fotoğraf çekerken ve çektikten

sonra da kaybolmaması nedenleriyle tercih edilen bir fotoğraf makinesi tipi oldu. Çünkü

SLR tipi fotoğraf makinelerinde deklanşöre basıldığında, seçilen örtücü hızı kadar konuyu

vizörde kaydederiz. Çünkü görüntüyü vizöre ulaştıran 45 derece ile objektifin arkasında

bulunan ayna yukarı kalkarak görüntünün gitmesini sağlar. Bu aşamada vizörde görüntü

kaydolur.

TLR tip fotoğraf makinelerinde bu dezavantaj önlenmiştir. Çift objektifli refleks

fotoğraf makinelerini, üst üste konulmuş iki fotoğraf makinesi gibi düşünebiliriz. Bu iki

fotoğraf makinesinden biri, netlik ve çerçeveleme ayarının yapılmasına diğeri ise konunun

film duyarkatı üzerine aktarılmasına yarar. Üstteki objektifin karşısına 45 derece açı ile bir

ayna yerleştirilmiştir. Bu ayna sabittir. Bu ayna görüntüyü fotoğraf makinesinin üst tarafında

bulunan vizör mat camına yansıtır. Bu yansıma sayesinde, görüntü stüdyo makinelerindeki

gibi baş aşağı değil, düz olarak görülür.

TLR makinelerin büyük bir bölümde objektif gövdeye sabitlenmiştir ve değiştirilme

şansı yoktur. Günümüzde artık üretilmeyen bu bakaç sistemi yalnızca orta format film

kullanan sınırlı sayıda modelde kullanılmıştır. Oldukça kompakt bir yapıda son derece

kaliteli optiklerin kullanıldığı TLR makineler, değiştirilebilir magazine sahip olmamaları

yüzünden gözden düşmüşlerdir.

2.3. Netleme Sistemine Göre Küçük Boy Fotoğraf Makineleri

Konunun uzaklığına bağlı olarak film düzlemi üzerine düşen görüntü de net ya da flu

olarak belirecektir. Konunun net olarak kaydedilebilmesi için makine sisteminin ya da

kullanıcının çabası gerekir. Sahip oldukları netleme sitemlerine göre fotoğraf makineleri üç

kategoride sınıflandırılır.

2.3.1. Auto Focus Makineler

Günümüzde üretilen pek çok makine, kendi kendine netlik yapabilme (auto focus)

özelliğine sahiptir. Deklanşöre yarım basıldığında harekete geçen küçük bir elektrik motoru,

bakacın merkezinde bulunan küçük dikdörtgen alanın gördüğü cisme otomatik olarak netlik

yapılmasını sağlar. Auto Focus (AF) makineler, istendiğinde manüel olarak da kullanılabilir.

Manüel netleme gerektiren modellerden tek farkı, buzlu cam kullanmıyor oluşlarıdır. Bu

şekilde fotoğrafçının gözüne ulaşan görüntünün daha berrak olduğu söylenebilir. Netlemenin

el ile yapılması durumunda, elektronik bir ‘uzaklık ölçer’ netlemeye yardımcı olacak bilgiler

verir. Hem refleks, hem de ayrı bakaçlı AF modelleri vardır. Temelde üç tip auto focus sistem vardır.

. İnfra-red ışınlar yardımıyla

. Ultrasonic ses dalgaları yardımıyla

. Ton farklarına (kontrasta) duyarlı detektörler yardımıyla çalışanlar.

. Ergonomik tasarım

. Gelişmiş ışık ölçüm sistemleri (spot, partial, matrix, vb.)

. Çok çeşitli poz lama program seçenekleri (A,S,P, vb.)

. Hızlı motor (filmin ileri ve geri sarma mekanizması )

. Berrak vizör (manüel makinelerdeki buzlu cam görüntüsü, AF makinelerde yoktur.)

. LCD ekranlar sayesinde hem makine üzerinde hem de vizörde anlaşılır bilgi panelleri

. Hafiflik (hem gövde, hem de objektifler manuel modellere göre daha hafiftir.

. Aksesuar zenginliği

Dezavantajları

. Darbelere karşı daha az dayanıklı olmaları

. Manüel modellere göre daha yüksek pil bağımlılığı

2.3.2. Manuel Netleme Gerektiren Makineler

Objektif üzerinde el ile ayarlanabilen (manüel) bir netleme halkası bulunan ve

genellikle objektifi değişebilen modellerdir. Netleme halkasının saat yönünde ve saat

yönünün tersinde çevrilmesiyle objektif içinde yer alan bir grup mercek ileri ve geri hareket

ederek netliği sağlar.

 

2.3.3. Netleme Gerektirmeyen Makineler

Bu sınıfa giren modeller, ‘fotoğrafçılık’ yapmak için uygun olmayan makinelerdir.

Çünkü fotoğrafçılığın en temel özelliklerinden biri olan netlemenin bile yapılamadığı bir

araçla diğer fonksiyonların da kullanılması söz konusu değildir. Netleme gerektirmeyen

makinelerin 110, APS ve 35 mm’lik film kullanan modelleri vardır. Fotoğraf makinelerinin

en ucuz ve en az nitelikleri olan ‘bas-çek’ dediğimiz modellerdir.

Netleme gerektirmeyen (focus free) makinelerin çalışma prensibi şöyledir: Geniş açılı

ve kısık diyaframlı sabit bir objektife sahiptirler. Yani net alan derinliği fazla olan

objektifleri vardır. Konuya çok yakınlaşmak (1 mm’den daha çok yakınlaşmak ) konunun

netsiz görünmesine yol açar. Bu tasarımın en büyük handikapı, sahip olduğu kısık diyafram

değeri nedeniyle ışık geçirgenliğinin çok az oluşudur. Bu da objektifin çok miktarda ışığa

gereksinim duyması demektir. Özellikle iç mekân çekimlerinde flaş ışığı kullanmak

zorunludur.

2.4. Dijital Makineler

SLR ve ayrı bakaçlı modelleri bulunan dijital fotoğraf makinelerinin, kimyasal film

kullanan makinelerden en önemli farkı, görüntüyü kaydetmek için film yerine manyetik bir

ortam kullanmasıdır. Geleneksel makinelerde bulunan kimyasal film yerine, CCD ya da

CMOS olarak adlandırılan görüntü algılayıcılar ve bir de manyetik saklama ortamı bulunur.

Bunun dışındaki her şey (optik düzenek, vizör, diyafram, obtüratör, v.b.), film kullanan

makinelerle aynıdır.

Görüntü algılayıcılar, üzerlerine düşen ışık ışınlarını elektrik akımına çeviren

aygıtlardır ve yüzeylerindeki küçük algılayıcıların dizilim sıklığı ‘çözünürlük’ olarak

tanımlanır. Yüksek çözünürlüklü bir CCD’nin üzerinde çok sayıda minik algılayıcı bulunur

ve bu sayede daha küçük ayrıntıları kaydedebilir. Çözünürlüğü yüksek olan bir dijital

fotoğraf makinesi, daha büyük boyutlarda kaliteli baskıların yapılabilmesine olanak verir.

Manyetik bellek kartlarında saklanan görüntüler bilgisayara aktarılarak üzerinde değişiklik

yapılabilir ve yazıcılardan çıkış alınabilir.

Oluşturulan görüntünün anında görülebilmesi, kısa sürede basılabilmesi ve çok kısa

sürede uzak mekanlardaki bilgisayarlara iletilebilmesi gibi olumlu özellikleri nedeniyle son

yıllarda en çok tercih edilen fotoğraf makineleridir. Standart boyutta bir film kullanma

zorunluluğu olmadığından, yani çok farklı boyutlarda algılayıcılar üretilebildiği için, farklı

boyutlarda ve farklı tasarımlarda dijital fotoğraf makineleri üretilebilmektedir.

 

2.4.1. CCD

Kimyasal film kullanan fotoğraf makineleri için film ne demekse dijital fotoğraf

makineleri içinde, algılayıcı film demektir. Yani görüntünün oluştuğu yüzeyin adıdır. Bu

yüzey minik gözler dizisinden oluşmuştur ve üzerlerine düşen ışığı elektrik akımlarına

çevirirler. Bir işlemci taraf anıdan işlenerek düzenlenen sinyaller daha sonra manyetik bir

ortama kaydedilirler. Algılayıcıların üzerinde bulunan minik gözlerin dizilim sıklığına

çözünürlük denir.

Bu gözler aslında renkli görme yeteneğine sahip değildir, yalnızca parlaklık

farklılıklarını algılayabilirler. Ancak her bir gözün önüne yerleştirilen renk filtreleri

sayesinde bu renge ait birleşenler kaydedilir. Bu şekilde oluşturulan her bir görüntü birimine

piksel denir. Dijital fotoğraf piksellerden oluşan bir görüntüdür. Bir fotoğrafın yalnızca

çözünürlüğünden söz etmekte aslında yeterli değildir. Çünkü görüntünün boyutlarının da

çözünürlük kadar önemi de vardır. Bu yüzden bir dijital fotoğraftan söz ederken hem

boyutlarına hem de çözünürlüğünü belirtmek en doğru yaklaşımdır örneğin 10x15cm 300

dpi’dır.

2.4.2. Bellek Kartları

Algılayıcılar tarafından algılanan ışık elektrik sinyallerine dönüştürülür ve analog

çeviriciler tarafından dijital olarak kodlanırlar. Bir işlemci bu kodların tümünü düzenler ve

her bir piksele ait konum, renk tonu, parlaklık ve doygunluk değerlerini işleyerek saklama

birimine gönderir. Günümüzde çok farklı tasarım ve boyutlarda bellek kartları

bulunmaktadır. Bunlardan kimisi daha küçük, kimisi daha hızlı veri aktarabilen, kimisi daha

az enerji tüketen, kimisi daha uzun ömürlü, kimisi de ucuz olma özelliklerini taşımaktadır.

Bütün bu olumlu özelliklerin hepsini birden taşıyan bir bellek kartı ne yazık ki yoktur. Bir

dijital fotoğraf makinesi alırken nasıl çözünürlük, optik özellikleri, ergonomisi gibi

özelliklere bakarak karar veriliyorsa bellek kartının türüne de dikkat etmek gerekir. Dijital

verilerin birimi “byte” olduğundan bellek kartlarının da kapasiteleri bayt cinsinden belirlenir.

Veri birimi olarak kullanılan byte’ların katları şu şekilde belirlenir.

1Kilobyte(KB) = 1024 byte

1Megabyte(MB) =1024KB=1,048,576byte

1Gigabyte(GB)=1024 MB=1,073,741,824byte

Kartın kapasitesini verimli kullanabilmek

amacıyla fotoğraf makinesinin kayıt formatını JPEG’in en yüksek sıkıştırma düzey,ne

yükseltmek ise akla gelen ilk yöntemdir.Ancak görüntü kalitesinden ciddi bir fedakarlık

anlamına gelen bu yöntem fotoğraf makinesini gerçek performansının çok altında çalıştırmak

demektir.Bu mantıktan hareket ile gereksinim duyduğunuz kapasitede bir kart almanız

gerekir.

 

2.5. Küçük Boy Fotoğraf Makinelerinin Kullanımı

2.5.1. Makinelerin Tutuşu

Fotoğraf makinesini aldıktan sonra ilk işimiz onun taşınması ve nasıl tutulması

gerektiğini öğrenmeliyiz. Öncelikle iyi bir çanta alınmalı. Çantanın nasıl olması gerektiği

yardımcı araçlar bölümünde açıklanacaktır. Burada çekim süresince 35mm SLR fotoğraf

makinesinin nasıl taşınması ve nasıl tutulması üzerinde duracağız.

Fotoğraf makinesi boyuna asılı olarak göbek seviyesinde taşınmalıdır. Burada durması

makinenin sağa sola çarpmasını engellediği gibi çok kısa sürede çekim pozisyonu almayı da

kolaylaştıracaktır. Ellerin boş olması doğada ihtiyacınız olan dengeyi sağlayacaktır.

Çekim anında öncelikle sol el avuç içi yukarı bakacak ve öne doğru açılarak makine

denge noktası avuç içine tam oturtulmalıdır. Parmakları çok sıkmadan hafif bir şekilde

kavramalı. Sağ elimizle de makinenin sağ tarafını kavradıktan sonra çekeceğimiz konuya

doğru yönlenmeliyiz. Bakaç sağ gözümüze iyice yaklaştırılmalı ve iyi bir kompozisyon

seçmeliyiz. Kompozisyon seçiminden önce en azından bir kolumuzu gövdemize

yapıştırmalıyız. Böylece sallanma riskini en aza indirdikten sonra bir kontrolle beraber

nefesimizi tutup deklanşöre basmalıyız.

Poz değerleri ayarlanabilen tüm makinelerde objektifin odak uzaklığından daha düşük

bir enstantane değerinde çekim yapılacaksa sehpa kullanmak gerekir. Sehpa kullanmadan

elde yapılan çekimlerde en düşük perde hızı hesabını unutmayınız. Örnek verecek olursak

50mm odak uzaklığı olan objektif için en düşük perde hızı odak uzaklığının 1'e bölümünden

elde edilecek enstantane değeri 1/50 olacaktır. En düşük perde hızı 1/50 değeri olmadığı için

buna en yakın ve büyük değer olan 1/60 ve üzeri olmalıdır. 100mm odak uzaklığı olan

objektif için 1/100'e yakın ve büyük perde hızı yani enstantane 1/125 olmalıdır.

 

2.5.2. Makineye Film Takılması

Filmi fotoğraf makinesine takmak, bu işe alışkın olan bir fotoğrafçı için çok kolay bir

iştir. Ama fotoğraf makinesini çok fazla tanımayan, fotoğrafa yeni başlayanlar için büyük bir

soru işaretidir ve çoğu kez bir korku kaynağıdır. Bu nedenle pek çok fotoğrafçı adayının

denemeye cesaret bile edemediği bir işlemdir.

2.5.3. Fotoğraf Makinesine Film Takmak

. Motorlu makinelerde kapağın sol yanındaki sürgülü kilidin kaydırılması, mekanik makinelerde ise geri sarma kolunun yukarıya çekilmesiyle arka kapak açılır.

Fotoğraf makinelerinin çok büyük bir bölümünde sol (çok az bir bölümünde ise sağ)tarafında film yuvası bulunur.

. Yapılması gereken şey film kasetini bu yuvaya yerleştirerek filmin ucunu bir miktar

çekmektir.

. Motorlu makinelerde filmin ucunu kırmızı işarete kadar çekip bırakmanız ve arka kapağı kapamanız yeterlidir. Bazı modeller arka kapak kapanır kapanmaz filmi saracaktır. Diğerlerinde ise deklanşöre bir kez basmanız yeterlidir. Mekanik makinelerde ise filmin ucunu biraz daha fazla çekerek sağ taraftaki dikey merdanenin içindeki yarıkta geçirmeniz gerekmektedir. Bu işlemi yapıp deklanşöre bir kez bastıktan sonra kurma kolunu çevirdiğinizde filmin üst ve alt tarafında

bulunana perfore deliklerinin dişlileri geçerek filmin ilerlediğini görürsünüz. Filmin ilerlediğini gördüğünüzde arka kapağı kapatabilirsiniz demektir. Arka kapağı kapatmadan önce geri sarma kolunu ok yönünde bir iki tur filmi gerginleştirir.

. Şimdi yapmanız gerenken ise deklanşöre bir kez daha basıp kurma kolunu sararak

filmin ışık görmüş olan bölümlerinin ilerlemesini sağlamaktır. Yalnız bu işlemi

yaparken mutlaka gözünüzle geri sarma kolunu izleyin. Eğer kurma kolu dönüyorsa

filminiz doğru olarak takılmış demektir. Eğer dönmüyorsa filminiz iyi takılmamış

demektir. Bu durumda arka kapağı yeniden açarak daha özenli bir biçimde aynı

işlemleri yinelemeniz gerekir.

2.5.4. Makineden Filmi Çıkarmak

. Eğer motorlu bir makineniz varsa geri sarma düğmesine

basarak filmin geri sarmasını beklemeli, işlem bittikten sonra da arka kapağı açarak

film kasetini yerinden çıkarmalısınız.

. Eğer mekanik bir makineniz varsa filmi geri sarabilmek için öncelikle geri sarma

kilidine basmalı daha sonrada geri sarma kolunun katlı duran kolunu kaldırarak ok

yönünde filmi sarmalısınız.

. Eğer geri sarma kilidini basmadan bu işlemi yapmak isterseniz geri sarma kolunu

çeviremediğinizi fark edersiniz.

. Çok zorlayacak olursanız filmi koparabilirsiniz. Bu nedenle

mutlaka geri sarma kilidine basmalısınız.

. Filmi sona kadar sardığınızda geri sarma kolunun dönüşünün

çok rahatladığını fark edersiniz bu durum filmin tamamen kasedin içine girdiğinin

göstergesidir.

. Geri sarma kolunu yukarı çekerek kapağı açabileceğiniz anlamına gelir. Bu işlemi

yaparak kapağı açtıktan sonra bütün yapmanız gereken filmin kasedini yerinden

çıkarmaktır.

 

Fotoğraf makinesini kullanım kılavuzuna uygun olarak eksiksiz hazırlama.

İşlem Basamakları Öneriler

. Seçeceğiniz fotoğraf makinesini kullanım alanınıza göre kullanılacağını belirleyiniz.

. Fotoğraf makineleri ile ilgili verilen bilgileri inceleyiniz.

. Çekim yapacağınız konuyu belirleyiniz.

. Farklı kaynaklardan (internet, Kaynak kitaplar vb.) seçeceğiniz makineyi araştırınız.

. Makinenize uygun formatta film seçiniz.

. Seçtiğiniz makineye uygun film kulanınız. Çekimi yapacağınız yere göre uygun film kullanınız.

. Makinenize bataryalarını takıp kontrol ediniz.

. Bataryalarınız makinenizin simgelerine göre takınız.

. Makinenize uygun formatta belirlediğiniz filmi takınız.

. Filmi makineye takarken öğrenme faaliyetinde verilen bilgilere uyunuz.

3. FOTOĞRAF MAKİNESİNİN TEMEL PARÇALARI VE YARDIMCI GEREÇLER

3.1. FotoğrafMakinesinin Parçaları

3.1.1. Makine Gövdesi

Karanlık bir kutudan ibaret olan makine gövdesi; kompakt makinelerde objektife bağlı

SLR makinelerde ise objektiften bağımsızdır. Mekanik ve elektronik modellerde farklı

özellikler vardır. Tüm modellerde gövde üzerinde görüntünün oluşabilmesi için temel

parçalar vardır.

Makine gövdesinde olması gereken parçalar:

. Net ve aydınlık bir görüntü için bir mercek ve bu mercekten geçen ışınların şiddetini denetleyebilmek için bir diyafram (iris)

. Işığın istediğimiz zaman geçebilmesi için açılır kapanır bir kapak ya da örtücü (obtüratör),

. Örtücü sisteminin hareketini başlatabilmek için bir deklanşör,

. Örtücüden istediğimiz süre kadar ışığın geçmesini sağlayabilecek hızı ayarlayabilen bir başka kontrol düzeneği (enstantane ayarı),

. Nereyi fotoğrafladığımızı görebilmek için bir bakaç (vizör)

. Film koyma haznesi

. Film sarma kolu

. Biten film geriye sarma kolu

. Bulunduğumuz ortama göre ışığın şiddetini ölçebilecek bir ışıkölçer (pozometre)

3.1.2. Diyafram

Fotoğraf çekerken kullanılan ışığa karşı duyarlı filmin, yeterli bir kararma için belirli

miktarda ışığın etkisinde kalması gerekir. Belirli miktardan fazla ışık aldığı zaman,

objektiften içeri giren ışığı azaltmak, az ışık aldığı zaman da objektiften içeri giren ışığı

artırmak gerekir. İşte, fotoğraf makinesinde film duyarkatı üzerine ne kadar şiddette ışık

düşeceğini ayarlayan bölüme diyafram denir.

Fotoğraf makinesinin icadından bugüne kadar diyaframlarda evrim geçirerek bugünkü

modern şekillerine gelmişlerdir. İlk önceleri yapılan basit kameralarda diyafram kontrolü,

objektifin arkasında değişik boyuttaki deliklerin yerini değiştirmekle sağlanırdı. Günümüzde

yapılan gelişmiş fotoğraf makinelerinde ise diyafram çapını değiştirebilmek için halka

biçiminde yerleştirilmiş metal yapraklar kullanılarak yapılmaktadır. İlk diyafram, düz plaka

üzerine çeşitli büyüklüklerde açılmış deliklerden oluşuyordu. Genellikle objektiflerin

önlerinde bulunan ve delikli plakada istenen genişlik ayarlanmak suretiyle kullanılıyordu.

Fotoğraf makinelerinde bazı teknik gelişmelerin başladığı sıralarda ilk değişime

uğrayan kısımlardan biri de diyaframlar olmuştur. Diyaframın bu ilk gelişimindeki esas ilke,

yine delikli bir plakaydı. Fakat bu kez delikler bir daire üzerine yerleştirilmişti.

Yapısı: Bütün fotoğraf makinelerinde kullanılan diyafram tiplerinin en iyisidir. İris

diyaframlarda, birçok ince metal levha objektif etrafındaki bir levhaya bağlanmıştır. Objektif

dışındaki bir kontrol halkasının hareket ettirilmesiyle ince metal plakalarda birbirleri

üzerinde açılıp kapanarak istenen diyafram açıklığını verir.

Diyaframı bir fotoelektrik üniteye bağlamak suretiyle, diyafram açıklıklarının

konunun aydınlanma koşullarına göre otomatik olarak sağlamak için yapılmış diyafram

sistemleridir. Bu, göz uyumu olayının fotoğraf makinelerine uygulanmasıdır. Bu sistem,

fotoğraf makinesinin çok geniş kullanma olanağının yaratılması isteğinin bir sonucudur. Tek

mercekli (SLR) objektiflerde, diyafram için en uygun yer mercek önüdür.

Bazı durumlarda, mercek arkasına da yerleştirilebilir. Birkaç mercek elemanlı

objektiflerde ise kesinlikle mercek elemanları arasında bulunur. Şayet objektif simetrik yapılı

ise, diyafram simetrik mercek gruplarının arasında tam ortadadır. Objektif simetrik olmayan

bir mercekler düzeni şeklinde ise bu defa diyafram genellikle iki mercek arasına

yerleştirilmiştir.

Mekanik objektif üzerinde diyafram halkasında ya da otomatik makinelerin

menüsünde dizili olarak yer alan diyafram açıklık değerleri bulunur.(f) Açıklığı olarak da

belirtilen bu diyafram sistemi belli bir rakam standardına oturtulmuştur. İngiliz ve Amerikan

olmak üzere iki şekilde kullanılmaktadır. Çoğunlukla da İngiliz sistemi kullanılır.

Bu değerler : 1,1 - 1,2 - 1,4 - 1,8 - 2 - 2,8 - 4 - 5,6 - 8 - 11 -16 - 22 - 32 - 64

3.1.3. Enstantane

İyi bir fotoğraf çekebilmek için gerekli miktarda ışığın gerekli süre ile geçmesi

gerekmektedir. Nasıl ki, objektiften içeri geçen ışığın ne miktarda film yüzeyine geleceğini

diyafram kontrol ediyorsa, aynı ışığın film yüzeyinde ne kadar süre ile kalacağını obtüratör

kontrol eder. Diyafram düzeneğiyle miktarı ayarlanmış olan ışığın film düzlemini ne kadar

süreyle etkileyeceğini belirleyen obtüratör (örtücü) perdesinin farklı değerlerden oluşan

açılıp kapanma hızına denir.

Fotoğrafçılığın ilk yirmi yılında, obtüratörler makinenin gereksiz bir parçasıydı. Pozlamalar o kadar uzundu ki, fotoğrafçılar objektifin kapağını açar (lens cap), pozlamayı saatle

ölçer ve objektifi tekrar elle kapatırlardı. Zamanla objektifler daha geniş diyafram açıklıklarında

filmler ise daha düşük asa' larda üretilmeye başlandı. Dolayısıyla pozlama süreleri saniyelere ve

saliselere indi. Tüm bu gelişmeler, zamanı ölçmek için bazı mekanik aletlerin varlığını

gerektirdi. Çünkü fotoğraf belli bir anın saptanmasıdır. Genellikle duyarlı filmin ışığın etkisine

bırakıldığı süre, saniyenin kesirleri ile ölçülür. Özellikle, hareketli konuların fotoğraflarının

çekilmesinde bu çok önemlidir

En yaygın obtüratör sistemi mercek üzerine takılan bir kutu içindeki küçük yuvarlak

(Rollerblind) bir levha idi. Obtüratörü çalıştıracak enerji, bir telin gerilmesiyle

sağlanmıştı.1880'lerle birlikte mekanik yaprak obtüratörler objektif ve kamera gövdelerine

yerleştirilmeye başlandı. Bugün çeşitli tip obtüratörler, ışığın saniyenin 1/16000'e kadar kısa bir

zaman parçası içinde filme aktarılmasını sağlayacak yapıda yapılmaktadır. Obtüratörlerin bu

hızları da diyafram açıklıkların da olduğu gibi belirli ve standart bir dizide toplanmıştır.

Objektifin ikinci ayar halkası veya kameranın üstündeki bir düğmesi üzerinde

göreceğiniz bu halkalar genellikle şu şekilde sınırlandırılmıştır.

1-2-4-8-15-30-60-125-250-500-1000-2000-4000-8000-16000-B-T.

Yapısı: Mercek arası obtüratörler aynı diyaframlarda olduğu gibi bir halka üzerine

yerleştirilmiş ve birbiri üzerinde kayarak açılıp kapanabilen, 3 ile 5 metal plakadan

oluşmuştur. Bu plakaların hareketi o şekilde ayarlanmıştır ki bir nokta halinden yıldız veya

köşegen şeklinde açılışa geçer ve kapanırken de bunun tamamen tersi olur. Böylece film

yüzeyinin her tarafına aynı miktarda ışığın düşmesi sağlanmış olur. Tipik mercekler arası

diyafram tipi obtüratörlerin bir açılışı ve kapanışları 2 ile 4 milisaniyedir.

Bu tip obtüratörlerin çok karışık bir yapıları olup objektif etrafını çevreleyen bir halka

içine yerleştirilmiş birçok küçük parçalardan oluşmuştur. Bu halkaları harekete geçiren ana

yay, obtüratörün en yüksek hızını belirler. Diğer hızlar ise bu halkayı frenleyici bir

mekanizma ile sağlanır. Çoğu mekanizmalarda 1/500'den 1 saniyeye kadar bütün hızlar

sağlanmıştır.

Perde obtüratörler, ortalarında çizgi şeklinde bir yarık bulunan bir perdedir ve bir

silindirden diğer silindire sarılacak şekildedir. Perde duyarlı film yüzeyinin hemen

önündedir. Perdenin bir silindirden diğerine sarılışı çizgi şeklindeki yarığın, duyarlı film

yüzeyi önünde bir kenardan diğer kenara doğru hareketini sağlar ve bu hareket ile duyarlı

film yüzeyi gerekli ışığı alır. Perdenin bu hareketi yukarıdan aşağıya doğru olduğu gibi

sağdan sola da olabilir. Birçok fotoğraf makinesinde ise perde obtüratörler iki perdelidir.

3.1.4. Objektif

Fotoğraf makinesinin önünde bulunan ve konunun tüm noktalarının film duyarkatı

üzerine düşmesini sağlayan mercek ya da mercekler grubuna objektif denir.“Çekilecek

nesneden gelen ışıkları toplayarak ışığa duyarlı film üzerine net düşmelerini saylayan

mercekler topluluğudur.” Fotoğraf makinesinin en önemli parçasıdır. Objektif, fotoğraf

makinesinin karşısında bulunan konunun bütün noktalarını, film duyarkatı üzerine yansıtmak

ile görevlidir Objektifler, merceklerle aynı prensiple çalışmalarına rağmen, çok daha

karmaşık bir yapıya sahiptir. Birçok elemandan oluşmuş mercek grupları bir araya

getirilmiştir. Bu çoklu yapı, merceklerin bir araya getirilmesinden doğacak hataların telafi

edilmesi içindir. Objektifler, amaçlarına göre biçimsel olarak farklılık gösterirler.

Bir objektifin standart görüş açısı verebilmesi için görüntü düzleminden belirli

uzaklıkta bulunması gerekir. İşte objektifin optik merkezinin görüntü düzlemine olan

uzaklığına ODAK UZAKLIĞI adı verilir.

Görüntü düzlemindeki görüntü karesinin boyutuna göre objektif odak uzaklığı da

değişir. Örnek verecek olursak; görüntü boyutu 24X36mm boyutunda olan makineler için

normal objektifin odak uzunluğu 50mm civarındadır. Görüntü boyutu 6X6cm olan makineler

için 70-80mm odak uzunluğu objektifler normal bir görüş açısı (45º-50º) verir.

Kullanılan filmin çapraz köşeleri arası boyutu o görüntüyü veren makine için normal

objektifin odak uzunluğunu verir.

. Işık Geçirgenliği / Aydınlanma İndisi

Objektifin en geniş diyafram açıklığında ışığı geçirme miktarıdır. Biraz sonra 1:1.4,

1:2.8, 1:3.5, gibi sayılardan bahsedeceğiz bu sayılar objektifin üzerinde yazılı olan objektifin

ışığı geçirme miktarıdır. Işık geçirgenliği objektif odak uzunluğunun objektif çapına

oranıdır. Bir objektifin ışık geçirgenliğinin büyük olması ışığın az olan nesnelerin çekimini

kolaylaştırır.

Örneğin odak uzunluğu 100mm olan bir objektifin ışık geçirgenliği 2.8 ise objektif

çapı 100/2,8=35mm'dir. Bir objektifin ışık geçirgenliğinin büyük olaması o objektifin ışığa

karşı daha duyarlı olmasını sağlar. Işık geçirgenliğinin fazla olması o objektifin kötü ışık

koşullarında çekim yapabilme, dar alan derinliği elde etme veya yüksek örtücü (obtüratör

enstantane) hızlarına çıkabilme özelliklerini artırır. Işık geçirgenliği yüksek olan objektiflere

"hızlı objektif" denir.

Işık geçirgenliğinin en iyi değeri 1.1 dir; yani objektifin odak uzunluğu ile çapının

birbirineeşit olması durumudur. Genel kullanımlar için 1:1:2 – 1.7 arası açıklıklar uygundur.

Manzara çekimlerinde 1:2 – 1:2.8 arası açıklıklar tercih edilir.

Portre çekimleri için 1:3.5 – 1:5.6 arası açıklıklar tercih edilir. Işık geçirgenliği yüksek

olan objektifler (1:1.2 – 1:1.4) az ışıklı konular için uygundur.

. Çözme Gücü

Çizgi ayırma gücü de denir. Bir milimetrelik bir aralıktaki çizgi ayırma gücünü

gösterir. Yani 1 mm'lik şerit içine en çok çizgiyi net olarak tespit eden objektifin çözme güçü

çok üstündür diyebiliriz.

. Alan Derinliği

Objektifin netlediği yerin önünde ve arkasında net olarak görünen mesafedir. Az açık

diyafram (f:16 f:22 vb.) değerlerinde çekilen fotograflarda alan derinliği fazladır. Yani

fotografta net olan kısımlar daha çoktur. Geniş açılı objektifler dar açılı objektiflere göre

daha büyük alan derinliği mesafesine sahiptir

. Keskinlik

Birbirine yakın bölgelerdeki kontrastın yüksekliği görüntü kalitesinini artırır.

Fotograftaki farklı renkler arası geçişin gerçekleştiği yerlerin keskin bir şekilde olması

şeklinde açıklanabilir. Bu keskinliği ışık geçirgenliğinin yüksek olması sağlar.

. Balıkgözü Objektif

Görüş açısı aşağıdaki objektiflerden en geniş olan objektiflerdir. Balıkgözü

objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anormal şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar.

Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılır. 6mm-

16mm arasında kalan objektifler balık gözü objektifleridir.

 

. Geniş Açılı Objektif

Görüş açısı normal objektiflerden daha geniş olan objektiflerdir. Alan derinlikleri

fazladır. Özellikle çok dar alanlarda çalışırken en geniş görüntüyü elde etmek için kullanılır.

Odak uzunluğu küçüldükçe kenarlara doğru bozulmalar artar.

17mm- 28mm arasında kalan objektifler geniş açılı objektiflerdir.

. Normal Açılı Objektif

Görüş açısı insan gözünün görebildiği açıya yakın olan objektiflerdir.

24x36mm olan 35mm film alan makinelar için 50mm’lik objektif, 6x6cm alan

makineler için 75mm-80mm’lik objectif, 6x9cm alan makineler için 150mm’lik objektifler

normal objektiflerdir.

. Makro objektif

0mm, 100mm,125mm sabit açılı objektiflerdir. Konuya 1/1 ile 1/10 gibi oranlarda çok

yakın çekimler için kullanılır. Doğa fotografcıları için vazgeçilmez bir parça olup her zaman

yanlarında bulundurmada yarar vardır. Odak uzaklığını artıran halkaların uydurulabildiği

objektiflerle daha da yakın çekimler yapılır. Objektifin düzeltme yapamadığı bir aralık vardır.

Makro objektifler bu aralık içerisinde çalışmayı sağlar.

. Dar Açılı / Tele Objektifler

Görüş açısı normal objektiflerden daha dar olan objektiflerdir. Fazla yakınlaşılamayan

portre, spor veya doğa gibi konuların çekimlerinde kullanılır.

100mm, 200mm, 300mm, 400mm, ve benzeri objectifler dar açılı objektiflerdir.

. Değişken Odaklı / Zoom Objektif

Görüş açısı değişebilen objektiflerdir. Sabit objektiflere göre daha kolay çerçeveleme

yapılmasını sağlayarak objektif değiştirmeyi en aza indirir.

28-70mm, 28-210mm, 35-70mm,100-300mm,100-400mm ve benzeri aralıklar içinde

görüş açısı değişebilen objektiflerdir.

Genel de konu çerçevelemesine kolaylık sağladığı veya objektif değiştirmeyi azalttığı

için kullanılır.

Sabit objektiflere göre kullanılan mercek sayısının fazla oluşu görüntü kalitesinde az

da olsa kayıplara neden olur.

Optik zoom :

Fotoğrafi oluşturan her bir nokta (piksel) tek olarak ifade edilir. Bu da

fotoğrafın net ve kontrastlı olmasını sağlar.

Sayısal (Digital) zoom :

Optik lenslerde her bir nokta tek ifade edilmesine karşın

sayısal lenslerde optik lenslerin oluşturduğu tek noktaların birleştirilerek kümeleştirilir.

Kümelere büyütme oranı uygulanarak noktalar tekrar oluşturulur. Bu yöntemle elde edilen

fotoğraflarda netlik ve kontrast yani keskinlik bozulur.

. Aynalı Objektif

Görüş açısı değişmeyen 500mm ve üstü objektiflere denir. Fazla yaklaşılamayan spor,

doğa gibi konuların çekiminde veya "perspektif yığılma" etkisi elde etmek amacıyla da

kullanılır. Ana derinliğinin çok dar ve ışık geçirgenliğinin (1:8, 1:11) olması yanında çok

hantal olmaları çekim sırasında sallanmaya karşın sehpa kullanılmasının zorunluluğu kötü

taraflarıdır.

500mm ve üzeri objektifler genellikle aynalı objektiflerdir

. Film Haznesi :

İstenen nitelikte görüntünün oluşması için makinelerin

arka bölümünde yer alan bir düzenektir. Temel işlevi çekim anı hariç

filmi ışıktan korumaktır. Orta ve büyük format makinelerde bu bölüme

magazin denir.

. Magazin :

Orta ve büyük format fotoğraf makinelerinin gövdesine takılıp

çıkarılabilen parçadır. Makinelerin özelliğine ve modeline göre film

boyutunu değiştirmek, farklı asa da ve renkte film kullanmak için

yararlanılır.

. Vizör:

Objektifin görüş açısı ve yönünü göz ile takip etmeye yarayan

optik bir düzenektir. Bakaç sistemi ise görüntüyü bu pencereden

gözümüze kadar ulaştıran optik sistemdir. Bakaç sistemlerinin bazıları

çok basit merceklerden oluşurken bazılarında ise kaliteli mercekler,

aynalar ve prizmalar kullanılmaktadır. Bakaç sisteminin kalitesi,

fotoğrafa doğrudan etki etmez. Ancak hassas netleme ve berrak bir

görüntü olanağı sunan bir bakaç sistemi, dolaylıda olsa fotoğrafın

kalitesine olumlu bir katkı yapar.

Temel olarak üç tür bakaç sistemi vardır:

120 Roll film kullanan SLR kameralar, bel hizasında tutularak, üst kısmındaki kapaktan

içeriye doğru buzlu cama bakılır veya ilave prizmalar takılarak 35 mm SLR’ler gibi kullanılır.

Prizma olmadığı için görüntü sağ-sol yönünde yanlıştır. .Bu özellikler kullanımı zorlaştırır.

Görüntünün dikdörtgen olduğu modellerin bazılarında magazin hareketlidir ve dikey

kompozisyonlarda kolaylık sağlar. 6x6 modellerde böyle bir problem yoktur. Netleme sırasında,

buzlu camı örten kapaklardan birinin kenarına istendiğinde kullanılmak üzere bir büyüteç

yerleştirilmiştir.

3.2. Netleme

Herhangi bir objektif ile bir nesnenin odaklaması yapılıp net görüntü bulunduktan

sonra, odaklama yapılan nesne, objektif'e yaklaştırılıp veya uzaklaştırıldığında bulunan

netliğin kaybolduğu kolayca görülebilir. Bunun nedeni, nesnenin yaklaşıp, uzaklaşmasıyla

görüntünün her seferinde bir başka düzlemde oluşmasıdır. Yapılan netleme, nesnenin

yaklaşması veya uzaklaşması ile bozulmakta, keskin ve belirgin (net) olmaktan çıkıp, ya

kırılmış görüntüler haline dönüşmekte ya da dairesel bir leke görünümü almaktadır.

Uygulamada, sonsuz () olarak' kabul edilen 20 metreden daha yakın olan konuların

görüntüsü, odak noktasının biraz uzağında oluşmakta ve dolayısıyla fotoğraf üzerinde net bir

görüntü elde edebilmek için, film düzleminin bir miktar geriye çekilmesi gerekmektedir.

Bunu yapmak yani film düzlemini ileri- geri hareket ettirmek yerine, aynı sonucu

vermesinden ötürü, objektifin hareket ettirilmesi ve böylece de, görüntünün hep film

düzleminde oluşturulması yoluna gidilmiştir.

Konunun makineye olan uzaklığı değiştikçe objektifin odak uzaklığında yapılacak

küçük değişiklikler, gdriin-tiin Cin film düzleminde net bicimde oluşmasını sağlar..

Objektifte bulunan bir halkanın (metering ring) döndürülmesiyle yapılan bu işleme,

odaklama veya netlik ayarı denilir.

Objektifin odak uzaklığı ve netleşecek noktanın kameraya göre bulunduğu yer netlik

ayarını belirleyen faktörlerdir. Objektifin yakınında bulunan cisimlere netleme yapabilmek için

objektif ve film arasındaki uzaklığı artırmak gerekir. Sabit netlemeli objektiflerde en iyi sonucu

verecekleri en uzak ve en yakın nokta arasında bir noktaya konu yerleştirilir. Böyle kameralarda

en yakın net çekim yapılabilecek uzaklık belirtilmiştir. Netlemenin mümkün olduğu

objektiflerde ise, netlik kontrol halkası kullanılır. Bu halka üzerinde objektif türüne göre değişen

netlik mesafe değerleri bulunur. Bu değerler belirli iki mesafe arasını içerir. Metre ve fit

cinsinde yazılır. Örneğin : Metre - 05, 0.8, 1, 1.20, 1.50, 1.80, 2, 3, 5, 7, 10, .

3.2.1. Netleme Sistemleri

En doğru netleme, refleks ve view kameralarda buzlu cam üzerinde gerçekleşir.

Telemetre sistemi, objektiften bağımsız görüşü olan kameralarda kullanılan bir netleme

sistemidir. Auto-focus objektiflerde ise uzaklık otomatik olarak ölçülür ve objektife

uyarlanır. Oto fokuslu objektiflerin bazılarında elle netleme imkanı da

bulunmaktadır.Tercihe göre istendiğinde elle netleme yapılır. Fotoğrafçı görüntü içerisinde

özel bir alana netleme yapmayı tercih edebilir. Net alan, odak uzaklığı ve diyafram açıklığına

bağlı olduğu için, bu şekilde kullanılacak diyafram açıklığı ile bilgi vermeyen, önemsiz

bütün nesneler ilgi alanı dışında bırakılabilir.

3.2.1.1. Otomatik Netleme Sistemleri

Otomatik olarak netleme yapan sistemlerde, netlenecek noktanın uzaklığının

saptanması için üç yol vardır: Kontrastı karşılaştırma, kızıl ötesi ışınlarla tarama, ses dalgalarıyla

ölçüm.

. Kontrast karşılaştırmalı auto-focus sistemler, telemetre gibi çalışır. Auto-focus

ünitesinden ve hareketli bir aynadan gelen görüntünün her ikisi de netleme

sistemi üzerinde ışığa duyarlı bir panel üzerine gönderilir. Aydınlık ve karanlık

bölgeler karşılaştırılır. Bu bölgelerin kontrastı aynı olduğu zaman, objektif

hareketini durdurur. Ancak netleme yapmak istediğiniz nesnenin, objektifin

ölçümü gerçekleştirdiği duyarlı nokta üzerinde olduğundan emin olmalısınız.

Bu sistemler, tekrar eden dokular ve kontrastı düşük görüntülerde yanılabilir.

Netlenen yerin aydınlık olması gerekir.

. Kızıl ötesi auto-focus sistemlerde bir pencereden IR (Infrared Red-Kızıl ötesi)

dalgalar gönderilir. Başka bir pencereden ise hedef noktadan yansıyan lR

dalgalarının toplandığı bir detektör vardır. Deklanşöre hafifçe basmak taramayı

başlatır ve detektörden en güçlü sinyal alındığında ayna ve objektif hareketini

durdurur. Bu sistem gün ışığında ve flaş gerektiren karanlık ortamlarda iyi

çalışır. Düşük kontrastlı, tekrar eden dokularda yanılmaz. Ancak, cam

arkasından yapılacak çekimlerde, ışınlar camdan yansıyacağı için yanılma

olacaktır.

. Ultrasonik sistemler, insan kulağı ile duyulması imkansız 1/1000 frekanslı ses

sinyalleri kullanır. Gönderilen sinyallerin ne kadar sürede geri döndüğü,

zamanlamayı sağlayan devre tarafından ölçülür. Objektifi çok hızlı hareket

ettiren bir motor vardır. Karanlık bölgelerden ölçüm alıp, en yakın noktaya

netler. Pencereler, parmaklıklar sistemi yanıltır.

Auto-focus sistemlerle ilgili önemli bir tehlike, görüntünün yanlış yerinin

okunmasıdır. Örneğin, en çok kullanılan kontrast karşılaştırmalı sistemde, yanyana duran iki

kişinin fotoğrafı çekilirken, aralarındaki boşluğa yani çok uzağa netleme yapmak gibi bir

hata meydana gelebilir. Kimi zamanda, netlenecek noktanın merkezde yer alması

istenmeyebilir. Çoğunlukla merkez ağırlıklı olan ölçüm sistemleri işi zorlaştırır. Gelişmiş

auto-focus kameralarda netlik yapıldıktan sonra, çekim öncesi objektif kilitlendiği için daha

doğru ölçüm yapılır.

3.2.2. Körük

Büyük ve bazı orta boy kameralarda bulunur. Objektifle filmi düzlemi arasında bir

körük vardır ve objektif ya da film düzlemi ileri geri hareket ettirilerek netleme yapılır.

Görüntünün kadraj ve netlik kontrolü ise üstten bakılan bir buzlu cam üzerinden izlenebilir.

3.2..3. Film İlerletme Kolu

Pozlanmış karenin üzerine ikinci bir pozlama daha yapmamak için pozlanan kareyi

obtüratörün önünden uzaklaştırıp yerine pozlanmamış bir başka karenin getirilmesi gerekir.

Bazı modellerde üst üste çekim yapılması olanaklıyken çoğunda olası değildir. Otomatik

modeller bu işlemi otomatik olarak yaparken mekanik modellerde film sarma kolu her

pozlamadan sonra elle çevrilmelidir. Aksi halde deklanşör çalışmaz.

 

3.2.4. Numaratör

Çoğunlukla kaç poz çekim yapıldığını ya da kaç poz daha çekim yapılabileceğini

gösteren ve bazı modellerde film hazne kapağı kapandıktan sonra devreye giren bir

düzenektir. Otomatik modellerde bir ayar yapılmazken mekanik modellerin bazılarında film

hazne kapağı kapandıktan sonra kullanıcıların numaratörü ayarlaması gerekmektedir.

3.2..5. Geriye Sarma Kolu

Film bittikten sonra filmi tekrar kasetine sarmak için her makinede kullanılan bir

mekanizmadır. Mekanik aksam bir butona basılarak filmi ileri sarma mekanizmasından

kurtarır. Mekanik modellerde makinenin üst sol tarafında bulunan geri sarma kolu elle film

sonuna kadar geri sarılır. Elektronik modellerde ise bu buton çoğunlukla makinenin alt ya da

yan kısmında “R” harfi ile işaretlidir. Geriye sarma kolundaysa genellikle sarma yönü ok

işaretiyle belirlenmiştir.

3.3. Fotoğraf Makinesinin Yardımcı Gereçleri

3.3.1. Teleconverter/Extender

Körük gibi fotoğraf makinesi ile objektif arasına takılır ve önündeki objektifin odak

uzaklığını arttırır. Örneğin; 2X‘lik bir extender 50mm’lik bir objektifin odak uzaklığını

100mm yapar ya da 70X 210mm‘lik bir zoom objektifle kullanıldığında bu zoomun odak

uzaklığını 140X 420 mm yapar. Ancak renk doygunluğunu da bu paralelde düşündüğü için

zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır. Ya da kullanılmak zorunda kalındığında renk

doygunluğunu düşürdüğü, için ya kontrast bir film ile ya da kontrast bir konu ile

kullanılmalıdır. Çoğu firma tarafından aynı sistem objektifler için iki tipte üretilirler.

Bunlardan biri geniş açı ve normal objektiflerle kullanılmak için diğeri ise tele objektiflerle

kullanılmak içindir.

3.3.2. Flaş

Flaş, aydınlatmanın yetersiz olduğu hallerde ya da aydınlanma kontrastını azaltmak

için kullanılan, gün ışığı renk ısısına sahip bir yardımcı ışık kaynağıdır. Bugün, flaş en

yaygın biçimiyle ana ışık kaynağı ve yardımcı ışık kaynağı olarak kullanılır. Yardımcı ışık

kaynağı olarak gün ışığında, açık havada kullanılır. Böylece yakın konuların çekiminde,

konunun güneş altında kalan çok aydınlık ve gölgede kalan çok karanlık kısımları arasındaki

kontrastın azaltılması sağlanır. Ana ışık kaynağı olarak gün ışığının yetersiz olduğu hallerde

kullanılır. Böylece konunun yeterince aydınlatılması sağlanmış olur.

Flaş ışığının gün ışığına ya da diğer ışık kaynaklarına oranla en büyük ayrımı, ışık

niteliği ve miktarının daha sabit olmasıdır. Yani belirli bir tip flaş ampule daima aynı miktar

ve nitelikle ışık sağlar. Bu nedenle, ışık kaynağının nitelik ve miktarının değişmesiyle pozda

meydana gelen her türlü hatanın önlenmesi sağlanmış olur. Flaş ışığının bu sabit özelliğinin

diğer bir yararı da, fotoğraf çekmeden önce pozometre ile poz değerini bulmak ve gerekli

ayarları yapmak için vakit alması, doğrudan doğruya poz değerinin kılavuz numaralarına

dayanılarak bulunmasıdır. Flaşın diğer bir özelliği de kolayca taşınabilir olması, verdiği ışık

miktarının diğer ışık kaynaklarına göre daha fazla olmasıdır.

3.3.3. Elektronik Flaşlar

Elektronik flaş ampulü içi gaz ile doldurulmuş kuvartz camından yapılmış bir tüptür.

Bu tüp içindeki gazlar, elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüşerek çok yüksek şiddette ışık

verir. Elektronik flaş ampulleri, diğer flaş ampulleri gibi bir defa kullanılıp atılmaz. Genel

olarak elektronik flaş, yüksek voltaj ile yüklenen bir veya birkaç kondansatörden meydana

gelmektedir.

Elektronik flaşların genellikle arka taraflarında, kullanılan film hızıyla bağlantılı

olarak, konu-flaş mesafesine göre, diyafram açıklığını gösteren cetveller vardır.

3.3.3.1. Obtüratörlere Göre Flaşın Çalışma Şekilleri

Obturatör kısmında anlatıldığı gibi iki tip obtüratörden bahsetmiştik. Bunlardan biri

perdeli obtüratör, diğeri ise merkezi obtüratördür. Flaşın çalışma şekliyle de obtüratör tipi

arasında yakın bir ilişki vardır.

3.3.3.2. Perdeli Obtüratörde Flaşın Çalışma Şekli

Perdeli obtüratörle fotoğraf çekerken, perdenin filmimizin bir tarafından diğer tarafına

kadar geçtiği süre devamınca flaşın aynı şiddette ışık vermesi lazımdır. Elektronik flaşlarda

ise, flaşın çakma anından sonra, flaş ışığının şiddeti düşeceği için, perde kapanana kadar ışık

aynı şiddette olmayacaktır. Bu nedenle flaşlı fotoğraflarda görülen belli kısımların

pozlanmaması gibi hataları önlemek için flaşlı fotoğrafı fotoğraf makinesini üreten firmanın

tavsiye ettiği flaş temel hızında kullanmak gerekir. Bu hız da obtüratör karanında ya değişik

renkte (kırmızı ve yeşil) ya da şimşek sembolü ile gösterilmiştir.

3.3.3.3. Merkezi Obtüratörde Flaşın Çalışma Şekli

Merkezi obtüratörde ise flaşın çalışması daha sağlıklıdır. Çünkü flaşın film üzerindeki

etkisi düz bir doğrudur. Işığın büyük kısmı aynı şiddette film yüzeyinde kalır.

3.3.3.4. Flaş Senkronizasyonu

Senkronizasyonun amacı, obtüratörün açılması ile flaş ışığının en şiddetli olduğu tepe

noktasına vardığı anın, aynı zamana gelmesidir. Bundaki amaç, belirli bir zaman parçası

içinde filmin üzerine olabildiği kadar fazla flaş ışığının düşmesini sağlamaktır. Diğer bir

deyimle, flaş ışığının en şiddetli anında tam anlamıyla aydınlanan konunun görüntüsünün

film üzerine düşürülmesi için obtüratörün açık olmasını sağlamaktır.

Hareketli parçaların ağırlığı sıfır olan bir obtüratör, deklanşöre basıldığı anda tam

olarak açılabilir ve gerekli süre geçtikten sonra yine aynı anda kapanabilir. Fakat kuramsal

olarak doğru olan bu durum uygulamada merkezi ve perdeli obtüratörlerde de elde

edilememektedir. Normal bir merkezi obtüratör, deklanşöre basıldığı anda 2.5 ile 4

milisaniye içinde tam açıklığa erişir ve aynı müddet içinde kapanır.

3.3.3.5. Flaşların Kılavuz Numaraları

Kılavuz numaraları dediğimiz rakamlar diyafram açıklığı ile konu - fotoğraf makinesı

mesafesinin çarpımına eşittir. Belirli bir flaş ampulü f : 8 diyaf-ram açıklığı ile kullanıldığı

takdirde flaş konudan 10 metre uzakta iken fotoğraf çekildiği zaman doğru poz almış bir

fotoğraf elde ediliyorsa bu takdirde flaş kılavuz numarası 8 X 10 = 80 'dir. Bu 80, kılavuz

numarası bilindiği takdirde, eğer flaş 5 metre mesafeden kullanılacaksa bu takdirde hangi

odak açıklığının kullanılması gerektiğini, kılavuz numarası olan 80'i 5'e bölmek bize lazım

olan gerekli diyafram açıklığını verecektir. Bu da 80 / 5 = 16'dır. Yani diyaframı f : 16'ya

ayarlamak gerekir.

Bazen elimize kılavuz numarası bilinmeyen flaşlar geçebilir ve biz bunlarla çekim

yapmak zorunda kalabiliriz. Tabi ki en pratik yol 100 Asa’ya ayarlanmış bir flaşmetre ile 1

metredeki verdiği diyaframı bularak bu rakamı kılavuz numarası olarak kaydetmemizdir.

Ancak, bir çok amatörün böyle bir imkanı olmayabilir. O zaman basit bir test yaparak bu

bilinmeyen kılavuz numarası bulunabilir. Bir dia film makineye takılır. Obje makineden 1

metre öteye yerleştirilir. Flaşa yeni pil konulur ve tüm diyaframlar ile tek tek çekim yapılır

ve bunlar not edilir. Daha sonra film yıkatılır ve tüm çekimler dia makinesinde bakılır. Hangi

dia doğru pozda ise o dia’ nın çekildiği diyafram bizim flaşımızın kılavuz numarası olarak

saptanır

3.3.4. c) Kablo Deklanşör

Fotoğraf çekiminde üzerinde önemle durulacak durumlarda birisi de, deklanşöre basış

anında makinenin titremesidir. Genellikle, deklanşöre basış anında bu titreme olur ve bu

nedenle de sonuç bozuk olur. Bu durum genellikle uzun enstantanelerde (örneğin 1/2, 1/4,

1/8 gibi) bu durum daha da belirginleşir. Bu titremelere engel olmak için kablo deklanşör

kullanılır. Kablo deklanşörler, çelik veya kumaş bir kablo içine yerleştirilmiş çelik bir teldir.

Son yıllarda, elektronik olarak devreyi tamamlayan ve auto-focus makinelerde kullanılan

tipleri de üretilmektedir. Ucundaki bir düğmeye basmakla makineye kumanda edilir.

Normalde bu kablo deklanşörlerin uzunluğu 10 cm., 20 cm., 30 cm. gibi ölçülerdedir. Kablo

deklanşörler hassas oldukları için, özenli kullanım ister.

3.3.5. Otomatik Deklanşör :

Birçok fotoğraf makinesinde bir poz otomatiği yani obtüratör hareketini deklanşöre

basıldığı andan 10-15 saniye geciktirme (self-timer) geciktiren geciktirme düzenleri vardır.

Geciktirme düzeni olmayan fotoğraf makinesinin en önemli yardımcı malzemelerden biri de

otomatik deklanşördür. Otomatik deklanşörler, deklanşöre basıldığı andan 10-15 saniye

sonra obtüratörü hareke geçiren bir çeşit saat düzenidir. Bu sayede fotoğraf çeken kimsenin

çektiği fotoğrafta yer alması sağlanmış olmaktadır. Elektronik ya da mekanik olarak yapılır

3.3.6. Uzaktan Kumandalı Deklanşör :

Bazı durumlarda fotoğrafçının makinenin yanında olamayacağı durumlar söz konusu

olabilir. Örneğin, vahşi hayvan ya da çok hassas yapıdaki hayvanların (kuş, ceylan gibi)

çekimlerinde uzaktan kumanda deklanşör (Remote Control) kullanılır. En basit uzaktan

kontrol, lastik bir boru ve bunun ucunda bir lastik balondur. Lastik balona basmakla boru

içindeki hava sıkıştırılmış ve diğer uçtaki deklanşörün çalıştırılmasını sağlar. Bu şekilde,

uzak bölgelerden deklanşörü harekete geçirme şansını fotoğrafçı elde etmiş olur.

3.3.7. Otomatik Deklanşör:

Birçok fotoğraf makinesini daha rahat bir şekilde kullanmak için değişik tipte kabzalar

vardır. Özellikle fotoğraf makinelerinin önüne takılan uzun odaklı objektifler, kullanımda

rahatsızlıklar yarattığı için bu kabzalar kullanılır. Bir tabanca kabzası görünümünde olan bu

kabzalar genellikle, tetik yerine deklanşör düğmesi taşır. Böylece deklaşman işlemi daha

kolaylaşmış olur.

3.3.8. Ayak (Tripod, Monopod)

Günümüzde, özellikle küçük boy fotoğraf makinelerinde çabukluk söz konusu olunca

taşıyıcı bir ayaktan söz etmek gereksiz olur. Ancak, özen isteyen durumlarda, az ışıkta çok

yakından ya da çok uzakta bulunan bir konunun fotoğrafı çekilmek istendiği ya da mimari

çekimlerde, fotoğraf makinesi yeterli bir süre için yani obtüratörün açık kaldığı sürece

durağan kalması gerektiği zamanlar da taşıyıcı ayaklara ihtiyaç olacaktır.

Bu taşıyıcı ayaklar için en belirgin örnek, üç ayaklı (Tripod) olanıdır. Piyasada

küçülüp fotoğraf çantasına girecek kadar küçültülenler ile stüdyolarda kullanılan ağır

olanlarına da rastlanır. Taşıyıcı ayaklar genellikle büyük boy profesyonel fotoğraf

makinelerinde kullanılır. Profesyonel çekimlerde (mimarlık, portre) bu ayakların görevi

fotoğraf makinesini sarsmadan çekimin tamamlanmasını ve fotoğrafçının fotoğraf karesini

kontrol etmesini sağlamaktır. İyi bir ayak ağır ve sabit olmalı, rüzgar ve etraftaki

sarsıntılardan etkilenmemelidir.

Ayrıca istenen yüksekliği verebilmeli ve fotoğraf makinesinin her tarafa hareketini

sağlayacak bir başlık mekanizmasına sahip olmalıdır. Bugün piyasada çok çeşitli

fonksiyonlara sahip, fotoğrafçını isteklerine cevap verecek ayaklar vardır.

3.3.9. Çanta

Hem fotoğraf makinesi ve objektiflerin hem de diğer bazı yardımcı malzemelerin ayrı

ayrı konulabileceği bölmeleri olan ve genellikle omuzda taşınan farklı büyüklükte ve

kalitede türleri bulunan çanta fotoğrafçıların önemli malzemelerinden biridir. Her

fotoğrafçının ihtiyaç duyduğu oranda malzeme alabilecek büyüklükte, ortopedik, rahat

taşınabilen, korunaklı ve aynı zamanda, omuzda iken istenilen malzemeyi içinden rahatça

alabileceği bir çantası olmalıdır. Çoğunlukla kumaş olan bu tip çantalar dışında ayrı sadece

makine konulabilen deri ya da kumaştan yapılmış çantalar vardır. Bu çantaların en önemli

özelliği, düşmelerde çanta içindeki malzemeleri koruması ve yağmurlu havalarda aynı

malzemelerin yağmur suyundan korumaktır.

3.3.10. Güneşlik (Parasoley) :

İstenmeyen ışınların makineye girmesini önlemek için fotoğraf makine-sinin objektifi

önüne takılan kauçuk veya çelikten yapılmış bir tip konik borudur. Çok gerekli bir yardımcı

olan güneşlikten özellikle güneşe karşı çekilen ters ışık fotoğraflarında yararlanılır.

Güneşliklerin iç kısımlarının kesinlikle mat siyah boyalı olması gerekir.

3.3.11. Uzatıcı Halkalar (Körük, Tüp)

Özellikle, refleks makineler ile makro veya close up (yakınsak) çekimler yapılırken

objektifin yapısı dolayısıyla konuya fazla yaklaşılamaz. Çünkü, netlik düzlemleri normal

uzaklıktaki konuların çekileceği hesap edilerek üretilmişlerdir. Ancak bu objektifler ile de

makro ya da yakınsak çekimler yapılabilir. Gerek uzatıcı halkalar, gerekse körük yardımıyla

(bunları makine gövdesi ile objektif arasına takarak) net düzlemini daha öne taşıyarak

yakındaki konuların çekimleri yapılabilir. Konunun film karesi içinde ne büyüklükte yer

alacağını körüğün boyu ya da halkaların boylarıyla ayarlayabiliriz.

Daha gelişmiş ve modern uzaktan kumanda deklanşörler, sahip oldukları elektronik

donanımları ile ışınlar vasıtasıyla deklanşörü harekete geçirir. Bu sistemde, makine üzerine

yerleştirilen alıcı, kumandadan gelen ikazı değerlendirerek deklanşörü harekete geçirir. Aynı

zamanda kullanılan makinede motor ya da winder (sarıcı) var ise, makinenin yanına

gitmeden de makineyi kurmak mümkün olmaktadır.

3.3.12. Su Terazisi :

Gerek mimari çekimlerde, gerekse panoromik çekimlerde en büyük problem film

köşegenlerinin, konudaki düşey ve yataylar ile paralel olmasıdır. Göz bir yere kadar bu

problemi halletse de, profesyonel çekimlerde gerek fotoğraf makineli gerekse tripodu

terazide tutmak gerekir. Fotoğraf makineli ya da tripoda eklenecek bir su terazisi bu görevi

rahatlıkla yapacaktır.

3.3.13. Sarıcı (Motor-Winder)

Özellikle, seri fotoğraf çekimlerinde (spor, at yarışı, araba yarışları) fotoğraf makineli

hızlı kullanmada yardımcı olan bir malzemedir. İki türlü imal edilir. Winder olarak bilinen

tipi, sadece çekimden sonra filmi sarar ve dolayısıyla aynayı tekrar kurar. Diğer tip sarıcı

olan motor ise, bu görevle birlikte çeşitli hızlarda seri çekimlerin yapılmasında fotoğrafçıya

kolaylık sağlar.

3.3.14. Filtreler :

Siyah beyaz filmlerin görünür spektrumun bütün renklerini, her rengin yoğunluğuyla

orantılı olarak beyazdan siyaha kadar gri rengin tonlarıyla vermeleri gerekir. Kuramsal

olarak doğru olan bu durum, uygulamada film emülsiyonların renk duyarlılıklarına göre

değişmekte ve renk tonları arasında büyük farklar meydana gelmektedir. Buna karşın, renkli

filmler de hazırlandıkları renk ısı derecesinden başka bir renk derecesinde kullanıldıklarında,

renk tonları değişmekte bu nedenle de hiç hoşa gitmeyen sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

İşte siyah-beyaz filmlerde bu renk tonu farklılıklarını ortadan kaldırmak, ayrıntıları

koruyarak kontrastı değiştirmek, renkli filmlerde ise bu değişik renk ısı derecelerinde

kullanmak üzere ve tüm filmlerde kimi özel etkileri elde etmek için kullanılan çeşitli

renkteki jelatin ya da camdan yapılmış bu amaçlar için kullanılan malzemeye, filtre denir.

Filtreler, yoğunluklarıyla orantılı olarak kendi rengindeki ışıkların geçmesini

sağlamakta, diğer tamamlayıcı renkteki ışıkların geçmesine engel olmaktadır. Diğer bir

deyimle, rengine göre filtre fotoğraf makinesine giren ışığın kimi renklerine emer, diğerlerini geçirir. Yani, spektrumun renk çarkının ayıklayıcısı görevini görür. Filtrenin rengi ne kadar

koyu ise istenmeyen rengin emme gücü o kadar fazladır.

3.3.15. Filtre Faktörü

Bilindiği gibi bütün filtreler, içlerinden geçen ışığı bir kısmını yuttuklarından bu

filtreler kullanıldığında daha önce hesaplanmış poz süresini bir miktar arttırmak gerekir.

Arttırmanın ne miktarda olacağı filtre faktörü ile belirlenir, filtre faktörü iki şekilde ifade

edilir.

. Pozlandırmanın kaç stop arttırılacağı, ( x ) değerle verilir.

. X2 pozlandırmanın 1 stop

. X4 pozlandırmanın 2 stop

. X8 pozlandırmanın 3 stop fazla olması gerektiğini belirtir.

. Pozlandırmanın kaç stop artırılacağı, (+ ) değerle verilir.

. +1 pozlandırmanın 1 stop

. +2 pozlandırmanın 2 stop

. +3 pozlandırmanın 3 stop fazla olması gerektiğini belirtir.

3.3.16. Renkli Fotoğraf' ta Kullanılan Filtreler

Işığın kalitesinin ölçülmesine ait yöntemlere göre iki tür renk filtresi vardır. Renk

sıcaklığının, yani sadece mavi / kırmızı dengesinin ölçümüne dayalı sistemin filtreleri olan

ışık dengeleme (light balancing) filtreleri denir. Bu sistem, iki seri filtre ile temsil edilir. Biri

soğan kabuğu renginde, diğeri açık mavi tonda olmak üzere değişik tonlardadır. Onların

uzantısı olan koyu mavi ve koyu turuncu filtrelere de çevirme (Conversion) filtreleri denir.

Koyu mavi olan tugsten ışığı gün ışığına, turuncu olanı ise gün ışığını tungsten ışığına

çevirir. Bu filtre, sistemi ticari olarak decamired filtreleri ve kodak sistemi şeklinde iki tipte

kodlanmıştır.

3.3.16.1. Ortak Filtreler

Bazı filtreler, hem siyah-beyaz hem de renkli fotoğrafta ortak olarak kullanılabilir. Bunlar

U.V. (ultraviole), N.D. (nörtr yoğunluk filtreleri) ve polarizasyon filtreleridir.

 

3.3.16.2. UV Filtresi

Objektif yapımında kullanılan özel camlar UV ışınlarını geçirirler. Oysa normal

pencere camı geçirmez. UV ışınlarının baskın olduğu deniz kıyıları ve 1500 metre'nin

üstündeki yükseltilerde çekilen fotoğraflarda, UV radyasyonu sebebi ile kontrast düşmesi ve

mavi renk hakimiyetinin artması izlenir. Bunu önlemek için, yapılan cam filtrelere hafif sarı

bir renk de eklenerek UV tutuculuğu arttırılmıştır. Bu filtreler, günümüzde sky light filtreleri

gibi bir tür objektif koruyuculuğu görevi yapmaktadır.

3.3.16.3. N.D. Filtreler

Sinema çekimlerinde vazgeçilmez olan ND nötr gri filtreler, fotoğrafta da kullanılır.

Sinema için vazgeçilmez oluşunun sebebi, normalde sabit olan film akışı hızına bağlı olarak

değişmez obtüratör (saniyede 25 kere ve 1/50 obtüratör hızı) yüzünden ışık kontrolü sadece

diyaframla yapılır. Çok ışıklı ortamlarda ve hızlı filmlerle çekim yapılırken, diyafram

kısmanın yetmediği hallerde ışık yoğunluğu, gri filtrelerle azaltılır.

Fotoğrafta ise sınırlı alan derinliği gereksinmesi yüzünden bu kez diyaframın sabit bir

değeri kendine empoze eder. Örneğin, diyaframın 2.8'den çok kısılmaması gerekebilir. Eğer,

mevcut obtüratörün maksimum hızı bunu karşılamıyorsa N.D.filtre kullanılması gerekir.

Bazen de, yeterli ortam ışığına rağmen netsizlik (hareket) etkisi alabilmek için uzun poz

süreleri zorunlu olur. Bu takdirde diyaframın sonuna kadar kısılması yetmiyorsa, N.D.

filtreye başvurmak gerekir.

Bu filtreler, küçük format makineler için N.D.4 (filtre faktörü iki diyafram) ve N.D.8

(filtre faktörü üç diyafram) olarak üretilmektedir. Profesyonel kullanımda, teknik kameralar

için yapılmış filtrelerde ise derecelendirme yoğunluk olarak ifade edilir. 0.3 yoğunluk =1

diyafram, 0.6 yoğunluk = 2 diyafram gibi. Burada 0.1 yoğunluğun l/3 diyaframlık bir aralığa

ve bir DIN 'lik bir duyarlılığa eşit olduğu anlaşılmaktadır.

3.3.16.4. Polarizasyon Filtreleri

Kaynağından çıkan ışık, hiçbir yansıtıcı madde ile karşılaşmazsa (su, metal, cam)

sonsuza kadar birbirine paralel demetler halinde ilerler. Ancak, yukarıda saydığımız

maddelerden biri ile karşılaştıkları zaman, fotoğrafta ortaya çıkan parlamalar, renk

doygunsuzluğu ve netsizliklere neden olur. Bunları önlemek için, polarize filtre kullanılır.

3.3.17. Filtrenin Kullanıldığı Yerler

. Polarizasyona bağlı yüzey parlamalarını ortadan kaldırır. Örneğin belli bir açı

ile bir göl yüzeyine baktığımızda yüzeydeki parlama gölü aynalaştırır.

Polarizasyon filtresi ekseni etrafında döndürülerek, bu parlama istenen düzeye

indirilebilir. Tamamen ortadan kalktığında ise, gölün suyu saydamlaşır ve dibi

görünür. Filtrenin maksimum etkisi bakış yönünün su yüzeyi ile 34 derece açı

yaptığı durumdadır.

. Atmosfer içinde ışığın dağılması sonucu meydana gelen polarize ışık, göğün

mavisi ile beyaz bulutlar arasındaki kontrastı solgunlaştırır. Kont-rastı arttırmak

yani göğün mavisini koyulaştırmak için polarize filtre ekseni etrafında

döndürülerek istenen koyuluk elde edilir. Güneş tam arkamızda ya da

karşımızda iken bu etki yok gibidir. Yan tarafımızda iken, etki maksimuma

ulaşır.

. Polarize filtrenin bir üçüncü yararı da polarizasyon sebebi ile renk kontrastı

azalan objelerin kontrastını yerine getirmek yani arttırmaktır. Buna bağlı olarak,

derecesi düşmüş olan renk doygunluğunda da belli bir artış olacaktır. Polarize

filtrelerin renk geçirgenliğinin nötr olduğu sürekli ifade edilse de çoğunluk

yeşile bazen de sarıya ve kırmızıya kayan bir balansla karşılaşırız. Ayrıca

polarize filtreler, netlikte de bir miktar azalmaya sebep olur.

Bu yüzden sadece gerekli hallerde kullanılmaları tavsiye edilir. Piyasada pol filtrelere

lineer ve sirküler olmak üzere başlıca iki şekilde rastlamak mümkündür. Lineer filtrelerde

polarizasyonu sağlayan yarıklar demeti tek doğrultudadır. Bu tip filtreler ışığın objektiften

ölçen T.T.L. pozometreleri yanıltır. ve yanlış pozlandırmaya sebep olur. Bunun önlemenin

bir yolu poz ölçümünü filtresiz olarak yapıp, filtre faktörüne bağlı olarak pozu +1, +l,5 stop

arttırıp öyle çekim yapmaktır. Bu zahmete girilmemesi için sirküler polarize filtreler

yapılmıştır. Burada, filtrenin yarıkları doğrusal değil daireseldir. ve iç içe çizilmiş daireler

biçimindedir. Bu filtreler T.T.L. pozometreleri yanıltmazlar. Ölçülen değer aynen

kullanılabilir.

3.3.17.1. Close-Up Filtresi

Çoğu ileri amatör fotoğrafçı için makro çekimler bir tutku halini almıştır. Ancak bu

tutku oldukça pahalıdır. Çünkü makro çekim için özel olarak tasarlanmış makro objektifler

pahalı teknolojiler ve devamında özel camlar gerektirdiğinden pahalıdır. Dolayısıyla makro

objektifler kadar olmasa da az da olsa büyültme yapabilen Close-Up filtreler üretilmiştir. Bir

büyüteç olarak nitelendirebileceğimiz bu filtreler, çeşitli büyültme oranlarına göre

sınıflandırılır.

 

3.3.17.2. Efekt Filtreleri

Yukarıda belirtilen filtrelerden başka çeşitli renk ve görsel etkiler için çeşitli filtreler

üretilmiştir. Bu filtrelere efekt filtre denir. Üretici firmaların filtrelerle birlikte verdikleri

kullanım kitabından yola çıkarak istediğiniz etkiyi almak için istediğiniz filtreleri bu yolla

seçme şansını yakalarsınız.

4. FOTOĞRAF MAKİNELERİNİN TEMİZLİK VE BAKIMI

4.1. Makinenin Bakımı

. Makineniz hassas bir cihazdır. Düşürmeyiniz veya fiziksel şoka maruz

bırakmayınız

. Makineniz su geçirmez değildir ve su altında kullanılmaz. Su damlacıklarını

kuru bir bezle siliniz. Eğer makine tuzlu suya maruz kalırsa iyice ısıtılmış bir

bezle silin.

. Eğer makineniz ısınırsa, pili çıkartınız.

. Makineyi asla mıknatıs veya elektrik motoru gibi güçlü elektromanyetik alanı

olan objelerin yanına bırakmayınız.

. Makineyi direkt güneş ışığı alan araba gibi yerlerde bırakmayın. Yüksek ısılar

makinenize zarar verebilir.

. Objektifin, vizörün, aynanın, gövdenin ve netlik ekranının üzerindeki tozlardan

hava pompası kullanın. Makine gövdesini veya objektifi temizlemek için

organik çözücüler olan temizleyicileri kullanmayın. İnatçı kirler için

makinenizin yetkili servisine başvurun

. Makinenin elektrik kontaklarına parmaklarınızla dokunmayın.

. Makineyi uzun süreler kullanmayacaksanız pilleri makineden çıkartınız ve

emniyetli bir yerde saklayınız.

. Makineyi karanlık oda veya kimyasal maddelerin bulunduğu yerlerde

saklamayın.

. Eğer makine uzun süre kullanılmadıysa makineyi yeniden kullanmadan önce

tüm fonksiyonlarını test ediniz.

. Objektifi makineden çıkardıktan sonra objektif kapaklarını takınız veya

objektifi arka ucu yukarı bakacak şekilde koyunuz, böylece objektif yüzeyinin

ve elektrik kontaklarının çizilmesini önlersiniz.

4.2. Makinelerin Temizliği

Makine Temizlik Malzemeleri

. Fırça

. Pompa

. Süet veya çeşitli bezler

. Temizlik kağıtları

. Temizlik sıvıları

4.2.1. Makine Temizliğinin Önemi

Fotoğraf makinesi kullandıktan sonra kuru bir yerde saklanmalıdır. Nemli ortamlar

makinenizin parçalarında leke ve oksitlenmelere yol açabilir. Makinenizin kapaklarını takıp

kılıfları içerisinde saklamalısınız. Toz ve lekeler fotoğraf makinelerinin baş düşmanıdır. Aksi

durumlarda negatif üzerinde lekeler ve noktalar meydana getirir.

. Çekiminiz bittikten sonra filminizi çıkartıp makinenizi kapalı duruma getirip

objektifinizin ön ve aka kapaklarını takınız.

. Objektifinizi çıkartıp kapaklarını takınız.

. Nemli ancak güderi veya benzeri bir bez ile üzerindeki tozu alınız.

. Makinenizin vizörünü de nemli bez ile silebilirsiniz.

. Makinenizin üzerinde bez ile ulaşamadığınız bölümleri kulak pamuğunu hafif

alkole batırıp silebilirsiniz.

. Makinenizin objektif yuva kapağını açınız.

. Objektif yuvasında bulunan ayna ve üstündeki ekrana hiçbir şekilde

dokunmadan hava pompası yardımıyla makine içindeki tozları temizleyiniz.

Hava pompasını makinenize 450 açı ile tutarsanız hava pompası tozları

makinenizin dışına üfleyecektir.

. Daha sonra film kapağını açınız film şasesi ve gövde içine ve makinenizi B

konumuna getirip deklanşöre basarak ayna yukardayken de aynı işlemi

tekrarlayınız.

Bu işlemleri yaparken çıkaramadığınız lekeler olması durumunda samur fırça

yardımıyla temizleyebilirsiniz. Ancak makinenizin hassas parçaları olduğundan dikkatli ve

bastırmadan temizlenmesi gerekir.

Makinenizi temizleme işlemini bitirdikten sonra makinenizin objektif kontak

pabuçları, pil yuvaları gibi metal aksamlarını bakılmalı herhangi bir oksitleme olup olmadığı

kontrol edilmelidir.

Eğer oksitlenme var ise teknik serviste onarımı sağlanabilir. Ancak pil yuvasında

oluşan bir oksitlenmelerse (az miktardaysa) sert silgi kullanarak silinebilir.

Film kapağı üzerinde bulunan film baskı plakasını da kontrol etmek gerekir. Çünkü

film baskı plakası negatif film ile temas halinde olduğundan film plakası üzerinde oluşan

herhangi bir toz, çizilme veya kimyasallar filmde çizilme ya da lekelere neden olur. Ayrıca

plakanın düz olması gerekir; değilse filmin netliğinde bozulmaya neden olur.

Makine ayna kalktığında çarpma basıncını hafifleten süngerin de kontrol edilmesi

gerekir. Aşınma olması durumunda teknik serviste onarımı sağlanabilir.

. Makine gövdesini pillerini çıkarıp gövde objektif kapağını kapatıp kılıfına

kaldırınız.

. Makine gövdesinden ayırdığınız objektifinizi kapakları kapalı durumda

nemli bez ile oluşan tozları siliniz.

. Objektifin arka kapağını açıp hava pompası ile tozları dışarı üfletiniz.

. Çıkmayan leke veya tozları samur fırçanızla çıkarınız.

. Gövdeye temas eden elektrik kontak pabuçlarında herhangi bir oksitlenme

olup olmadığını kontrol ettikten sonra objektif arka kapağınızı kapatınız.

. Objektif ön kapağını açınız.

. Objektif ön merceğinin kusurları yok etmek için özel bir kaplaması

vardır.

. Objektif ön merceği de asla dokunulmaması gereken parçalardandır.

. Objektif ön merceği hava pompası ile tozlarını dışarı üfleterek temizlenir.

. Fırça ne kadar yumuşakta olsa kullanılmaz.

. Eğer çıkmayan lekeler varsa objektifler için özel lens solüsyonundan bir

damla damlatılıp özel üretilmiş optik temizleme kâğıtları ile bastırmadan

lens ön camını temizleyebilirsiniz.

. Objektif ön lens camında kullanacağınız skylight ya da 1A şeffaf sadece

ultra-viole ışığını kesen filtre kullanılması objektifinizin kullanım süresini

uzatmak ve temiz kalmasını sağlar çünkü objektif ön lens camı her

kullanımdan sonra solüsyon kullanılması lens ön camı için sağlıklı

değildir.

. En son olarak objektifinizin ön ve arka kapaklarını açıp ışığa tutarak

diyafram yapraklarını kontrol ediniz. Diyaframı en açık konuma getirip

objektif içinde saklama koşularından kaynaklı örümceklenme veya

yağlanma olup olmadığını kontrol ettikten sonra kapaklarını kapatıp

kılıfına kaldırınız.

Makinenizi nemli olmayan kuru; ancak çok sıcak olmayan bir ortamda saklayınız.

Uzun süre kapalı kalıyorsa bakteri oluşmaması için makinenizi çıkarıp 15dk. güneşe

bırakabilirsiniz. Güneş ışığının direkt olmasına dikkat ediniz.

4.2.2. Temizlik Yaparken Dikkat Edilecek Noktalar

. Makineniz için tanımlanmamış olan pilleri, güç kaynaklarını ve

aksesuarları kullanmayınız.

. Pil kutusuna kısa devre yaptırmayınız, parçalamayınız ve modifiye

etmeyiniz. Pil kutusuna ısı uygulamayınız. Pil kutusunu suya veya ateşe,

yangın, fiziksel şoka maruz bırakmayınız.

. Pil kutusunu kutupları ters (+ -) olacak şekilde yerleştirmeyiniz.

. Makinenin, aksesuarların, bağlantı kablolarının vs. elektrik kontaklarına

herhangi bir yabancı nesne sokmayınız.

. Eğer pil kutusunda akma meydana gelirse, renk değişikliği olursa,

deformasyon oluşursa, duman veya koku oluşursa derhal pil kutusunu

çıkarınız. Akan pil kimyasallarının gözlerinize, derinize ve elbiselerinize

bulaşmamasına dikkat ediniz.

. Makineyi veya aksesuarlarını kullanmadığınız zamanlarda saklamadan

önce pil kutusunu sökünüz ve aksesuarları çıkarınız.

. Makineden veya lensten direkt olarak güneşe doğru veya aşırı parlak bir

güç kaynağına doğru bakmayınız. Gözlerinize zarar verebilir.

©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme