Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 14

Bugun: 108
Toplam: 82080

E-Ticaret

  (Ders) DİJİTAL SES KURGU ÜNİTESİ

DİJİTAL SES KURGU ÜNİTESİ

 

 

Programcılıkta en önemli hatta olmazsa olmazlardan biri de ses unsurudur. Ses

olmayan bir program düşünülemez. Özellikle radyo söz konusu olduğunda, ses olmadan

radyo düşünmek imkânsızdır. Bir müzik, bir insan sesi ya da doğada bulunan herhangi bir

ses radyoyu dinleyen kişilere kendinden öte bir şeyler çağrıştırır.

Televizyonda yayınlanan bir programın görüntüsü ne kadar güzel olursa olsun, o

görüntüyü destekleyecek bir müzik, bir konuşma veya bir efekt yok ise o görüntü tek başına

bir anlam taşımaz. Ancak program ile bütünlük sağlayabilmenin en önemli koşulu seslerin

net ve pürüzsüz olması, gürültü ile boğulmaması gerekir. Küçük bir hışırtı ya da sunucunun

sesindeki rahatsız edici ton ve vurgulamalar izleyiciyi veya dinleyiciyi rahatsız eder.

Görüntülerde olduğu gibi sesleri de belli bir sistematik veya bütünlük içinde toplayıp

düzene koymak ya da farklı ses kaynaklarından gelen sesleri kulağı rahatsız etmeyecek

biçimde birbirine yakın şiddette ayarlamak ya da bir program yapıyorsak insan sesinin yanı

sıra fonda müzik veya konunun gelişimine göre rüzgâr, yağmur gibi sesleri belli bir düzen

içinde sıralamak gerekebilir.

Günümüzde gelişen bilgisayar donanım ve yazılım teknolojsiyle birlikte, herkes kendi

evinde kendi müziğini yapacak duruma geldi. Özel bilgisayar programları ve bilgisayara

bağlanan özel yardımcı donanımlarla herkes evinde kendi orkestrasında kendi bestelerini

yapacak duruma geldi neredeyse.

Bu modülde ses kayıt ve kurgusunu yapabilmek için gerekli olan dijital ortam ve ses

kurgusu yapabilmek için üretilmiş yazılımlar ilgili genel bilgileri bulabileceksiniz.

 

1. SES KURGU ÜNITESI

1.1. Bilgisayar

1.1.1. Ses Kurgu Bilgisayar Donanım Özellikleri

Bilgisayar; yazılımlar aracılığıyla, kendisine verilen komutlar çerçevesinde, aritmetik

ve mantıksal işlemleri çok hızlı bir şekilde yapabilen, bilgileri depolayan gerektiğinde bu

bilgilerden istenen ölçütlere uyan bölümlerini ekran veya yazıcı yoluyla kullanıcıya aktaran,

büyük kısmı elektronik ve bir kısmı da mekanik olan bir araçtır.

Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse, bilgisayarlar dış kaynaktan girdi (input) olarak

veriler (data) alırlar, verileri işlemden geçirdikten sonra sonuçları çıktı (output) olarak

verirler. Veriler; bilgisayarda saklanabilen yazı, diyagram, sembol, grafik, hareketli video

görüntüler ve sesin tümüne verilen addır.

Bilgisayarın yapısını inceleyecek olursak;

. Sistem birimi (system unit);donanım parçalarının dışındaki bütün birimleri içerir

ve bilgisayar kasası içinde yer alır. Sistem biriminde anakart, mikro işlemci,

yardımcı işlemci, RAM, Bios ROM bellek, Cache belleği, kasa ve güç

kaynağı yer alır.

Anakart sistem ve bazı çevre birimlerinin üzerine ya sabit olarak lehimlenen veya

genişletme yuvaları ve soketler yardımıyla monte edildikleri, bilgisayarın ana iskeletini

oluşturan bilgisayardaki en büyük baskılı devre kartıdır.

Anakart üzerinde, diğer tüm donanım bileşenlerinin ve çevre birimlerinin kontrol

edildiği, üzerinde veri işlem ve bilgi depolama işlemlerinde kullanılan mikro işlemci RAM,

Bios, ROM ve yonga seti gibi bazı entegre devreleri bulunur. Bir kartın üzerindeki yonga

takımı, o kartın verimliliğini önemli ölçüde etkiler.

. Çevre birimleri; bilgisayara veri giriş ve çıkışını sağlayan birimlerdir. Yaptıkları

işe göre, giriş, çıkış ve giriş/çıkış birimleri olmak üzere üçe ayrılır.

 

. Giriş birimleri;

klavye, fare, ışıklı kalem, optik okuyucu, tarayıcı, mikrofon,

sayısallaştırıcı, joysticktir. Çıkış birimleri ise; ekran, görüntü kardı (video kart),

yazıcı, çizici (plotter)’dir. Giriş/çıkış birimleri de sabit disk (hart disk), RAM

disk, optik disk, manyetik yedekleme ünitesi ve bandı, genişletme kartları (faks,

modem, ses, video yakalama –video capture card-)’dır.

Kart ve RAM genişleşme yuvaları bilgisayarın dış dünyaya açılan pencereleridir.

Bunlar, anakart üzerinde bulunan ince-uzun, yalıtkan bir plastik dış çerçeve içinde yer alan

ve içlerinde bir dizi bağlantı ucu bulunan özel soketlerdir.

Genişletme yuvaları üzerine özel amaçlar için üretilmiş kartlar takılarak bilgisayarın

donanımı geliştirilebilir. Ses kartı takılarak gerekli yazılımlar yüklendikten sonra istediğiniz

kaynaktan elde edilmiş sesleri kaydetmek, kaydedilen sesi dinlemek, karta bir klavye

bağlamak, kartın ROM belleğinde saklanan enstrüman seslerini kullanarak klavye ile müzik

yapmak, çok sayıda enstrümanı kullanarak elde ettiğiniz melodileri ve diğer sesleri

birleştirmek mümkündür.

Bir video görüntü yakalama (video capture) kartı takılarak video, video kameradan

alınan görüntüler belleğe atılabilir.

Giriş ve çıkış kapıları (I/O), çevre birimlerinin bağlantısında kullanılır. Bu kart

arkasındaki soketler kapı (port) olarak adlandırılır.

Portlar seri ve paralel olmak üzere iki türlüdür. Seri kapılara (port); fare, yazıcı ve

dıştan takılan modemler bağlanır. Bunlar COM (communication port) olarak adlandırılır. Bir

bilgisayarda birden çok COM olabilir. Bu kapılarda bağlantı 25 veya 9 iğneli (pin) bağlantı

uçları bulunan fiş veya soketlerle sağlanır.

Paralel çıkışlarda da seri çıkışlarda olduğu gibi veriler gönderilir ancak bir seferde bir

byt olmak üzere, her biri bir bit olmak üzere 8 kanaldan aktarılır. Bitler aynı anda

gönderildikleri için kablo üzerinde birbirlerine paralel gönderiliyormuş gibi olur. Bunlara

LPT 1 ve LPT 2 olarak adlandırılırlar.

Mikroişlemci (CPU) bilgisayarın beynidir. Veri işlemi sırasında bütün aşamaları

yönetir. Tüm donanım bileşenlerini idare eder. Ancak çok küçük boyuttaki bileşen dışındaki

verileri kendi içinde saklayamadığı için ana hafıza adlı bileşene ihtiyaç duyar. İşlemciler yarı

iletken özelliklere sahip bir malzeme olan silikondan üretilir.

Bir mikroişlemcide, elektrik sinyallerini ileten çok sayıda ayaklar bulunur. Her bir

sinyal dizisi belli bir şekil oluşturacak biçimde hareket eder. Mikroişlemci gelen elektrik

sinyalleri sonucunda oluşan bu desenlere göre hareket eder. Her bir sinyal dizisine komut

denir. Mikroişlemcilerin görevi komutları işlemden geçirmektir.

Mikroişlemcilerin birçoğunda “cache” denen küçük ve hızlı bir tampon bellek vardır.

Bunun dışında bellekleri olmadığı için, yaptıkları işlemleri hafızalarında tutabilmeleri için

“bellek yongaları”na ihtiyaç duyarlar. Mikroişlemcilerin bu sınırlı veri depolama yetenekleri

nedeniyle verileri RAM bellek adı verilen geçici bellekte biriktirirler.

Bir mikroişlemcinin hızı çeşitli etkenlere bağlıdır. Bunlardan biri veri yolunun “data

base” genişliğidir. Veri yolunun genişliği her seferinde ne kadar veri iletileceğini gösterir.

Bir işlemcinin performansını belirleyen başka bir etken ise saat hızıdır. Sistem saati

işlemcinin içinde bulunur. Örneğin, 66 MHz saat hızındaki bir işlemci saniyede 66 milyon

işlem yapıyor demektir. Teknoloji ilerledikçe her geçen gün daha hızlı işlemciler piyasaya

sürülmektedir.

RAM bellek bilgisayar programlarının yüklendiği hafıza birimidir. RAM

mikroişlemcilerin tutamadığı bilgileri belleğe alma işlevini görür. Bilgisayar kapandığı

zaman RAM belleğe alınan bilgiler yok olur. RAM bellekteki bilgilerin kalıcı olması

isteniyorsa, onları hard disk gibi kalıcı bellekli bir ortama aktarmak gerekir.

RAM belleğin bilgileri tutamama özelliği nedeniyle bilgisayarlarda temel bilgileri

içeren, hiç silinmeyen bir belleğin olması gerekmektedir. Bu bellek hard disk üzerinde

olamaz. Çünkü hard diskin bilgiye ulaşma süresi RAM’a göre daha yavaştır. Ayrıca bu

bilgilerin silinme ihtimali de vardır. Bu nedenle ROM adı verilen sadece okunabilir bellek bu

durumda devreye girmektedir.

Bilgisayarlarda BİOS ROM adı verilen temel giriş/çıkış sistemi bulunmaktadır. Bu

yongada, üzerine takıldığı bilgisayarın sistem bilgileri saklanır. Bu özel tip ROM, anakartın

üretimi sırasında tasarımcılar tarafından yerleştirilmiş bazı temel programlar içermektedir.

Bu programların işlevi bilgisayar ile kullanıcı arasındaki bilgi alışverişini, yani bilgi giriş ve

çıkışını düzenlemektir.

BİOS ROM yongası vücudun DNA’sı gibidir. Nasıl ki DNA’lar genetik bilgileri taşır;

BİOS ROM da bilgisayarın her açılışında ona temel bilgileri verir.

Resim 1.8:BİOS ROM

Bilgisayarın önemli parçalarından biri de kasa ve güç kaynağıdır. Güç kaynağı

yardımıyla sürücülerin motorları ve elektronik devreler çalışır. PC çalışırken duyulan uğultu

ise güç kaynağının içindeki pervaneden gelir. Bu pervane, konsolun içindeki sıcaklığı

düzenler. Aksi hâlde ısınan devreler hata yapmaya başlayabilirler.

 

Ses kartları

Bilgisayarlar bilindiği gibi sayısal (digital) aletlerdir. Fakat doğadaki ses ise

anologdur. Bilgisayara taktığımız ses kartı sayasal olarak tutulan ses bilgilerini anolog ses

sinyallerine ve aynı zamanda da anolog ses sinyallerini ses bilgilerine, aynı zamanda da

analog ses sinyallerini sayısal bilgiye çevirebilmektedir. Hoparlörden alınan ses, dijital

sinyalin analog hâle dönüştürülmüş şeklidir. Mikrofondan bilgisayara kaydedilen sesler de

analog sinyallerin bilgisayara dijital olarak aktarılmasıdır. Buradaki dijital sinyaller 0 ve 1

kodlarından oluşmaktadır. Anolog işaretler ise genliği sürekli değişen sinyallerdir. İşte bu

aradaki çevirme işlemlerini yapan karta ses kartı adını veriyoruz.

Günümüzde ses kartları artık PC’lerin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.

Multimedya uygulamalarının çoğalması, interaktif programlarda artış ile birlikte PC

oyunlarındaki seslerin ve müziklerin profesyonel seviyelere ulaşması ile ses kartları

bilgisayarın standart bir parçası hâline geldi. Ayrıca yeni teknolojiler ile birlikte PC’lerin

artık bir sinema gibi kullanılabilmesi de ses kartlarının ulaştığı konumun yüksekliğini

gösteriyor.

Bilgisayarınıza AUDIO kayıt yapacaksanız, sonuçta elde edeceğiniz seslerin kalitesi

üzerinde en büyük etkiyi bu sesleri kayıt etmekte kullanacağınız ses kartı yapacaktır.

Günümüzde çok kaliteli ses kartları piyasaya sunulmuştur. Bu alandaki en üst nokta 192kHz,

24-bit kayıt yapabilen ses kartlarıdır.

Burada hemen çok karıştırılan “bit” sorunudur. Piyasada 32-bit hatta 128-bit ses

kartları bulunmaktadır. Ses kartlarından ses kartlarının "bit" adedinden bahsedildiğinde asıl

anlaşılan, kartın sesleri dijital ortama aktarırken her bir ses örneğini parçaladığı bilginin

yoğunluğudur. Bilgisayar teknolojisinin ilk zamanlarında 8-bit ses kartları vardı. Bu

kartlardan elde edilen sesler pek gerçeğe yakın değildi. Zaman içinde gelişen teknoloji daha

yüksek bit hassasiyetine sahip ses kartlarını makul fiyatlar seviyesine indirmeyi başarınca

bilgisayar kullanıcıları da 16-bit ses kalitesine kavuşmuş oldular. Günümüzde satın alıp

dinlediğimiz tüm müzik CD'leri 16-bit 44.1kHz‘lik kayıtlar içermektedir.

Her 16-bit ses kartı aynı kalitede değildir. Temelde 16-bit olmalarına rağmen bu

dönüştürme işlemleri için kullanılan algoritmalar, kullanılan elektronik aksamın kalitesi,

devre tasarımının kalitesi gibi unsurlar sonuçta elde edilecek sesin üzerinde çok büyük rol

oynarlar. Kötü bir 24-bit dönüştürücü, çok iyi tasarlanmış bir 16-bit dönüştürücüden çok

daha kötü sonuç verebilir.

Her alanda olduğu gibi burada da teknoloji ilerlemektedir. Artık 24-bit ses kartları da

çıkmıştır. Aradaki bu 8-bit‘lik fark ses kalitesi üzerinde inanılmaz bir artış sağlamıştır.

Sonuçta yapılan çalışmalar CD ye basıldığında 16-bit olarak transfer ediliyorlar. O halde

neden 24-bit’lik kartlar tercih edilmelidir? Herşeyden önce analog ortamdan dijital ortama

geçilirken en yüksek hassasiyette bilgi aktarılması, aktarım sırasındaki kayıpları en aza

indirir, daha sonra bu bilgiler üzerinde yapılan çalışmaların hepsi 24’bit üzerinden

yapılacağından daha geniş bir çalışma alanı sağlanmış olur. CD'ye aktarılmaya başladığında

“dithering” denilen bir işlem ile veriler 24’bit ten 16 bit'e indirgenir. Bu indirgeme için

birçok algoritmalar kullanılmaktadır, bunların arasında en popüler ve kaliteli olan Apoogee

firmasının geliştirdiği UV22 kodlamasıdır. Özetleyecek olursak, en son aşamada 16-bit'e

indirgenmesine rağmen kayıtların 24-bit yapılması, kulakla rahatlıkla fark edilebilecek bir

kalite farkı ortaya çıkarmaktadır.

Sesin kalitesini belirleyen tek unsur “bit sayısı” değildir. Hemen hemen aynı önemi

taşıyan “örnekleme frekansı kriteri” de ses üzerinde ciddi etki yaratır. Örnekleme frekansı;

ses sinyalinin dijital ortama aktarıldığı sırada ne kadar sıklıkta örneğinin alınması

gerektiğidir. Örneğin 44,1 kHz denildiğinde 1 saniyelik bir dönüştürme sırasında ses

sinyalinin 44.100 adet örneği alınmaktadır. Fiziksel formüller ile ispatlandığı üzere, insan

kulağının max. 22.05 kHz duyabildiği kabul edilecek olursa, dijital ortama aktarılmış bir

sesin fark edilemeyecek kadar az kayıpla tekrar analog şekle dönüştürülebilmesi için 22.05

kHznin iki katı yani 44.1 kHz ile örnekleme yapılmalıdır. Günümüzde 32, 44,1, 48 ve artık

96/192 kHz frekansları standart olmuştur. 96 kHz şimdilik yalnızca profesyonel kalitedeki

ses kartlarında mevcuttur.

Frekans sesin ton yüksekliğini ölçmekte kullanılır ve birimi Herz’dir. Frekansın tek

düzeliği yüksek Herz değerlerinde ıslık sesi gibidir ve çok rahatsız edici olabilir. Frekansın

tek düzelikten kurtulup değişken bir yalpazede ritimlenmesi ile kulağa hoş gelen sesler

oluşturabiliriz. Bilgisayarımızdaki ses efektleri basitce bu şekilde oluşmaktadır. Yani ana

frekans değiştikce ses renk kazanmaktadır.

Ses kartlarının bir kısmı bilgisayarın kendi içinde bulunur. Bu ses kartlarını belli başlı

firmalar üretir. İkinci tür ses kartları ise daha profesyonelce hazırlanmışlardır. Bu kartların,

sadece stereo giriş / çıkış sağlayanından tutunda 64 kanal analog ve dijital giriş / çıkış

sağlayanına kadar çok çeşitleri vardır.

Bilgisayara müzik klavyesi bağlamak istendiğinde MIDI kavramı ile karşılaşıyoruz.

En basit anlamı ile MIDI müzik enstrümanlarının bilgisayar ve birbirleri ile veri alışverişini

sağlayan bir tekniktir. Günümüzde satın alacağınız hemen her elektronik müzik

enstrümanının MIDI portu vardır. Bu enstrümanların bilgisayara veri aktarımını sağlamak

içinse bilgisayara bir MIDI ara birimi takılmalıdır. Burada karşımıza yine iki seçenek

çıkıyor:

Her ses kartının vazgeçilmez bir öğesi, enstrümanların kendi aralarında

anlaşabilmelerini sağlamasıdır. Bugün hemen her ses kartına, joystick bağlantısından MIDI

aygıtları bağlanabilmekte. MIDI ilk icat olduğunda müzisyenler ellerinde hangi MIDI

enstrüman varsa onunla bir takım düzenlemeler yapıyordu, ancak iş başka synthesiser’(ses

sentezleyici) de dinlemeye gelince aynı sesler alınmıyordu. Çünkü her “synth” yapımcısı

enstürümanlara gelişi güzel program numarası veriyordu, böylece orjinali piyano olarak

kaydedilen bir ses, bir başka synth’de söz gelimi klarnet olarak duyuluyordu. İşin uzmanları

bunuda bir standarta bağlayıp bir enstrüman haritası çıkardılar ve ismini de “general MIDI”

olarak belirlediler. Ses kartının kalitesindeki önemli etkenlerden biri de işte bu genaral MIDI

enstrümanlarını orjinaline daha yakın çalabildiğidir.

Profesyonel ses çalışmalarında bir bilgisayar için gereken;

Audio kayıt kartı (çok giriş / çıkışlı)

MIDI arabirimi ( 8 giriş / çıkış)

Haricî ses modülü (leri- Hardware sampler)

Üst seviye sequencer programı

Software synthesizer programları

Software sampler programlar

Amatör ya da yarı profesyonel bir amaçla alınması gereken ses kartı en azından 44,1

kHz çalışma ve örnekleme kapasitesine sahip olmalıdır. Daha iyi bir ses elde etmek için ise

optik çıkışlı veya digital çıkışlı ses kartları tercih edilmelidir.

Eğer ses kartı alınmasındaki amaç MIDI müzikleri yapmak ise alınacak ses kartının

wavetable synthesizer (dalga boyu sentezleyici) özelliği taşıması ve MIDI klavye ve

enstrüman bağlanabilecek MIDI arabirimlerine sahip olması gerekir. MIDI seçiminde dikkat

edilecek bir diğer özellik ise ses kartının general MIDI özelliği taşımasıdır. General MIDI

özelliği taşıyan ses kartı ile yapılan MIDI kayıtları bir başka general MIDI uyumlu ses

kartında dinlenebilir. Bunun nedeni general MIDI’nın her enstrümana standart bir numara

verilmesidir.

Sesin kalitesi ne kadar yükselirse yapılan bir kaydın sabit diskte kaplayacağı alan o

denli fazla olacaktır. Örneğin 44,1 kHz’de bir dakikalık kayıt işlemi sabit diskinizde yaklaşık

11Mbyte yer tutar. Bu nedenle ses kartlarına verinin sıkıştırılması sağlanır. Veri; 2:1,4:1 gibi

oranlarda sıkıştırılır.

Mpeg Kartı

Hareketli resim ve avilerden oluşan dosyaların geniş olarak sıkıştırılması için

kullanılan kartlardır. VCD’ler ortaya çıkınca ekran kartlarına bağlanan MPEG-1 kartları

çıkmıştı. Ekran kartının ve PC’nin gücü yetmediğinde filmler çok kare atlamalı olarak

seyredilebiliyordu. Bu sorunu çözmek amacıyla ekran kartları MPEG-1 ile desteklenmeye

başladı.

MPEG 2 ise, güçlü bir video sıkıştırma formatı olmasının yanı sıra resim kalitesi

MPEG-1 kartlarından daha iyi olmaktadır.

Resim 1.11. MPEG 2 Kart

Günümüzde ekran kartlarının güçlendirilmesi ile birlikte bilgisayar ortamında film

izlemek için MPEG kartlarına ihtiyaç kalmamıştır. Bir MPEG-2 kartına ihtiyaç duymadan,

güçlü bir ekran kartı ve bir DVD oynatıcı yazılımı ile MPEG-2 filmlerinin oynatılmasına

“SOFTDVD” denilmektedir.

CD-ROM

CD-ROM sürücüler CD türlerini bilgisayarda kullanmamızı sağlayan cihazlardır. CDROM

sürücüler birçok CD formatını desteklemektedir. Birçok CD sürücünün ön panelinde

CD çıkarma ve play tuşları, çalışma göstergesi, ses kontrol düğmesi ve kulaklık çıkışı vardır.

Eğer bir ses kartınız yoksa kulaklık çıkışına bağlayacağınız bir hoparlör veya kulaklık

yardımıyla CD-ROM sürücüsünden müzik CD’lerini dinleyebilirsiniz.

 

 

DVD ROM

Yüksek veri depolama kapasitesine sahip ve CD-ROM boyutlarında yeni bir medya

birimidir. DVD; dijital versatile disc sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.

İngilizce “versatile”kelimesinin dilimizdeki karşılığı “çok iş bilen”dir. Gerçekten de bu ifade

DVD’ye çok uymaktadır.

DVD’ler üretim formatlarına göre 4,7 GB ile 117 GB arasında bir kapasiteye

sahiptirler. Tek CD’ye sığmayan bir çok program, doküman, oyun, filmler artık DVDROM’larda

tek bir birim olarak üretilmektedirler. Okuma hızları “X” olarak belirtilir.

Hızları; 1X/8X, 2X/20X ve 6X/32X şeklindedir.

6X; CD-RW video CD’leri

32X; CD-ROM disklerinin okuma hızını ifade eder.

Cd Writer

CD’lere bilgi kaydetmemizi sağlayan cihazlardır. CD yazıcılar CD’ye iki türde kayıt

yapabilirler:

. CD-R (yazılabilir)

. CD-RW (tekrar yazılabilir)

CD-RW sürücü yalnızca CD üzerine yazmaya değil, CD okumaya da yarar. Böylece

bu tür bir sürücü aynı zamanda bir CD-ROM sürücü olarak da kullanılabilir. CD-RW’in asıl

avantajı ucuzluğu ve uzun ömürlülüğüdür.

CD yazıcıların da CD-ROM sürücülerde olduğu gibi X değer ile (150 kB/S kaç kat

hızlı olduğuyla) gösterilir. Çoğunlukla okuma- yazma hızları farklıdır.

1.1.2. Ses Kurgu Bilgisayar Yazılım Özellikleri

Dijital ses kurgu programları bilgisayar ortamlarında ses kurgusu yapmayı sağlayan

programlardır. Bu programlarla dijital ses dosyaları mikslenir, düzenlenir, master

oluşturulur. Kolayca müzik üretilir, radyo spotları hazırlanır ve bozuk kayıtları düzeltilir.

Dijital ses kurgu yazılımlarında echo, flange, reverb gibi gerçek zamanlı ses efekti

bulunur. Dijital sinyal işleme (DSP), mastering ve analiz araçlarını ve ses iyileştirme

özelliklerini kullanarak ses kayıtları düzenlenir.

Ses kurgu yazılımlarına haricî donanım desteğiyle ses kaydı yapılabilir. Dinlerken

sesin, pan ve efekt kontrolleri ile oynanarak çeşitli etkiler elde edilebilir. Değişiklikleri

gerçek zamanda (reel time) kaydedilir. Haricî donanım denetimlerini kullanarak, zaman

çizgisinde düzenlenebilir zarflar hâlinde görülen değişiklikler yaratılır.

Ses yazılımları ile;

. Programda yer alan kullanımı kolay ses araçları setiyle sesler kaydedilip,

mikslenir ve düzenlenir. HD ve DVD kalitesinde ses için 192 kHz'e kadar

örnekleme hızlarıyla, yüksek kalitede 24- veya 32-bit dosyalar oluşturulabilir.

. Binlerce sıkıştırılmamış 32-bit müzik loop'u 5.000 civarında, 32-bit, her tarzda

performansa dayalı, ücretsiz müzik loop’u kullanılarak yeni sentezler

oluşturulabilir.

. Ses iyileştirme araçları ile eski kasetlerdeki kayıtlar temizlenebilir; mikrofon

gürültüleri, tıslamaları, öksürükleri ve diğer istenmeyen sesler yok edilir.

. Kırpılmış sesler düzeltilir; Click/Pop Eliminators, Noise Reduction gibi

özellikleri kullanarak ses iyileştirilebilir.

. Cok sayıda efekt eş zamanlı olarak uygulanıp ve dinlenebilir. Uygun şekilde

tekrar kullanım için, sık kullanılan rack ayarları hazır olarak kaydedilir.

. Programdaki araçlar ile frekans ve zamanda sesler görsel olarak ayıklanır ve

seçilir. Seçilen ses silinebilir veya değiştirilebilir. Belirli sesler izole edilip ve

düşük frekansların görünürlüğü artırılabilir.

. Spectral Pan ve Phase görünümleri zaman içinde pan, faz ve frekansı çizen

Spectral Pan ve Phase görünümleri dâhil olmak üzere, güçlü görselleştirme

araçlarını kullanarak sesi analiz edilir.

. Master oluşturma araçları Graphic ve Parametric ekolayzırlarını kullanarak bir

mikse son rötuşları yapınız. Dynamics Processor, Hard Limiter ve yeni

Multiband Compressor ile seslerinizi zenginleştiriniz.

 

Ses formatları

. WAV

Günümüzde popüler olarak kullanılan formatlar arasında “WAV; geçmişi en eskiye

dayanan formattır. Bu formattaki bir dosya, ses sinyalinin bilgisayar ortamında

varolabileceği en ham ve doğal hâlini saklar. Audio kayıtlarının büyük bir kısmında, sesler

bilgisayara ilk aktarıldığında WAV formatında olur.

Bu formatta herhangi bir sıkıştırma söz konusu olmadığı için sesin kalitesinde kayıp

da olmaz. Kayıt kalitesi neyse, dosyanın kaliteside odur. Bu yüzden, bir WAV dosyasının

sabit diskinizde kaplayacağı yer de nisbeten fazladır. Dosyanın diskinizde kaplayacağı yer

Sampling Frequency ve Bitrate değerlerine bağlı olmakla birlikte; CD kalitesinde yapılmış

bir kayıtta ortaya çıkan WAV dosyasının her dakikası ortalama 10 MB’lık yer işgal

edecektir.

. MP3 ve MP4:

MP3 formatı, WAV dosyalarının belli bir algoritmayla sıkıştırılmış hâli olarak

nitelendirilebilir. İsmini ‘’MPEG Layer 3’’ kısaltmasından alır.

MP3 sıkıştırma algoritmasının özelliği, WAV dosyaları ve insan kulağının algılama

biçimi göz önünde bulundurularak hazırlanmış olmasıdır. Sıkıştırılma sırasında dosyada ses

kaybı ortaya çıkması kaçınılmazdır; ancak MP3 formatında bu kayıp, insan kulağının zaten

algılayamayacağı sinyallerden vazgeçilerek yapılır. Bu yüzden, CD üzerinde bir parça ile

aynı parçanın MP3 versiyonunu dinlediğimizde (çok kaliteli bir ses sistemi söz konusu

olmadığı sürece) bize arasında bir fark yokmuş gibi gelir.

MP3 formatı, az yer kapladığı için kaydettiğimiz parçaları arkadaşlarımızla paylaşmak

için oldukça uygun bir formattır. Günümüzde birçok platform ve cihaz tarafından

desteklenen bir format olduğu için herkese açık bir paylaşım söz konusu olabilir

MP4, ISO/IEC tarafından seçilen uluslararası standart olmuş bir dosya biçimidir

(içerik olarak da bilinir). ISO/IEC Moving Picture Experts Group tarafından çoklu ortam

çeşitlerini saklamak için kullanılır, diğer çoklu ortam çeşitlerini saklamak için de

kullanılabilir.

. WMA:

Microsoft’un MP3 formatına cevabı olarak nitelendirilebilecek formattır. ’Windows

Media Audio’ ifadesinin kısaltılmış hâli olarak nitelendirilebilir.

Windows Media Player’ın ileri versiyonları ve Windows XP işletim sistemi ile birlikte

gündeme gelen bu format,WAV dosyalarını MP3’e benzer bir algoritma ile sıkıştırma

mantığına dayanmaktadır.

MP3 formatıyla ilgili söylenebilecek her şey, WMA formatı için de geçerlidir. Bu

formatın avantajı, artık MP3’e kadar yaygınlaşmış olması ve lisans koruması hakkında bir

takım etkili kontroller barındırılabilmesidir.

. 4-MIDI

MIDI (Musical Instrument Digital Interface), elektronik ortamda bulunan notaların digital bir

enstrüman tarafından çalınmasıdır.

. MPEG-4

MPEG-4 ses ve görüntü sıkıştırmayı geliştirerek, yayın, geniş bant, kablosuz ve paket

medya ağlarında düşük bant genişliklerinde yüksek tanımlı kaliteye kadar içerik ve hizmet

dağıtımına imkân sağlar.

MPEG-4 etkileşimli ve kişisel ortamlarda sunulabilen bir çok ortam biçimi (metin,

resim, animasyon, iki ve üç boyutlu nesne) için standart bir çatı oluşturuyor. Geleceğin içerik

piyasındaki çeşitliği desteklemek için MPEG-4 ses-görüntü kodlama, basit görsel ve ileri

basit görsel profil gibi özel uygulamalar için kullanışlı, “profiler” olarak adlandırılan araç

setleri sunuyor. Kullanıcıların sadece işlevselliği destekleyen profilleri uygulaması

gerekiyor.

MPEG-4 her türlü bant genişliğinde etkileşim ve çoklu ortam dağıtım sistemleri için

uygun bir çoklu ortam sunum teknolojisidir. MPEG-4 standardını indirmek ücretsizdir ve IP

sahipleri patentlerini adil, makul ve ayrım yapmayan kurallara göre belgelemek ile

sorumludur.

1.2. Diğer Ses Kurgu Ünitesi Donanımları

1.2.1. Mikser

Bir radyo stüdyosunda tüm seslerin toplandığı ve dağıtıldığı ünitedir. Mikserler,

kayıtların ve canlı performansların vazgeçilmez cihazlarındandır.

Bir miksere kanal sayısına göre farklı cihazlar bağlayabilir, bağladığımız cihazların

ses tonlarını ayrı ayrı ayarlayabilir (yani equalizer ayarlarını ayrı ayrı yapabilir) ve

hoparlörlere dengelenmiş tek bir ses çıktısı gönderebiliriz.

Mikser üzerindeki her equalizerın ayrı bir girişi bulunmaktadır. Her bir girişe ayrı bir

cihazı bağlamak ve bu cihaza özel ses ayarı yapmak mümkündür. Bunun yanı sıra,

cihazlardan toplanmış ses sinyalini hoparlöre gönderirken (daha önce winampta yaptığımız

gibi) genel ses ayarını da yapabiliriz

.

1.17:Miksere ses giriş ve çıkış paneli

Mikserlerle ilgili bazı temel terimleri tanıyalım:

. Channel (kanal)

: Mikser üzerindeki her bir girişe verilen addır. Az önce

gördüğümüz gibi, her bir kanala ayrı bir cihaz bağlayabilir ve söz konusu cihaza

ait özel tonlamayı yapabiliriz.

1.18:Mikser kanalları

. Volume:

Ses şiddetidir. Her bir kanalın kendine ait ses ayarı olduğu gibi,

mikserin genel çıkışının da bir ses ayarı vardır.

. Input :

Mikser kanallarının girişine verilen addır. Bağlantı, genelde jack’ın bir

ucu cihaza, diğer ucu da mikserin kanal girişine girilerek sağlanır.

. Output:

Mikserin genel çıkışına verilen addır. Bağlantı, genelde jackın bir ucu

mikserin genel çıkışına,diğer ucu da hoparlöre girilerek sağlanır.

. Peak

: Ses şiddetini belirtmek için kullanılan bir terimdir. Mikserin peak

göstergesinin kırmızı olması, ilgili kanala veya genel çıkışa ait ses şiddetinin

olması gerekenden daha yüksek olduğunu gösterir.

. Phones :

Kulaklık çıkışıdır. Elde ettiğimiz tonun dengeli olup olmadığını

anlamanın en iyi yolu kulaklıkla dinlemektir.

Bilgisayar programlarında da sanal mikserler vardır. Bu mikserlerle, bir araya getirilen

farklı ses ve ton dengelerini gerçek bir mikser kullanıyormuş gibi ayarlayabiliriz.

1.2.2. Ses Monitörleri (Hoparlörler)

Hoparlör sistemleri elektrik enerjisini akustik enerjiye dönüştürür. Mikrofona benzer

şekilde bir hoparlör dinamik, şerit ya da kondansatör yapıda olabilir. Ancak, en yaygın

kullanılanı dinamik yapıya sahip hoparlörlerdir. Şerit ve kondansatör yapıda olanlar, düşük

seviyede ve yüksek frekanslı sesler için uygundur.

Teorik olarak bir hoparlör tüm frekansları doğrusal bir şekilde sese

dönüştürebilmelidir. Ancak bu pratikte geçerli değildir. Alçak frekansları geçiren bir

hoparlör, aynı oranda yüksek frekansları geçirmez; bunun tersi de mümkündür. Bu sorunu

giderebilmek birden fazla ve değişik frekans bantlarını geçirebilen hoparlör grubunu

kullanmak gerekir. İşitilebilir frekans alanı içerisindeki tüm sesleri akustik enerjiye

dönüştüren ve birden fazla hoparlörün oluşturduğu bir kabin içerisinde; düşük frekanslı

sesleri “woofer”, orta frekanslı sesleri “midrange” ve yüksek frekanslı sesleri de “tweeter”

adı verilen genelde üç hoparlör ve bir filtre sistemi bulunur.

Alçak, orta ve yüksek frekansları içeren sesler hoparlöre ulaşmadan ayrılmalıdır.

İşitilebilir frekans bandını ayıran devreler “crossover” olarak adlandırılır. Bir kabin

içerisinde üç hoparlör kullanıldığında; “crossover” işitilebilir frekans bandını üçe bölerek, bu

frekansları ayrı olarak hoparlöre gönderir.

Crossover sistemleri pasif ve aktif olmak üzere ikiye ayrılır. Pasif sistemde tek bir

yükselteç bulunur ve bölünen frekans bantların sınırları kesin değildir. Yüksek seviyeli

seslerde frekans karışımları ve armonik bozulmalar olabilir. Aktif sistemde, frekans bantları

yükselteçlerin öncesinde ayrılarak, her frekans bandı kendi yükseltecinde şiddetlendirilir ve

hoparlöre gönderilir. Bu sistemde bozulmalar en aza indirgenir ve belirli frekansların

diğerlerini perdelemesi önlenerek, tüm seslerin işitilmesi sağlanır.

Aynı model hoparlör kabinleri farklı mekânlarda farklı sesler üretebilir. Kabinlerden

alınan seslerin beğenilmesi, kullanıcının tercihine göre de değişebilir. Son derece zor

olmasına karşın, bir kabin ya da kabin sistemini profesyonel çalışmalar için seçiminde belirli

özelliklere dikkat edilmelidir.

 

1.2.3. Efekt cihazı

Film ve televizyonun çekim ya da çekim sonrası radyonun da ses kurgu evresinde

sesle ilgili karşılaşılan sorunları gidermek, yeni düzenlemeleri, iyileştirmeleri yapabilmek ya

da seslere efekt ekleyebilmek amacıyla ses sinyal işlemci (sound signal processor)

cihazlarından yararlanılır.

Bir sesten istenilmeyen gürültüleri çıkarmak, seslerin mekânsal boyutlarını

değiştirebilmek, sesin frekansını ya da genliğini istenilen seviyelere getirmek gibi, işlevler

ses sinyal işlemcileri tarafından gerçekleştirilir

Ses sinyal işlemcileri (ekolayzer, compressor, limiter, reverberation), ayrı birer cihaz

olabilecekleri gibi, aynı zamanda bir cihaz içerisinde tüm bu işlevleri gerçekleştirebilirler.

Özel amaçlar için tasarlanan ses sinyal işlemcileri de bulunmaktadır; mikrofondan gelen sesi

telefon sesine ya da bir robot sesine dönüştürmek gibi.

Bu bölümde, ses kaydı ve yayınında en çok karşılaşılan sinyal işlemciler

incelenecektir.

Ses frekanslarının dengelenmesi

En fazla kullanılan sinyal işlemcisi olan ekolayzer, seçilen bir frekans ya da

frekansların sinyal seviyesini artırarak ya da indirgeyerek frekans alanını (response)

değiştirebilen bir elektronik cihazdır. Bu cihaz kaydedilen ya da kaydedilecek sesin tonal

içeriğini ya da armoniğini denetleme imkânı sağlar.

Ekolayzerin işlevleri şu şekilde açıklanabilir:

. Mikrofondan gelen ses sinyallerinin frekanslarındaki eksikliği giderebilmek.

. Bir dış mekânda ya da bir stüdyoda kaydedilmiş bir diyalog ya da bir müziğin

kayıt kanalındaki yetersizliklerini kapatabilmek,

. İyi bir miks için kanallar arasındaki seslerin kontrastlığına izin vermek,

. Özel bir etki yaratmak için kaydedilen sesin tümüyle değiştirilmesine imkân

sağlamak,

. Frekansların birbirlerine karışmasını indirgeyerek kanallar arasında farklılığı

vurgulamaktır.

Seçilen frekans ya da frekansların seviyelerinin değiştirilmesi iki şekilde

gerçekleştirilir; yükseltme-kesme (boostcut) ve raflama (shelving) yöntemi.

Yükseltme-kesme yöntemi, seçilen ya da merkezdeki bir frekansın seviyesini arttırır

ya da indirger. Bu tip ekolayzer'ların çalışma şekli çan eğrisine benzetilebilir.

Raflama yöntemi, frekans seviyelerini indirger ya da artırır; ancak, seçilen frekansa

ulaşıldığında, maksimum seçilen, seviyedeki eğri yavaş şekilde düzleştirilerek frekansın

seviyesi değiştirilir.

Genelde üç çeşit ekolayzer kullanılmaktadır. Bunlar;

- Seçilebilir frekans EQ (sabit frekans EQ' i olarak da bilinir),

- Parametrik EQ (sürekli değiştirilebilir) ve

- Grafik EQ'lardır.

Seçilebilir ya da sabit frekans olarak tanımlanan ekolayzer'lar işitilebilir frekans

alanını genellikle üçe bölerek (yüksek, orta ve alçak frekanslar), her bir alan içerisinde yer

alan frekansların tümünün seviyesini yükseltir ya da indirger. Bu nedenle, üçe bölünen

alanlar içerisinde frekansları ayarlamak için ayrı kontroller bulunmaktadır.

Grafik ekolayzır seçilen frekansların seviyelerini yükseltmek ya da indirgemek için,

yuvarlak potansiyometre (ayarlanabilen direnç) yerine düz bir çizgi üzerinde hareket

edebilen (slide) potansiyometreler kullanılır. Bu kontrollerin pozisyonları bir grafik

görünümü verdiğinden, grafik ekolayzır olarak adlandırılır.

Programlanabilir ekolayzır’lar değişik frekansları ayrı ya da eşzamanlı olarak hafızaya

alarak, istenildiğinde tekrar hafızadan çağrılmaktadır. Örneğin, kaydedilmiş bir programın

içerisindeki bir kelime kalın tonda, bir diğeri kulağı tırmalayıcı ve bir başkası da çok ince ya

da tiz olduğunda; programlanabilir ekolayzır üzerinde uygun frekans ve bant genişliği

ayarları yapılarak, hafızaya kaydedilir. Okuma sırasında EQ cihazı uygun değişiklikleri

otomatik olarak yapacaktır.

 

1.3. Dijital Ses Kurgu Sistemi Bağlantıları

Video kamera, VCD-DVD player gibi video ve ses kaynağına, videonun ve sesin

bilgisayara aktarılması işlemine CAPTURE denir. Daha öncede bahsettiğimiz gibi Capture,

kurgu işlemlerinde en önemli basamaklardan birini oluşturur. Kurgu projesinde kaliteli

görüntü ve ses alınabilmesi, capture işleminde aktarılan görüntü ve ses kalitesine bağlıdır.

Dolayısıyla kullanacağımız capture kartlarını, bağlantı noktalarını ve konektörleri iyi

tanımamız gerekir.

Video kameralarda, televizyonlarda VCD-DVD playerlerde ve diğer birçok

mültimedya cihazlarının üzerinde gördüğümüz her bağlantı noktasının her ismi ve bu

bağlantı noktasının kullanılabilmemize yarayan konektörler vardır. Bağlantı noktaları ve

konektörleri kullanarak video kamerayı televizyona veya capture kartına, VCD-DVD playera

televizyona ve hoparlör setine bağlayabilir ve birçok bağlantıyı gerçekleştirebiliriz.

Öncelikle karşımıza çıkan konektörleri tanıyalım.

. Composite

Video aktarımı için ne çok kullanılan bağlantı noktasıdır. Video sinyali tek bir kablo

üzerinden iletilir. Bu tek kabloda, videonun parlaklık ve renk bilgilerini birleştirmiş

durumdadır. Stereo ses aktarımı için video aktarımında kullanılan konektörlerle tamamen

aynı ikinci ve üçüncü kablolar kullanılır. Televizyonlarda VCD-DVD playerlarda ve video

kameralarda bu gelişleri görebiliriz. Üç renkten oluşan bu bağlantı noktasını kullanabilmek

için elektronikçiler arasında toz fişi denilen RCA konektörleri kullanılır. Kırmızı beyaz

konektörler “stereo sesi” sarı olanı ise “video bilgisini” aktarmak için kullanılır. Capture için

composite bağlantısı şöyle gerçekleştirilir; sarı renkli erkek RCA konektörünün bulunduğu

kablo ile video kameradaki capture kartındaki composite noktaları birbirine bağlanır.

Böylece video sinyali için iletim sağlanmış olur.

 

28

Ses bağlantısını yaparken, kırmızı beyaz erkek RCA konektörlerini bir kablo ile

birleştirip 3.5 mm stereo kulaklık jakına çevrildikten sonra ses kartını üzerindeki “line”

girişine takmalıyız. Direnç, led, kondansatör gibi elektronik parçası satan yerlerde her

istediğiniz düzeyde karşılayacak adaptörler ve kablolar mevcuttur.

. S-Video

PS/2 fare veya klavye konektörlerine benzeyen bu bağlantı noktasını video

kameralarda, TV kartlarında MPEG kartlarında ve dönüştürücülerde görebilirsiniz.

Bir diğer ifade tarzı da Y/C’dir. Siyah renklidir ve bağlantı için, içerisinde 4 pin

vardır. Bunlardan biri videonun renk bilgisini, diğeri parlaklığını bilgisini taşır.

Diğer ikisi topraktır. Bu yüzden S-video, capture, işleminde, composite bağlantıya

göre daha kaliteli sonuçlar verir.

. Firewire (IEE1394, İLINK)

Firewire, çok yüksek hızda dijital bilgi alışverişinde kullanılan bağlantı noktasıdır.

Saniyede 400 Mbps gibi USB’ye göre 30 kat daha hızlı iletişim yapar. Yeni çıkan IEEE

1396B sürümünde ise bu hız 800 Mbps’açıkmıştır. Firewire IEEE 1394 ile İLINK terimleri

arasında teknik anlamda bir fark yoktur. “Firewire”, Apple firmasının standartlaştırdığı

isimdir. “IEEE 1394” ise uluslararası elektronik standartları enstitüsü tarafından belirlenen

numaradır. Firewire standardının bugün, 1394-1995, IEEE 1394a-2000 ve IEEE 1394b

kodlarıyla farklı türevleri de bulunmaktadır. “ILINK” ise Sony firmasının DV kameralarda

kullanıldığı 4 pinli firewire portun adıdır.

Firewire bağlantı, diğer capture bağlantı noktalarında olduğu gibi tek değil, çift

yönlüdür. Yani, firewire portu ile bilgisayara aktardığımız görüntülerin kurgusunu yaptıktan

sonra aynı kablo üzerinden video kameralardaki kaset üzerine tekrar kayıt yapabilirsiniz.

Firewire bağlantısını, video kameraların yanında basit bilgisayar web kameraları ve tarayıcı

gibi birimler de kullanmaktadır.

Firewire konektörleri 4 pin, 6 pin ve 15 pin olmak üzere 3 türlüdür. Biz capture

işleminde 4 pin ve 6 pinlik konektörleri kullanacağız. 4 pinlik ve 6 pinlik firewire

konektörleri aynı kablo üzerinde bulunur. 4 pinlik firewire konektörleri, dijital video

kameraya ve dijital başka bir kaynağa, 6 pinlik Firewire konektörü ise firewire kartındaki

veya MPEG kartındaki firewire portuna takılır. Bu kabloda besleme gerilimi taşınmaz.

Cihazlar kendi gerilim kaynaklarını kullanırlar. Görüntü ve ses bilgisi aynı kablo üzerinde

taşınır. Ses için ayrıca bağlantı yapmaya ihtiyaç duymayız.

. SCART

Daha çok televizyonlarda, VCD-DVD playerlarda ve receiverlarda gördüğümüz

SCART konektörü 21 pinden oluşan bir bağlantıdır. SCART konektörü bütünleşik olarak Svideo,

composite video ve stereo ses giriş ve çıkışlarını barındırır. Bu bağlantıları aynı olarak

kullanabilmek için SCART IN ve SCART OUT adaptörlerine sahip olmanız gerekir.

Resim1.32: Scart ataptör

. BNC

BNC (British Naval Connector), koaksiyel kablolardan ve eski eternet kablolarından

tanıdığımız BNC konektörü yukarıdaki bağlantı noktalarına göre daha eskidir. Fakat

profesyonel video kameralarda ve video ekipmanlarında sıkça karşılaşırız. Bu konektörleri

90 derece çevirerek takabiliriz.

. 3.5 mm kulaklık jakı

Capture işleminde ses kaynağını, ses kartına takmamıza yarayan bu konektör mono ve

stereo olmak üzere 2 çeşittir. Kulaklıklarda, mikrofonlarda, bilgisayar hoperlörlerinde

kullanılır.

. Adaptörler (dönüştürücüler)

Capture bağlantılarında ve diğer video ekipmanlarının bağlantılarında karşımıza

çıkacak olan bağlantı noktalarını birbirine çevirmemiz veya örneğin birçok girişi bulunan

SCART konektörlerinden sadece composite videoyu kullanmamız gerekebilir. Bu ve bunun

gibi durumlarda adaptörlerden yararlanacağız. İhtiyaç duyacağımız başlıca adaptör çeşitleri

şunlardır:

. 2 RCA konnektörlerinden 3.5mm’lik stereo jak’a

VCD player veya video kameralardaki 2RCA konnektörü ile çıkan ses

bilgisine 3.5 mm’lik stereo jaka çevirmemize yarar. Böylece bunun ses

kartımızın line in girişine takabiliriz.

. BNC konnektöründen RCA konnektörüne

Profesyonel kameralarda ve bazı eski tip VHS kaset playerlardaki BNC

çıkışlarını kullanabilmemize yarar.

. SCART IN , SCART OUT (scart giriş , scart çıkış)

Bildiğiniz gibi SCART bağlantı noktası bütünleşik video/ses giriş ve çıkışlarını

barındırmaktadır. İşte SCART in ve SCART out adaptörlerini kullanarak

şimdiye kadar gördüğümüz bir çok bağlantıyı gerçekleştirebiliriz.

SCART in adaptöründe S-video, Composite video ve stereo ses girişleri,

SCART out adaptöründe ise bunların çıkışları bulunmaktadır. SCART in

ve SCART out adaptörü olarak ayrı ayrı satıldığı gibi üzerinde minik bir

anahtar bulunan ve bu anahtarla adaptörün giriş ve çıkış olmasını sağlayan

SCART adaptörleri de bulunmaktadır.

. 6 pinli firewire konnektöründen 4 pinli firewire konnektörüne

Elimizde bulunan iki ucu 6 pinli firewire konnektörü olan kablonun bir

ucu 4 pinli firewire konektörüne çevirmemize yarar. Böylece bu kabloyu

dijital video kameramızda kullanabiliriz.

. S-videodan 2 RCA konnektörüne

Elimizde RCA konnektörü olarak ayrı ayrı bulunan renk ve parlaklık

bilgisini S-video üzerinde birleştirmemize yarar.

. RCA konnektöründen RCA konnektörüne

Kablolamanın kısa geldiği zamanlarda yedek RCA kablolarının

kullanılması ve çeşitli ihtiyaçların karşılanmasını sağlar.

İşlem Basamakları Öneriler

. Ses kurgu bilgisayarını kullanınız.

. Ses kurgu ünitesindeki diğer

donanımları kullanınız

. Dijital ses kurgu sistemi bağlantılarını

yapınız.

. Stüdyodayken bir cihazı kendi

başınıza öğrenmeye çalışmayınız ve

cihazların ayarlarını değiştirmeyiniz

. Stüdyo çalışmalarında işbölümüne ve

ekip çalışmasına dikkat ediniz.

. Aynı türde bir cihaz, farklı

kurumlarda farklı isimlendirilmiş

olabilir. Cihazların birden fazla

isimleri varsa bunları öğreniniz.

. Stüdyo cihazları “sanayi cereyanı” da

denilen yüksek voltajda elektrik ile

çalışırlar. Stüdyolardaki prizleri ve

fişleri kullanırken dikkatli olunuz.

Özellikle açık uçlu kablolardan uzak

durunuz.

. Cihazları daha iyi tanımak için

kullanım kılavuzlarını inceleyin.

2. DİJİTAL SES PROGRAM TÜRLERI

2.1. Sequencer Programlar

Sequencer programları, bilgisayar destekli müziğin belkemiği olarak nitelendirmek

mümkündür. Ne kadar çok yardımcı programınız ve “Plugın”iniz olursa olsun, müzik

projelerinizin ana kontrol merkezi sequencer olacaktır.

Sequencerlar özetle bir müzik projesinde paralel olarak birden fazla Track (kanal)

barındırabilen programlardır. Örneğin, sequencer programı içerisinde hazırladığımız bir şarkı

projesi çerçevesinde önce 1. gitarı, sonra 2. gitarı, sonra da vokalleri kaydedip bu 3 kaydı üst

üste bindirerek bir arada dinleyebiliriz. Ardından; (gitarlara hiç dokunmadan) vokallere efekt

verebilir ve yeni açacağımız bir trackde MIDI davulları çaldırabiliriz.

Müzik klavyesi bilgisayara bağlandıktan sonra çalınan notaların programlar aracılığı

ile bilgisayara kaydedilmesi gerekir. Bu tür programlara “sequencer” denilmektedir.

Sequencer programları ile çaldığınız notaları bilgisayara kayıt edebilir, yanlışları düzeltebilir,

kopyalayabilir, düzenleme yapabilirsiniz. Ses kartınızdaki sesleri kulanarak istediğiniz

enstrümanın seslerini çıkartabilirsiniz. Hatta önce piyano partisyonu kaydedip daha sonra bir

başka kanal açıp oraya da kemanları ve daha sonra davulları vs. kaydedip bütün bir parçayı

oluşturabilirsiniz.

Bu programlar ile canlı sesleri de kaydetmek mümkündür. Bu iş için başlangıç olarak

ses kartındaki mikrofon girişi ve basit bir mikrofon yeterlidir. Günümüzdeki sequencer

programları artık hem MIDI hem de audio kayıt imkânı vermektedir. Canlı seslerinizi de

bilgisayara kaydettikten sonra bu sesler üzerinde de aynı MIDI gibi işlem yapılabilir. Seslere

çeşitli efektler verilebilir, tonlanabilir, tonu değiştirilebilir süresi kısaltıp uzatılabilir.

Sequencer yardımıyla; kanal kayıt yapmak, kaydettiğimiz sesleri düzenlemek, dijital

MIDI notalarını ve Audio teknolojisini bir arada kullanabilmek gibi temel işler kolayca

yapılabilir.

Kendi müziğimizi yaparken evde kullanacağımız sequencer’da arayacağımız temel

özellikler şunlar olacaktır:

Çoklu track/kanal desteği

Yüksek kalitede audio kaydı

Hazır audio efektleri (reverb, chorus gibi)

Dışarıdan audio dosyası yükleyebilme

MIDI düzenleme

Piano rol (nota bilmeyenler için MIDI notası yazma imkânı)

Dışarıdan MIDI dosyası yükleyebilme

Sound font desteği

Standart MIDI cihazları için destek (klavye, dijital davul, vb.)

Mikser özelliği

Parçanın tempo /ölçüsünü değiştirebilme seçeneği

MIDI, WAV, MP3 ve WMA formatlarında export edebilme

Piyasada çok çeşitli sequencer programlar bulunmaktadır. Farklı sequencer’lar farklı

ara birimlere ve kıyasladıklarında birtakım artı\eksilere sahip olsa da, aynı temel

fonksiyonları yerine getirmektedir.

 

2.2. Loop Bazlı Programlar

Loop kelimesinin tam Türkçe karşılığı “döngü” olsa da, müzik dünyasında biraz daha

farklı bir anlam kazanmaktadır. Kendi müziğini yapmak isteyenler için hazırlanmış

yazılımlardır.

Basit bir şekilde müzik yapmaya başlamak için yapmanız gereken ekranın aşağısında

yer alan loop-browser penceresini açıp programla birlikte gelen listeden beğendiğiniz

loopları seçip yukarıda düzenlemektir.

Canlı bir enstrüman veya vokal kaydı için, müzik aletini uygun bir kablo ile

bilgisayarın mikrofon girişine bağlamak ve kayıt tuşuna basmak gerekir. Kayıtlarınızdan

daha da iyi sonuçlar almak için firewire ya da USB bağlantılı bir ses kartı da

kullanabilirsiniz. Bunun için OSX’in sistem tercihlerine girip ayar yapmanız gerekecektir.

Edit ve miks işlemleri için oldukça basit bir yol izlemeniz yeterlidir. Ekranın altındaki

Track-Info penceresini açarak istediğiniz loop ya da kayıtın detaylı bir grafiği üzerinde

dilediğiniz düzeltmeleri yapabilirsiniz.

Ayrıca kullandığınız sesleri istediğiniz efektlerle zenginleştirebilmeniz de mümkün.

Çok yüksek kalitede olmasalar da oldukça çeşitli ve kullanışlı birçok efekt bulunur. Basit bir

mastering yapmak için master-tracke kompresör bile koyabilirsiniz.

Dikkat ettiyseniz piyasada dinlediğiniz parçaların büyük bir kısmı standart bir yapıya

sahiptir. Bunun nedeni dijital ortamlarda hazırlanmış olmalarıdır. Çok yaygın kullanılan bir

örneği birlikte inceleyelim.

. Birinci sözler

. Nakarat

. İkinci sözler

. Nakarat

. Üçüncü sözler

. Nakarat

Bu çerçevede; “birinci sözler”, “ikinci sözler” ve “üçüncü sözler” bölümlerindeki

davul, bas ve gitar partisyonları büyük ihtimalle tamamen ayını olacaktır. Benzer şekilde,

“nakarat” bölümlerinin her biri de kendi aralarında davul, bas ve gitar partisyonlarına sahip

olacaktır.

Bu açıdan baktığımızda, şarkının trafiğini aşağıdaki gibi bir şemaya dökebiliriz;

Bu şemadan şunu anlıyoruz; sözlere ait bölümler ; “gitar 1” adlı motifin gitar

tarafından, “bas 1” adlı motifin bas gitar tarafından ve “davul 1” adlı motifin davul

tarafından aynı anda çalışmasından ibarettir. Demek ki; kendilerine ait motifleri çalarken

gitarı, bas gitarı ve davulu bir kez kaydedip üst üste bindirirsek, ortaya çıkan bu “loop” u

basit bir copy paste işlemiyle hem birinci sözlerde, hem de ikinci sözlerde, hem de üçüncü

sözlerde kullanabiliriz.

Aynı şey nakarat için de geçerlidir; nakarat bölümü “gitar 2” adlı motifin gitar

tarafından, “bas 2” adlı motifin bas gitar tarafından ve “davul 2” adlı motifin davul

tarafından aynı anda çalışmasından ibarettir. Motifleri bir kez kaydedip üst üste bindirerek

oluşturacağımız “loop” u nakaratın söz konusu olduğu her yerde kullanabiliriz.

Üsteki şemada “loop 1”, “loop 2” adı verilen melodik grupların her biri birer loopdur.

“gitar 1” , “gitar 2” , “bas 1” , “bas 2” adını verdiğimiz küçük kısımlar ise sample olarak

adlandırılır.

2.3. Audio Düzenleme Programları

Bu bölümde, önceden kaydedilmiş audio dosyaları üzerinde çeşitli düzenlemeler

yapmamızı sağlayan programları inceleyeceğiz.

Bu programlar ile; WAV, MP3, WMA vb. audio dosyalarını işlemek mümkündür.

Dosyalarda bulunan ses sinyaline reverb, chorus, delay,wah gibi efektler kazandırmak ve ses

seviyesini değiştirmek, bu tür programların temel işlevleri arasında sayılabilir. Bunun yanı

sıra; dosyaları kesip biçmek, farklı dosyaların farklı bölümlerini bir araya getirmek,

mono/stereo ayarlarıyla oynamak, değişik formatları birbirine dönüştürmek gibi işler de

yapılabilir.

Piyasada çeşitli ses işleme programları vardır. Bu programların temel özelliği, birden

fazla ses dosyasının paralel olarak düzenlemeye izin vermesidir. Müzik CD'leri üzerindeki

tüm parçalar doğrudan açılarak düzenleme işlemi yapılabilir ve düzenlenen müzik dosyaları

tekrar boş bir CD üzerine parça olarak kaydedilebilir.

Müzik dosyaları içinde kesme, yapıştırma, karıştırma, ses seviyesini düşürme ve

arttırma ve ses dosyasından istemediğiniz bir bölümünü silme işlemleri yapılabilir. Ses

dosyasının hızında dinamik ve gerçek zamanlı değişiklik işlemleri yapılabilir.

Bir diğer işlem devam ederken başka bir işlemde düzenlemeye devam edilebilir.

Ses düzenleme programları ile ses kartı üzerinden her türlü ses kaydı

gerçekleştirilebilir. Bu kayıtlar zamanlama yapılarak istenen saat ve dakikada otomatik

olarak gerçekleştirilebilir. 24-bit/32-bit 192 kHz çözünürlüklü dosyaları tam olarak

destekleyen programlar ile vokal ve efekt değişimlerinin tam olarak yapılabilmektedir. Ses

programlarında bulunan profesyonel ses efektleri ile seste istenilen düzenlemler yapılabilir.

Bu programlarda çalışma yapacağımız seslerin tamamını veya bir kısmını seçme

şansımız vardır. Ayrıca tek bir kanala ait sinyalleri seçmek de mümkündür. Bunu yapmak

istediğimizde, sadece ses konusu kanala ait kısmı işaretlememiz yeterlidir. Bir audio

penceresini üst yarısı sol kanala, alt yarısı ise sağ kanala ayrılmıştır.

. Zoom özellikleri

Zoom ın düğmesi, dosya içerisinde yer alan audio sinyalini daha yakından görmemizi

sağlayacaktır. Bu şekilde, daha hassas seçimler yapma şansımız olur.

. Volume

Process›volume menüsünde erişebileceğimiz bu özellik ile, ses dosyasının seçili

kısmına ait ses şiddetini değiştirebilirsiniz.

Karşınıza gelecek penceredeki preview düğmesi sayesinde, yapmayı planladığımız

değişikliği uygulamadan önce duyma şansınız olur.

. Pitch shift

Effects›pitch›shift menüsünden erişilebilen bu özellik, ses sinyalinin frekansını

değiştirme (yani ton kaydırma) imkanı verir. Bu özellik sayesinde, örneğinde Do tonundan

yaptığımız bir kaydı Re tonuna kaydırma imkânımız olur.

. Reverb

Reverb, sayısız en sık kullanılan efektlerdendir. Bu efekti, effects-reverb menüsüne

tıklayarak ses dosyanızın seçili bölgesine uygulayabilirsiniz.

Bu penceredeki preset bölümüne tıklayarak, hazır ayarlar arasından ne tür bir reverb

istediğinizi seçebilirsiniz. İnce ayarlara girerek kendinize özgü reverb ayarları yapılabilir.

. Kopyalama yapıştırma silme

Kopyalama, yapıştırma, silme işlemlerini program içindeki ses dosyaları üzerinde de

yapabiliriz.

Seçtiğimiz alana edit-copy menüsüne tıklayarak kopyalayabiliriz. Ardından, imleci

dosyanın dilediğimiz bölümüne konumlandırarak edit-paste menüsüne tıklamamızda,

kopyaladığımız bölümün aynısını yapıştırmak imkanımız olur. Seçili bölümü silmek için ise,

edit-delete menüsüne tıklamamız yeterlidir.

. Kayıt

Birinci adımda, imleci dosya üzerinde kayıt yapacağımız noktaya getirmeli ve araç

çubuğundaki kayıt düğmesine tıklayacağız.

 

2.4. Notasyon Programları

Notasyon programlarından beklenen iki temel işlev vardır. Bunlardan ilki, klavyeden

ve fare yardımıyla nota yazabileceğimiz bir arabirim sunmasıdır. Kağıt, kalem kullanarak

kitap yazmaya çalışan birinin hayatını Microsoft Word nasıl kolaylaştırıyorsa; kağıt, kalem

kullanarak nota yazmaya çalışan birinin hayatını da notasyon programları aynı şekilde

kolaylaştıracaktır.

Bu tür programların ikinci önemli işlevi ise, MIDI formatındaki parçaların notalarını

okuyup kâğıda dökebilme özelliğidir. Bu şekilde, sequencer içerisine sSequencerin sunduğu

avantajlardan faydalanarak beslediğimiz bir parçayı kolayca kağıda döküp, aldığımız çıktıyı

grup arkadaşlarımıza dağıtabiliriz.

Notasyon konusunda dünya standardı sayılabilecek çeşitli programlar vardır. Bu

programların genel özellikleri nota okuyup yazabilmesinin yanı sıra, tarayıcı ile taranmış bir

nota sayfasını olduğu gibi elektronik ortama aktarabilmesidir.

Bir diğer özelliği, akustik enstrümanlar tarafından çalınan partisyonları da notaya

dökebilmektedir. Yani, notaya dökmek istediğimiz bir melodiyi MIDI hâline getirmek

zorunda değiliz. Gitar, flüt, keman gibi akustik bir enstrümanı bilgisayarın ses kartına

bağlanmış bir mikrofonun önünde çaldığımızda, finale melodimizi notaya çevirebilmektedir.

©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme