Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 4

Bugun: 139
Toplam: 82250

E-Ticaret

  (Ders) FOTOĞRAF MAKİNESİ AYARLARI

FOTOĞRAF MAKİNESİ AYARLARI

 

İnsanlığı ilk şaşırtan teknolojik buluşlardan biri de fotoğraftır. Uzunca zaman bir

sihir sanılmış fotoğrafın icadı... Daha 19.yy sonunda fotoğrafçıların kâh içine girip kâh

üstüne tırmandıkları o devasa, şeytani makineleri şimdi biz elimizde tutuyor cebimizde

taşıyoruz. Kimi bir yüzüğe, kimi bir kaleme, kimi de bir telefona gizlenmiş…

Vaktiyle çok az ve çok pahalı olan o ulaşılmaz sihirli fotoğraf makineleri bu gün

rahatlıkla anlayıp kullanabileceğimiz bir araç hâline gelmiş, bu alanda çok şey değişmiştir.

Ancak, fotoğrafçılık alanında değişmeden kalan şeyler de söz konusudur. Bunlardan

bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: çağımızın hâlâ en önemli iletişim araçlardan birinin

fotoğraf olması; bir meslek, sanat, belge, anı, haber, hobi olarak önemini koruması; hızlı

gelişen ve yayılan fotoğraf teknolojisinin sanılanın aksine her alanda fotoğraf üretimini ve

tüketimini arttırması; yeni geliştirilen her teknolojik ürünün kullanıcılar için sağladığı

kolaylıklar kadar donanım ve işletim bilgisi edinmek gibi yeni zorluklar çıkarması… Bekli

de en önemlisi hiç azalmayan fotoğraf çektirme ve çekme isteğimize rağmen en iyi makineye

de sahip olsak en güzel görüntüleri hep fotoğrafçıların çekmesi…

Peki neden? Maharet fotoğrafçıların ellerinde ve gözlerinde değil elbette. Baktığını

görme, gördüğünü estetik kurallar dahilinde algılama, algısına uygun olarak görüntüleri

kurgulama, kurgusunu aktarabilecek makine donanımı seçme ve kullanma bilgisine,

becerisine sahip olmalarında. Bunlardan birinin eksik olması aynı oranda çekilen fotoğrafa

yansıyacaktır. Ancak, fotoğrafçılığın hangi alanında eğitim görecek, hangi alanında çalışacak

olursanız olun gören bir gözünüz, estetik algı ve bilginiz, iyi bir makine donanımınız olsa da

temel “Makine Ayarları” bilginiz ve beceriniz olmadan istediğiniz nitelikte fotoğraflar

çekemezsiniz.

O hâlde İstenilen nitelikte fotoğraf çekebilmeniz için, fotoğraf makinelerinin

özelliklerine göre ASA/ISO, diyafram, enstantane, netlik, dijital menü ayarı konularında size

iş görme becerisi ve yeterliliği kazandıracak olan Makine Ayarları modülünü başarıyla

tamamlamanız gerekir.

Hiç kuşkusuz bu modül başarıyla tamamladığınızda o sihirli dünyanın ana

kapısından girenlerden biri de siz olacaksınız. Unutmayın, bilmeyen için zor olan, bilen için

çok kolaydır. Her zor iş gibi “Makine Ayarları” modülünü de ancak başlamakla ve inanmakla aşabilirsiniz.

1. FİLMLERİN ASA/İSO DEĞERLERİ

1.1. ASA / ISO Ayarları

Fotoğraf kavramının kökeninin Photo (Işık) ve Graphie(yazmak –çizmek)

sözcüklerinden geldiğini biliyorsunuz. Işıkla çizmek sözcüklerindeki gülümseten espri tam

yerinde bir saptamadır. Çünkü anlamında ışığın olmadığı yerde fotoğraf olmaz. Gerçek

dünyadaki görünümlerin fotoğraf haline getirilebilmesi mutlaka ışık, ışığın yansıyarak kayıt

olduğu film gibi duyarlı bir yüzey, kayıt işlemini yapan yani ışıkla bu yüzeye çizim yapan

kullanıcı ve makine donanımı gerekir. Çizmekle işaret edilen anlam ise fotoğrafçının

makinesi ve bu alanda kullandığı birçok araç-gereçle ışığı yönlendirip denetim altında

tutarak, film gibi duyarlı bir yüzey üzerinde istediği biçimde görüntüler elde etmesini ifade

eder. Modülün içeriğini oluşturan işlemlerden SA/ISO Ayarı, Diyafram Ayarı ve Enstantane

Ayarı ışığı kontrol altında tutmak için yapılır.

Fotoğraf çekiminin ana ilkesi ışığa karşı duyarlılaştırılmış film ya da dijital sensörün,

duyarlık oranına uygun olarak, yeterli bir süre içinde gerekli miktarda ışığı etkisi altında

tutulmasıdır. Siz de ortamdaki ışığı kontrol altında tutabilmek için, önce kayıt malzemesinin

ışık duyarlılık değerlerini (ASA/ISO hızını) ayarlayıp makinenize tanıtmalı, sonra da bu

ayara bağlı olarak iki ayar daha yapmalısınız. Bunlar Diyafram ve Enstantane ayarlarıdır. Bu

iki ayarı modül içindeki 2. ve 3. faaliyetlerde ayrıntılı olarak göreceksiniz. Şimdilik

ASA/ISO ayarını daha iyi kavrayarak ayarlamanız için objektiften geçen ışığın miktarını

diyafram, ne kadar sürede geçeceğini ise enstantane ayarıyla yapacağınızı bilmeniz yeterli.

ASA /ISO yapmanız için öncelikle kayıt malzemesinin ışıktan etkilenme oranını belirten

duyarlık değerlerini ve özelliklerini bilmeniz gerekir.

1.2. ASA/ISO Değerleri

Ülkeden ülkeye değişiklik gösteren film duyarlık ölçü birimi Türkiye’de makineler ve

filmler üzerinde ASA, ASA/ISO ya da ASA/DIN standartlarıyla gösterilir. ASA (American

Standart Association) Amerikan Standartlar birimi, ISO (International Standart Organisation)

ise Uluslararası Standartlar Kurumu birimidir. Fotoğrafçılıkta özellikle filmlerde ASA/ISO

değerlerinin yanında bir de daha çok Avrupa ülkelerinde kullanılan ve kısaca DIN (Deutche

Industry Normen) olarak adlandırılan Alman ölçü birimi bulunmaktadır. ISO standartında sol

tarafa ASA sağ tarafa DIN değerleri yazılır 100ASA/21DIN gibi.

ASA ve DIN duyarlık standardı birbirinden farklı değer birimlerine sahiptir; ancak her

iki standardın değerinin de karşılıklı denk düşen bir dizilişleri vardır (64 ASA–19 DIN gibi).

Çizelgede sıralanan tüm değerler kendinden sonraki üçüncü değerin iki katı az duyarlıklı,

önceki üçüncü değerden ise iki kat çok duyarlıdır. Üç değerde bir tamamlanan bu

katlanmaya, değerler kıyaslanırken bir “stop ya da durak” denebilir. Kısaca çizelgedeki üç

basamak bir stop yapar. Örneğin, 200 ASA filmden iki kat yani bir stop daha duyarlı olan

400 ASA, dört kat yani iki stop daha duyarlı olan ise 800 ASA’ dır.

Her biri belirli düzeydeki duyarlığa karşılık gelen bu değerleri aşağıdaki denklik çizelgesinde inceleyiniz.

 

ASA/ISO VE DIN DEĞERLERİ DENKLİK ÇİZELGESİ

ASA-ISO DIN

1 1

1.2 2

1.6 3

2 4

2.5 5

3 6

4 7

5 8

6 9

8 10

10 11

12 12

16 13

20 14

25 15

32 16

40 17

50 18

64 19

80 20

100 21

125 22

160 23

200 24

250 25

320 26

400 27

500 28

650 29

800 30

1000 31

1250 32

1600 33

2000 34

2500 35

3200 36

4000 37

Çizelgedeki standart duyarlık değerlerine zamanla teknolojik gelişime bağlı olarak

daha duyarlı filmler eklenmektedir.

Normal Işıkta 100

ASA ile çekildi

Az Işıkta 100

ASA ile çekildi

Normal Işıkta 400

ASA ile çekildi

Az Işıkta 400

ASA ile çekildi

 

1.3. Farklı ASA/ISO Değerlerinin Fotoğrafa Etkileri

ASA/ISO değerinin (film duyarlılığının) çekilen fotoğraf üzerinde ışık miktarı ve hız

etkisi dışında dört önemli etkisi vardır. ASA/ISO seçimi yaparken filmin yoğunluk, kontrast,

gren ve toleranstan nasıl etkileneceğinin bilinmesi ve bu sonuçlara göre tercih edilmesi

gerekir. Kısaca kullanılan filmin hızı (ASA/ISO) değeri çekilen görüntüyü yoğunluk,

kontrast, gren ve tolerans bakımından etkiler. Bu etkilerin ne olduğunu anlayabilmek ve ona

uygun film seçmek için bu kavramları bilmeniz gerekir. Bu konuda yapılan açıklamalara

örnek olarak yukarıdaki fotoğrafları inceleyiniz.

. Gren:

Filmin bir katmanına sürülen gümüş, oluşan kristallerin şeklinin ve

dağılımının sebep olduğu noktacıklardır. Duyarlığı artırmak için düzensiz ve iri

taneli, azaltmak için ise düzenli ve küçük taneli kristaller kullanılır. Filmde

görüntü oluşturan gümüşün iri tanecikli ve düzensiz dağılımı, görüntünün sayısız

küçük noktacık barındıran bir hâl almasına sebep olur. Fotoğraf büyütüldükçe bu

noktacıklar da büyüyerek kalitesiz bir görüntü oluşturur. Düzenli ve küçük

tanecikli olması ise grenlerin görüntülerde büyültmeler dışında belli olmamasına

veya çok küçük olmasına yol açar.

. Kontrast:

Siyah beyaz fotoğrafta en siyah ve en beyaz yerler arasındaki ton

farkıdır. Yani zıtlığıdır. Renklide ise açık ve koyu renkler arasındaki ton ya da

şiddet farkıdır. Kontrast yükseldikçe görüntülerde siyah ve beyaz belirginleşir,

griler ise kaybolur. Yüksek kontrast renkli ve siyah beyaz fotoğrafta biraz açık ve

biraz koyu görüntüleri çok açık ve çok koyu hâle getirip detayları azaltırken,

düşük kontrast çok açık ve çok koyu görüntüleri orta tonda göstererek detayları

artırır.

. Yoğunluk:

Genellikle kontrastlıkla karıştırılan yoğunluğa keskinlik de denir.

Yoğunluk, yan yana gelen iki farklı renk arasındaki geçiş keskinliğidir. Fotoğrafın

renklerinin birbirinden keskin bir şekilde ayrılması ve doygun görünmesinde

yoğunluk çok etkilidir.

. Tolerans:

Çekimde oluşan pozlandırma (filmin ya da kartın ışıklandırılması)

hatalarını, filmin telafi etme oranını ifade eder. Ara tonları gösterme ve küçük

pozlama hatalarını telafi etme, yüksek ASA filmlerde daha fazladır.

Genellikle filmlerin duyarlılığı azaldıkça aynı oranda yoğunluğu ve kontrastı artar,

greni ve toleransı azalır. Duyarlık arttıkça gren ve tolerans artar, yoğunluk ve kontrast azalır.

Örneğin, aşağıdaki tabloda ASA’ sı 20 olan, duyarlılık hızı çok düşük bir filmin yoğunluğu

çok yüksek olduğu için çizelgede 5 rakamıyla, greni ise çok düşük olduğundan 1 rakamıyla

gösterilmiştir.

ASA/ISO ayarı bulunan dijital fotoğraf makineleri içinde geçerli olan bu durum,

aşağıdaki çizelgede 1-2-3-4-5 gibi yaklaşık değerler ve oranlarda genellenerek verilmiştir.

 

FİLMİN ASA/ISO ÖZELLİĞİ

Çok az Duyarlı

(Çok Yavaş)

6-20

Az Duyarlı

(Yavaş) 25-50

Normal Duyarlı

(Orta)64-100

Duyarlı (hızlı)

125-500

Çok Duyarlı (Çok

Hızlı) 640-3200

Kontrastlığı 5 4 3 2 1

Yoğunluğu 5 4 3 2 1

Grenliliği 1 2 3 4 5

Toleransı 1 2 3 4 5

Film hız seçimi yapılırken duyarlık oranlarına bağlı olan film özellikleri dikkate alınmalıdır.

1.4. Dijital ve Manüel Fotoğraf Makinelerinde ASA/ISO Ayarları

SLR (değiştirilebilen objektifli) makinelerin tümünde bulunan ASA/ISO ayarı

genellikle Compact (sabit objektifli) makinelerde bulunmaz. ASA/ISO ayarları analog

(filmli) makinelerin mekanik olanlarının sol üst köşesinde bulunan Asa düğmesi duyarlığı

düşürmek için sola, artırmak için sağa doğru elle (manüel) çevrilerek yapılırken; elektronik

modelleri filmin ASA/ISO değerini dijital makineler gibi otomatik olarak algılar ve makine

ekranında gösterir. Ancak bazı durumlarda makinedeki filmin duyarlığının altında ve

üstünde film takma olanağı yoksa ASA/ISO ayarı dört stopa kadar, ASA tuşuna basarken

ayar yapma düğmesi çevrilerek değiştirilebilir. Örneğin 50 ASA/ISO film 800 ASA/ISO

olarak değiştirilebilir. Ama bu değişikliğin renk ton ve netlikte kalite kaybına neden olacağı

unutulmamalı. Dijital makinelerde ise bu ayarlar manüel olarak yapılır. Anolog makinelerin

ASA/ISO değer aralığı şimdilik dijital makinelere göre daha geniştir.

Kısaca ASA/ISO ayarlarının yapılışı makine türlerine göre değişiklik göstermektedir.

Yeni model makinelerin ASA/ISO ayar tuşları ve işleyişi kulanım kılavuzlarında

açıklanmaktadır.

ASA/ISO ayarı Analog (filmli) makinelere takılan filmin ışık duyarlığını makineye

tanıtmak ve bazı durumlarda da makineyi yanıltmak amacıyla; dijitallerde ise görüntüleme

çipinin ışığa duyarlığını belirli sınırlar içinde gerektiğinde değiştirmek amacıyla yapılır.

Analog makinelerle çekim yaparken genel kural olarak makinenize kaç ASA

değerinde film takmışsanız ASA/ISO ayarını o değere sabitlemelisiniz. Örneğin filminiz 100

ASA ise makineniz üzerinde ASA değerlerinden 100’ü seçmelisiniz. Çekim yapılan

ortamdaki ışık oranı ve nesnelerin hızı uygun diyafram-enstantane ayarı yapmanız için

yeterliyse ASA/ISO ayarını filminizi tüketip farklı ASA da bir film takıncaya kadar değiştirmeyiniz. Ancak bazen özel durumlarla karşılaşılabilirsiniz. Örneğin ortamdaki ışığın

istediğiniz diyafram ve enstantane değerleriyle çekim yapmanıza yetmediği durumlarda,

düşük ASA’ lı yavaş bir filmle çekim yapmak zorunda kalınabilirsiniz. Bu durumda

makinenizi filminizin ASA’ sı farklı olduğu hâlde istediğiniz poz değerlerine yetecek

hızlı(duyarlığı fazla) bir ASA değerine ayarlayarak çekim yapmalısınız ve filminizi mutlaka

çektiğiniz ASA ya göre yıkatmalısınız. Ortamdaki ışığın istediğiniz diyafram ve enstantane

değerleriyle çekim yapmanız için çok fazla olduğu durumlarda ise tam ASA değeri

düşürülür. Bu ayar biçimine iteleme denir. Oysa dijital makinelerde her poz ya da çekim için

farklı bir ASA/ISO değerini ayarlayabilirsiniz.

İşlem Basamakları Öneriler

. Sınıf arkadaşlarınızla ASA/ISO ayarlaması gerektiren durumları ve konuları tartışarak bir çekim konusu belirleyiniz.

. Belirlediğiniz konuya uygun filmin yaygın, bulunabilir bir film olmasına dikkat ediniz.

. Çalışmanızın sonuna kadar çekeceğiniz her pozun ışık, diyafram, enstantane, ASA/ISO değerlerini ve objektifinizin odak uzunluğunu yazacağınız 5 sütundan ve 36 satırdan oluşan bir liste

hazırlayınız.

. Çekimlerinizi mesafe ve açıyı değiştirmeden yapınız. Listenizi çekim boyunca sürekli yanınızda

bulundurarak her pozdan hemen sonra gecikmeden değerleri yazınız.

. 100 ASA/ISO değerindeki filmi makinenize takarak ASA/ISO ayarını yapınız.

. Makine türüne göre değişen film takma yöntemini araştırarak ya da öğretmeninizin yardımıyla yapınız.

Taktıktan sonra film sayacının Error (arıza uyarısı) verip vermediğini kontrol ediniz.

. Belirlediğiniz ortamın doğru diyafram ve enstantane değerini öğretmeninizden alarak makinenize uygulayınız.

. Uygulamanızı hem dijital ve hem analog makine üzerinde yapmaya çalışınız.

. Diyafram, enstantane ve ASA/ ISO ayarlarını sabit tutarak fotoğraf çekimi yapınız.

. Diyafram ve enstantane değerlerinin sabit olup olmadığını her pozda kontrol ediniz.

. Doğru değerin altında ve üstünde ASA/ISO değerleriyle çekim yapınız.

. Çekimlerinizi ASA/ISO ve konu uygunluğuna dikkat ederek yapınız.

. Çekilen fotoğrafları karta bastırıp çekim listenizdeki değerlerle karşılaştırarak hatalarınızı belirleyiniz.

. Film banyosu ve kart baskısına müdahale edilmemesini sağlayınız.

Çıktıların aynı ebatta ve aynı kâğıt türünde olmasına dikkat ediniz.

2. DİYAFRAM

2.1. Tanım

Pozlama için gerekli yeterli miktarda ışığın film yüzeyine düşürülmesini sağlamak

üzere objektifin arka iç kısmında konumlandırılan açılıp kapanır metal bir düzeneğin standart

değerlerinden birinin belirlenmesine diyafram ayarı denir.

Bir nesnenin görüntüsünü istediğiniz biçimde fotoğraflayabilmeniz için, konudaki

cisimlerin üzerine düşen veya etrafında bulunan ışık miktarına, nesnenin ışığı yansıtma

oranına (koyuluk ve açıklık oranına) bakarak makinenize taktığınız filmin duyarlığına ve

enstantane ayarınıza uygun bir diyafram ayarı yapmanız gerekir. Yapılan bu ayarlamalara ise

pozlama denir.

2.2. Önemi

Diyaframın en önemli görevi film üzerine düşecek ışık miktarını ayarlamaktır. Çekilen

fotoğrafta görüntü oluşturmak için filme ya da sensör çipine gerekli miktarda ışık

düşürmeniz gerektiğini öğrenmiştiniz. Film üzerine duyarlığından fazla ışık düşürürseniz

görüntü açık, az ışık düşürürseniz görüntü koyu çıkar. O hâlde belirli duyarlıktaki filmi az ya

da fazla ışıkta kullanabilmeniz için ışık oranını filmin duyarlığına ve belirlediğiniz

enstantane değerine göre denetlemeniz, ayarlamanız gerekir. Bu işlemlerden biri enstantane

diğeri diyafram ayarıdır.

Diyaframın ikinci önemi, fotoğrafta istenilen genişlikte ve darlıkta net alan

oluşturmayı sağlayan etkenlerden biri olmasıdır. (Alan Derinliği konusunda açıklanacak.)

Diyaframın üçüncü önemi ise, görüntünün merkezi ile kenarları arasındaki ışık farklılığını eşitlemesidir. Aksi taktirde fotoğrafların orta kısmı çok açık kenarları ise çok koyu çıkar.

2.3. İşlevi

Diyaframın işleyişi ve işlevi göz bebeğine (iris) benzer. Gözün tam orta noktasında

bulunan ve bakıldığında rahatlıkla görülebilen gözbebeği ortamdaki ışık oranına bağlı olarak

büyüyüp küçülen bir yapıya sahiptir.

Gözümüzü ışıktan korumanın yanında, asıl işlevi, ışık azaldıkça büyüyüp artıkça

küçülerek üzerinde görüntü oluşan retinaya gerekli miktarda ışık geçmesini sağlamaktır. Bu

işlevini ise ancak gözün görme eşiğinin sınırı içinde gerçekleştirebilir. Işık miktarı görme

eşiğinden az olduğunda göz bebeği maksimum sınıra kadar açıldığı hâlde retinanın görüntü

oluşturmak için ihtiyaç duyduğu oranda ışığı geçirmede yetersiz kalır. Işık miktarı eşik

sınırından fazla olduğunda ise, bu kez maksimum sınıra kadar küçüldüğü hâlde, retinanın

ihtiyacından fazla olan ışığı azaltmakta yine yetersiz kalır. Her iki durumda da göremeyiz.

Aynı durum diyafram içinde geçerlidir. Diyafram, ışık çok arttığında kısılarak hem filmi

fazla ışıktan korur, hem de çekilen objenin görünmesini sağlar.

Diyafram fotoğraf makinelerinde objektif taşıyıcısının arka kısmındaki mercekler

arasına yerleştirilmiştir. Birbirine tutturulmuş siyah boyalı metal plakalardan oluşur.

Mekanik makine objektiflerinde üzerinde diyafram değerlerinin yazılı olduğu halka

çevrildiğinde bu metal plakalar açılıp kapanır. Bu sayılar diyafram açıklık oranını belirtir.

Dünya genelinde kabul gören İngiliz sisteminde diyafram açıklık değerleri şu şekilde

sıralanır: Uluslararası diyafram birimi f / stop’tur.

f / 1.1 - 1.2 - 1.4 -1.8 - 2 - 2.8 - 4 - 5.6 - 8 - 11 -16 - 22 - 32 - 45 - 64

Yukarıda sıralanan ana değerler diyafram açıklık oranını ifade eder. Kısaca f / 1.1 en

geniş açıklık değeri iken f/64 en dar açıklık değeridir. Ana değerler arasında orantılı bir

genişlik darlık ilişkisi vardır. Bir değer bir önceki değerden iki kat dar, bir sonraki

değerdense iki kat geniştir. Örneğin f/ 8 f/5.6’ dan iki kat daha dar bir açıklığa f/ 11’ den ise

iki kat daha geniş açıklığa sahiptir. Unutmayın, rakam küçüldükçe açıklık genişler ve

genişleyen açıklıktan daha çok ışık geçer.

Objektif üzerindeki diyafram halkasından ayarlanan bu değerler arasında ara değerler

bulunmasına rağmen rakamla belirtilmez. Ancak iki değer arasında bir çizgi yada boşluk ara

diyafram değerlerine denk gelir. Elektronik modellerde bu değerler arasında yarım stopluk

ara diyafram değerleri de gösterilmektedir.

Ardı ardına gelen her iki değer arasındaki katlanma bir durak veya bir stop olarak

adlandırılır. Örneğin f/ 2 ile f/ 8 arasında dört durak ya da dört stop vardır. Sıralanan

değerlerin tümünün bulunduğu bir objektif henüz üretilememiştir. Objektifler türlerine ve

kalitelerine bağlı olarak belirli bir aralıktaki değerlerle üretilir. Örneğin f/ 2.8 – 32 aralığın

da yedi tam durak vardır. Demek ki bu objektifte veya makinede ancak bu yedi durak (2.8 - 4

- 5.6 - 8 - 11 -16 - 22 - 32 ) ayarlanabilir. Bir başka objektifte bu değer aralığı f/1.4 – f/22

olabilir.

2.4. Diyafram Ayarları

Diyafram açıklığı sabit olan kompakt makineler hariç tüm makinelerde diyafram ayarı

bulunur. Diyafram ayarını eski model makinelerde el pozometresi veya objektif üzerindeki

halkayı çevrilerek yapmalısınız. Oto focus (otomatik netleme) özelliği olmayan bu

makinelerde sayıların karşısında bir ok ya da çizgi bulunur. İstenilen sayı bu çizginin

karşısına getirilerek diyafram ayarı yapılır. Elektronik modellerde ise genellikle makinenin

sağ üst bölümündeki çekim seçenekleri çarkından diyafram konumu (AV ya da A)

seçildikten sonra, sağ taraftaki değer ayarlama ibresi çevrilir. Günümüzde üretilen yeni

modellerde üç ayrı yolla diyafram ayarlanabilir. Bunlar: Çeşitli simgelerle gösterilen

otomatik yaratıcı modlar ile program (P) modu, diyafram öncelikli mod (AV veya A) ve

manuel mod (M) tur. Tercihinize göre bu ayarı, isterseniz makinenizi program veya otomatik

moda ayarlayarak isterseniz de diyafram tuşuna basılı tutarak değiştirme kadranı

belirlediğiniz değere kadar çevirip manuel olarak yapabilirsiniz. Madem ki makine otomatik

olarak ayar yapıyor. O hâlde neden manuel ayar yapayım diye düşünebilirsiniz. Eğer bu ayar

türleri gerekmeseydi makine üzerinde de bulunmazdı. Bu durumun sebeplerini sabırla

ilerlediğinizde ilgili bölümlerde anlayacaksınız.

2.4.1.Diyafram Ayarını Gerektiren Durumlar ve Alınacak Önlemler

Yeni tip makinelerde gelişmiş pozometreler bulunmasına rağmen, makinedeki

pozometre doğadaki tüm tonları yüzde 18 gri tonda varsaydığından bazı durumlarda

yanılarak hatalı pozlandırma yapar.

Hataları önleyebilmek için kullanıcıların mutlaka makinelerini yönlendirmeleri

gerekmektedir. Program dışında ayar yapmayı gerektiren durumlar: Konunun parlak ışık

kaynağının önünde kaldığı ters ışık durumunda çok açık ve çok koyu bir arka plan önünde

bulunduğunda, geniş ya da dar net alan derinliği yapmak gerektiğinde, makinenin verdiği

diyafram değerine müdahale etmek gerekir.

Fotoğraf makinesi beyaz bir duvara doğrultulur, önerilen poz değerleri ile çekim

yapılırsa sonuçta gri renkli bir duvar karşımıza çıkacaktır. Benzer şekilde koyu renkli bir

konu makinenin verdiği değerlere uyularak fotoğraflanırsa yine gri sonuçlar elde edilecektir.

Bu sebeple poz değerleri değerlendirilirken konunun eşit ölçeri yanıltacak olan bölümleri

dikkate alınmalıdır. Böylesi bir durumun üstesinden gelebilmek için hem orta tonlu hem de

fotoğrafı çekilecek ana konu kadar ışık alan bir cisimden ışık okuması yapılması gerekir ki

kaldırım taşları bu iş için idealdir. İlgili değişken değerleri bu orta tonlu cisimden yapılan

okumaya göre ayar edildikten sonra istenilen kompozisyon oluşturulur ve çekim yapılır.

Dolayısıyla fotoğrafçının çalıştığı konunun az veya fazla ışık yansıtıyor olması durumunu

dikkate alarak gerekli düzeltmeleri yapması gerekmektedir.

Ortalamaya uymayan konularda el pozometresi ile düşen ışık miktarını ölçmek veya

poz taramasına gitmek doğru sonuca ulaşmak için yararlıdır; poz taraması ile aynı konunun

değişik pozlandırmalarla fotoğraflanması anlaşılır. Amaca en uygun fotoğrafın aralarından

seçilmesi gereklidir. Çekim için kullanılan filmin dia olması hâlinde yarım duraklık aralarla

pozlama hatalarına karşı daha toleranslı olunması baskı filmleri ile bir duraklık aralarla poz

taraması yapılması uygun olacaktır.

Poz taraması yapmak için çoğu makinede bulunan tarama fonksiyonu kullanılabilir.

Eski SLR fotoğraf makinelerinde bir çark etrafına dizilmiş bulunan tarama aralıklarına yeni

tip ekranlı makinelerde elektronik düzenekle kumanda edilebilmekte ve poz değerleri 1/2

veya 1/3 durak aralıklarla arttırılıp azaltılabilmektedir. Taramanın, değişik modellere bağlı

olarak +/-2 ile +/-5 durak arasında gerçekleştirebilmesi, hatta tarama aralığı belirlendikten

sonra motorla seri çekimler yapılabilmesi mümkündür. Eğer kullanılan makinede anlatılan

otomatik tarama sistemi bulunmuyorsa her seferinde tarama yapılmak istenilen aralıkta

değişik değerler makine ve objektife ayrı ayrı bağlanabilir.

Diyafram öncelikli mod (Av) diyafram açıklığını kontrol etmek için en iyi yoldur.

Diyafram açıklığı değerini siz seçtiğinizde, makine doğru bir pozlama elde etmek için

gereken enstantane ayarını otomatik olarak yapar.

Örneğin diyafram-öncelikli pozlandırma programındayken objektifi f/5,6’ya

ayarladığınızı ve fotoğraf makinesinin de doğru pozlandırma için 1/125 sn. seçtiğinizi

varsayın. Diyafram ve obtüratör arasındaki ters orantılı ilişkiden ötürü, gerçekte 1/500 sn'lik

bir enstantane istiyorsanız diyaframı f:2.8'e ayarlamanız gerekmektedir. Makinenin verdiği

diyafram değerine müdahale ederken deneyiminizden ve aşağıdaki çizelgeden

yararlanabilirsiniz.

Aşağıdaki tabloda yer alan değerleri cepheden ışık alan objeler için güneş doğduktan

sonraki 3 saat ve batmadan önceki 3 saat içinde kullanabilirsiniz.

Enstantane Hızı (Saniye) Işık / Hava Durumu ISO 400 ISO 200 ve MercIeSkOA1ç0ık0lığı

Parlak güneşte, kar, kum gibi ortamlar

1/500

f /16

1/500

f/11

1/500

f/8

Parlak Güneş Işığı 1/500

f /11

1/500

f/8

1/500

f/5.6

Zayıf Güneş Işığı 1/500

f /8

1/500

f/5.6

1/250

f/5.6

Parlak Bulutlu Hava 1/500

f /5.6

1/250

f/5.6

1/125

f/5.6

Kapalı Hava (Normal Bulutlu) 1/500

f /4

1/250

f/4

1/125

f/4

ÖNERİ:

Fotoğraf çekimine yeni başladığınız için diyafram değeri olarak öncelikle

f/8 değerini seçmeniz yararlı olacaktır. Bu değer başlangıç değeridir ve gözün yorulmadan

görebildiği görüntüleri makine net olarak kaydeder. Buradan yola çıkarak ışığın fazla olması

veya yetersiz olması durumunda hangi değerleri kullanmanız gerektiğini göreceksiniz.

Yukarıda yer alan standart değerlerden; ışığın az olması durumunda f/8’ in altındaki

değerleri, ışığın fazla olması durumunda ise f/8’ in üstündeki değerleri kullanmanız gerekir.

Diyafram sadece pozlanma süresini değil, netlik derinliğini de etkiler. Bir objektifin

elle ya da otomatik olarak odaklandığı noktanın hem önünde ve hem arkasında oldukça

keskin netliğe sahip bir bölge bulunur. Bu bölgeye netlik derinliği denir. Net alan

derinliğinde diyafram açıklığı daraldıkça netlik derinliği artar. Net alan derinliği çerçeve

içindeki her şeyin net olmasını ya da olmamasını sağlar. Diyafram açıldıkça (f sayıları

küçüldükçe) netlik derinliği azalır.

Fotoğraf çekerken, diyafram seçimi (ve dolayısıyla netlik derinliği seçimi) size

vurgulayacağınız yeri seçme şansı veren diyafram ayarı için bir örnek verelim: Konunuzun

hareketsiz, durağan veya yavaş hareketli bir portre çekimi olduğunu, dikkati dağıtan bir arka

planın önünde durduğunu düşünelim. Netleme ayarının tam olarak konunuzun gözüne göre

yapar ve geniş bir diyafram kullanırsanız (belki f:2.8), arka planı hafifletip, dikkati

dağıtmasını önleyebilirsiniz.

2.5. Net Alan Derinliği

Alan derinliği, fotoğrafın ön planındaki en net nokta ile geri plandaki en net nokta

arsındaki mesafeye denir. Alan derinliği, başlangıçta önemsiz gibi düşünülse de fotoğraf

çekimi sırasında sık sık varlığını hissettiren bir kavramdır. Alan derinliği, bir lens sisteminin

obje üzerine odaklanırken net olarak görüntü oluşturabildiği uzaklık dilimidir. Sonuçta

fotoğrafta bu dilim içinde kalan nesneler net, arkada veya önde olan nesneler ise bulanık

görülür. Bir diğer deyişle de objektifin netlediği yerin önünde ve arkasında net olarak

görünen mesafedir. Diğer bir deyişle fotoğraf karesinde net görünen alanın derinliğini

belirtir. Örneğin fotoğraf makinesine üç ayrı uzaklıkta bulunan ve arka arkaya duran üç

objenin sadece biri net diğerleri flu ise bu fotoğrafta alan derinliği dar demektir. Objelerin

üçü de net ise alan derinliği geniş demektir. İstediğimiz alan derinliğini diyafram ayarını

kullanarak sağlayabiliriz. Diyafram açık ise alan derinliği az, diyafram kısık ise alan

derinliği çoktur. Az açık diyafram (f:16, f:22 vb.) değerlerinde çekilen fotoğrafta net olan

kısımlar daha çoktur. Geniş açılı objektifler dar açılı objektiflere göre daha büyük alan

derinliği mesafesine sahiptirler. 450 mm’lik bir objektif kullanılıyorsa, diyafram 5,6’ya,

metraj bileziği 3 metreye ayarlandığında, sadece 3 metre ötedeki nesneler net çıkmayıp 2,5

metre ile 3,8 metre arasındaki nesnelerin net çıktığı görülür.

Alan Derinliği Nasıl Oluşur?

Bir yakınsak mercek teorik olarak sonsuz uzaklıkta da bulunan bir nesnenin

görüntüsünü tam odak noktasında net olarak oluşturur. Daha yakındaki nesnelerden çıkan

ışık ışınları ise odak noktasında değil merceğe daha yakın bir noktada net görüntü oluşturur.

Bu nedenle fotoğraf makinelerinde, değişik uzaklıkta bulunan nesnelerden gelen ışınların

tam film üzerinde odaklanabilmesi için mercek ileri geri hareket ettirilir. Mercek hareket

ettiğinde ise bu sefer daha gerideki ve ilerideki nesnelerin görüntüsüne ait netlik bozulur. İşte

net görüntü oluşturulabilen bu aralığa alan derinliği denir. (İngilizcede Depth Of Field-DOF)

Yeni tip otomatik makinelerde otomatik alan derinliği ayarı A-DEP modu biçiminde

kısaltılmıştır. Objektif üzerindeki alan derinliği ön izleme düğmesine basılarak mevcut

durum görülebilir. İlgili düğmeler kullanılarak yaklaşık alan derinliği tespit edilip gerek

duyulursa otomatik ya da diyafram öncelikli modla ayarlanır.

Alan derinliğini kullandığınız filmin boyutları, mercek sisteminin odak uzunluğu ve

diyafram açıklığı belirler. Filmin boyutları kullandığınız makinenin teknik özelliklerini

değiştirdiği için alan derinliğinde etkilidir. Pratikte bu değiştirilemeyeceği için alan derinliği

için kullanılmaz. Bunun yerine alan derinliği yaratmak istiyorsanız kullandığınız lensin odak

uzunluğunu veya diyafram açıklığını değiştirirsiniz. Örneğin, odak uzunluğu yeterince fazla

olursa çok uzaktaki objeler etrafında bile dar bir alan derinliği oluşur.

Alan Derinliğini Neden Kullanmalıyız?

Alan derinliği etkisini kullanmak fotoğraflarınızın estetik değerini artırabilir. Buna

bir örnek "makro" denilen çekimlerdir. Bu tip fotoğraflarda küçük bir obje çok yakından

büyütülerek görüntülenir. Bu tip fotoğraflarda etraftaki nesnelerin görüntüde belirgin bir

biçimde olması objenin izleyici tarafından algılanmasını azaltabilir. Bu yüzden makro

fotoğraflarda sıklıkla alan derinliği etkisi kullanılarak etraftaki nesnelerin fotoğraf üzerinde

net olarak görünmesi engellenir. Bunun tersi de manzara fotoğrafı çekimlerinde alan

derinliği artırılarak her nesnenin fotoğraf üzerinde net olması sağlanır. Böylece kadraj

içindeki her nesne örneğin yakındaki bir ağaç ya da uzaktaki bir dağ fotoğraf üzerinde net

olarak görünür. Böyle bir fotoğraf ise manzaranın güzelliğinin izleyiciler tarafından daha

kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.

Alan Derinliği Kontrolü

Alan derinliği kontrolünü etkileyen faktörler üçe ayrılır. Bunlar: Diyafram açıklığı,

netlik mesafesi ve objektifin odak uzaklığıdır.

DİYAFRAM AÇIKLIĞI FOTOĞRAF MAKİNESİ - OBJE MESAFESİ ODAK UZAKLIĞI

Diyaframla Kontrolü

: Diyafram açıklarının, objektiften geçen filme etki eden ışık

miktarını ayarlamasıyla gerçekleşir. Diyafram açıklığı küçüldükçe alan derinliği de artar.

Diğer bir deyişle diyafram rakamları büyüdükçe alan derinliği artar. Tersi durumda ise

objenin önündeki ve arkasındaki objeler netsiz olarak filme yansır.

Netlik Mesafesiyle Kontrolü:

Objenin makineye olan uzaklığının ayarlanmasıdır.

Netliği yapılan obje makineden ne kadar uzaksa alan derinliği de o kadar fazlalaşır. Ne kadar

yakınlaşırsa da o kadar azalır. Uzaklığın net alana etkisini daha iyi anlayabilmek için

gözünüzü yakın ve uzak nesnelere odaklayarak etrafında algılayabildiğiniz net alanı

saptamaya çalışınız.

Objektifin Odak Uzaklığıyla Kontrolü:

Alan derinliğini kontrol etmek için,

objektif odak uzaklıklarından da faydalanılır. Kısa odak uzaklığına sahip objektifler

kullanıldığında alan derinliği artar. Uzun odaklı objektifler kullanıldığında ise alan derinliği

azalır. Birinci fotoğrafta net alanın az, ikincide fazla olduğuna dikkat ediniz.

2.6. Diyafram Seçiminin Fotoğrafa Görsel Etkisi

. Netlik Bakımından Etkisi

Belirlenen diyafram değerinden etkilenen net alan derinliği fotoğrafta verilmek

istenen mesajı belirginleştirmede vurgulama ve ayıklamada önemlidir. Yukarıdaki iki

fotoğraf başlangıçta netlik açısından birbirine benzer gibi görünürse de dikkatli

incelendiğinde, birinci fotoğrafta önden arkaya doğru net alanın bozulduğunu ikinci

fotoğrafta ise ön alanla birlikte arka planında net olduğunu göreceksiniz. Burada birinci

fotoğrafta alan derinliğini daraltmak amacıyla diyafram açıklığı büyültülerek (f/4), ikinci

fotoğrafta ise her noktanın net olabilmesi için diyafram açıklığı kısılarak (f/16) çekim

yapılmıştır.

 

Birinci pozlandırmada net alan derinliğinin az, ikinci pozlandırmada daha fazla olmasına

rağmen, her iki pozlandırma sonucunda fotoğraftaki ışık miktarı ya da parlaklığın aynı

olduğunu göreceksiniz. Oysa ikinci pozlandırmada diyaframı f:4 yerine f.8 olarak

ayarlarsanız, enstantane sabit kaldığı için, fotoğraf dört kat koyu çıkar. F:4 değerini f:2.8

olarak ayarlarsanız bu kez fotoğraf iki kat açık çıkar. İki fotoğrafın bıraktığı etki ve yarattığı

duygu farklı olacaktır.

. Işık Bakımından Etkisi

Diyafram açıklığı gereğinden fazla olduğunda fotoğraf çok açık veya aydınlık çıkar.

Kısık olduğunda ise karanlık çıkar. Alan derinliği için söylenenler ışık için de geçerlidir. Işık

fotoğrafta her görünürlüğü sağlar hem de estetik bir anlatım aracı olarak önemli yer tutar.

3. ENSTANTANE

3.1. Tanım

Diyafram düzeneğiyle miktarı ayarlanmış olan ışığın belli duyarlıktaki filmin

düzlemini ne kadar süreyle etkileyeceğini belirleyen obtüratör (örtücü) perdesinin farklı

değerlerden oluşan açılıp kapanma hızına denir.

Fotoğraf makinesinin karanlık bölmesinin önünde, objektif yuvasının arkasında

bulunan bir perde ve onun açılıp kapanmasını sağlayan bir mekanizmaya ise obtüratör denir.

3.2. Önemi

Belirlenen diyafram açıklığından geçip obtüratör perdesinin önüne kadar gelen

ışığın, karanlık bölgedeki film üzerine düşme süresini ayarlayan perdenin hızının, ışık

miktarını ayarlama görevi kadar önemli bir görevi daha vardır. Fotoğrafı çekilen objelerin

hareketlilik durumlarının fotoğrafta belli olup olmamasını belirler. Yani hareketli objelerin

çekimlerinin hareketli mi veya hareketsiz mi olacağını seçilen enstantane değeri belirler.

Bilindiği gibi fotoğraf gerçek hayattaki bir anın dondurulmuş görüntüsüdür. Dondurulan bu

an, örtücünün izin verdiği ışıklandırma süresidir.

3.3. İşlevi

En basit haliyle obtüratör, filmin (veya digital sensörün) tam önüne yerleştirilmiş iki

perdeden meydana gelir. Pozlamanın başlangıcında ilk perde filmin üstünü açacak şekilde

hareket geçer. Pozlamanın sonunda ikinci perde harekete geçerek filmi örter. Pozlamadan

sonra film makine içinde ilerletildiğinde her iki perde de ilk konumlarına geri dönerler.

Örtücü perdeler, makinede ayarlanan enstantaneden bağımsız olarak daima aynı

hızda hareket ederler. Enstantane, yani obtüratör hızı terimi gerçekte birinci ve ikinci

perdenin hareketleri arasındaki gecikmeyi anlatır. Hızlı enstantanelerde henüz ilk perde

hareketinin sonuna ulaşmadan önce ikinci perde harekete geçer ve film de bu iki perdenin

oluşturduğu hareketli bir yarık içinden ışığa maruz kalarak pozlanır.

Obtüratörler ayırımlı ve perde olmak üzere ikiye ayrılır.

3.3.1.Ayrımlı Örtücü Perde

Bu tür örtücüler objektifin arka bölümündeki objektif taşıyıcısının yanında bulunan

merceklerin arasında yer alır. Genellikle 6 adet metal yapraktan oluşur. Objektifin arka

kısmında üzerinde değerlerin yazılı olduğu halka çevrilince örtücünün yaprakları açılır ve

verilen süre sonunda kapanır. Hızları genellikle 1 saniye ve 1/500 saniye arasındadır.

İki perde filmin hemen önünde konumlanır. Deklanşöre basıldığı anda verilen süre

birbirlerini takip etme suretiyle harekete geçer içinde aralıklarından geçen ışık film yüzeyine

düşürerek sonunda kapanır. Bu türdeki bazı perdeler diyagonal çalışır.

. Perde Obtüratör

Fotoğraf makinesinin arkasında bulunan karanlık bölmenin ön kısmında yer alır.

Fotoğraf makinesinin çektiği film büyüklüğünde siyah bez veya metal plakalardan oluşur.

Hızları genellikle 1sn ile 1/4000 sn arasındadır. Daha çok 35’mm lik makinelerde

kullanılmaktadır.

Obtüratör perdesini deneme veya bakım yaparken çalıştırdığınızda kesinlikle hiçbir

cisimle dokunmayın.Çok çabuk arızalanabilir.

Obtüratör Türlerinin Karşılaştırılması

Yaprak örtücünün çizimlerinden de anlaşılabileceği gibi merkezden dışa doğru

açılan ve dışarıdan merkeze doğru kapanan bir mekanizma ile çalışmaktadır. Bu tür çalışma

prensibi bir sokma oluşturmaktadır. Yaprakların merkezden dışa doğru açılması sırasında

filmin üzerinde ilk ışığı gören nokta filmin merkezi, ışığı en son gören nokta ise yine orta

kısımdır. Bu durumda filmin her yanı aynı oranda ışık görmemektedir. Kenarlara doğru

filmin ışık alma oranı iyice azalmaktadır.

Buna karşın yaprak örtücülerin iyi tarafı çok sessiz ve titreşimsiz çalışmalarıdır.

Sessiz çalışma zorunlu alanlarda genellikle yaprak örtücüler kullanılır. Perde örtücülerle ise

bez veya metal plakalar yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, sağdan sola, soldan sağa

çeşitli yönlerde açılıp kapanırlar. Eğer örtücünün açılıp kapanma yönü ile fotoğrafı

çekilmekte olan nesnenin hareket yönü çakışırsa nesnenin görüntüsünde uzama gibi biçim

bozulmaları olabilir. Ancak bu durum bilinçli olarak kullanıldığında bu şekilde çekilen

fotoğrafın belirli bir estetik değer ve anlatımı olabilir. Perdeli sistemin kusurları ise çok sesli

ve sarsıntılı çalışmasıdır.

Bu süreler diyaframda olduğu gibi uluslararası standart değerlerle ifade edilir.

Kimilerinin obtüratör hızı, zaman, süre de dediği fotoğraf makinesindeki bu sayılara

genellikle “enstantane” denir. Bir saniyeden uzun süreler 4” örneğinde olduğu gibi

gösterilirken, 1 saniyeden kısa süreler 1/…. biçiminde gösterilir.

Buradaki 1 rakamı 1 saniye demektir. Diğerleri ise saniyenin kesirlerini ifade eder.

Teknoloji ilerledikçe makineler üzerindeki ayarlanabilir enstantane değerleri de artmaktadır.

Şu anda piyasada 1/12000 hızında makineler rahatlıkla bulunabilmektedir. Bu değerler eski

ve yeni versiyon makinelerde aşağıdaki şekilde dizilir.

. T-B-1-2-4-8-15-30-60-125-250-500-1000 (eski tip mekanik makinelerde)

. buLb (B)30”-15”-8”-4”-2”-1” -2-4-8-15-30-60-125-250-500-1000-2000-4000…

(yeni tip otomatik makinelerde)

Yeni tip fotoğraf makinelerin de kademesiz enstantane değerleri vardır. Ve bu değerler

LCD ekranda görülebilmektedir. Belirtilen değerlerle de enstantane ayarı yapabilirsiniz. Bir

önceki rakam bir sonraki rakamdan iki kat daha hızlıdır ve daha fazla ışık geçirir. Örneğin

1/60 enstantane 1/250 enstantaneden 4 kat fazla ışık geçirir. 1/ 2 ise 2” den 4 kat az ışık

geçirir

Enstantane değerlerinde “T” ve “B” değerleri olduğunu söylemiştik. Bu değerler her

makinede bulunmaz. “B” değerinde obtüratör deklanşöre basılı kaldığı müddetçe açık kalır

ve filmde pozlanma devam eder. Parmağınızı deklanşörden çektiğinizde perde de kapanır ve

pozlanma tamamlanır. “T” değerinde ise deklanşöre bir kez basılıp bırakılır ve ikinci kez

basılana dek obtüratör açık kalır. İkinci kez bastığınızda pozlanma tamamlanır.

Enstantane ayarı, hareketli ya da durağan konuların net ve keskin detaylı olarak mı

yoksa belli bir hareket izlenimi ifade edecek biçimde bulanık olarak mı kaydedileceğini

belirler.

Obtüratör açıkken fotoğraf makinesinin hareket etmesiyle oluşabilecek istenmeyen

titremelerden kaçınmak için, yeterince yüksek bir enstantane hızı kullanmalısınız. Aksi hâlde

netlikle karıştırılan bir bulanıklığa sebep olur. Eğer, makinenizi bir üç ayak üstüne

oturtursanız, makinenin titreme tehlikesi ortadan kalkacağından, saniyeler süren uzun

enstantaneler kullanabilirsiniz. Buna karşın makineyi elinizde tutuyorsanız genel kural, hiç

değilse objektifinizin odak uzaklığına denk bir enstantane seçmektir. Bu kuralın

sebeplerinden biri objektiflerin uzunlaştıkça daha ağırlaşması, diğeri ise makinedeki en

küçük hareketin objektifin uç noktası uzaklaştıkça daha fazla kaymaya sebep olmasıdır.

Enstantane hızı ile odak uzaklığı eşitlemesi için yandaki çizelgedeki örnekleri inceleyiniz.

Odak uzaklığı Enstantane hızı

. 50 mm'lik objektif için

. 90-135 mm'de

. 250 mm'de

. 1/60 sn. ya da üstü

. 1/125 ya da üstü

. 1/250 ya da üstü

Genel ilke olarak, bir objektifin elde sehpasız kullanılacak en düşük enstantane hızı, o

makineye takılı objektifin odak uzunluğu kadardır. Örneğin, 135 mm'lik objektif elde

kullanılmak istenirse, enstantane değerinin 1/135 olması gerekir. Bu değer enstantane

çarkında yer almadığı için en yakın değer olan 1/125 veya 1/250 çekim yapılmalıdır.

3.4. Enstantane (Örtücü) Ayarları

Mekanik makinelerde çalışılırken amaca uygun bir çekim hızı belirlenir. Bu hızın

simgesi olan rakam obtüratör göstergesinin karşısına getirilir. Makine kurulur. Deklanşöre

basıldığında örtücü, ayarladığımız süre kadar açık kalır ve sonra kapanır.

Elektronik makinelerde ise bu ayarlama makinelere göre farklılık arz eden elektronik

menüler yardımıyla yapılır.

3.5. Enstantane-Diyafram İlişkisi

Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (ASA/ISO),

obtüratörün açık kalma süresi (enstantane), diyafram açıklığı. Doğru pozlandırmanın elde

edilmesi, özellikler fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça zordur. Bu konuda, zaman

zaman deneyimli profesyoneller bile hata yapabilir. Öte yandan günümüzün yarı ya da tam

otomatik pozlandırma programlı fotoğraf makineleri diyafram ve enstantaneyi otomatik

olarak ayarlar ve genellikle iyi sonuç verirler. Ancak pozometrelerin yanılması, net alan

derinliği ve cismin hızının istenilen oranda saptanması gibi nedenlerle etkin bir görüntü elde

edebilmeniz için elle (manuel olarak) poz ayarı yapılabilen, diyafram ve enstantane öncelikli

pozlandırma programı olan bir makine tercih etmelisiniz.

Diyafram Enstantane Eşdeğerlik Çizelgesi

f: 2 2.8 4 5.6 8 11 16 22

Enstantane 1/1000 1/500 1/250 1/125 1/60 1/30 1/15 1/8

Çizelgede yer alan sütunlarda ki değerler birbirinden farklı olsa da eşdeğerlik

ilkesine göre bu değerlerle çekilen tüm fotoğraflar aynı tonda çıkar. Çünkü diyafram açıklığı

küçülürken enstantane hızı azalarak birbirlerini dengelemektedir. Oysa birini sabit tutup

diğerini durak atlatarak ayarlarsanız iki fotoğraf arasında ton farkı oluşur.

Yukarıdaki çizelgede düşük enstantane ve diyafram değerlerini (f:22 1/1000)

seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 değerinde makineyi

oynatmadan tutmanız gerekir . Bu durumda elle yapılacak çekimlerde düşük enstantane hızı

görüntünün bozulmasına sebep olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde

yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000’ lik poz

süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı bir durumu yaratacak, bu da

konumuzun görüntüsünün fotoğrafta belli belirsiz çıkmasına sebep olacaktır.

Yukarıdaki fotoğraflardan birincisinde f:2 – 1/1000; ikincisinde de f:22 – 1/8 değerleri

kullanılmıştır. Birinci fotoğrafta. alan deriliği az, ikinci fotoğrafta ise alan derinliği çoktur.

Birinci fotoğraf 250/ f4, ikinci fotoğraf 15/ f16 değerleriyle çekilmiştir. Eşdeğerlik

ilkesine göre iki fotoğrafta da parlaklık farkı bulunmamaktadır. Ancak birinci fotoğrafta

hareket donmuş, net alan az, ikincide ise net alan fazla hareket izlenimi oluşmuştur.

Doğru poz değerini makine yerine mümkün oldukça siz hesaplamalısınız. Çünkü

hiçbir makine çekeceğiniz fotoğrafın amacına ve duygusuna uygun poz değerlerini sizden

daha iyi bilemez. Çektiğiniz fotoğrafın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha

açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.

Konunuzun omuz ve baş çekimi olduğunu dikkati dağıtan bir arka planın önünde durduğunu

düşünelim. Netleme ayarının tam olarak konunuzun gözüne göre yapar ve geniş bir diyafram

kullanırsanız (belki f 2.8), arka planı hafifletip dikkati dağıtmasını önleyebilirsiniz.

Pozlandırmayı dengelemek için hızlı bir enstantane gerektiğini göreceksiniz. Bütün bu

ayarları doğru yapmanız için makinenizin poz ölçüm sistemini tanımalı ve yerinde

kullanmalısınız.

3.5.1.Fotoğraf Makinesindeki Pozometrelerin Ölçüm Yöntemleri

Yeni tip fotoğraf makinelerinin bünyesindeki TTL ölçüm sistemine göre ölçüm yapan

pozometreler, değişik ölçüm yöntemlerine sahiptirler. Bu özellik fotoğrafçıya, konuya göre

ölçüm yöntemlerinden birini seçme şansını verir. Fotoğraf makinelerinin bünyesinde

genellikle 4 tip ölçüm yöntemi vardır.

 

. Genel Ölçüm Yöntemi

En temel ölçüm sistemidir. Kadraj içerisine giren her konu pozometreyi etkiler.

Ortalama konularda çok hata yapmazlar ama kadrajın içinde siyah ya da beyaz ağırlığı fazla

ise hata yapabilirler. Ortalama griye sahip konularda kullanılmasında fayda vardır.

. Ortalama Işık Ölçüm Yöntemi

Bu yöntemde ışık ölçümü, fotoğraf kadrajının tamamını okunarak aritmetik

ortalamasının alınması şeklinde yapılır. Işığın her bölgede eşit dağılmadığı durumlarda

yanıltıcı sonuçlar verdiği için, dikkatli kullanmak gerekir.

. Merkez Ağırlıklı Ölçüm Yöntemi

Fotoğrafçıların, çoğunlukla konularını vizörün orta kısmına yerleştirmeleri fotoğraf

makinesi yapımcılarını merkezden ölçüm yapan pozometreler yapmaya yöneltmiştir.

Örneğin, bu tip pozometre tarafından yapılan ölçümün % 70’i merkezden % 30’u ise

görüntünün diğer kısımlarından okunur. Ancak tam orta noktaya parlak gökyüzü, açık ya da

koyu bir fon rastlarsa, bazı yanılgılara düşülür. Bu yöntem daha çok portre çekimleri için

uygundur.

. Nokta Ölçüm Sistemi

Spotmetreler görüntünün küçük bir yüzeyinden yansıyan ışığı ölçerler. Ölçümü

yapılan alan genellikle vizörün görüntü penceresi üzerinde bir daire ya da dikdörtgen ile

belirlenir. Bu ölçüm alanı bazı, fotoğraf makinelerinde tüm görüntünün % 5’ini bazılarında

% 15’ini kapsar. Spotmetreler küçük bir yüzeyi ölçmeleri sebebiyle diğer pozometre

tiplerinden çok daha dikkatli bir biçimde konuya yöneltilmelidir.

Hareketin dondurulması

Fotoğraf makinesiyle hareketin dondurulması için başvurulan iki yöntem vardır.

Bunlardan biri, ani yoğun ışık veren flaş kullanımı; diğeri, hızlı bir enstantane kullanımıdır.

Hareketi dondurmak veya dondurmamak için gerekli enstantane değerini makineler

hesaplayamadığından fotoğrafçı değer seçimini bilgisi ve deneyimi oranında enstantane

öncelikli veya manuel olarak kendisi seçmelidir.

Çok sık olmasa da uzman fotoğrafçılar bile çok ışıklı bölgelerde çekim yaparken

önlem olarak makinelerini enstantane öncelikli konuma (S veya TV) ayarlar. Sizde hareketli

konuları çekerken makinenizin ışığı yeterli bulmasanız da deneyim kazanana kadar bu

konumu kullanma alışkanlığı kazanınız. Manuel ayar yapmadan önce bu konumun verdiği

değerleri referans alarak ayarlama yapınız. objektifin odak uzaklığı baz alınır. Örnek olarak

50 mm odak uzaklığına sahip bir objektif kullanıyorsak 60 enstantaneden aşağı düşmememiz

gerekir. 200 mm odak uzaklığına sahip bir objektif kullanıyorsak enstantanemiz en az 1/250

olmalıdır. Aksi takdirde flu fotoğraflar elde ederiz.

Hareketli objeleri çekerken kullanacağımız enstantaneyi doğru saptamanız objenin

hızı, objenin yönü, objenin büyüklüğü ve makineye uzaklığına göre değişir.

Hareket yönü:

Hareketi dondurmak için gerekli enstantane, konunuzun makinenize

göre hareket yönüne de bağlıdır. Örneğin, makinenin tam üstüne doğru gelen ya da

makineden uzaklaşan süratli bir otomobilin hareketi, objektifin görüş alanına paralel olarak

yapılan bir hareket için gerekenden çok daha yavaş bir enstantaneyle dondurulabilir.

Hareketin hızı:

hareketi dondurmada birinci etken cismin hızıdır. Verilecek

enstantane değeri cismin hızına uygun olması gerektiğini belirtmiştik. Cisimlerin hızı çoğu

zaman kesin olarak bilinemeyeceği için tahminle tespit edilir. Ve mesafe ve açıya bağlı

olarak verebileceğiniz diyafram değerini göz önünde bulundurup verilebilecek en yüksek

enstantaneye ayarlanmalıdır

Hareketin Mesafesi:

Cisimler uzaklaştıkça hızları düşük algılanır. Örneğin; Çok

hızlı gittiğini bildiğimiz halde bir uçağa gökyüzünde bakarken hızını düşük algılarız. Bir

nesnenin hareketini yakalamak için, nesne fotoğraf makinesine ne kadar yakınsa, o kadar

yüksek bir enstantaneye ayarlanmalıdır.

Hareketli Çekim Ayarı İçin Enstantane Hız Çizelgesi

Cismin Saatteki Hızı (saat/km) Uzaklık (metre)

0 derece 45 derece 90 derece

0,5 m 1/1600 1/3200 1/6400

1 m 800 1600 3200

2 m 400 800 1600

4 m 200 400 800

10 km 8 m 100 200 400

16 m 50 100 200

32 m 30 50 100

64 m 10 25 50

128 m 8 10 25

256 m 4 8 10

Not: Önce cismin km cinsinden tahmini hızı bulunur. Önüne (sağına) bir sıfır

konulur. Bu değer 8 m uzaklık için obtüratör hızı (enstantane değeri) demektir. Uzaklık 8 m

den iki kat yakınsa enstantane değerini iki kat artırmalısınız. Cismin uzaklığı 8 m den uzaksa

enstantane değerini iki kat azaltmalısınız.

Panning (çevrinme) yapma

Enstantaneyi yaratıcı bir şekilde kullanmanın başka bir yolu da kısaca "pan yapma",

yani obtüratör açıkken fotoğraf makinesini hareket ettirmektir. Bunu yapmak için, 1/30 ya da

1/60 saniyelik bir enstantane seçin ve pozlandırma yaparken konuyu makinenize göre aynı

konumda tutmaya çalışarak konunun hareketini makineyle izleyin. Hareket eden konu net

görünecek; ama bütün hareketsiz nesneler (arka plan gibi) bulanık olacaktır. Fotoğrafını

çektiğiniz hareketli bir konuyu yorumlamak için, enstantaneyi kullanabilirsiniz. Örneğin,

koşan bir insanı çekerken, bütün ayrıntılarıyla "dondurulmuş" bir görüntü için 1/250 hatta

1/500 sn lik bir enstantane kullanılırsa çekim sırasında koşan insan figürü, objektifin görüş

alanının bir ucundan diğer ucuna doğru çok hafif olarak hareket etmiş olacaktır. Sonuç: yine

kesinlikle tanınabilir bir koşucudur; ama bu kez görüntü biraz bulanıktır ki, bu da hareket ve

canlılık hissi yaratır.

Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız.

Aynı örneği kullanarak 1/500 sn’ de doğru poz için pozometreniz f4 verdiyse, 1/60 sn'de f11

kullanmanız gerekecektir. Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak belki de,

dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.

Manuel Pozlandırmalar

Havai fişekler gibi konularda, enstantaneyi B' ye ayarlayarak makineyi bir üç ayak

üstüne yerleştiriniz. Parmağınızı deklanşörden çekene kadar uzun bir poz süresince

enstantane perdesi açık kalacaktır. Bu süre içinde filme yansıyan görüntüler durağanlık ve

hareketlilikleri oranında sarsılmadan pozlanacaktır. Bazen de soyut görüntüler oluşturmak

için makine kontrollü bir şekilde titretilerek ilginç çizgiler dokular, kaymalar elde edilebilir.

Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız.

Aynı örneği kullanarak 1/500 sn’ de doğru poz için pozometreniz f:4 verdiyse, 1/60 sn' de

f11 kullanmanız gerekecektir. Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak belki de,

dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.

Öncelikli çekim Modu Ayarı: Fotoğraf çekerken, diyafram seçimi (ve dolayısıyla

netlik derinliği seçimi) size vurgulayacağınız yeri seçme şansı verir. Pozlandırma açısından

diyafram açıklığı ve enstantanenin birbiriyle bağlantısını görmüştük. Pozlandırma, gerekli

ışığın film düzlemi üzerine düşürülmesi işlemidir.

Poz ölçümünün yapılabilmesi için makinenin deklanşörüne hafifçe basmak

yeterlidir. Bu esnada pozometre devreye girer. Poz ölçümü yapılırken ya diyaframı ya da

enstantaneyi seçerek diğer değerin tespitini makineye bırakmak daha mantıklıdır. Öncelikle

çekimin ne amaçla yapılacağı tespit edilerek makine diyafram ya da enstantane önceliğine

alınır.

Örnek olarak, eğer bir manzara çekiyorsanız ve manzaradaki her noktanın net

olmasını istiyorsanız makineyi diyafram önceliğine alıp 16 veya 22 gibi kısık bir diyafram

değeri seçmelisiniz. Seçtiğiniz diyafram değerine orantılı enstantane değerini tespit etme

işini makineye bırakabilirsiniz. Tabi ki burada çok önemli bir nokta devreye girer. O da

makinenin böyle bir durumda hangi enstantaneyi verdiğidir. Eğer verdiği hız değeri

konudaki hareketleri donduramayacaksa veya çok yavaş kalarak elde çekime imkân

vermeyecekse ya makinenizi tripoda bağlayarak düşük enstantanede çekmeli (hareketi

dondurmaktan vazgeçmek şartıyla) ya da hem hızı hem alan derinliğini dengelemek için

ortalama alarak maunelde çekmelisiniz. Eğer hareket önceliği yoksa diyafram öncelikli

çekiniz. Örneğin 1/15’e 22 diyafram vermişse ve biz bir tripoda sahip değilsek yeni

değerimiz 1/30’a 16 diyafram olur ve iki çekim arasında ışıklık değeri açısından fark olmaz.

Sadece 22 diyaframlık çekimde 16 diyaframlık çekime göre daha fazla alan derinliği

olacaktır.

Diyafram önceliğe yukarıda verdiğimiz örneğe tam zıt bir örnekle; bir portre

çekiminde alan derinliği istenmeyebilir. O takdirde yine fotoğraf makinesi diyafram

önceliğine alınarak 4 ya da 2.8 gibi bir değer tespit edilir ve enstantane değerinin tespiti

fotoğraf makinesine bırakabilir.

Flaş

Fotoğraf çekilen ortamlarda ki doğal ve yapay ışığın yetmediği, ters ışığın bulunduğu,

kontrastlığın fazla olduğu durumlarda veya özel efekt vermek amacıyla flaş kullanmak

gerekir. Fotoğrafçılar tarafından genellikle tercih edilmeyen flaş ışığı, belirtilen durumlarda

zorunlu olarak kullanılır. Yeni tip fotoğraf makinelerinin hemen hepsinde bulunan dahili

flaş, ışığın çok az veya mesafenin uzun olduğu durumlarda yetersiz kalır. Bu yüzde haricî

flaş isteğe bağlı olarak kullanılır. Işık az olduğunda yavaş enstantane ve geniş diyafram

gerekiyorsa makine flaşı otomatik olarak devreye sokup konunun aydınlanmasını sağlar.

Dahilî flaş otomatik moda portre, makro (yakın) ve gece moduna getirildiğinde direkt

devreye girer. Program modunda, enstantane öncelikli, diyafram öncelikli ve manuel modda

dahili flaş kullanıp kullanılmamasına ise siz karar vermelisiniz.

Haricî flaşların ayarı daha zor olmasına rağmen dahilî flaşlara göre daha kuvvetli ve

daha kullanışlıdır. Flaşların ışık ölçümü çoklu odaklama özelliğine sahip makinenin netleme

noktalarıyla bağlantılıdır. Genellikle doğru aydınlatmayı sağlar.

Programda, modunda flaşla çekim yapmak daha kolaydır ancak flaş senkronizasyon

hızına (1/60 gibi) sabitlendiği için koyu çıkmasına sebep olur. Diyaframı açmak arka planı

aydınlatmak için her zaman yeterli olmayabilir. Bunun için program modu yerine manuel ya

da diyafram öncelikli mod kullanarak sonuca daha iyi ulaşabilirsiniz.

4. NETLEME

4.1. Tanım

Konunun makineye olan uzaklığı değiştikçe, objektifin odak uzaklığında yapılacak

küçük değişiklikler, görüntünün film düzleminde net veya bulanık biçimde oluşmasını

sağlar. Objektifte bulunan bir halkanın makine veya kullanıcı tarafından döndürülmesiyle

yapılan bu işleme netlik ayarı veya metraj ayarı denir.

4.2. Önemi

Herhangi bir objektif ile bir nesnenin odaklaması yapılıp net görüntü bulunduktan

sonra, odaklama yapılan nesne, objektife yaklaştırılıp veya uzaklaştırıldığında bulunan

netliğin kaybolduğu kolayca görülebilir. Bunun sebebi, nesnenin

yaklaşıp uzaklaşmasıyla görüntünün her seferinde bir başka

düzlemde oluşmasıdır. Bir nesneye yapılan netleme nesnenin

makineye yakınlaşması ve uzaklaşması ile bozulmaktadır.

Böylece elde edilen keskin netlik bozulup, ya kırılmış görüntüler

hâline dönüşmekte ya da dairesel bir leke görünümü almaktadır.

Bu yüzden bütün makinelerde ister otomatik ister, manuel olsun

mutlaka netlik ayarı bulunmalıdır.

. Fokus ve konu mesafesi

Işık konudan paralel olarak gelir ve film düzleminde fokus olur. Objektif film düzleminde yakın olunca filmin arkasına fokus olur; bunu için objektif konu mesafesine yaklaştırılmalıdır. Objektifin ayarlanabilir fokus kontrolü olması görüntünün netliğini ayarlamamızı sağlar.

. Bölünme Dairesi

Bu çeşit karelemelerde görüntü eğer fokus değilse ortadaki dairede ikiye ayrılır.

Fokus olduğu takdirde görüntü tek bir hâl alır. Işık fokus olmadığı takdirde çift görüntü

yüzeyi belirir.Bu durum tek görüntü hâline geldiği taktirde görüntü film üzerinde fokus

olmuş demektir.

. Mikroprizma

Daire etrafındaki görüntü ayırıcı grup mikro prizmada gözükmektedir. Fokus

olmayan ışık parlayarak ve ayrılarak görülür. Tam olarak fokus olduğu takdirde sağdaki

şekilde görüldüğü gibi görüntü teke iner.

Fotoğraf makinesinin elde tutulması

Fotoğraf çekiminin birincil önceliği, net görüntülerin elde edilmesidir. Bunu

sağlamanın yolu da odaklamanın doğru yapılması ve sehpa kullanılmadan yapılacak

çekimlerde makinenin doğru tutulmasıdır.

Net görüntü elde etmeyi tehlikeye sokan en önemli durum; makinenin çekim anında

sallanması ya da titretilmesidir. Teleobjektif veya makro objektifler ile yapılan çekimlerde

bu tehlike daha da artar. Çünkü bu objektifler, en küçük titreşimleri bile büyük oranlarda

algılar ve görüntülerde giderilmesi mümkün olmayan netlik sorunları yaratırlar.

Normal odak bir objektifle yapılan çekimde, genel olarak 1/ 60 sn ve yukarı

enstantanelerdeki çekimler elle yapılabilir. Buna karşın, daha düşük değerler ile yapılan

çekimlerde mutlaka sehpa kullanılması önerilir. Sehpanın bulunmadığı bir ortamda düşük

değerler ile çekim yapmak zorunlu hâle geldiğinde; öncelikle makine düz bir zemine

konulmalı, bunun da mümkün olmadığı durumlarda fotoğraf çeken kişi bir duvara, ağaca,

direğe vb. gibi yerlere destek alacak şekilde yaslanmalı ve çekimi böyle yapmalıdır.

Bu sorunların yaşanmadığı çekimler yapılmak istendiğinde ise, görüntü kalitesinden

ödün vermek şartıyla, yüksek ISO filmler ve bunun gerektirdiği yüksek enstantane

değerlerinin kullanılması önerilir.

Elde yapılan çekimlerde aşağıdaki uyarılara dikkat edilmelidir

. Makinenin ağırlığı sol ele verilmeli, sol elin baş ve işaret parmaklan objektifi

kavranmalıdır.

. Sağ elin baş parmağı kurma kolunu, işaret parmağı ise deklanşörü kontrol etmelidir.

. Sol kol dirsek kısmından göğse yapıştırılmadır.

. Çekimden hemen önce soluk alınmalı ve tam çekim anında, soluk tutulmalıdır.

Makinenin elde tutulma biçimleri

4.3. Netleme Yöntemleri

Netliğin Ayarlanması

Görüntü netliği vizörden izlenerek yapılır. Makine ile çekilecek konu ne kadar

yakın olursa, objektif ile film düzlemi arasındaki mesafe de o kadar uzamış olur; bunun

tersi durumlarda ise mesafe kısalır. Sözgelimi, çekilecek bir konunun objektife yakın

olduğu durumlarda, objektifin üzerindeki halka döndürülerek objektif ileri doğru

uzatılmakta, bir başka deyişle film düzlemi ile objektif arasındaki mesafe arttırılarak

netliğin oluşması sağlanmaktadır.

Fotoğraf literatüründe, net olmayan görüntülere "flu" denilir. Bir fotoğrafa

büyüteçle bakıldığında görüntüyü oluşturan bütün noktalar net, eğer bu noktalar yaygın

halkalar şeklinde ise görüntü bulanık (flu) olarak kabul edilir. En sağlıklı netlik ayarı,

tek objektifli refleks makinelerin vizörleri ile stüdyo makinelerinin buzlu camları

üzerinde yapılır. Netleştirme olgusu başlıca iki grup altında toplanabilir:

. Vizorler aracılığla

. Basit optik vizörler ile

o Basit vizörle (tahmini metre ayarı veya simgelerle)

o Telemetreli vizör ile

. Refleks vizörler ile

o Basit refleks vizor ile (M/Manual)

o Otomatik netleme ile (AF/Auto Focus)

Basit Refleks Vizör (M/manüel) Makinelerde Netlik Ayarı

Objektiften gelen görüntülerin, prizmatik aynalar aracılığıyla vizöre doğrudan

gelmesinden ötürü “refleks vizör” adını alan bu sistemde, çekim anında vizörde görülen

görüntü, hiç bir değişikliğe uğramadan film düzlemine ulaşır ve böylece görülen ile çekilen

arasında hiç bir fark oluşmaz. Ayrıca, eğik ayna ile prizmatik aynalar arasındaki buzlu

camda (frensel lens) bulunan ve farklı kullanımlar için tasarlanmış olan çeşitli şekiller

(Micro prizma) fotoğrafçıya yardımcı olur. Bunlar, çekilecek konunun veya modelin netlik

ayarının yapılmasını daha da kolaylaştırır. Odaklama, objektifin en önündeki metrajlama

(mesafe) halkasının sağa sola doğru çevrilmesiyle yapılır.

Refleks Vizörlü Makinelerde Netlik Ayarı

Refleks tip vizörlü makinelerde, vizör aracılığıyla odaklama yapılıp görüntü en

keskin duruma getirildiğinde, objektifin metrajlama halkasında bulunan mesafe

göstergesinde, bu uzaklık metre ve feet cinsinden gösterilir. Bulunan bu rakam gerçek

mesafeyi doğru olarak göstermelidir. Yani, ölçülerek 3 metre uzakta olduğu belirlenen bir

nesnenin, vizör ile netlik ayarı yapılıp en net konuma getirildiğinde, metrajlama halkası

üzerindeki göstergenin de tam 3 metre uzaklığı vermesi gerekmektedir.Yeni tip refleks

makinelerin hemen hemen hepsinde bulunan manuel ayar yanında otomatik netleme

(AF/auto-focus) fonksiyonu bulunmaktadır.

Otomatik netleme (AF/auto-focus)

Bu sistem, tümüyle elektronik olan fotoğraf makinelerinde bulunur. Netlik ayarı,

çekilecek görüntü vizörün ortasındaki mikroprizmada en belirgin/ keskin oluncaya dek,

otomatik olarak objektifin hareketiyle yapılmakta ve en net konuma gelince, objektif

kendiliğinden durmaktadır. Yeni tip makinelerin hemen hepsinde çoklu netlik seçimi ayarı

bulunur. Sayısı makineden makineye değişen (3,5,7 gibi) siyah çizgili küçük karelerden biri

netleştirilmek istenen noktaya denk getirilerek seçildiğinde netlik ayarı otomatik olarak o

bölgeye yapılır. Eğer bu netlik karelerinden biri seçilmezse tüm kareler otomatik olarak

devreye girer ve genellikle öne yakın bölgede netlik yapar.

Gelişmiş fotoğraf makinelerinde birden çok netleme programı vardır. Bu programları tanımanız ve yerinde tercih etmeniz otomatik ayarda çalışırken doğru netleme yapmanızı sağlar. Bunlar makineler üzerinde genellikle One Shot AF, Al Servo AF, Al Focus AF ismiyle gösterilir.

 

. Tek Çekimlik (One Shot) AF

Sabit ve yavaş hareket eden objelere uygun bir programdır. Deklanşöre yarım

bastığınızda, objektif, aktif netleme noktasıyla belirlenmiş objeye odaklanır. Deklanşöre

yarım bastığınız sürece netleme sabit kalır. Objektif obje üzerinde netleme işlemini

başaramazsa, Tek Çekimlik AF deklanşörü harekete geçirmez.

. Al Servo AF

Hızlı hareket eden objeleri çekiyorsanız, ihtiyacınız olan Al Servo AF’dir. Deklanşöre

yarım bastığınızda, objektif obje üzerinde odaklanır ancak sabitlenmez. Bunun yerine,

objektif objeyi takip etmeyi sürdürür ve fotoğraf makinesi ile objenin arasında mesafe

değiştikçe netleme noktasını değiştirir. Obje net olmasa bile, deklanşöre istediğiniz zaman

basabilirsiniz.

. Al Focus AF

Bu program esas olarak Tek Çekimlik programdır, ancak fotoğraf makinesi hızlı

hareket eden bir obje algılarsa, otomatik olarak Al Servo AF programına geçer. Bazı fotoğraf

makinelerinde Al Servo AF programına yalnızca Al Focus AF yoluyla geçilebilir.

Fotoğraf makinenizi bir objeye çevirdiğinizde, görüntü muhtemelen netleme dışında

kalacaktır. Fotoğraf makinesindeki sensörler bütün görüntünün kontrastını ölçer ve objektif

netliğini değiştirir. Kontrast daha sonra tekrar ölçülür. Görüntüdeki bir obje en fazla

kontrastı gösterir. Fotoğraf makinesi bu şekilde objektifin hangi yöne odaklanması

gerektiğine hızlı bir şeklide karar verir ve en yüksek kontrast değerinin okunduğu objeye

odaklanır. Bütün bunlar saniyeden daha kısa zamanda olur.

Fotoğrafını çekeceğiniz obje sabit ise, tek Çekimlik AF ideal netleme programıdır.

Denklanşöre yarım bastığınızda netleme kilitlenecektir (sabitlenecektir). Obje

netlenmemişse, denklanşör hareket geçmez.

Deklanşör butonuna basılması ve denklanşörün harekete geçmesi arasında saniyeden

daha kısa bir gecikme vardır. Hızlı hareket eden bir obje bu sürede önemli mesafeler

kaydedebilir. Bazı modeller AF verilerini kullanarak objenin deklanşör gecikmesi sırasında

ne kadar mesafe kaydedeceğini tahmin eder ve netlemeyi bu gecikmeyi telafi edecek şekilde

ayarlar. Tahmini netleme Al Servo AF programında otomatik olarak çalışır. Makinenizi bu

program için ayarlamanız gerekmez.

Bu sistemde netlenecek noktanın uzaklığı yani odaklama işlemi,üç değişik tekniğin

kullanımıyla belirlenir:

Bunlar; kontrastı karşılaştırma, kızıl ötesi ışınlarla (infrared, IR) tarama ve ses

dalgalarıyla (ultrasonic) ölçüm sistemleridir.

Kontrastı karşılaştırma: Basit anlamda bu tekniğin isleyişi, telemetrelerin çalışma

prensiplerine benzer. Bu teknikte, netlik ayarının doğru yapılabilmesinin ön şartı,

görüntüdeki en önemli bölgenin yeteri kadar aydınlık olması gerekliliğidir. Görüntü hem

sabit hem de hareketli aynalardan yansıyarak ışığa duyarlı hücrelere eş zamanda gelmekte,

burada aydınlık ve karanlık bölgeler birbiriyle karşılaştırılmakta ve bu bölgelerin kontrastı

aynı duruma geldiğinde ise, objektif otomatik olarak durmaktadır. Bu sistemin en büyük

dezavantajı, kontrastı düşük görünümlerde hatalı sonuçlar vermesidir. Bir başka olumsuzluk

ise, ölçümün gerçekleştirildiği anda makinede çok hafif de olsa sallanma, sarsıntı vb. gibi

istenmeyen durumların meydana gelmesidir. Böyle bir durumda, netliği yapılacak nesnenin

görüntüsü duyarlı nokta üzerinden kaymakta, bu da ölçümün yanlış yapılmasına neden

olmaktadır.

Kızıl ötesi ışınlarla (IR) tarama: Bu sistemde, kızılötesi ışınlar (infra-red) bir

hücreden çekilecek olan konuya gönderilmekte ve konuya gidip oradan yansıyarak geri gelen

ışınlar da başka bir hücre tarafından algılanarak bir detektöre verilmektedir. Deklanşöre

hafifçe basmak sistemin çalışmasını başlatır ve detektörden en güçlü sinyal alındığında anda

objektif hareketini otomatik olarak durdurur. Hem gün ışığında hem de flaş gerektiren

karanlık ortamlardaki çekimlerde iyi sonuçlar veren bu teknik, cam, durgun su yüzeyi vb.

gibi yansıma yapan yüzeylerin bulunduğu ortamlardaki çekimlerde ise çoğunlukla hatalı

sonuçlar vermektedir.

Konudan yansıyan ve nakledici diodlar üzerine gelen ışınlar alıcı üzerine yansıtılır

ve IR (infra-red) sinyallerin en güçlü olduğu noktada netleme yapılır. Bu konuda sensörü

tetikleyen mekanizma durur.

Ses dalgalarıyla ölçüm: Bu ölçüm tekniğinde, insan kulağıyla duyulmayan ses

dalgaları (ultra-sound) konuya gönderilir, sinyallerin konudan ne kadar süre içinde geri

döndüğü bir devre tarafından ölçülerek aradaki mesafe buna göre belirlenmektedir.

Belirlenen bu uzaklık da, bir komut hâline dönüştürülüp objektifi çok hızlı hareket ettiren bir

motora gönderilir ve odaklama bu yolla yapılır. Bu tekniğin olumsuz yönü; ölçümün en

yakın noktaya göre yapılmasından ötürü, ön planda bulunan pencere, parmaklık vb. gibi

nesnelerin sistemi yanıltarak yanlış, odaklamaya yol açabilmesidir.

. Manuel Netlik Ayarı

Netlik iki sebepten dolayı kolayca yapılamaz. Bunlardan ilki, hareketli konuyla olan

mesafenin iyi ayarlanamaması, diğeri ise konunun hareket hızının yani birim zamanda aldığı

yolun doğru olarak tahmin edilememesidir. Bu iki sorunun üstesinden gelmek daha çok

deneyime bağlı olmasına rağmen; netliğin (metrajlamanın) modelin geçeceği bir noktaya

göre yapılması, hareketin vizörden takip edilmesi ve model tam o noktadan geçtiğinde

deklanşöre basılması en kolay yoldur. Bu şekildeki bir çekimle, hareketli konunun

dondurulmuş bir görüntüsü elde edilebilir.

Bütün mükemmelliğine rağmen otomatik netleme sistemlerinin yetersiz kalabildiği

durumlar olacaktır. Orta ve üst sınıf makinelerde bulunan manüel netleme ayarları, bu

durumlar için yapılmıştır. Genellikle, tek tuş üzerinden AF/MF değişimi yapılır ve LCD

ekran üzerinden netleme, kontrol edilir. Manüel netleme, otomatik netlemenin yerine

geçmez, ancak hareketli cisimlerin çekimlerinde otomatik netlemenin hareketi takip etmede

yetersiz kalması, netlik yapılmak istenen noktanın çok açık ve çok koyu olması, ışığın

yetersiz olması netleştirilmek istenen nesnenin netlik noktasına denk getirilememesi ve

kompozisyon oluşturmada yaşanan benzeri sorunlar sebebiyle manüel netleme yapmak

gerekir. Diyafram ve enstantane ile bağlı olarak kullanıldığında, manüel netleme ile

mükemmel ve ilginç neticeler elde edebilirsiniz.

 

. Metreyle ölçülerek yapılan netlik ayarı

Bu ölçüm tekniği, daha çok yakın mesafedeki nesnelerin çekiminde, özellikle de

makro çekimler yapıldığında daha başarılı sonuçlar verir. Çünkü çok yakın mesafeler içinde

çekim yapılırken, vizörün kullanılması pek mümkün olamaz. Burada dikkat edilmesi gereken

en önemli nokta ise konu ile makinenin arasındaki mesafenin ölçümünde, objektif değil de

film düzlemi baz alınarak ölçüm yapılması ve odaklamanın bu ölçüme göre kurulmasıdır.

4.4. Netleme Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

. AF moduyla (Auto Focus) az ışıklı ortamlarda netlik ayarı yaparken veya 5

metre daha uzak cisimleri netlerken çok belirgin olmayan bir bulanıklık oluşur.

Bu olumsuzluğu gidermek için eğer zoom objektif kullanıyorsanız konuyu

yakınlaştırarak netleyip netlik kilidini manuel konuma getiriniz. Sonra tekrar

eski açıya çevirerek çekiniz. Çekim konusu eğer en uzak netlik sınırında veya

uzağında ise, manuel netlemeyi, mesafe olarak “sonsuz” ayarına getiriniz.

. Çekim anında deklanşöre basılırken ayna hareketi ve parmak basıncı hızlı

enstantane ayarında pek sorun olmayan bu durum düşük hız ayarında makineyi

sarsarak görüntü kaymasına neden olur. Önlem olarak sehpa (tripod)

kullanılmalı, bu mümkün değilse mutlaka duvar, ağaç, masa gibi bir yerden

destek almalı veya perde kapanma sesi bitene kadar nefes almadan hareketsiz

kalmayı alışkanlık edinmelisiniz.

. Az ışık bir ortamlarda AF modunda çekim yapılırken çoğunlukla hatalı netleme

oluşur. Netlik noktası seçiminizi aynı hizadaki konunun en parlak noktasına

denk getirerek ayarlamalısınız.

. Hareketli konuların çekimi yapılırken makinenizi sürekli çekim moduna

getiriniz. Veya konunun gittiği yönün önündeki bir nokta önceden belirleyip

netledikten sonra, nesne tam o noktadan geçerken deklanşöre basmalısınız..

. Yakın plan çalışırken özellikle de makro çekimlerinde, mutlaka sehpa

kullanmalı ve olabildiğince hassas bir netlik ayarı yapmalısınız.

. Eğer, ASA, ışık, cisim hızı yeterliyse netlik hatasını azaltmak veya çok

uğraşmamak için, geniş alan derinliği veren diyafram değerleriyle çekim

yapmalısınız.

. Otomatik netleme sistemleri genelde dikey yapılanma ve çizgilere duyarlı

olduğundan çekilen cisimde sadece yatay çizgiler varsa zor netleme yapar.

Makineniniz biraz eğik tutarak netlemeye çalışınız. Ya da aynı mesafede

bulunan netlenebilir bir nesne üzerinden ayar yaparak netlik modunu manuele

getirip çekiminizi yapabilirsiniz.

. Aşırı yansıma yapan nesneler çekilirken AF sistemi yanılır. Doğru netlik

yapabilmek için aynı mesafede başka bir nesneye ölçüm yapıp netlik sabitleme

düğmesine basarak çekim yapınız. Ya da netlik ayarını M konumuna getirip

çekiniz.

Basit ve gelişmiş dijital fotoğraf makinelerinin üzerinde yer alan menü ve fonksiyon ayarlarını yaparak amaca uygun fotoğraf çekebileceksiniz.

. Dijital makine ile analog makinelerin ayar ve fonksiyon tuşları bakımından

benzer veya farklı yanlarının neler olduğunu karşılaştırarak araştırınız.

. Dijital makinelerin kaydetme yetenekleri bakımından filmli makinelere göre

avantajlarını araştırınız.

. Çektiğiniz görüntüyü çekim sonunda hemen görmenizin size sağlayacağı

avantajları arkadaşlarınızla değerlendiriniz.

. Dijital makine ile çekilen fotoğrafların hangi ortamlarda kullanabileceğini ve

üzerinde ne tür değişikliklerin yapabileceğini araştırıp bu konuda bir sunum

hazırlayarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

5. DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNELERİNDE MENÜ VE FONKSİYON AYARLARI

Fotoğraf makinelerinin objektifleri, vizörleri, örtücüleri fiziksel- mekanik; filmler,

kartlar, banyolar kimyasal öğeleri oluşturur. Bu öğeler dijital fotoğrafçılık için de geçerlidir.

Dijital fotoğrafçılık alanındaki gelişmeler fotoğraf makinelerinin karanlık kutu (film haznesi)

dışında makinenin temel parçalarında büyük bir değişikliğe yol açmamış ancak film, banyo

ve baskı aşamasında önemli değişikliklere yol açmıştır.

Bu bölümde daha çok dijital makine üzerinde yer alan menü ve fonksiyon tuşlarını

tanıyacak ve bunların hangisini hangi koşullarda kullanmanız gerektiğini öğreneceksiniz.

Dijital fotoğraf makinesi objektiften geçen görüntüyü, objektifin tam arkasında,

analog makinelerdeki örtücü perdenin film konulan yerine denk gelen noktadaki dijital

sensör (çip) üzerine kaydeden fotoğraf makinesi türüdür.

Geleneksel Makineler ile Benzer Özellikleri

Kompakt veya küçük gövdeli dijital fotoğraf makinelerinin, geleneksel makineler ile

birçok benzerlikleri vardır. Bu, özellikle çekim sırasındaki kullanım tarzında belli olur.

Pozlandırma, genellikle otomatik olarak yapılır. Gereksinim olduğunda, bir çok işlevi olan

dâhilî flaş devreye alınır. Mesafe (netlik) ayarı da, geleneksel makinelerdeki gibi yapılır.

Çoğu makinede zoom özelliği vardır ve deklanşöre basmak da, aynı tanıdık işlemdir; yani

önce konu seçilir, sonra tuşa basılır. Tam otomatik geleneksel ve aynı düzeyde donanmış

dijital makinelerin kullanım tarzı bu şekildedir. Ayrıntılar, her makinede farklı olabilir.

5.1.Geleneksel Makineler ile Farklılıkları

Geleneksel makinelerde film, aynı zamanda, algılayıcı ve depolama birimi olarak

görev yapmaktadır. Dijital makinelerde bu birimler, ayrılmıştır. Dijital fotoğraf

makinelerinde bunlara CCD –algılayıcı ve hafıza kartı, denir. Dijital “film”, 35 mm film

gibi, değiştirilebilir. Bazı dijital orta ve büyük format makineler hariç, ışık algılayıcı bir

CCD’dir; yani üstünde, kare düzenli olarak birçok ışığa duyarlı hücreni bulunduğu bir

plakadır. İşte bu ilk ve en önemli farktır; çünkü 35 mm filmin üstü ışığa duyarlı bir tabaka

(emülsiyon) ile kaplıdır. Resim farklı algılanır; geleneksel filmlerin ışığa karşı duyarlılığı,

CCD’nin çözünürlük algılama düzenlemesine benzetilebilir. Geleneksel filmin yükselen

duyarlılığı ile birlikte “grenlenmesi” artar. Elektronik resim algılayıcının çözünürlüğü de

aynı gelişimi gösterir: düşük çözünürlük iri grenler, yüksek çözünürlük ise ince grenler

oluşturur.

İkinci fark ise, resim depolama şeklidir. Geleneksel filmin emülsiyonu resim

depolama ünitesi olup bütün resim bilgilerini içerir. Dijital makinelerde ise, resim

bilgilerinin önce, resim algılayıcı tarafından hafızaya aktarılması gerekir ve bundan sonra

hafızaya kayıt edilir. Önemli fark olarak karşımıza çıkan, hafıza kartlarını çok defa

kullanabilmemizdir. Film, pozlandıktan sonra bir daha kullanılamaz ancak hafıza kartını

istediğiniz kadar silip tekrar doldurabilirsiniz; çok güzel bir avantaj!

5.2.Çalışma Prensipleri

En basitinden en gelişmişine kadar dijital makineler kullanımının diğer makinelere

göre birçok avantajı vardır. Her şeyden önce dijital makinelerin tüm menüsünü LCD (liguid

cyristal display) ekranına çağırarak burada istediğimiz ayarı yapma ve sonuçlarını hemen

görme imkânı bulursunuz. Menü içeriğini genel olarak çekim ayarları, dosyalama ve format

ayarları, resim izleme ayarları, makine sistem (fabrika) ayarları olarak dört gruba ayırabiliriz.

Temel makine ayarlarıyla ilgili olan çekim menüsünde resim kayıt kalitesi, AF çekim

hızı, poz ölçüm sistemi, ASA/ISO, white balance, (beyaz ayarı) üçlü çekim, üst üstte çekim,

flaş ayarı gibi fonksiyonlar bulunur. Çekim menüsünden sonra en sık başvuracağınız izleme

menüsünde ise resimleri gösterme, koruma, döndürme, silme kilidi gibi fonksiyonlar yer alır.

Belirtilen fonksiyonlarla ilgili yapılan her işlem LCD ekranına yansıyarak kullanıcıya

kontrol ve yönlendirme imkânı sağlar. Ekranda diyafram, enstantane, ASA, metraj, flaş

ayarları ile bellek kartında kalan boş alan ve bataryanın doluluk oranı, pozometre sistemi,+/-

pozlama (exposure) modu gibi öğeler görünmektedir. Bir işlemden diğerine geçerken

tercihlere uygun simgeler ekrana taşınır.

Ayrıca her işlem bir simge ile gösterilir. Bu simgeler LCD ekranına yansıyarak seçilen

işlemin ne olduğunu belirler. Seçilen işlemin yanında bazı işlemlerin simgeleri ekranda

sürekli kalır. Örneğin, flaş, diyafram, enstantane, bellek kartında kalan poz sayısı, batarya

durumunu gösteren simgeler sürekli ekranda görünür.

5.3.Menüdeki Simgelerin Anlamları

Yukarıda da anlattığımız gibi her işlemin bir simgesi vardır. Bu simgeler Her ulustan

kullanıcının anlayabileceği biçimde şekillendirilmiştir. Örneğin ekrana çiçek simgesiyle

gösterilen makro yakın çekim için kullanılmaktadır. Makro aynı zamanda etkin dijital tele

foto mod için de kullanılmaktadır. Bu modla zoom kullanmadan resimler genişletilebilir.

LCD ekranında zikzak şeklinde veya şimşek çakması olarak simgelenen şekille flaş

gösterilir. Flaş kullanılmak istendiğinde ekrana bu simge alınır. Zamanlayıcı (self timer) da

kronometre simgesiyle görüntülenmektedir. Yine zamanlayıcı moduyla çekim süresi

ayarlanarak otomatik çekim gerçekleştirilebilir. Bu işlem için fotoğrafı alınacak obje veya

ortamın çerçevesi belirlenir. Deklanşöre basılır 10- 12 saniye içerisinde makine fotoğrafı

çeker. Ayrıca ölçülen poz simgesi (AWE) olan (+) ve (-) işaretiyle çerçevelenen görüntünün

ışık miktarının ayarlanan diyafram ve enstantane değerine uygun olup olmadığı görülebilir.

Aynı şekilde seri fotoğraf simgesi de ekrana yansıtılarak bu yönteme makine hazır hâle

getirilebilir. Bu yöntem seçilip deklanşöre basıldığında parmağınızı kaldırmadığınız süre

içinde görüntü arka arkaya seri olarak makineye kaydedilir.

 

5.4.Bellek (Fotoğraf Depolama Kapasiteleri)

Dijital fotoğraf makinelerinde çekilen fotoğrafların aktarıldığı dâhilî bellek dışında

kapasite arttırmak için kullanılan harici bellek kartları bulunmaktadır. Bu makinelerin

bellekleri ne kadar büyük olursa hafızasına alacağı fotoğraf sayısı da o kadar fazla olur.

Belleğin yetersiz kalması durumunda ek bellek kartı kullanılabilmektedir. İlk dönem

makinelerde bellek kartlarının kapasiteleri arttırılamazken günümüzde belirli bir aralıkta

farklı kapasitede kartlar takılabilmektedir. Birkaç yıl öncesinde kapasiteleri en fazla 64MB

(megabayt) olan ve ancak 30 kadar kaliteli görüntü kaydedilebilen bellek kartları artık

4GB’a (gigabayta) kadar yükselmiştir. Dijital makineler genellikle tek tür kart kullanacak

biçimde üretilmektedir. Fotoğraf makinelerinin çoğunluğunda içerisinde özel yuvalara takılıp

çıkarılabilen taşınabilir kart şeklindeyken bazı fotoğraf makinelerinde bilgisayar sürücüsüne

yerleşebilen disketler kullanılır. Fotoğraf makinelerinin aldığı görüntüyü depolayan, aşağıda

birkaç örneğini gördüğünüz bu kartların en yaygın olanları Compact Flash, Memory Stick,

Smart Media ve Micro Drive’dır. Genel olarak hepsi aynı işlevi görür ve Micro Drive

dışındakiler PC uyumludur. Bu kart makineye hafıza artırımı sağlar. Ayrıca çekilen

fotoğraflar makine olmadan bilgisayara takılarak fotoğrafların aktarılması sağlanır.

Farklı tipte flash depolama ürünleri ve flash kartlar bulunmaktadır:

. Compact Flash (CF) kartlar

. Multi Media kartlar (MMC)

. Smart Media (SM) kartlar

. Secure Digital (SD) kartlar

5.5. Çözünürlülük

Piksel, resim öğesi anlamına gelen Picture Element sözcüklerinin kısaltılıp

birleştirilmesiyle elde edilmiştir. Mega sözcüğü ise milyon anlamına gelmektedir. Dijital

fotoğrafın kalitesi, kapasitesi ve çözünürlülüğü “piksel” ile belirlenir. Piksel dijital ortamda

görüntüyü oluşturan en küçük parçadır. Farklı bir deyimle görüntünün depolandığı en küçük

noktacıktır. Dijital fotoğraf makinelerinin görüntüyü kaydeden algılayıcı kısmının boyutu

mega piksel olarak ifade edilir. Mega piksel sayısı arttıkça algılayıcının yakaladığı bilgi de o

oranda artar ve bu sayede görüntü de büyür. Fotoğraftaki piksel sayısı ne kadar fazlaysa

fotoğraftaki ayrıntılar da o kadar kolay görülebilir. Ayrıca görüntünün kalitesi yüksek

çözünürlülükle ifade edilir. Yüksek sayıdaki piksel, özellikle baskı için gereklidir. Yani

yüksek çözünürlüğe sahip bir fotoğraf hem kaliteli ve tüm detayların ve renklerin

görünmesini sağlar hem de çekilen fotoğrafların büyük ebatta basılırken görüntü kaybına

uğramasını önler. Dijital makinelerde yatay piksel sayısı ile dikey piksel sayısı çarpımı

çözünürlülüğü verir.

Örneğin yatay piksellerin sayısı 2.160, dikey piksellerin sayısı ise 1.440 olan bir

cihazda çözünürlülük değeri iki sayının çarpımı olan 3.110.400 piksel yani 3,1 mega

pikseldir.

Çekimlerde yüksek piksel kullanabilmen için çözünürlülüğünün yüksek olması veya

yüksek kapasiteli bellek kartının olması gerekir. Eğer bunlar mümkün olmazsa; bu durumda

çok sayıda ve orta kalitede görüntü elde edebilmek için standart bir çözünürlülük

kullanılabilirsiniz. Çözünürlülük, çekilen fotoğrafın kullanılacağı ortam için önemlidir.

Örneğin, fotoğraf internet ortamında kullanılacaksa çözünürlülüğün çok da yüksek olmasına

gerek olmayabilir. Hatta bilgisayar ortamında saklanacak fotoğrafların pikselinin yüksek

olması durumunda; bilgisayar belleğinde fazla yer kaplayacağından düşük pikselli

çekilmesinde yarar vardır. Yalnız, çekilen fotoğrafın pikselini sonradan değiştirme şansı

bulunmamaktadır. Çözünürlülüğü artırmanın tek yolu fotoğrafın görüntü boyutunu

küçültmektir. Ancak düşük çözünürlülüğe sahip fotoğrafın görüntü boyutunu büyütme

imkânı hiçbir hâlde olamaz.

 

Çözünürlülük CCD piksel sayısı olarak da açıklanır. Etkili piksel sayısına gerçek resim

çözünürlülüğü de denir. Bazı makineler interpolasyon yaparak resim çözünürlülüğünü suni

olarak artırabilirler. İnterpolasyon; fotoğrafın oluşum işlemine geçirilmesi esnasında ebat

olarak büyütülmesidir. Örneğin, 1024 x 768 gerçek çözünürlülüğe sahip bir dijital kameranın

1280 x 960 çözünürlülükte fotoğraf çekmesi veya 4 milyon piksellik bir CCD’ ye sahip

dijital kameranın 6 milyon piksellik bir fotoğraf oluşturması gibi.

Çözünürlülük fotoğrafın büyüklüğü kadar kalitesini de etkiler. Çekilen fotoğrafın

kullanım amacına göre pikseli olmalıdır. Örneğin e- posta veya Web ortamında kullanılacak

fotoğrafların 0.2 mega piksel olmasında fayda vardır. Baskısı yapılacak 10 x 15 cm

ebadındaki bir fotoğrafın 0.4 mega piksel olması gerekir. 15 x 20 cm için 1 mega piksel, 20 x

25 cm için 2 mega piksel, 28 x 36 cm için 3 mega piksel, 50 x 75 cm için 4 mega piksel,

daha büyük ve kaliteli fotoğraflar için en az 5 mega piksel ve yukarısı gerekmektedir

5.5.1.Dijital Fotoğraf Makinesinin Çözünürlüğü

Çözünürlük, dijital fotoğrafın yatay ve dikey sıklığını belirten ölçüdür. Ölçü birimi

olarak resim noktaları veya piksel kullanılır. Merceklerin ve CCD algılayıcının iyi

olduklarını varsayarsak, çözünürlük ne kadar yüksek olursa, fotoğrafın veya baskının görsel

olarak bıraktığı izlenim, o kadar iyi olur.

“Çözünürlük zenginliği” kavramını, geleneksel fotoğrafçılıktan tanıyoruz. Burada da,

farklı çözünürlüklerden söz edebiliriz: Yüksek duyarlı filmler “iri grenli” olurlar ve daha

düşük çözünürlüğe sahiptirler; düşük duyarlı filmlerde ise tam tersidir.

Dijital makinelerde en çok kullanılan çözünürlükler değerleri şunlardır:

320 x 240 = 76.800

640 x 480 = 307.200

1024 x 768 = 786.432

1280 x 960 = 1.3 milyon

1600 x 1200 = 2.1 milyon

2048 x 1535 = 3.3 milyon

2272 x 1704 = 4.1 milyon

2560 x 1920 = 5.0 milyon

3024 x 2016 = 6.0 milyon

4256 x 2848 = 12.1 milyon

Dijital fotoğrafların kalite seviyeleri ve gereksinimleri, ortam ihtiyaçlarına göre

belirlenir.

 

Fotoğraf 5.3. Dijital fotoğraf

Dijital makinelerle elde edilen görüntüler ister hareketli, isterse durağan olsun

ekrana yansırken ekran belleğinin bit değeri önemlidir. Örneğin 640 x 480 piksellik bir ekran

görüntüsü 16 renk olarak kullanıldığında temsil ettiği 16 renk dışında kalan renkleri bu 16

rengin içinde yer alan en yakın renge dönüştürür.

5.6. White Balans (Beyaz Ayarı)

Bir kâğıda farklı ışık kaynakları altında baktığınızda farklı renklere büründüğünü

görmüşsünüzdür. Öğlen gördüğümüzde farklı, bulutlu havada gördüğümüzde farklı, akşam

gün batımında gördüğümüzde farklı tonlar aldığını görürüz. Biz onun sürekli beyaz

olduğunu biliriz, ama ortamdaki ışık kaynağının ona kattığı bir ekstra renk değeri vardır.

Örneğin evin içinde yanan sarı bir lamba, dışarıdan bakıldığında hafif yeşilimtırak ya da buz

beyazı havasındadır. Ama aynı ortamda ampul kullanılırsa, bu defa sarımtırak bir hava sunar.

Dijital fotoğraflar küçük piksellerden oluşur. Görüntü büyütüldüğünde belli sayıdaki

piksel artmadığı için sağdaki fotoğrafta olduğu gibi nois denilen bulanıklık oluşur.

 

Fotoğraf 5.4. Fotoğrafta beyaz ayarı

Birinci fotoğrafta tungsten ışığı altında beyaz ayarı yapılmadan, ikinci fotoğrafta beyaz ayarı

yapılarak çekim yapılmıştır.

İşte tüm bu “ışık kaynağı farklılıkları”, objelerin gerçek renklerini hayli değiştirir ve

bu ortam sıcaklığı dikkate alınmadan yapılan çekimlerde, bazen insanların yüzlerinin

bembeyaz, mavimsi, yeşilimsi, bazen de olduğundan çok daha sarı, sıcak, hatta kırmızıya

çalan bir hâlde olduğunu görmüşsünüzdür. Aslında bu renk farklılaşması çok daha fazla

olduğu hâlde ön bilgilerimiz ve görme alışkanlığımız sebebiyle bunu pek hissetmeyiz.

Filmler ve dijital sensörler ise bu farklılaşmayı fazlasıyla algılar ve fotoğrafa yansıtır.

Nesnelerdeki renk değişikliğinin sebebi doğal ve yapay ışık kaynaklarının her birinin kelvin

değerlerinin (renk ısıları) farklı olmasıdır. Kelvin değeri düştükçe ışık rengi kızarır Arttıkça

mavileşir. (Işık modülünde ayrıntılı olarak anlatılacaktır) Bu özellik halojen, spot ve normal

suni ışık kaynaklarında ve günün farklı saatlerinde gözlenebilir. Ayrıca farklı kaynakların

karışımından oluşan ışıkları da göz önünde bulundurmalısınız.

Bazı Işık Kaynaklarının Kelvin Değeri:

Mum Işığı 1800K – 2200 K

Ateş 2500K - 3500K

Alacakaranlık - 4000K

Florasan 4000K - 4800K

Güneş Işığı 4800K - 5400K

Bulutlu Gün Işığı 5400K - 6200K

Gölgelik Bölge 6200K - 7800K

Dijital makinelerdeki beyaz ayarı çekim yapılan ortamlardaki ışık kaynaklarının

değişmesi sonucu oluşan bu renk farklılıklarını düzenlemek ya da başka bir renk oluşturmak

ve fotoğrafın istenilen nitelikte görünmesini sağlamak amacıyla konulmuş bir özelliktir.

Günümüzdeki birçok makine, ortamdaki renk sıcaklığını kendisi tespit edebilmektedir. Bunu

da, en beyaz kareyi baz alarak yapar ama eğer ortamda bunu sağlayacak bir renk dağılımı

yoksa, otomatik beyaz dengesi doğru yapılamayabilir. Bu sebeple, renklerle uğraşıp ışık

kaynaklarına aşina oldukça, renk dengesini sizin kurmanız daha doğru bir tercih olacaktır.

Beyaz ayarını çekim yapmadan önce ayarlamalısınız. Işık türü tespit edildikten sonra

menü açılır. Yön tuşları veya seçme tuşuyla menü içinden özelliği seçilir. Ok ya da SET

tuşuna basılarak açılan sayfadan istenilen ışık türü seçilip onay verilir. Farklı bir ışık

kaynağında çekim yapacaksanız işlemi tekrarlamalısınız.

Aşağıda muhtelif ışık sıcaklık değerlerinin Kelvin değerleri yer almaktadır.

5.7. Dosya Formatları

Dijital ortamda fotoğraf çekebilmek, kimyasal fotoğrafları taramak ve bu fotoğrafları

sıkıştırarak bilgisayara aktarmak formatlanmış olmaları gerekir. Dijital makineleri bu işlemi

çekim sırasında yapar. Aşağıda tanıtılacak olan format türlerinin en yaygın olanı ise

JPEG’dir.

Fotoğraflarda çok büyütülmedikçe gözle çok zor görülebilen bazı kayıplar

oluşturmasına karşın diğerlerine göre yer ve zaman avantajı sağlaması sebebiyle tercih edilir.

JPEG formatında, sıkıştırma kalitesi seçilebilmektedir ancak JPEG, sürekli okunup

yazıldıkça veya yeniden kaydedildikçe biraz daha fazla kalite kaybettirir. Bu yüzden,

fotoğraflarınız üzerinde foto editörleri aracılığıyla oynama yaparken, orijinallerini muhafaza

etmeli, aynı JPEG’i defalarca kaydetmek yerine, bunu önce kayıpsız bir formata dönüştürüp,

çalışmaları onun üzerinde yapmalı ve son aşamada JPEG’e geri dönmelisiniz.

Kayıpsız olan formatlardan en yaygın olanı ise TIFF formatıdır. En eski ve en yaygın

TIFF’ ten başka kayıpsız formatlar da vardır. Örneğin PNG gibi. TIFF, artık fazla yer tuttuğu

için pek önerilmiyor ama yaygınlığı sebebiyle, çok yerde kullanılıyor.

En büyük yer tutan format ise BMP formatıdır ve bu format basit dosyaları devasa

boyutlara getirebilir.

Çektiğiniz fotoğrafları bilgisayara aktardıktan sonra aşağıdaki format türlerinin

özelliklerine bakarak karar verebilirsiniz. (Format ayarlarını nasıl yapılacağını Bilgisayarda

Fotoğraf Düzeltme modülünde bulabilirsiniz.)

. Görüntü Formatları

Makinenizin çektiği fotoğrafları bilgisayara aktardıktan sonra, aşağıdaki format

türlerinin özelliklerine bakarak görüntüleri hangi formatta kullanacağınıza karar

vermelisiniz. (Format ayarlarını nasıl yapılacağını Bilgisayarda Fotoğraf Düzeltme

modülünde bulabilirsiniz.)

. GIF

Graphics Interchange Format (GIF) dosyaları internet üzerinde oldukça yaygın

kullanılan bir formattır. Az sayıda renk içeren (1 ila 8 bitlik) dokümanlarda oldukça iyi

sıkıştırma sağlaması, animasyonlarda zamanlama ve farklı boyutlardaki resimleri bir arada

tutma desteği, saydam renk tanımlanması bu formatı popüler yapan sebeplerinden sadece bir

kaçıdır. Ancak Photoshop gibi resim işleme programlarının çoğu GIF formatının tüm

özelliklerini kullanamamaktadır. Bu sebeple bu format ile çalışırken sıklıkla başka

programlara gereksinim duyulmaktadır. Gerçek renk desteği yoktur. GIF resimleri sıralı veya

sırasız kaydedilebilmektedir. Ayrıca dosya ile birlikte metin kaydedilebilmektedir. Sıralı GIF

dosyaları yükleme esnasında satır satır gelerek resim bitiminden önce nasıl olacağıyla ilgili

ipucu verir.

. JPEG

The Joint Photographic Experts Group (JPEG) formatınının en sık kullanılan bir

format olduğunu belirtmiştik. JPEG veya JPG formatının özelliği gerçek renk değerlerini

içermesidir. Bu yüzden fotoğrafik yani grafiksel olmayan görüntülerin gösterilmesinde GIF

formatına üstünlüğü vardır. JPEG sıkıştırma yöntemi görüntünün algılanması için elzem

olmayan detayları etkili bir şekilde bulup atan ve dosyayı şekilde sıkıştıran bir format

olduğundan, yani kayıplı formatlar arasında sıralanır. Yok edilen detay miktarı ve sıkıştırma

oranı arasında orantı olduğundan bu dengeyi iyi korumak gerekmektedir. Daha fazla

sıkıştırma daha fazla detay kaybı daha az sıkıştırma daha büyük dosya demektir. Bu dengeyi

en iyi şekilde değerlendirecek olan insan gözüdür. Bu sebeple bir dosyanın kopyası JPG

olarak kaydedildikten sonra açılıp tekrar değerlendirilmelidir. Kaybedilen detayların geri

getirilmesi söz konusu olmadığından dosyanın bir kopyasını kayıpsız bir yöntem ile

korumakta fayda vardır. Her kaydediliş sırasında kayıp miktarı arttığından JPG dosyaları

sadece son işlerin yaratılması için kullanılır. Ara kademelerde kullanılmaları uygun değildir.

Maximum kalitesi göz tarafından orijinalin aynısı gibi görünmesine rağmen yine kayıplar

mevcut olacaktır.

. BMP

Paint programı görüntüleri bu formatta işler.Paint programının BMP dosyaları çok az

bir farklılık gösterir. BMP formatı 1–24 bit arasında değişen bir piksel derinliğini içerebilir.

Sıkıştırma seçeneği başlangıçta bulunmamakta idi. Opsiyon olan bu sıkıştırma görüntüde

detay kaybına yol açmaz, yani kayıpsız sıkıştırma yöntemlerindendir. BMP formatı alıcı

bilgisayarında Paint'den başka görüntü programı bulunmadığı durumlarda kullanılır.

. Raw

RAW değişik bilgisayarlar ve işletim sistemleri arasında bilgi iletimine izin veren

esnek bir formattır. Kanal sayısı, her kanaldaki piksel derinliği dosya uzantısı ve başlık

bilgileri tanımlanabilir. Kayıt sırasındaki parametre bilgileri açmak amacıyla dosyayı alan

kişiye verildiğinde RAW dosyaları kolaylıkla açılabilmektedir.

. TIFF

Tagged-Image File Format (TIFF) formatı farklı işletim sistemleri ve uygulamalar

arasında kayıpsız ve esnek bir dosya değiş tokuşunu sağlaması sebebiyle tüm çalışmalar için

uygun bir format olarak bilinmektedir. TIFF'in desteklediği birçok sıkıştırma vardır. Bunlar

arasında en çok kullanılan kayıpsız LZW sıkıştırma yöntemidir. TIFF ayrıca çok sayıda alfa

kanalını desteklemektedir. Kayıt sırasında fotoğrafın kullanılacağı işletim sistemi olarak PC

veya Mac seçilebilmektedir. TIFF dosyaları ikili dosya, indekslenmiş renk, gerçek renk

RGB, CMYK, Lab gibi nerededeyse tüm biçimlerini destekler. TIFF dosyalarında katman

desteği bulunmaz.

 

5.8. Dijital Makinede Pozlandırma

 

Gelişmiş dijital makinelerde poz seçenekleri otomatiktir. Bu özelliğe sahip makineler

çekim sırasında ışığın miktarını algılar ve poz ayarını otomatik yapar. Ortamın ışığının

yetersiz kalması durumunda ister otomatik isterse manuel olarak flaşı devreye sokar ve

istenilen nitelikte pozlandırma yapılabilir. Yani, ya makine otomatik olarak ortamı yeterince

aydınlık gösterecek diyafram ve enstantane değerini ayarlar ya da flaşı devreye sokarak

dengeyi sağlamaya çalışır. Makinenin poz ayarını otomatik kullanmak için çerçeve ayarı

yaptıktan sonra deklanşöre yarım basıp bir süre basılı tutunca yeşil sinyal ışığı yanar,

ardından deklanşörden parmağı kaldırmadan çekim tamamlanır. Sinyal ışığı makinenin

çekimini analiz ederek odaklanmayla poz ayarı yapıldığını belirtir.

5.8.1.Pozlandırma Ölçümü / Yönetimi

Dijital fotoğraf makinelerinin çoğunluğunda pozlandırma, merkez ağırlıklı TTL

(objektif içinden ölçüm) yöntemi ile ölçülür ve yönetilir. Orta ve üst sınıf makinelerde

enstantane ve/veya diyafram ayarlarını belirlemek mümkündür.

5.8.2. Pozlandırma Dengelemesi

Bir çok geleneksel makinede olduğu gibi dijital makinelerde de, pozlandırma

dengeleme veya pozlama telafi ayarı vardır ve çoğunlukla “+/- 3EV” olarak verilir. Otomatik

çekim yaparken pozometre yanılgılarını düzeltmek için kullanılır. Genellikle -3 ve +3 durak

arasında az ya da çok pozlamayı sağlar.

5.8.3.Dijital Makinelerde Enstantane Diyafram Ayarı

Yakın zamana kadar üretilen dijital fotoğraf makinelerinde diyafram ve enstantane

ayarları ancak otomatik olarak yapılırken günümüzde öncelikli modlarla ve manuel olarak da

ayarlanabilmektedir. Filmli AF makinelerle diyafram ve enstantane ayarı bakımından hiçbir

farkı bulunmamaktadır.

 

5.9. Diğer Ayarlar

5.9.1.Flaş Ayarı

Flaş, uzun süre birçok fotoğrafçının kullanmakta tereddüt ettiği bir ekipmandı. Film ile

fotoğraf çekimlerinde ayrıca sonucu çok sonra görebilmeniz gibi bir zorluk daha vardı.

Aslında bugün otomatik flaş iyi çalışmakla birlikte, eğer çok deneyim sahibi değilseniz,

sonuçları önceden tahmin etmek yine de çok zordur. Bu sebeple birçok fotoğrafçı, hiç flaş

kullanmaz. Veya çok az kullanılır. Hâlbuki flaş önemli bir yardımcı malzemedir. Çünkü flaş

bazen çok yardımcı olabilir, yalnızca karanlıkta değil gündüz bile fotoğrafa özel bir anlam

katmak için kullanılabilir.

Fotoğraf makinesi, yeterince aydınlık olduğunu ya da flaşa gerek olmadığını düşünse

de siz flaşın gerekli olduğunu görüyorsanız flaşı makinenin rızası olmasa da kullanmanızı

sağlayan bir seçenek hep vardır. Çok aydınlık olmayan bir ortamda fotoğraflarını çektiğiniz

kişilerin göz kapakları sonuna kadar açıktır ve bu durumda flaşın göz retinasından yansıması

sonucu kırmızı gözlü arkadaşlarınız olur. “Kırmızı göz önleme” sistemi ise, esas flaş

patlamadan önce bir dizi küçük flaş patlatılır ve böylece fotoğrafı çekilen kişilerin hafifçe

göz irisinin (bebeğinin) küçülmesine neden olur.

5.9.2.Flaş Senkron Ayarını Yapmak

Likit kristal ekranı (LCD) olan bir dijital fotoğraf makinesi ile flaşı kontrol altına

almak artık çok kolay. Çekim yapıp hemen sonucu görerek, gerekirse ayarı

değiştirebilirsiniz. Neredeyse bütün dijital fotoğraf makinelerinin, gövde dahilinde olan

flaşları vardır. Bu flaşın birçok işlevleri bulunmaktadır. Artık standart olan aç/kapat işlevinin

yanında otomatik flaş, kırmızı-göz azaltıcı etkinlik, zorunlu flaş ve flaş ışığının gücünü

ayarlamak gibi işlevler birçok makinede bulunmaktadır. Dahilî flaşların rehber sayısı

genellikle 10 –12 civarındadır. Flaş senkron ayarı flaşın kaç enstantanede patlayacağını

belirleyen ayardır. Senkron değeri makineye göre değişir. Dijital SLR makinelerde genellikle

program otomatik senkron mod da iken 1/60 – 1/200 enstantane hız aralığında çalışır.

Makine çoğunlukla da düşük enstantane hızını seçer.

Manuel çekim modunda iken 30 saniye ile 1/200 hızlarından birine elle ayarlanabilir.

Elle senkron ayarı otomatik modlara göre daha geniş ve yaratıcı çekimler yapmanızı sağlar.

Örneğin, gece şehir manzarası önünde bir portre çekerken hem kişiyi hem de manzaranın

detaylarını göstermek istediğinizi varsayalım. Otomatik ayara dokunmazsanız makineniz

kendini 1/60 gibi yüksek enstantane hızına ayarlar.

Aşağıdaki fotoğrafta da olduğu gibi ilgili portre flaş ışığının etkileyebileceği bir

mesafedeyse aydınlık çıkar. Ancak şehir manzarası çok koyu çıkar. Her ikisinin de

detaylarını gösterebilmeniz için makinenizi tripoda ya da sağlam bir yere sabitleyip düşük

bir enstantene hızı seçmelisiniz.

Ayrıca flaşın aydınlatma mesafesini belirlediğiniz ASA hızı, objektifinizin odak

uzaklığı ve mekânın açık ya da kapalı olmasının belirlediğini unutmamalısınız.

Makinenizin kullanım kılavuzundan ilgili bölümü dikkatlice okuyarak amacınıza

uygun flaş sekron ayarını yapınız.

5.9.3.Üst Üste Çekim Yapmak

Üst üste çekim aynı fotoğraf karesi üstüne birden fazla görüntünün yerleştirilmesi

işlemidir. Kompakt makinelerin bazı üst düzey modelleri, mekanik refleks modellerin büyük

bir bölümü ve AF refleks modellerin orta ve üst düzeydeki modelleri ile üst üste çekim

yapılabilir.

Üst üste çekim, diğer fotoğraf makinelerinde (AF ya da motorlu olanlarda), makine

üzerindeki “Multiple Exposure (ME)” düğmesi ya da “iç içe geçmiş iki dikdörtgen” simgesi

ile gösterilen düğme sayesinde gerçekleştirilir. Bu düğmeye basılı tutarak, üst üste kaç

görüntü çekmek istiyorsanız bu değeri belirlemelisiniz. Belirlediğiniz değer kadar çekim

yaptıktan sonra film ilerleyecektir. Üst düzey dijital fotoğraf makinelerinde de yine bu

şekilde özel bir düğmeye basarak rakam girmeniz ya da ilgili menüde yer alan bölümü

seçmeniz gerekir.

Üst üste kaç kare çekeceğinize karar vermek, bu işin en kritik aşamasıdır. Genelde üst

üste iki kare ile yetinilir, ama 3, 4, 5 ya da daha fazlasını da deneyerek, görüntülerin birbirini

nasıl etkilediğini görmekte büyük yarar vardır. Görüntüleri üst üste bindirerek birbirleri

arasında ilişki kurmak, hem belgesel hem de deneysel olarak ilgi çekici sonuçlar doğuran bir

anlatım yöntemidir. Her ne kadar görüntü işleme programlarının yaygınlaşmasıyla, bu tür

etkiler bilgisayar ortamında kolaylıkla yapılabiliyorsa da, işi kaynağında bitirerek görüntüleri

aynı kare içinde bir araya getirmek hâlâ işlevselliğini koruyan bir çekim tekniği olmaya

devam ediyor.

Üst üste çekilecek olan görüntülerin açık ya da koyu tonlar içermesi de çok önemlidir.

Açık tonlu görüntüleri üst üste çekmemelisiniz; çünkü bir görüntüdeki açık tonlar diğer

görüntüyü ezecektir. Ezmekten kasıt, diğer görüntünün algılanabilirliğini azaltmasıdır.

Olabildiğince koyu tonlu görüntüleri üst üste çekmek daha iyi sonuç verir. Ya da bir

görüntüdeki açık tonların diğer görüntüdeki koyu tonların üzerine düşmesini sağlamak

gerekir. Böylece çok karmaşık olmayan, anlaşılır sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Geldik üst üste pozlamanın en çok hata yapılan kısmına. Pozlama, üst üste çekimin en

problemli aşamasıdır. Tek bir görüntü çekiyormuş gibi ışığı ölçüp görüntüleri üst üste

çekmemelisiniz. Filmin (ya da CCD’ nin) üzerine düşecek olan “toplam ışık” miktarı

önemlidir. Ton/parlaklık değerleri birbirine yakın görüntüler söz konusuysa, yapılacak iş

daha kolay. Üst üste iki kare çekecekseniz, iki görüntüyü de birer stop az pozlamanız

gerekir. Bu işlemi, filmin ışığa duyarlılık ayarı olan ASA’yı (ISO) değiştirerek de

yapabilirsiniz. Örneğin 100 ASA film kullanıyorsanız, çekimden önce ASA’yı 200’e

getirerek ışığı ölçmeli ve bu değerde çekim yapmalısınız.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var.Bazı konuları üst üste çekerken herhangi

bir poz düzeltmesi yapmaya gerek duyulmaz. Zemini tamamen koyu renk olan görüntüleri

üst üste çekerken poz düzeltmesi yapmaya gerek yoktur. Yani her konuyu, ölçtüğünüz

değerde çekmeniz yeterlidir. Buna en iyi örnek gece fotoğraflarıdır. Bir gece fotoğrafı

üzerine tek başına büyük bir ay yerleştirmek istediğinizde, her iki görüntünün de zemini

koyu renk olduğundan birbirlerini etkilemeyeceklerdir.

5.9.4.Dijital Makinelerin Ayarlanmasıyla İlgili Tavsiyeler

. İlk kez kullanacağınız hafıza kartını kullanmadan önce mutlaka formatlayın. Bu

işlemi yapmadan kullanırsanız çektiğiniz fotoğraflar kaybolabilir.

. Hafıza kartlarını makineniz açıkken çıkartmayınız. İçindeki bilgiler zarar görüp

kartınız bozulabilir. Çoğu makine hafıza kartının kapağını açınca makineyi

kapatır. Yine de buna dikkat edilmelidir.

. Çekim yapmaya çıkmadan önce bir poz deneme çekimi yapınız. Herhangi bir şey

eksik ya da problemliyse bu yolla tespit edip düzeltebilirsiniz.

. Bazı dijital fotoğraf makineleri preview özelliklidir, çekilen fotoğrafı OK tuşuna

bastıktan sonra hafızaya kaydeder. Buna dikkat etmezseniz fotoğraflarınız

kaydolmaz.

 

. Amacınıza göre çekim kalitesini değiştirerek belleği verimli kullanmanız için

çözünürlük (Quality) ayarı yapmalısınız. Eğer web sitesi tasarımı veya e-posta eki

için çekim yapıyorsanız düşük kalite (ekonomi) ayarını, fotoğraf baskısı için

çekim yapıyorsanız yüksek kalite (best) ayarını, arşivlemek için çekim

yapıyorsanız normal ayarını kullanabilirisiniz.

. Menü ayarlarıyla oynayıp kameranın ayarlarını içinden çıkılamayacak kadar

bozduysanız, setup menüsünden reset fonksiyonunu kullanarak makinenizi fabrika

çıkış ayarlarına getirebilirisiniz.

. LCD parlaklık ayarınızı güneşli ortamlarda yükseltiniz. Karanlık ortamlarda

parlaklığı düşürerek bataryayı tasarruflu kullanabilirsiniz.

. Bataryadan tasarruf etmek için makinenizi kapalı tutarsanız açana kadar

çekebileceğiniz fotoğrafları kaçırabilirsiniz. Bu gibi durumlarda makine açık LCD

kapalı konumda tutularak vizörden çekim yapılmalıdır.

. Kameranızı açık unutup bataryanın tamamen boşalmasını önlemek için setup

menüsündeki auto power off fonksiyonu devreye sokulmalıdır.

. Çekimlerinizde digital zoom özelliğini mümkün olduğu kadar kullanmayınız.

Digital zoom çekim kalitesini düşürmektedir. Dilerseniz daha sonra bilgisayarda

görüntüyü büyütüp digital zoom elde edebilirsiniz.

. Kamera vizörü yanında kırmızı veya yeşil yanan ışıklar vardır bunlar kameranın

netleme işleminin, otomatik ayarlarının veya flaşının hazır olup olmadığını

gösterir. Eğer kırmızı yanıyorsa çekim yapmayıp yeşil yanana kadar

beklenmelidir.

. Bir objeyi yarım metreden daha yakın bir mesafeden çekiyorsanız, makinenizde

makro fonksiyonunu aktif hâle getiriniz. Makro aktifken LCD ekranda bir çiçek

resmi görürsünüz. Artık istediğiniz kadar yaklaşabilirisiniz.

. Kameranızda Auto focus ile ilgili ayarlar bölümünde AF Area seçeneği varsa bu

ayar sayesinde fotoğraf karesinin herhangi bir alanını netleştirerek çekim

yapabilirisiniz.

. Net fotoğraflar çekmek ve titremelerden etkilenmemek için yüksek enstantane

değerleri ile çekim yapınız. Çoğu makinede bu değer 1/60 değerine ayarlıdır.

. Işığın az olduğu koşullarda enstantane ve diyafram değerini düşürünüz.

Makinenizde ISO ayarlama özelliği varsa ISO değerini biraz yükseltiniz, çok fazla

yükseltmek görüntü kirliliğine sebep olabilir. Makineyi titretmemek için

dirseğinizi vücudunuza dayayabilir, kapı pencere pervazlarına dayanabilir; masa,

kitap gibi nesneleri sehpa niyetine kullanabilirsiniz.

. Flaşınızın kaç metreye kadar aydınlattığını bilirseniz doğru pozlama yaparsınız.

Haricî flaş kullanıyorsanız kullanım kitapçığının özellikler bölümünden Flash

Guide Number (GN) (flaş kullanım kılavuz değerini öğrenip bu değeri

kullandığınız diyafram değeri (f) ile bölerseniz flaşınızın kaç metreyi

aydınlatabildiğini öğrenirsiniz.

. Örnek: GN değeri 10 olan bir makine ile 1.8 diyafram değeri ile 10/1.8=5.5 metre

uzaklığa kadar flaşlı çekim yapabilirsiniz.

. Karanlık ortamlarda flaş kullanıldığında gözler kırmızı çıktığını görmüşsünüzdür.

Bunun sebebi göz bebeğinin karanlıkta büyümesidir ve flaşın gözün arka

tarafındaki ağ tabakasını aydınlatmasıdır. Bunu önlemek için flash menüsünden

Red Eye Reduction fonksiyonunu aktif hâle getiriniz. Bu fonksiyon aktive

edildiğinde LCD’ de göze benzeyen bir sembol görünecektir. Kırmızı göz

engelleme aktifken deklanşöre basıldığında flaş önce birkaç kez çakacak ardından

çekim yapılacaktır. Bunun amacı çekim öncesi göz bebeğini küçültmektir. İlk flaş

çaktığında çekim yapıldı zannedip pozisyonunuzu bozmayınız.

. Bazı durumlarda ışık az ama ortam güzeldir. Flaş ortamın bütün büyüsünü

bozabilir. Çünkü flaş aktif hale getirildiğinde enstantaneyi genellikle 1/60 a taşır

ve uzak yerlerin karanlık çıkmasına neden olur. Böyle durumlarda flaşı iptal

ederek çekim yapınız. Ayrıca flaşlı bir deneme de yapabilir, güzel olmayan pozu

silebilirsiniz.

. Portre çekimlerinde çekilecek kişinin arkasında güneş varsa yüzlerin karanlık

çıkmaması için mutlaka flaşı kullanınız.

. Gece çekimlerinde flaşı kullanırken makinenizi gece moduna getiriniz.

. Örneğin arkada ışıl ışıl bir gece manzarası önde ise arkadaşınız. Doğrudan flaşla

çekerseniz arkadaki manzara fotoğrafta koyu görünür. Flaş kullanmazsanız

şimdide arkadaşınız koyu ve sarsıntılı çıkar. Makine gece moduna getirildiğinde

perdeyi arkadaki manzarayı pozlayacak kadar açık tutar kapanmadan hemen önce

flaş çakarak arkadaşınız da manzaranın içine dahil eder. Bu teknikleri denemeyi

alışkanlık haline getiriniz.

. Kar ve Kum gibi açık rengin neredeyse tüm kadrajı doldurduğu durumlarda

otomatik ışık ölçümü hata yapar. Bunu telafi etmek ve çekmek istediğiniz

konuların kara lekeler olarak değil de gerçek renklerle görünmesini istiyorsanız,

bir iki stop pozlama telafisi yapınız. Yani +/- şeklinde gördüğünüz EV ayarını

duruma göre +1 yada +1.5 yapınız.

. Güneşin tam tepede olduğu saatlerde çiğ ve dik açılı bir ışık olduğu için bu

saatlerde çekilen fotoğraflar sanıldığı gibi güzel olmayacaktır. Öğle saatleri

dışında ışığın yatay olduğu saatler çekim için daha uygundur.

. Eğer bilgisayarınıza fotoğrafları aktarırken sabit diskinizde dosya kopyalar gibi

rahat biçimde çalışmak istiyorsanız, harici hafıza kartı okuyucusu edininiz.

Fotoğraf makinenizin hafıza kartını seyyar hafıza olarak da kullanabilirsiniz.

. Çektiğiniz fotoğrafların kaliteli olarak en fazla hangi boyutta basılacağını fotoğraf

çözünürlüğünü 60'a bölerek bulabilirsiniz.

. Örnek 1: 800x600 800/60=13 600/60=10 Maximum 10X13 ebadında fotoğraf

baskısı yapabilirsiniz.

. Örnek 2: 2048x1536 2048/60=34 1536/60=25 Maximum 34x25 ebadında fotoğraf

baskısı yapabilirsiniz.

Baskı Ebatları İçin Hesaplama Tavsiyesi

Baskılarda iyi neticeler alabilmek için ne kadar resim-noktasına ihtiyaç vardır?

Aşağıdaki bilgiler minilab baskıları için geçerlidir. (Püskürtmeli yazıcılar için değil.)

1.3 mil. Piksel ------->> 9 x 13 cm

2.1 mil. Piksel ------->> 10 x 15 cm

3.3 mil. Piksel ------->> 13 x 18 cm

©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme