|
SAHNE TASARIM
Bu soruya cevap vermeden önce neden sahne dekoru değil de, sahne tasarımı sorusuna cevap aramamız gerektiği kanısındayım. Batı da sahne resmi, sahne dekoru olarak günümüz anlayışına uygun olarak orta çağda başlayan bu sanat dalı, 19.yüzyılda en parlak ve görkemli devrini yaşamıştır.
20. Yüzyılda gelişen teknolojinin sahnelere uyarlanmasıyla oluşturulan sahne mekaniği görselliğin yanı sıra illüzyonu da devreye sokarak seyircinin şaşkın ve hayretli bakışlarla, yaratılan bu yalancı dünyaları ilgi ile seyretmesini sağlamıştır.
Sahne dekoru başta resim ve mimari olmak üzere bütün plastik sanat dallarını bünyesinde toplayan, ancak işlevi, yazarın yazdığı drama metnine uygun, sahnede gerekli aksiyonu sağlayacak mekanları yaratmak olan bir sanat dalıdır. Ancak günümüzde gelişen ve değişen diğer sanat dalları gibi yeni bir yapılanmayla işlevine devam etmektedir.
Artık sahne tasarımcısının iyi bir ressam, yeterli mimari ve sanat birikimi olmasının yanı sıra yaşadığı ülke ve dünya toplumlarının sorunlarına duyarlı, aktüel ve sosyal kültürel birikimi de iyi bir sahne tasarımının ortaya çıkmasında önemli bir etken olmaktadır. Artık o salt dramatik metne uygun ve görselliği ön planda bir sahne dekoru değil, sanatçının sanatsal yorumu ve duygularının ifadesiyle zenginleşmiş ve anlam kazanmış sahne tasarımıdır.
Sahne Tasarımı Açısından: GÖRME ve Gözün İşlevi
Gözün yapısı ve işleyişi nasıldır?
İnsan için ışığın ne,nasıl bir şey olduğu,algılanması göz ve görme yoluyla sağlanır. Göz yapısı ve işleyişi bakımından bir fotoğraf makinesine benzer.Yapısı karmaşıktır. Güneş ışığının parlaklığını algılayabildiği kadar, kilometrelerce uzakta yanan bir mum ışığını da algılayabilir.
Işıklama tasarımı açısından ele alındığında,tasarımcının gözün yapısının ve algılama koşullarının neler olduğunu bilerek,uygulamasını buna göre yapması gerekmektedir. Bu hem kendisinin sahneye ve sahnedeki nesnelere ne şekilde ışık uygulayacağını bilmesi, hem de seyircinin oyunu izlerken gördüğünü,oyunun gelişimi içinde, yaşam koşullarına ve psikolojik algılamasına uygun şekilde tasarım yapmasını gerektirmektedir.
Gözün tabakaları nelerdir?
Göz küre şeklinde iç içe üç tabakadan oluşur. Bunlar sırasıyla
A.Sert tabaka veya göz akı
B.Damar tabaka
C.Ağ tabaka veya Retina olarak adlandırılır.
Işıklama açısından gözün önemi nedir?
Işıklama açısından önemli olan bölüm, gözün Ağ tabaka veya Retina denilen bölümüdür. Ağ tabakaya geçmeden önce gözün diğer tabakaları hakkında kısa bilgi verelim.
Göz akı-Sert tabaka:
Gözün en dışında bulunan kalın ve sağlam bir tabakadır. Gözü korur. Göz akının arka tarafında görme sinirlerinin çıkmasına yarayan bir delik bulunmaktadır. Göz akı ön tarafta biraz tümsekleşmiştir. Bu kısım cam gibi saydamdır ve ışık buradan girer.
Damar tabaka:
Sert tabakanın altında bulunur. Gözü besleyen kan damarları bu tabakada bulunur. Damarların arasında bu tabakayı siyahlaştıran hücreler bulunmaktadır. Bu nedenle damar tabaka, gözün karanlık odası olarak ifade edilebilir. Damar tabaka, göz akının saydam kısmına rastlayan yerde düzleşir, renkli bir perde halini alır. Bu perdeye İris denilmektedir. İris değişik renklerde olabilir. İrisin tam ortasında Gözbebeği denilen delik bulunur. Bu delik kaslarla küçülüp büyüyebilir. Göze çok ışık geldiğinde gözbebeği küçülür, ışık azaldığı zaman büyür. Araştırmalarda ilgi duyulan nesneye bakıldığında, kişinin kendisiyle ilgilenildiğinde göz bebeğinin büyüdüğü saptanmıştır. İrisle sert tabakanın tümsekleştiği yerde bir boşluk bulunur. Bu boşluk cam gibi parlak ve duru bir su ile doludur. Buraya Ön Oda denir. Burası bir mercek görevi görmektedir. Göz bebeğinin arkasında ona dayalı mercimek biçiminde sert bir cisim vardır. Buna da Göz Merceği denir. Göz merceği bir cismin görüntüsünü tam ağ tabakanın üzerine düşürebilmek için incelip kalınlaşabilir.Yakındaki cisimlere bakarken kalınlaşır, uzaktaki cisimlere bakarken incelir ( Mercek sürekli kalın kalıyorsa yakın görüş-Miyopluk, ince kalıyorsa uzak görüş-Hipermetropluk ortaya çıkar. Göz küresi tam yuvarlak olmazsa bu durumda yatay ve dikey düzlemler net olarak görünmez. Buna Astig-matizm denir ). Göz merceği dış bükey mercek biçimidir. Dış bükeylik derecesinin azalıp çoğalması Göz Uyumu olarak isimlendirilir.
Ağ tabaka
Gözün siyah-beyaz ve renkli film görevini yapan tabakasıdır. Çok ince bir zar görünümündedir. Kalınlığı 0.2-0.5 milimetre arasındadır. Bu tabakada ışığa duyarlı iki eleman vardır.
1.Çomaklar
2.Koniler
Ağ tabakanın en duyarlı bölgesi merkeze yakın bir çöküntü şeklindedir. Bu kısma Merkez Çukuru veya Sarı Leke denir. Sarı Lekenin genişliği 1020' dir. Burada yalnızca koniler bulunur. Görme sinirlerinin göze girdiği yerde çomak ve koni bulunmaz, bu nedenle buraya Kör Nokta denir.
Bir cismin iyi görünebilmesi için: Gözlem doğrultusunun, merceğin düğüm noktası ile sarı lekeden geçmesi gerekir. Bu eksene Görme Ekseni denir. Görme ekseni ile optik eksen arasında 30-70 açı bulunur. Çomaklar ve Koniler ağ tabakanın damar tabakaya bakan bölümünde bulunur.
Çomaklar : İğne şeklinde hücrelerden yapılmış olup daha çok sarı lekenin dışındaki bölgelerde bulunur. Bunlar renk ayırtdedemezler. Yalnızca düşük aydınlık izlenimlerini alırlar. Karanlıkta görmeyi sağlarlar. Çomaklarla oluşan görmeye gece görmesi ( Skatopik Görme ) denir.
Koniler : havuç ya da çam kozalağına benzemektedirler. Orta ve yüksek aydınlık değerlerinde çalışırlar. Ayrıca renkli görmeyi sağlarlar. Koniler daha çok sarı leke çukurunda bulunmaktadır. Konilerle oluşan görmeye Gündüz Görmesi ( Fotopik Görme ) denir.
Çomaklar renk izlenimlerini almamakla birlikte kısa dalga uzunluklu ışıkları, yani yeşil ve mavi renkleri konilere oranla daha kuvvetli, uzun dalga uzunluklu ışıkları, yani sarı ve kırmızı renkleri daha zayıf değerlendirdiklerinden, çeşitli renkleri değişik aydınlıklarda alırlar. Bu olaya Purkinje Olayı denir.
Mavi ve kırmızı renkli iki alan gündüz incelendiğinde,gündüz aydınlığında koni görmesi olacağı için her iki renk eşit duyarlılıkta algılanır. Gece ise çomak görmesi devreye gireceğinden aydınlatma alanı yavaş yavaş karartıldığında kırmızı alan da yavaş yavaş aydınlığını kaybeder. Mavi alan ise rengini kaybetmesine karşın aydınlığını kaybetmez ve uzun süre renksiz, açık ya da koyu gri renkli görünmeye devam eder. Gözün bu türlü algılaması nedeniyle aydınlık yüzeyi az olan yerlerde genel aydınlatma için sarımtırak ampul yerine yeşilimtırak ampul kullanılması daha uygundur.
Zamana bağlı olarak gündüzleri renklerin olduğu gibi algılanmasına karşın, gece gözün yapısından kaynaklanan algılama hatasının en aza indirilmesi için, ( Daha sonraki bölümlerde ışık renkleriyle ilgili açıklamalarda da bahsedileceği gibi yeşil renk ortada olmak üzere kırmızı, turuncu, sarı renkler gibi uzun dalga uzunluklu renkler skalanın sol tarafında, mavi, lacivert, mor renkler gibi kısa dalga uzunluklu renkler skalanın sağ tarafında yer alırlar ). Karanlıkta kısa dalga uzunluklu renkler daha fazla algılanabildikleri için yeşilden mora kadar olan renklerin kullanılması daha uygundur.
Gözün algılaması nasıldır?
Işık ve cisimler ele alınarak inceleme yapıldığında şu sonuçlar ortaya çıkar.
1.Bir cisim gözden ne kadar uzaktaysa - Cismin göze göründüğü açı ne kadar küçükse - o cismin görülebilmesi için parıltısının da o oranda büyük olması gerekmektedir. Eğer bir ışığın parıltısını yükseltmekle istenilen sonuca ulaşılamıyorsa o zaman cismin yüzeyini büyütmek gerekir.
2.Bir ışık kaynağı ne kadar büyük ve kaynak göze ne kadar yakınsa kamaşma tehlikesi vardır.
3.Ani sinyaller ve flaş ışıkları gibi kısa süreli ışık uyarımlarının etkili olması için yoğunluklarının da büyük olması gereklidir.
Öğle güneşinin yüz bin lükslük aydınlık şiddeti ile mehtabın 0.25 lükslük aydınlık şiddeti arasında göz her iki durumda da görevini yapar. Gözün değişik aydınlık şiddetine uyumuna 'Adaptasyon' denir. İki türlü adaptasyon vardır : Karanlık ve Aydınlık adaptasyonu. Karanlık adaptasyonu oldukça yavaş olur. Karanlık adaptasyonunun en yüksek süresine bir saat sonra erişilir.
Sağlam bir gözün geçici etkilerle,geçici olarak etrafındaki cisimleri göremez hale gelmesine 'Kamaşma' denir.Eğer gözün görme alanındaki parıltı çok büyükse göz kamaşır.Buna direkt kamaşma denir.Kamaşma parıltısı çevre parıltısına bağlıdır. Çevre parıltısı yüksekse kamaşma çok olur.Kuvvetli kamaşma gözü yorar.
Işık kaynağı ile aydınlatılan yüzey arasında bir ya daha fazla engel bulunursa aydınlatma yüzeyinde 'Gölge' oluşur.Tam karanlık gölgelere koyu gölge,tam karanlık olmayan gölgelere Yarı gölge denir.
Görme
Görme organı iki göz,görme sinirleri ve beyindeki görme merkezinden oluşur. Görme olayı ışığın göze gelmesiyle başlar.Gözün ağ tabakasında yutulan ışık, impuls-lar oluşturur. Bunlar görme merkezine iletilir.Görme merkezinde biraraya getirilen impulslar yorumlanıp karara bağlandıktan sonra ruhsal bir olay olan algı oluşur ve görme olayı tamamlanır. Yorumlamada belleğin önemi büyüktür.
GİYSİ TASARIM
Sahne Kostümleri Üzerine Değinmeler...
Sahne Kostümü, görsel sanat sahnelerinde ya da kamera önünde bir gösteriyi sunarken giyilen giyimler ve aksesuarlardır.
Gösterilerde çoğu zaman önemli bir görsel unsuru yerine getirirler.
Her oyunda seyirciye yansıyan kostüm tasarımı aysbergin görülen kısmıdır.
Oysa yapılan iş hiç de öyle kolay, çarçabuk yapılabilinen bir iş olmadığı gibi, klâsik terzilik hiç değildir.
Dışardan bakılınca kimileri çok kolay bende yaparım ya da eleştiririm demesine karşın işin içine girildiği zaman, zorlukları daha iyi anlaşılacaktır.
Sahne Kostümünü tasarlarken, oyuncunun oynadığı role göre rahatını sağlamak çok önemlidir. Oyuncu çok hareketli bir rolü oynuyorsa giyiminin tekniğini ve kullanılan malzemenin hafifliği onu çok rahatlatır. Kostümü tasarlarken onun uygulamasının ve korunmasının nasıl gerçekleşeceğini kesinlikle göz ardı etmemek gerekir.
Böyle bir bilgi birikimine zaman içinde deneyimle sahip olunsa da, genç tasarımcıların, şimdiden dikkat etmesi gereken önemli bir işleyiş gerçeğidir.
Erkek oyuncular, genellikle kadın oyunculara göre daha rahat kostüm taşırlar ve biz kostümcülere daha saygılıdırlar, üstelik teşekkür etmesini de bilirler. Onlar için daha zayıf görünmek gibi bir sorun olmadığı için zorluk çıkartmazlar. Sahne üstündeki bazı kadın oyuncular, oyunculuğun yanısıra fiziksel görüntüleri ile de sorunu yaşamayı çok sevmezler ve sizi çoğu zaman sihirli değnek olarak görürler. Hatta kimisi sizi kendi özel terzisi bile sanıverir. Arasıra size sormadan kostümü kendine uyarlayıvereni de olur.
Bu gibi durumlarda iyi bir kostümcü olmak her zaman yeterli olmayabilir. Çok sabırlı olmak sizi daha üstün vasıflı bir kostümcü yapar.
Kostüm tasarımı, eleştirel gözlere göre çoğu zaman kendi misyonunun dışına taşar, hanım köşe yazarlarının kimileri ( kostümün kullanımı, korunması projenin bütünü v.b..) etmenleri göz ardı eder, onu giyim olarak değerlendirir ve eleştirmeye yeltenirler. Bu tür durumlarda bizim yazarın, eleştirmenin kimliğini iyi bilip ona göre algılamamız gerekir.
Kostümcülük sanatına gönül veren gençlerin, giyim kuşam tarihi bilmenin yanısıra, dönemin tavır ve görenekleri hakkında bilgili olmaları, uygulamanın yapıldığı gösterinin dramaturjik yapısını irdelemeleri açısından büyük önem taşır. Dramaturjik yapı, size kostüm tasarımını gerçekleştirmek için, yardımcı olan öğelerin başında gelir.
TİYATRO IŞIĞI
Her şeyden önce ışıklandırma yaparken neleri kontrol edebildiğimizi görelim.
Yoğunluk kontrol altına alınabilir. Işık kontrol sistemleri genellikle bir kontrol masası ve “kısıcılar” tarafından yoğunluğu kontrol etme imkanı vermektedirler. Bu cihazlar kullanılan ışıkları açıp kapamanın yanında parlaklık ayarlarının da yapılmasını sağlarlar.
Renkleri kontrol edebiliriz. Her sahne aydınlatma cihazının ön kısmında oldukça geniş bir renk paletinden seçerek kullanabileceğimiz renklerin yerleştirildiği bir soket bulunur.
Yön kontrol edilebilir. Uygun fiziksel konum seçilir ve ışık açısının doğru olacağı yere aydınlatma cihazı yerleştirilir.
Işığın düştüğü noktadaki özelliği, büyüklüğü ve şekli kontrol edilebilir. Farklı ışık cihazları değişik ayarlama teknikleri kullanırlar. Uygun ışık cihazının seçilmesi sahne üzerinde uygun ışığın elde edilmesini sağlar.
Işık değişimleri kontrol edilebilir. Kontrol masası sayesinde oyun içinde bir resmin yansıtılmasından tutun, farklı ışıkların kullanılması mümkündür.
Işık kaynağı genellikle çeşitli optik sistemleri ve bir lambayı içine alan türlü mekanizmalarla ışık açısının ayarlanabildiği cihazlardır. Bu sistemler için kullanılan uluslar arası kelime “luminaire” (ışık kaynağı). Sahnede kullanılan ışık kaynaklarına ise “lantern” (lamba) denilmekte ve sahne kullanımı için düzenlenmiş ışık kaynağı anlamına gelmektedir. Amerika’da ise bu terimler yerine “instrument” (cihaz) terimi kullanılmaktadır.
Farklı tipte olsalar bile tüm ışık kaynaklarının bir çok ortak özelliği vardır. Hepsinin ön kısmında renklendirme yapılabilmesi kullanılan bir soketi vardır. ayrıca tüm ışık kaynakları farklı tekniklerle de olsa dikey (tilt) ve yatay (pan) ayarlama imkanına sahiptirler. Fakat ışık kaynakları ürettikleri ışık çeşidi, şekli ve boyutu söz konusu olunca farklılıklar gösterirler.
TİYATRODA TEKNİK VE ÖNEMİ
Tiyatroda teknik bölümler sahne üzerindeki sanat uygulayıcılarına destek vermek açısından çok önemlidir, diyebiliriz ki sahne sanatlarının görselliği ve işlevselliği tekniğe bağlıdır.
Bir oyunun perde açmasına kadar yapılan çalışmalar ve oyunun perde açtıktan sonraki çalışmaları olmak üzere iki şekilde değerlendirebiliriz teknik bölümü.
Bir oyunun sahne üstüne çıkana kadar yapılan atölye çalışmaları
Öncelikle yapılacak oyunun Dekoratör ve Kostümcü tarafından hazırlanmış olan çizimleri ve dekor maketleri oyunun Rejisörü ile Genel Sanat Yönetmenine sunulur. Proje burada onaylandıktan sonra yukarıda belirtilen teknik birimlere sırasına ve önemine göre iş başı verilir. Bu projenin işlemesindeki baş sorumlular Dekoratör ve kostümcülerdir, onlar adına yardımcıları olan Realizatörler iş takiplerini ve realizasyonlarını yaparlar. Bütün bu imalat ve yapım aşamasında sahnelenecek oyunun teknik çalışmalarının takibi ve sorumlusu da Sanat Teknik Müdürlerdir.
SAHNE ÜSTÜ VE SAHNE ARKASI TİYATRO TEKNİĞİ
REALİZATÖRLER
Yapılacak oyunun maket aşamasından atölyelere girişiyle beraber proje takibi uygulamaları realizatör tarafından yapılır. Atölye aşamasından önce realizatörler yapılacak dekor yada kostüm için gerekli olacak malzeme araştırması yapar, numuneler toplar ve onay alındıktan sonra satın almacılara(ayniyat) malzeme örnekleriyle beraber devrederek alımını sağlar. Gelen malzemelerin atölyelerde işlenmesi ve uygulamasından sorumludur. Atölye çalışmaları bittikten sonra sahneye çıkan dekor ve kostümlerin oyun başlayana kadar ki süreçte eksiklerini yada olabilecek değişikliklerini yapar. Oyun perde açtıktan sonra geçen zaman içindeki yıpranmaları ve eksilmeleri, tamiratları aslına uygun olarak yaptırır.
Atölyede işi biten dekorun sahne üstü çalışmaları
Dekorun kurulacağı sahnenin öncelikli olarak tanımını ve ideal ölçülerini belirtelim:
İdeal sahne ölçüleri ana perdenin bulunduğu Portal (Sahne ağzı) Genişliği 10metre yüksekliği 5 metre civarında olmalıdır. Sahne ağzından orkestra çukuruna 3-4 metre olmalıdır ve orkestra çukur genişliği,uzunluğu,asansör yada kapaklı olması binanın fiziği ile bağlantılıdır. Sahne içi genişliği 12-14 metre arasında, derinlik 12-16 metre olmalı. Sahne iç yüksekliği 15-20 metre olmalı. Denge ağırlık sistemli manuel barlar olmalı, bar araları 50cmile 70 cm arasında olmalı, sahne arkasında siyah bir fon ve sağ sol kulislerde 200cm genişlik olmak üzere karşılıklı en az 5 er sıra siyah diagonel kadifeden kulis perdesi olmalı. Fon arkasında gerekli durumlarda kullanılmak üzere açık renkte sema perdesi bulunmalı. Sahnenin ortasında çapı 1o metre civarında döner sahne bulunması uygun olur, yerine göre döner sahne yerine asansör sahne sistemleri de kullanılmaktadır. Portelin iç tarafında bir ışık köprüsü sahne içi ışıkları için bulunmalıdır. Dekor barlarının bazılarında ışık barları bulunmalıdır. Sahnenin ana perdesi düz kadifeden ve genelde koyu renklerden olur, arkası astarlı ve 1/3 katlamalı olmalıdır. Perde sistemi manuel olmalı, raylı, halkalı, rulmanlı olmak üzere çeşitli teknikleri vardır. Sahnenin seyirci arkasına gelen kısmında ışık ve efekt odaları bulunmalıdır, bu mekan efektör ve ışıkçıların sahneyi en iyi şekilde görecekleri bir yer ve konumda olmalıdır. Salon ve sahne akustikleri en uygun şekilde sağlanmalı, dışardan salona ve sahneye gelecek yabancı seslerin duyulması engellenmelidir.
Sahne zemini birinci sınıf ladin,köknar, meşeden, fırınlanmış olmalı, kiniş geçmeli ve genişlikleri 10cm den fazla olmamalı, sahne iyice sistire edildikten sonra koruma cilası pinotex sürüldükten sonra su bazlı ceviz boya ile boyanmalıdır.
SAHNE ÜZERİ TEKNİK EKİPLERİ
a- Sahne makinistleri
b- Sahne aksesuarcıları
c- Sahne teknisyenleri
d- Perdeci
e- Suflör-suflöz
f- Efektör
g- Işık uzmanı
h- Sahne sorumlusu
i- Sahne terzileri
j- Sahne kunduracısı
Sahneye ilk defa gelen dekor dekoratör ve realizatörü tarafından teknik ekiple planına uygun olarak kurulur. Dekor kurulduktan sonra dekorun üzerine ışık tasarımcısının hazırlamış olduğu plana göre ışıkları verilerek ışık odasında bulunan ışık masasına kaydedilir. Yönetmen son düzenlemeleri yaptıktan sonra oyunun ışığı bitmiş olur. Bu ışık malzemeleri gösteri sanatları için üretilmekte olan özel spot ve ampüllerden oluşmaktadır. Bunlar oyunun ihtiyaçlarına göre sayısal olarak arttırılır, yenilenir. Spotların önlerinde renk kasetleri bulunmaktadır oyunun özelliğine göre bu renk kasetleri spotlara takılarak renklendirilir.
Provalar başladıktan sonra oyundaki efekt ihtiyacına göre efekt sesleri verilir ve oyun içindeki kayıtları yapılır.
Sahne terzileri giydiriciler atölyelerde yapılan kostümleri sanatçılara giydirir. Provadan ve oyunlardan sonra gardroplarda saklanmasını ve temizliğini, bakımını sağlar.
Sahne kunduracısı yapılan ayakkabı, terlik, çizme vs. sanatçıların giyebileceği şekilde hazır olmasını, bakımını, temizliğini yapar.
Perdeci ana perdeden sorumludur ve perde aralarını, final perdelerini yapar. Provalardan ve oyundan önce perde sistemlerini kontrol eder bakımını yapar.
Suflör yada suflöz provalar ve oyun boyunca oyunculara repliklerini hatırlatmak üzere sahne içinde yerlerini alırlar, olduğunca alçak sesle replik verirler.
Sahne aksesuarcıları dekor içinde kullanılan aksesuarların yerlerini işaretler ve hep aynı yerde olmasını sağlarlar, oyun içindeki yiyecek, içecek gibi iaşelerin takiplerini yapıp oyun öncesi hazır olmalarını temin ederler. Aksesuarlar genelde masa, sandalye, bardak, kap, vazo, tablo, vs dekor kadar büyük olmayan, taşınabilir nitelikteki objelerdir. Bunların oyun için temininden, bakımından aksesuarlar sorumludur.
Sahne sorumluları provalarda ve oyunlarda dekor,ışık, efekt, aksesuar, perdecinin hazır olmasını sağlar, sahne üstü tekniğinin sevk ve idaresinden sorumludur. Oyun yada provalarda teknik olarak doğacak aksaklıkları Sanat Teknik Müdürlerine bildirirler.
|