|
Neden Her İnsanın Sesi Farklıdır ?
İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz 'merhaba' deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.
Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzun-salar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajla-I n ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişle-P rimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.
Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.
Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.
Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile 'P' ve 'B', dudak ve dişleri ile 'F' ve 'V, dilin ön kısmı ile 'T' ve 'D', dilin arka kısmı ile de 'K' ve 'G' seslerini çıkarıyorlar.
Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe'mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.
İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir
Seslerin Sınıflandırılması
Ses sanatçıların işlenmiş ve yerleşmiş sesleri bir takım sınıflara ayrılır. Aynı sınıftaki sesleri birbirine benzeyen tarafları olur. Bu benzeyişler genişlik, renk ve hareketlilik bakımlarından olabilir. Her ses bağlı olduğu ses sınıfında olması gereken ses genişliğine, renge ve özelliklere sahip olmalıdır..
Seslerin Sınıflandırılması
Bu sınıflan genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:
Erkek seslerinde bas, bariton, tenor. Bu gruplarda bir takım ikinci derecede gruplara ayrılırlar.Saadet tkesus’un ‘Ses Eğitimi ve Korunması” adlı eserinde ses sınırlan aşağıdaki şekillerde belirlenmiştir.
Bas: En kalın erkek sesidir. Bas proford, basbuffo ve yüksek bas olarak üçe ayrılırlar.
Bas profond: Sesin rengi çok koyu, volümlü, pesleri kuvvetlidir. Çoğunlukla sahnede ciddi dramatik roller söylerler.
Bas buffo: Renk bakımından daha az zengindirler. Bas profond kadar kuvvetli değilse de ondan daha hareketlidir.
Oyun operalarının parlondoloranı, koleratuarlannı kolayca söyleyebilirler. Hemen her zaman komik rollerde kullanılır.
Yüksek bas: Pesleri diğer baslardan daha zayıftır. Buna karşı tizleri parlak ve rahattır. Baritona yaklaşan sınır partilerinde bol tizleri olan bas partilerinde başarı gösterirler.
BARİTON: Orta kalınlıktaki erkek sesidir. 0 da üçe ayrılır.
-Dramatik bariton: Renk bakımından yüksek bası andırır. Kuvvetli ve dramatik gücü olan bir sestir. Karakter rollerinde, kahramanlık operalarında çok kabul gören bir sestir.
-Lyrik bariton: Renk bakımından dramatik tenora yaklaşır, yumuşak tizleri, parlar, dramatik baritondan daha hareketli bir sestir.
-Legger bariton: Lyrik baritondan daha hareketli, daha hafif daha çok tenora benzeyen bir baritondur. Fazla agilite isteyen İtalyan operalarında (Rossini, Donizetti) sik sık kullanılır
TENOR: Erkeklerde az rastlandığı için çok makbul bir ses cinsidir. Eğitimi çok dikkat ve sabır isteyen bir sestir. Özelliklerine göre çeşitli sınıflara ayrılır
Dramatik tenor (THelden tenor): Kahramanlık tenoru da denilen bu sesin genişliği ve rengi hemen hemen iyrik baritona benzer Çok dayanıklılık ise kuvvet isteyen Wagner operalarının hemen bütün önemli tenor partileri bu sesler için yazılmıştır. En iyi dramatik tenorlara İsveç ve Norveçliler arasında rastlanır.
Lyrik tenor: Rengi daha aydınlık ve daha yumuşak olan (Iyrik tenor hemen bütün İtalyan operalarının baş erkek rollerini elinde tutar ve tizlerinin parlaklığı ile belirir.
Legger tenor: Üçlü do'nun üzerindeki reye kadar çıkan bu hafif tenorlar kuvvetli olmaktan çok hareketlidirler. Oratoryolarda eski oyun operalarında (Rossini, Donizetti) sık sık görülürler.
Buffo tenor: Legger tenor karakterinde. komik rollere pek uyan bir ses cinsidir.
Kadın seslerini de üç ana gruba bölme yerinde olur. Kontralto, mezzosoprano,soprano
KONTRALTO: En kalın kadın sesidir ve çok az bulunur. Peslerde erkek sesine benzer. Rengi koyu ve sıcaktır. Oratoryo ve sahne kontraltosu diye ikiye ayrılır. Eğitimi en zor kadın sesidir.
Oratoryo Korıtraltosu: Özel olarak eski eserlerin icrasında kullanılan çok renkli, çok zengin kuvvetli ve ağır bir sestir.
Sahne kontraltosu: Renkli kuvvetli, dramatik etkiye sahip bir sestir. Karakter rollerinde görülür.
Genç dramatik soprano: Yüksek dramatik sopranodan daha yumuşak bir karaktere ve daha aydınlık bir renge sahiptir. Daha hareketlidir. Hemen bütün İtalyan operalarındaki kahraman kadın tipleri bu seslere verilmiştir.
Lyrik soprano: En çok rastlanan soprano cinsidir. Yumuşaklığı ve tizlerinin berraklığı başlıca özellikleridir.
Koleratür Soprano: En ince sopranodur. Gırtlağın olağanüstü hareketliliğiyle birer ses cambazı gibidirler. Dramatik veya iyrik olurlar. Dramatik koleratuarlar, ses ustalığının yanı sıra zengin bir renk ve ses kuvvetine sahiptirler.
"Gayet az rastlanan makbul bir ses cinsidir. Küçük koleratur seslerine de koleratur subret denir. Oyun operalarında, operetlerde önemli roller alırlar"
Nefes ve Teknikleri
Nefes İyi şarkı söyleyebilmek ve iyi konuşabilmek için, her şeyden önce doğru nefes alıp vermesini öğrenmek gerekir. Şarkı söyleyen kişi, ciğerlerine en çok hava dolduracak şekilde nefes almalıdır...
Ses Sanatçılarında Ses Bozukluklarının Nedeni
Bu nefes bizi rahat hale getirmediği, yumuşak ve kaynaşan bir sesin oluşumuna elverişli olmadığı için şarkı söylerken kullanamayız.
(Jimnastik nefesi) Bu nefes, havanın daha çok ciğerlerin üst yarısında toplananıdır. Bu tür nefes, bilindiği gibi beden eğitimi çalışmalarında kullanılan nefestir. Kalbe daha fazla yük Olduğu ve göğüs boşluğundaki rezonansı önlediği için şarkı söylemeye fazla elverişli değildir.. Havayı, kalbi sıkıştıracak şekilde ve hançeresinin pek yakınına topladığı için yorucu ve tehlikeli bir nefes alış şeklidir. Ayrıca bu nefesle alınan hava, diğer nefes alış şekillerine göre, ciğerlere dolan havadan daha azdır.
Çiçek koklar gibi, havayı ciğerlerimizin en derin köşelerine doldurmaya çalışırken, karnımızı dışarı doğru itersek diyafram nefesini elde ederiz. Nefes verirken de, karnımızı hafifçe içeri doğru çekerek, diyaframımızı çalıştırmış oluruz.
Doğru diyafram neresi almak için, önce burnumuzdan nefes almalıyız. Diyafram nefesi, yatmakta olan bir insanın doğal nefes alış biçimidir. Sırt üstü yatarken, elimizi karnımızın üzerine koyarsak, bu hareketi rahatlıkla izleyebiliriz. Yatarken çok doğal olan bu nefes, ayakta iken zorlukla ve belirli bir teknikle elde edilir. Bir şarkıcı için diyafram nefesi çok önemlidir.
Diyafram nefesinde, diyafram kubbelenip düzleşerek, havayı düzeni bir şekilde boşaltır. Bu ritmik hareketi kontrol etmek için, ayakta bir elin avucunu göğsün üst kısmına, diğerini de alt tarafına dayamalıdır. Böylece, diyafram bölgesindeki avucun, hava basıncı ile dışarı doğru itildiği hissedilmelidir.. Bir çiçeği koklarken, hayret ve korku anında, yatarken alınan nefes, doğal diyafram nefesidir. Diyafram nefesi alınırken omuzlar yukarı kaldırılmamalı ve göğüste gözle görülür bir hareket olmamalıdır.
Diyafram nefesi, daha çok akciğerlerin alt yarısında toplanan ve ciğer uçlarına kadar inerek diyaframla ilişki kuran nefestir. Bu nefes, ses eğitimine en uygun olan nefestir.Diyafram nefesinde hava, diyafram ve ses organının güç birliği şarkı söylememizi kolaylaştırır. Diyafram nefesi, diğer nefeslere oranla, kalbimize fazla yük olmaz. Diyafram nefesi, şarkı söylemek için gerekli olan daha geç, daha düzenli ve istenen basınçta nefes boşaltmaya çok elverişlidir. Bu nefes göğüs boşluğu rezonansını kısıtlamaz
Nefes egzersizleri başlangıçta baş dönmesi ve yorgunluk yapabilir. Bunda çekinilecek bir şey yoktur. Fazla oksijen almak, insanda sersemlik yapar. Nefes alma- verme süreci sona erdiği zaman, çok kısa bir an bütün kasları gevşeterek , daha verimli yeni bir nefese hazırlanılmalıdır.
Şarkı söylerken, gereğinden fazla hava vermek, sesin hışırtılı ve havalı çıkmasına neden olur. Her ses için, gerektiği kadar hava harcanmalıdır. Fazla hava kullanmak yüzünden, ses tellerinin kasılmaları ile ses tizleşmeleri ve ses kısılmaları meydana gelir. Bunun için başlangıçta, doğru nefes alma, ölçülü verme ve zamanında gevşemeleri iyi öğrenmek için yaptığı çalışmalar bir şarkıcıyı amacına daha çabuk ulaştırır. Şarkı söylerken, müzik cümlelerinin durumuna göre denetimle veya kaçamak nefes alınır.
A) DENETİMLİ NEFES: Yavaş, uzun, geniş ve yeterince alınmalıdır. Gereğinden fazla nefes almak ses tellerini sıkıştırır. Denetimli nefes hem ağız hem de burundan alınabilir.
B) KAÇAMAK NEFES: Çabuk, kısa, geniş ve yeterince alınmalıdır. Kaçamak nefes sadece ağızdan alınır. Bu nefes. gülme, korkma gibi durumlarda karın duvarının kasılması ile oluşur.
Nefes Çalışmaları
1- Çiçek koklar gibi nefes almak ve alınan nefesi F veya S konsonu (sessiz harfi) ile boşaltmak. Bu çalışmada çiçek koklar gibi alınan nefes tıslar gibi düzenli bir biçimde boşaltılmalıdır.
2- Alınan bir tek nefesin, kesik kesik boşaltılması.Bu çalışma nefesin, diyaframla sıkı bir şekilde işbirliği yapmasına yardımcı olacak ve nefes basıncını arttıracaktır. Alınmış bir tek nefes S konsonu kullanılarak kesik kesik verilirken ikinci bir nefes alınmamalıdır. Kesik nefes çalışmalarına, eğiticinin sayacağı her sayıya karşı bir kesik nefes istenmesiyle başlanmalıdır.
Başlangıçta 5 kesik nefes, birinci yıl çalışmaları sonunda en çok 30 kesik nefese kadar çıkarılmalıdır.. Nefes çalışmalarında kalbimiz, normal nefese oranla daha büyük bir yük altındadır. Tutularak boşaltılan bir nefes esnasında, kalbimizin daha kuvvetli ve sık çarptığını hissederiz. Bu yüzden, bütün nefes çalışmalarının, kalbe fazla yüklenmeden dengeli ve makul sürelerde uygulanması gerekir.
3- Kesik ve uzun nefes çalışmaları bir arada yapılmalıdır.
4- Kuvvetli, hafif, kesik ve uzun nefes çalışmaları. Bu çalışmaların amacı kesik ve uzun nefes çalışmalarına kuvvetli ve hafif nefesleri de katarak nüans yapılmasını sağlamaktır.
5- Büyüyen ve küçülen, kesik ve uzun nefes çalışmaları. Bu çalışmaların amacı, diyafram gücünü ve nefes basıncını arttırmaktır.
Konuşmada nefes tekniklerinin önemi
Yaşam sürüp giderken sürekli olarak nefes alıp veririz. Nefes alıp verirken bunu nasıl yaptığımızı düşünmeyiz. Ama topluluk karşısında konuşmalar yapıyorsanız alıştırmalarla nefesinizi geliştirmeniz gerekir. Aslında sesini, dolayısıyla nefesini kullanmak zorunda olan herkes nefes alış verişini kontrol altına alarak, bilinçli bir hareket haline getirmelidir.
Konuşma yaparken veya şarkı söylerken nefes alış verişinde göz önünde tutulması gereken noktalar şunlardır:
Nefes:
1- Derin,
2- Sık,
3- Çabuk,
4- Düzenli,
5- Yumuşak,
6- Gürültüsüz alınmalıdır.
En önemlisi gürültülü nefes alma büyük bir kusurdur. Dinleyiciyi rahatsız eder ve bu halin önüne geçilemezse konuşmacının konuşma kalitesini düşürür.
Genel olarak burundan nefes alınması gerekse de, konuşmanın en sağlıklı şekilde oluşturulabilmesi ve diksiyonun anlaşılabilmesi için bazen ağızdan nefes almak da gerekebilir. Konuşmacı, konuşma yaparken burundan nefes alacak kadar zaman bulamadığında ve duraklama zamanlarının kısaltılması gerektiğinde sözler seri bir şekilde hızla söylenirken duraksama zamanları kısalır, solunum gittikçe sıklaşır ve o zaman sadece burundan nefes almak yeterli olmaz. Böyle hallerde ağız ve burundan beraber nefes almak gerekir.
Şarkıcı, oyuncu, öğretmen, sunucu gibi konuşmacılar sözlerini genellikle ayakta söylediği için, bulunduğu pozisyonuna uygun olarak nefesini ayarlamak zorundadırlar. Nefes verirken onu tutumlu kullanmak ve nefesi birden vermemek gerekir ki, uzun cümlelerin sonuna kadar nefesini yetirebilsin, cümlenin anlamını düşürecek yerlerde nefes almak zorunda kalmasın. Bu önemli kurala uyulmadığında, konuşmacılar nefeslerini boşuna harcadıklarından çok çabuk yorulurlar.
Şaşkınlığı anlatan söze çoğunlukla gürültüsüz bir nefes verdikten sonra başlanır. Bu gülmek için de böyledir. Nefesin bitmesine rağmen o nefesle konuşmaya çalışmak hatalıdır. Söze, nefes vermenin başlangıcında başlamalıdır. Hiçbir zaman nefesin sonuna kadar söz söylenmemelidir. Çünkü nefesle beraber ses de kuvvetini kaybeder ve ses cümlenin sonuna doğru duyulmaz bir hal alır. Kontrollü davranıldığında konuşmacı konuşmanın pek çok yerinde nefes alma fırsatını rahatlıkla bulabilir. Bir cümlenin başındaki söz kadar, sonunda ki sözde yeterli seviyede güçlü ve anlaşılır olmalıdır ve konuşmacı cümle sonlarını iyi ve belirgin söylemeye çalışmalıdır.
Nefes verme, her zaman eşit ve sarsıntısız olmalıdır. Genellikle heyecan kontrol edilmediğin de ses, kulağa hoş gelmeyen bir vibrasyon kazanarak keçi sesi gibi titreyebilir. Bu ses titremesi nefes yolundaki adalelerin aşırı gerilmesinden kaynaklanır. Bu durum dinleyiciyi son derece rahatsız eder.
Nefesin alışlardaki sıklık oranı kişinin anlatmak istediği ifadedeki duyguların şiddetine bağlı olarak, sesin yüksekliği ve volümüyle ilgili olarak değişebilir. Konuşurken kaç kez nefes alıp vermek gerekeceğini tam olarak saptamak olanağı yoksa da bunu en az sayıda gerçekleştirmek konuşmanın kalitesini artırır.
İyi konuşmalar yapabilmek için iyi bir nefes alıp verme tekniğine sahip olmamız kesinlikle gerekir. Sesimiz, dinleyiciye nefesimizle havayı titreştirmemiz sayesinde ulaşır. Eğer nefes basıncı zayıf olursa, ses de zayıf olur. Eğer nefes verirken gereğinden fazla hava çıkışı olursa, bu seferde ses kaslarının tam kapanması sebebiyle net ses çıkması engellenir ve konuşmacı çabuk yorulur. Bu daha çok ses tellerinde nodül oluşmuş konuşmacı ve şarkıcılarda görülür. Eğer nefes alıp verme düzensizse, söz akışı da gereksiz duraksamalar yüzünden anlamsız ve sıkıcı olur. Nefes asında, şarkının veya konuşmanın durak yerlerini işaret eder ve bu esnada konuşmacının dinlenmesini sağlar.
Zorlu hareketler yaparken ya da spor yaparken nefes kapasitemiz yeterli değilse, çabuk yoruluruz ve daha çok nefes gereksinimi duyarız. Zorlu hareketler yaparken, örneğin koşarken kondisyon denilen beden direncinin nefes kapasitesiyle yakından ilişkisi vardır. Böyle bir durumda konuşmak veya şarkı söylemek zorunda kalırsanız nefesinizi daha idareli kullanmanız ve daha kapasiteli nefesler almanız gerekir. Sesi oluşturan, tonun yoğunluğunu ve sürekliliğini sağlayan şey, nefesinizi kontrol etme becerinizdir.
Nefes sorunu ülkemizde daha yeni gündeme gelmektedir. Nefes tekniklerinin ne derece gerekli olduğunun farkına yeni, yeni varılmaktadır. Oysa özellikle Doğu ve Uzakdoğu'ya bakacak olursanız nefes biliminin binlerce yıldır gündemde olduğunu görürsünüz. Bu coğrafyada yaşayanlar oluşturdukları nefes kültürüne bağlı olarak, birçok konuda nefes tekniklerinin yardımına başvururlar.
Nefes alış verişleri konusunda kitleler üzerinde araştırmalar yapıldığında, nerdeyse tümünde yanlış veya eksik nefes alış verişi yapıldığı gözlenmektedir. Konuşmacının en önemli donanımı sesidir. Kendini iyi ifade etmek isteyen herkesin konuşmalarını güzel ve etkileyici bir biçimde gerçekleşebilmesi için sesini en iyi şekilde kullanmasını öğrenmesi gerekir. Nefesiniz yeterli değilse bu yaşamsal gerekliliği elde edemezsiniz. Nefesini gerektiği gibi kullanamayan konuşma ve şarkı söylemede yeterlilik sağlayamaz ve sanatında veya iş hayatında istediği performansı ve buna bağlı olarak başarıyı yakalayamaz.
Eksik nefes, ya da nefesin yanlış alınması ne demektir?
Nefes alış verişlerin, diyafram kullanılmadan yalnızca ciğerlerin üst bölgesiyle yapılması, dolayısıyla ciğer kapasitesinin tamamının kullanılamaması demektir. Bunun nedeni nefes alış sırasında, bel ve mide kaslarımızın görevlerini yapmamalarıdır. "
Zorlu hareketler yaparken ya da spor yaparken nefes kapasitemiz yeterli değilse, çabuk yoruluruz ve daha çok nefes gereksinimi duyarız. Zorlu hareketler yaparken, örneğin koşarken kondisyon denilen beden direncinin nefes kapasitesiyle yakından ilişkisi vardır. Böyle bir durumda konuşmak veya şarkı söylemek zorunda kalırsanız nefesinizi daha idareli kullanmanız ve daha kapasiteli nefesler almanız gerekir. Sesi oluşturan, tonun yoğunluğunu ve sürekliliğini sağlayan şey, nefesinizi kontrol etme becerinizdir.
Nefes sorunu ülkemizde daha yeni gündeme gelmektedir. Nefes tekniklerinin ne derece gerekli olduğunun farkına yeni, yeni varılmaktadır. Oysa özellikle Doğu ve Uzakdoğu'ya bakacak olursanız nefes biliminin binlerce yıldır gündemde olduğunu görürsünüz. Bu coğrafyada yaşayanlar oluşturdukları nefes kültürüne bağlı olarak, birçok konuda nefes tekniklerinin yardımına başvururlar.
Nefes alış verişleri konusunda kitleler üzerinde araştırmalar yapıldığında, nerdeyse tümünde yanlış veya eksik nefes alış verişi yapıldığı gözlenmektedir. Konuşmacının en önemli donanımı sesidir. Kendini iyi ifade etmek isteyen herkesin konuşmalarını güzel ve etkileyici bir biçimde gerçekleşebilmesi için sesini en iyi şekilde kullanmasını öğrenmesi gerekir. Nefesiniz yeterli değilse bu yaşamsal gerekliliği elde edemezsiniz. Nefesini gerektiği gibi kullanamayan konuşma ve şarkı söylemede yeterlilik sağlayamaz ve sanatında veya iş hayatında istediği performansı ve buna bağlı olarak başarıyı yakalayamaz.
Eksik nefes, ya da nefesin yanlış alınması ne demektir?
Nefes alış verişlerin, diyafram kullanılmadan yalnızca ciğerlerin üst bölgesiyle yapılması, dolayısıyla ciğer kapasitesinin tamamının kullanılamaması demektir. Bunun nedeni nefes alış sırasında, bel ve mide kaslarımızın görevlerini yapmamalarıdır.
Nefesin yanlış alınıp, yanlış kullanılması konuşma açısından çok önemli sorunlar doğurur. Nefesimizi doğru alıp, doğru bir biçimde kullanamıyorsak tonsuz, yavan bir ses çıkar ağzımızdan. Bu duygusuz bir sestir. Bu cılız bir sestir. Hele bir de gergin bir bedene sahipsek, özellikle gırtlak, omuz ve boyun kaslarımızda gerginlik varsa, güzel ve rahat bir ton asla elde edemeyiz. Kasların gerilip gevşemesi nedeniyle, nefes sese dönüşmeden önce, sayısız değişikliklere uğrar. Ses ve nefesin dengeli bir biçimde kullanılabilmesi için, kasların gergin olmaması gerekir. Gerginlik ses ve nefes dengesini engeller. Bu engellemede nefesin, dolayısıyla sesin bozulmasına neden olur.
Konuşurken nefes ne zaman alınır?
Nefes, cümle başında alınır. Eğer, cümle uzunsa, anlamı bölmeyecek bir virgülden sonra alınır. Nefes alma bilincinden habersiz isek, nefesi bize otonom sinir sistemimiz aldırır. Bu durumda kontrol elimizde olmadığından belirsizlik ve düzensizlik ve nefesin yanlış kullanımı nedeniyle pek çok konuşma sorunu yaşanır.
Örneğin cümleye başladınız ve cümleyi bitirecek nefesiniz var ama kontrolsüz ve anlamsız bir şekilde cümlenin ortasında nefes alabilir, cümlenin anlamını bozabilirsiniz. Sizi dinleyen kişi, anlamı toparlayana kadar siz ikinci cümleye geçersiniz, kişi ikinci cümlenin anlamını toparlayana kadar siz üçüncü cümleye geçersiniz, belki de üçüncü cümlenin de ortasında da gereksiz bir nefes alıp anlamı daha da zorlaştırırsınız. Böylece sizi dinleyen kişiyle sizin aranızda amansız bir yarış başlar. Dinleyen kişi, cümle anlamlarını derleyip toparlamakta güçlük çekeceğinden kısa zamanda yorulacak ve sizi dinlemekten vazgeçecektir.
Nefesin yanlış alınıp, yanlış kullanılması konuşma açısından çok önemli sorunlar doğurur. Nefesimizi doğru alıp, doğru bir biçimde kullanamıyorsak tonsuz, yavan bir ses çıkar ağzımızdan. Bu duygusuz bir sestir. Bu cılız bir sestir. Hele bir de gergin bir bedene sahipsek, özellikle gırtlak, omuz ve boyun kaslarımızda gerginlik varsa, güzel ve rahat bir ton asla elde edemeyiz. Kasların gerilip gevşemesi nedeniyle, nefes sese dönüşmeden önce, sayısız değişikliklere uğrar. Ses ve nefesin dengeli bir biçimde kullanılabilmesi için, kasların gergin olmaması gerekir. Gerginlik ses ve nefes dengesini engeller. Bu engellemede nefesin, dolayısıyla sesin bozulmasına neden olur.
Konuşurken nefes ne zaman alınır?
Nefes, cümle başında alınır. Eğer, cümle uzunsa, anlamı bölmeyecek bir virgülden sonra alınır. Nefes alma bilincinden habersiz isek, nefesi bize otonom sinir sistemimiz aldırır. Bu durumda kontrol elimizde olmadığından belirsizlik ve düzensizlik ve nefesin yanlış kullanımı nedeniyle pek çok konuşma sorunu yaşanır.
Örneğin cümleye başladınız ve cümleyi bitirecek nefesiniz var ama kontrolsüz ve anlamsız bir şekilde cümlenin ortasında nefes alabilir, cümlenin anlamını bozabilirsiniz. Sizi dinleyen kişi, anlamı toparlayana kadar siz ikinci cümleye geçersiniz, kişi ikinci cümlenin anlamını toparlayana kadar siz üçüncü cümleye geçersiniz, belki de üçüncü cümlenin de ortasında da gereksiz bir nefes alıp anlamı daha da zorlaştırırsınız. Böylece sizi dinleyen kişiyle sizin aranızda amansız bir yarış başlar. Dinleyen kişi, cümle anlamlarını derleyip toparlamakta güçlük çekeceğinden kısa zamanda yorulacak ve sizi dinlemekten vazgeçecektir.
Bir başka kontrolsüzlük örneği;
Konuşmanın içinde yeni bir cümleye başladınız ama, cümleyi başında nefes almayı unuttuğunuz için cümleyi bitirecek yeterli nefesiniz yok. Nefes almadığınız için cümlenin sonuna doğru nefesiniz tükenir ve sesiniz duyulmaz olur.. Yani, cümlenin son bir ya da iki sözcüğünü söylememiş olursunuz. Oysa Türkçe de cümle sonları çok önemlidir. Çünkü yüklem, yani eylem cümlenin sonundadır. Oturdun mu? Geldin mi? Gittin mi? vs…gibi. Cümlenin sonunda nefesiniz tükendiğinde son kelimeyi söyleyemez veya duyuramazsanız cümlenin anlamı yok olur.
|