Duyurular
E-Bülten

Ziyaretçiler

Online: 20

Bugun: 106
Toplam: 82078

E-Ticaret

  (ders) DİKSİYON

 

Diksiyon ve Egzersizleri

Diksiyon ve Egzersizleri

 

Dinleyici ne zaman bir şarkı duysa, Söz ve Müzik unsuru onun şarkıyı hayalinde canlandırabilmesi ve beğenmesi için önemli unsurlardır. Hisler ve duyguları anlatmada sözler etkendir..

 

Diksiyon ve Egzersizleri

Diksiyon sanatının önemi :

Dinleyici şarkıyı her dinlediğinde daha fazla yakınlık duyar ve her santimetresine kadar şarkıyı öğrenir.Ve o şarkının sözlerinde kendinden de birşeyler bulur.

 

Vokal müzikte Sözler ve Müzik çok önemlidir.Öyleyse sözler ne kadar anlaşılır olursa karşınızda bırakacağınız etki ve anlaşılabilirlik de o oranda artacaktır.

 

Bu tabii ki her tür müzikte olmaz. Enstrümantal ve Klasik müzikte besteci veya kompozitörlerin fikirsel, tamatik başarıları öne çıkmaktadır..Bizim sözler için söylediğimiz ; temiz anlaşılabilir olma gerekliliği : Türkü, Rock, Blues, Caz ,Türk Müziği vs.. gibi sözlü müzikler için söylenebilir.

 

Şarkı söylerken en dikkat edilecek nokta tüm kelimeleri son hecesine kadar şarkı içinde duyurmaktır. Bu problem kayıtlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dinlediğimiz birçok şarkıcının maalesef bu yanlışı yaptığı, aynı dilde konuşmamıza rağmen sözleri tam olarak anlayamadığımız nice şarkılar ve şarkıcılarımız mevcuttur. Şarkının son heceleri yutulup gitmiştir.

 

Oysaki bu problemi engellemek zor değildir. Ancak şan konusunda kişi kendini değerlendirirken yeteri derecede dikkatli olmayabilir. Problemi engellemek için nefes çalışarak , tüm heceleri son notasına kadar doğru bir diksiyonla vurgulamak duyurmak gerekir.

 

Unutulmamalıdır ki sözleri anlaşılamayan bir müzik dinleyicide herzaman yarım duygular uyandıracak ve sizin anlatmak istediğiniz şeyleri engelleyecektir.

 

 

GÜZEL KONUŞMA & DİKSİYON

 

Güzel ve etkili konuşmada diksiyon (söyleniş – telaffuz - pronounciation) yani seslerin doğru çıkarılması son derece önemlidir. Fonetik bilgisi seslerin çıkarılışını inceler. Diksiyon ise buna ek olarak daha geniş bir kapsamda, ses organlarının doğru sesleri çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanır. Bu yönüyle diksiyon önemli ölçüde fonetiğe dayanır. Ancak biz bu bölümde konunun fonetik yönü üzerinde ayrıntılı durmayacağız.

 

Türkiye’de seslerin çıkarılmasında yörelere göre farklılık vardır. Ancak güzel seslendirmede daha çok İstanbul ağzı esas alınır. Seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için ses aletlerinin - gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi gerekir.

 

İyi boğumlanma yani heceleri netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmamız gerekir. Sesleri ses organlarını abartılı kullanarak çıkaralım.

 

Diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. Sözün içeriğinin kodlanması yani etkili iletişim diksiyon sanatının dışında kalan bir konudur.

 

Diksiyon bölümünde diksiyonun temel öğeleri üzerinde durulmuştur. Bu öğeler söyleniş - fonetik, boğumlanma, vurgu, durak ve ulamadan oluşmaktadır. Fonetik seslerin doğru çıkarılmasıyla ilgilenen bir alandır. Boğumlanma, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde kaybolmadan çıkarılması alanıyla ilgilenir. Vurgu, söylemedeki monotonluğun kırılmasını sağlayan, her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusudur. Yazı noktalaması ve duraklarıyla konuşma noktalaması veya durakları birbirinden farklı olabilmektedir. Durak bölümü, bu sorunun çözümünü amaçlamaktadır. Ulama çalışmalarına gelince, bu çalışmalar kelimeler arasında uyumlu geçişler sağlamayı amaçlamakta ve dilin doğal kurallarından yararlanmaktadır.

 

 

Söyleniş - Fonetik

Söyleniş bölümünde sesli ve sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz. Türkçe’de 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardır. Sesli harfleri "ünlü", sessiz harfleri de "ünsüz" kelimesiyle tanımlayacağız. Türkçe’mizdeki ünlüler "a, e, ,i, i, o, ö, u, ü"den oluşur. Ünsüzler ise "b, c, ç, d, f, g, g, h, j, k, l, m, n, p, r, s, s, t, v, y, z" den oluşur.

 

 

Ses Organlarını Geliştirme :

Akciğerlerden çıkan hava gırtlaktan geçerken ses tellerinde titreşimler oluşturur, bu titreşimlerle gırtlak yapısına göre değişik şekillerde çok zayıf sesler oluşur.  Bu sesler diğer ses organlarıyla yoğrulur, titreşimlerle rahatlıkla işitilebilecek kadar büyür ve kimlik kazanır.

 

Herkesin ses organlarının yapısının farklılığı ölçüsünde farklı sesleri veya ses kimlikleri vardır. Burada önce ses organlarımızın istediğimiz sesi çıkarabilecek yeteneğe ulaşmasını sağlamalıyız.

 

Ses organlarının eğitimi diksiyonun altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda diksiyon çalışmalarının her aşamasında tıkanıklıklar oluşacaktır. diksiyon çalışmalarının kendisi de dolaylı şekilde ses organlarının gelişimine yol açar.

 

 

Dil :

Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak diğer tüm seslerin çıkarılmasında mutlaka kullandığımız çök önemli bir ses organımızdır. "a,e,i,i,o,ö,u,ü" den oluşan ünlülerin dilimiz sabit dururken seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farklı ünlülerde çene ve ağız içinin aldığı pozisyonun değişimine paralel olarak değişik pozisyonlar alabilir. Ancak dil özellikle bazı seslerin çıkarılmasında en önemli fonksiyonları icra eder.

 

Dil ağız içinde çok rahat hareket edebilmelidir. Dilin ön alt dişlerin köküne, ön alt dişlerin üst bölümüne, ön üst dişlerin köküne, kıvrılarak üst dudağa dokunabilmesi gerekir. Dilin ucu rahatlıkla kasılabilmeli ve kıvrılabilmelidir. Dilin ağız içinde sağ ön ve arka yönde, sağ ve sol yönde veya ucundan kıvrılarak geriye doğru hareketi rahat olabilmelidir.

 

Eğer dilimizin kaslarının dilimize rahat bir şekilde hakim olmasını sağlayamazsak özellikle dilimizi kullanarak çıkardığımız seslerin bozuk çıktığını görürüz. Değişik milletlerin dillerindeki fonetik özellikler farklı dil yeteneklerini gerektirebilir. Örneğin Japonca "tsu" sesi, İngilizce "the" sesi, Arapça'daki "peltek z" Türkçe fonetiğinde bulunmaz. Bu sesleri çıkarabilmek için de o milletlerin fonetikleri çerçevesinde dilimizi geliştirmemiz gerekir. Eğer dilimizin kullanımının genel anlamda geliştirilmesini sağlamayı başarırsak, bu yeteneğimiz yabancı dil öğrenirken "telaffuz- pronounciation" sorununu çok kolay asmamızı sağlayacaktır.

 

Türkçe'de dil tembelliğinin en fazla olumsuz etkilediği sesler şunlardır: "c, ç, d, j, l, n, r, s, s, t, z" Eğer bu seslerden herhangi birini çıkarmakta güçlük çekiyorsanız veya seste boğukluk, oluşuyorsa dil egzersizleri üzerinde yoğunlaşmanız gerekecektir.

 

 

Sesin Çıkışını Düzeltme :

Güzel ve etkili konuşmada önemli bir konu sesin mükemmel çıkışıdır. Sesin mükemmel çıkışı ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyum oluşturulmasını gerektirir. Düzgün sesin dört temel özelliği vardır. Bunlar sesin "işitilme düzeyi (yükseklik)", "sesin hız düzeyi", "hoşa gitme/tini düzeyi", "değişirlik/bükümlülük düzeyi"nden oluşmaktadır.

 

 

İşitilebilme-Yükseklik

Bazı insanların sesleri bir metre mesafeden bile güçlükle duyulabilmektedir. Böyle bir sesle yapılan konuşmanın anlaşılabilmesi son derece güçtür ve dinleyiciler dinlerken psikolojik gerginlik içerisine girerler.

 

Ses dinleyiciler tarafından işitilebilecek kadar yüksek olmalıdır. Normal ses kalabalık kitlenin en uzağına ulaştırılacak kadar yüksek çıkmalıdır. Ancak yüksek ses bağırmaya dönüşmemelidir. Bu anlamda eğer mikrofon kullanmıyorsanız özellikle konuşma yaptığınız topluluğun büyüklüğüne dikkat etmelisiniz. Hemen yanınızdaki bir arkadaşınıza 20 metre uzaktaki insana konuşur gibi konuşursanız sesin yüksekliğini hatalı kullanmış olursunuz. Sesin yüksekliği salonun büyüklüğüne göre ayarlanmalıdır. Ancak sesi yükseltirken "bağırma" tonu oluşturmamak çok önemlidir.

 

Dikkat edin: Kaç kişilik bir guruba konuşuyorsunuz? Salonunuz ne kadar geniş? Ortamda gürültü var mi? Sesiniz 20 metreden rahat duyulabiliyor mu? Yoksa mırıltı gibi mi çıkıyor? sesiniz yükselince bağırmaya dönüşüyor mu? Uygun ses yüksekliği dinleyici kitlesini tamamen ve rahatlıkla kuşatan sestir.

Ses yüksekliğimizi kontrol edebildiğimiz taktirde dinleyicilerimizi de kontrol edebileceğiz:

 

Ses Egzersizleri

 

Eğitim görmemiş bir sesin, hakiki kalitesini anlamak oldukça zordur. Bu bakımdan, tenor olduğu kesin olarak saptanmamış kimse, bariton kabul edilmeli. Aynı şekilde soprano da mezzo-soprano olarak çalıştırılmalıdır. Çalışmalar ilerledikçe, sesin esas rengi ortaya çıkar.

 

 

Ses Egzersizleri

Yapılan her ses egzersizi bir amaca yönelik olmalıdır. Gelişi güzel melodilerle, amaçsız yapılan egzersizlerin hiçbir faydası yoktur. Amaç, sade ve uygun egzersizlerle, nefesin pürüzsüz ve ölçülü olmasını sağlamak, diyaframın iyi kullanılmasını öğretmek, sesin rezonansını sağlamak, registerleri yerine oturtarak sesleri birbirine perçinlemek, parlak, dolgun sesler elde etmektir.

Ses egzersizleri, kolaydan zora doğru ve amaçlara yönelik olmalıdır. Bu çalışmaları aşağıdaki şekilde basamakları birbirine perçinleyerek olumlu sonuçlar almamız mümkündür.

 

1- Ses eğitiminde birinci basamak, nefes eğitimi olmalı. Nefes çalışmaları ile diyaframın kullanılması bir anda yürütülmelidir. Bunun için öğrenci, derin nefes aldıktan sonra, havayı dişlerinin arasından tıslamak sureti ile nefes vermeli ve havanın bir noktaya akacak şekilde toplandığını düşünmelidir. Hava iyi kullanılırsa, uzun süreli tıslamalar elde edilebilir. Tıslama esnasında, ses telleri hiçbir şekilde zorlanmamalı. Havanın dişler arasından devamlı sızması ve diyafram çalışması dikkatle kontrol edilmelidir.

 

2- Şan eğitiminde, nefes ve diyafram çalışmalarından sonra sıra tek tonların söylenmesine gelir. Tonlar tam sesle, zorlanmadan, bastırmadan söyletilmeli, seslerin rezonansa oturması sağlanmalıdır. Oturan tonlardan sonra, yarımşar ton ilerleyerek veya gerileye giderek çalışmalar sürdürülür. Öğrenciye devamlı, havayı düzenli bir şekilde, bir noktaya doğru yöneltmesi, sesini rezonans boşluklarında büyütmesi ve gırtlağını bir kuyu gibi açık tutması telkin edilir.

 

Tiz seslerin çıkartılmasını sağlamak için öğrenciye; sanki ağzında sıcak bir lokma varmış da ağzı yanmasın diye damağını kapatıyormuş gibi davranmasını söylemek iyi sonuç verir.

Tek tonlar, vokal ve konsonların oluşturduğu hecelerle çalışarak artikülasyon yapılır ve diyafram çalıştırılır.

 

3- Tek tonu çıkartmakta başarı sağlayan öğrenciye, küçük ses dizileri söyletilebilir. Major gamın ilk üç sesten kurulan dizisi, buna uygundur. Bu çalışma yapılırken tonlar birbirine çok bağlı olmalıdır. Tize doğru karın hafifçe içeri çekilirken, egzersiz bitince karın kasları gevşetilip bir an dinlenilir. Egzersize, rahat bir tondan başlayarak yavaş yavaş yarımşar ton inceye çıkılır. Yeteri kadar inceye çıkıldıktan sonra, bu kez yarımşar ton aşağıya inilmeye başlanır. Herhangi bir tonun üzerinde pürüzlenme veya zorlanma olur veya sesi iyi tınlamazsa geriye dönülerek aynı egzersiz yarım veya bir ton aşağıdan tekrar denenmelidir.

 

 

Egzersize rahat gelen bir tondan başlanmalıdır. Önce U vokaliyle yapılan çalışmalarda daha sonra diğer vokaller de denenir. İ ve E vokalleriyle yapılan çalışmalarda ses daha rezonanslı ve parlak çıkar. Bu durum, şan öğrencisinin moralinin yükselmesine faydalı olur. A vokali Çoğu kimsede dayanıksız ve donuk olur. Ancak aynı zamanla ve çalışarak öteki vokaller kadar parlak olur, kolay çıkarılır.

 

Çalışma biraz daha ilerleyince üç sesten major dizi iki defa tekrarlanarak egzersiz yapılır.

 

 

4- Kapalı ağızla rezonans çalışması. Sesin yerine oturması, rezonansın sağlanması için kapalı ağızla orta seslerde yapılan ses egzersizleri faydalıdır. Kapalı ağızla seslerde M ve N konsonları ile (sessiz harfleri) yapılan tınlama çalışmalarında fazla ses vermeden hafifçe tınlamaya özen gösterilir. Bu şekilde, ağız ve burun boşluklarında oluşan ve skala yükseldikçe alın boşluğuna geçen bir titreyiş hissedilir. Bu çalışma sesin rezonans boşluklarına sağlıklı bir şekilde gönderilmesini sağlar.

 

5- Çalışmalar ilerledikçe ton dizisi, tonikten beşliye kadar genişletilir. Başlangıçta tonu, bütün egzersizlerde sesin cinsine göre değişir. Önce U sonra A ve vokalleri ile daha sonra da iki defa tekrarlanarak yapılır. Vokallerin (sesli harflerin) hepsine eşit parlaklık sağlamak için en iyi oturan vokalden hemen sonra, daha az tınlayan bir vokalin getirilmesi denenebilir. Egzersizi daha kolaylaştırmak için M, N veya S gibi tınlayan bir konsondan haydanılır..  Çalışma sırasında bütün tonların bağlı kalmasına, vokallerin eşit renk tınlayışta olmalarına dikkat edilmelidir.

 

6- Bir müddet sonra, bırbirine yakın seslerin egzersizlerine alışan şan öğrencisi, daha geniş aralıklarla birbirinden ayrılan sesleri içeren egzersizlere yöneltilir. Bu konudaki en kolay egzersiz majör gamdaki tonik-üçlü-beşli dizisidir. Daha önceki egzersizlerde yaptığımız gibi, derin nefes alıp havayı tembel hale getirdikten sonra, U veya İ vokali ile egzersize başlanır.

 

Tizlere doğru karın kasları toplanarak havayı yukarı itmeli ve damak biraz kubbelenmelidir. Bu egzersiz, her sesin en kalın tonundan başlayarak, zorluk çekmeden çıkabileceği en ince tona kadar yapılabilir. Ancak, zorlamadan kaçınmalıdır. Daha sonraki çalışmalarda bu dizi oktavın da eklenmesi ile daha genişletilebilir. (Tizlere geçerken içeri çekilen, pese geçerken gevşetilen karın kaslarının hareketi, öğürme sırasında yapılan hareketle eşittir). Bu egzersizlerin başarı ile tamamlanmasından sonra daha geniş aralıklı egzersizlere geçilir.

 

7- Beşli atlamalar: Esas tondan beşliye atlayarak tonu iyice oturttuktan sonra, sıra ile bütün tonları söyleyerek aşağı inilir. İnerken sesin en tiz tondaki parlaklık ve rezonansı korumasına dikkat etmelidir. Bu egzersizler U ve İ vokalleri ile yerine oturtulduktan sonra A,E,O gibi diğer vokallerle uygulanır.

 

8- Daha geniş aralıkları çalışmaya geçmeden aşağıdan yukarı çıkan geniş ton dizilerini söylemek yerinde olur. Derin nefes alıp havayı depo ettikten sonra sesi kafaya doğru yöneltmeliyiz. Kalın seslerde biraz daha ağır söylenen bu egzersiz, daha hızlı bir tempoyla söylenebilir.

 

 

9- Büyük aralıklar. Geniş aralıklardan en kolay söyleneni, oktav atlamalarıdır. Derin nefes alıp depo ettikten sonra, pes tonu söyleyip gırtlağı tamamen gevşek bırakarak oktava atlamalıdır. Oktavın yerine oturup oturmadığını anlamak için, aynı aralığı bir daha tekrarlamak iyi sonuç verir. Oktav atlamalarında zorluk çekenlere, üst tonla tınlayan bir sessiz harf (konson) kullanılmalıdır.

 

10- Staccato Çalışmaları: Diğer egzersizlerle bir arada yürütülmelidir. Sesin tınlamasına özen gösterilmelidir.

 

Il- Nüans çalışmaları: Orta sesler üzerinde yapılan çalışmalar istenilen düzeye gelmeden, nüans çalışmalarına başlanmamalıdır. Zamansız başlatılan nüans çalışmaları, hafif seslerin nefesten koparak desteksiz söylenmesine, kuvvetli seslerin de bağırılarak çıkarılmasına yol açar. Nüans egzersizleri daima nefesten kopmayan bir sesle yapılmalıdır.

 

Ses-nefes bağlantısı, en hafif ve en kuvvetli seslerden korunmalıdır. Böylece, nefes desteğine dayanan en hafif ses bile, salonun en uzak köşesindeki dinleyicinin kulağına ulaşabilecektir. Nüans egzersizlerine geçerken, rezonans çalışmalarına da büyük önem verilmelidir. Ancak bu şekilde, çok hafif sesler nefesten kopmadan çıkarılabilir, en kuvvetli sesler de bağırmadan elde edilebilir..  İlk nüans egzersizlerine mf (orta kuvvetli) ve mp (orta hafif) seslerle başlanır.

 

Çok hafif ve çok kuvvetli seslere, adım adım yaklaşılır. Bu çalışmada ele alınacak küçük bir müzik cümlesi, önce mf söylenmeli, sonra aynı teknik mp'ye dönüştürülmeli. Daha sonra, sesin nefesten kopmamasına özen göstererek mp'den veya mf'den mp'ye geçişler ve uygulamalar denenmelidir.  Çalışmalar ilerledikçe, bütün nüans biçimleri uygulanır. Şarkıcı, sesin: bir enstrümanın ustalığı ile kullanmasını öğrenir.

 

12- Ses çalışmalarında değişik egzersizlerin uygulanması, söyleyerek artikülasyon yapmak, bütün sesleri parlak tonlarda çıkarmak, diyaframı çalıştırmak amacına yöneliktir.

 

13-Tiz seslerin çalışılması. Şan çalışmalarına, sesin en rahat ve renkli olduğu tonlardan başlamak gerekir. Bunlar da çoğunlukla orta seslerdir. Tiz ve pes tonlar çalışmalarla elde edilir. Ancak, çok uzun zaman sadece orta sesler üzerinde çalışmak, sesi ağırlaştırır. Bunun için, orta sesleri yeterince oturttuktan sonra, gayet dikkatle davranarak tizlere ve peslere uzanmalıdır.

 

Çalışma sırasında sesin en son sınırına ulaşan ve aynı yüksek sesi arka arkaya tekrarlatan egzersizlerden kaçınmak yerinde olur. Sesin genişliği, yavaş yavaş yarımşar ton ilavesi ile sağlanmalı, yeni kazanılan tonları yerine oturmadan, başka tonlara geçilmemelidir. Yüksek seslerde çalışma yapıldıktan sonra, sesi daha fazla yormamak için, hemen orta ve kalın seslere geçilerek çalışmanın sürdürülmesi faydalı olur.

 

Yüksek seslere çıkılırken buna paralel olarak ağız da açılmaya başlamalı, en tiz tonda en fazla açık halini almalıdır. Ancak bu pozisyonda, tiz sesi çıkarırken, şarkıcının yüz ifadesinin gerilmemesi ve kasılmamasına dikkat edilmelidir.

Tiz tonlarda çene, gevşek bir şekilde aşağıya sarkmalıdır. Tiz tonu verirken, öğrencinin ayaklarının ucuna kalkmaması, düzgün ve rahat bir pozisyonda durması sağlanır.

 

Tiz tonlarda ses mutlaka diyaframa sağlam dayanmak zorundadır. Bunun yanında boğaz boşluğu, aşağı ve içeri doğru genişlemeli, sanki sesi yutacakmış gibi bir pozisyon alınmalıdır. Başın yukarıya doğru dik durması sesin çıkışını kolaylaştırır. Tizlerini vokaliyle söylenmesi sese parlaklık ve kuvvet verir.

 

Tizlere yükselirken, özellikle geçit tonlarında, damağı yuvarlak tutmak, geniz boşluğu da içeri doğru yuvarlanmış bir boru gibi düşünmek tiz seslerde rahatlık Sağlar. Aralığın büyük veya küçük oluşuna göre, karın yavaş yavaş veya birden bire içeri çekilir. Bu pozisyonla diyaframın yükselmesi sağlanır. Diyafram yükseldiği anda hançere de kolayca en yüksek ses pozisyonuna geçebilir.

 

Daha ilerlemiş öğrencilere, oktav sıçramaları egzersizleri yaptırılabilir. Tizleri çok kısa sürede kolaylaştıran bu egzersizler, başlangıçta muhakkak öğretmen kontrolünde yapılmalıdır. Çünkü ses, göğüs registerinden veya orta sesten birdenbire kafa registerine fırlayacaktır. Bu tiz sesin tamamen kafada ve metalik bir parlaklıkta olması şarttır.

 

Bu egzersiz bir süre yapıldıktan sonra, hemen dinlendirici egzersizlere geçilmelidir. Egzersizler, aralıksız ve tek taraflı olmamalı, zor çalışmalardan sonra gevşetici egzersizlere yer verilmelidir. Orta tizleri oturtmak için yukarıdaki egzersize küçük bir ilave yapılır. Oktavlar çabuk söylendikten sonra beşli üzerinde durulur. Bu egzersizin amacı tizlerde kafa tonunu beşliye mal etmektir. Bu daha çok kadın sesleri ve tenorlar için yararlıdır. Bu çalışmadan sonra gam ve arpejler üzerinde egzersizler yapılır.

 

14- Pes seslerin çalışılması. Şan eğitiminde, sadece tiz seslerin zor elde edildiğine inanılır. Oysa kalın seslerin elde edilmesi ve kalına geçerken geçit tonlarının

ortadan kaldırılması daha zordur. Kalın sesleri elde etmek için en kolay ve en iyi yol, tizleri ve orta sesleri iyi oturtmaktır. Tiz tonları sağlayan pozisyonlarda, ses telleri ne kadar rahat ve krampsız olursa, tizlerden peslere geçişte o kadar kolay verimli ve doğal olur. Kalın seslerde, nefesin göğse yaslanmasına ve sesin kafa rezonansında tınlamasına dikkat edilmelidir.

 

Şan Eğitimin Amaçları

 

Şan eğitiminin ilke ve amaçları :

Şan eğitiminin ilkeleri, bu eğitimin çeşitli disiplinlerle birlikte uygulanma gerekliliğinden dolayı, ilgili olduğu anatomik, fizyolojik, fiziksel, eğitimsel, sanatsal (müziksel) ve dilbilimsel özelliklere göre belirlenirler

 

" Düzenli bir solunumla, gırtlak altı (subglottik) basınç çok iyi ayarlanmalıdır,

" Doğal ses oluşumuna aykırı olmamalıdır,

" Ses bölgeleri (registerler) iyi tanınmalı, yerine göre ve uygun olarak kullanılmalıdır,

" Ses, anatomik yapı özelliklerinin dışındaki tonlarda zorlanmamalıdır,

" Artikülasyon, dilin gereklerine uygun olarak oluşturulmalıdır,

" "Konuşur gibi" şarkı söylenmelidir,

" Müziğin gerekleri yerine getirilmelidir,

" Şan eğitiminin (temelden en ileri düzeye kadar) her aşamasında eğitimcilik ve öğretmenlik mesleğinin gereklerine uygun davranılmalıdır.

 

Şan eğitiminin genel amacı ise, ilgili olduğu bilim dallarının gerekleri doğrultusunda; bireyin, konuşurken ve şarkı söylerken sesini, anatomik ve fizyolojik yapısına en uygun olarak doğru ve etkili bir biçimde kullanabilmesini, konuştuğu dilin ses bilim (fonetik) özelliklerine uygun olan artikülasyon ve diksiyon alışkanlığını kazanabilmesini sağlamaktır.

 

Şan eğitiminin yöntem (teknik)leri :

Şan eğitimi, içinde bulunduğu müziğin sanat ve bilim özelliklerinden dolayı, kuramsal ve uygulama boyutlarıyla bir bütündür. Bu bağlamda, şan eğitimi uygulamasının doğru olarak gerçekleşebilmesi, onun kuramsal boyutunda bulunan bilimsel temeller ve verilerin gerçeğe uygun olup olmadığının saptanmasına bağlıdır. Söz konusu bilimsel temeller ve verilerin gerçeğe uygunluğu ise, şan eğitimi yöntem ve tekniklerinin bilimsel yöntemlere uygunluğuna dayanır.

 

Şan eğitiminde yöntemler, temelde aynı öğe, ilke ve amaçlara yönelik olarak ortak özellikler taşırken, değişik ülkelerin dil ve müzik özelliklerine bağlı olarak farklılıklar göstermekte ve ekol, tarz veya stil gibi adlar almaktadırlar.

Örn. İtalyan ekolü denilen şan eğitimi tekniği, İngiltere'de dil ve müzik özelliği dikkate alınarak farklı, Fransa'da farklı olarak uygulanmakta ve "İngiliz stili", "Fransız ekolü" diye adlandırılmaktadır.

Bu bağlamda, Türkçe’ye uygun bir şarkı söyleme ve şan metodu geliştirilerek Türk müzik eğitiminde, kullanılma yerine göre "Türk şan tekniği" ve "Türkçe şan metodu" kavramlarının yaygınlaştırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

 

Genel müzik eğitimi bağlamında, ses eğitiminin amaçları

İnsanın doğuştan beraberinde getirdiği doğal çalgısı "ses"le ilgili doğru davranışlar kazanmak, (türü ve düzeyi ne olursa olsun) müzik eğitiminde en önemli ve temel amaçlardandır. İlköğretim kurumları müzik dersi öğretim programının, birinci ve ikinci devre amaçlarında belirtildiği gibi öğrenciye, konuşurken, şiir okurken ve şarkı söylerken sesini yormadan kullanabilmesi ve doğru kullanmayı alışkanlık haline getirebilmesi, hedeflenmiştir.

 

Öte yandan herkesçe bilinen bir gerçek vardır ki, müzik şarkı söylemekle başlar ve müziğin temel kaynağı da budur. Müzik tarihinde bilinen ilk müzik aracı insan sesidir. İnsan sesi, ilk çağlardan bu yana müziğin oluşmasında ilk çalgı olmuş, çağlar içinde gelişerek bugünkü şarkı söyleme sanatı oluşmuştur.

 

İnsanın en önemli iletişim aracı ve doğal çalgısı olan sesin, doğru alışkanlıklar kazanılarak kullanılıp korunması, küçük yaşlarda başlayan bir ses eğitimiyle mümkündür. Yapılan araştırmalar, yaşam düzeyinin yükselmesiyle birlikte, çocuk seslerinde belirgin olarak ses hastalıklarının arttığını göstermektedir.

Yüksek sesle konuşma, oyun oynama, çığlık ve bağırmalar televizyonların da etkisiyle, çocuklarda yanlış konuşma alışkanlıklarına ve ses bozukluklarına neden olmaktadır.

 

Çocuklukta kazanılan yanlış konuşma ve şarkı söyleme alışkanlıkları, gelişimini tamamlayamadan yitirilen seslere neden olmaktadır. Bundan dolayı, özellikle genel müzik eğitimi verilen kurumlarda ses eğitiminin önemi çok büyüktür.

 

Özetle, genel müzik eğitimi verilen kurumlarda ses eğitimi; bireyin sağlıklı ses üreterek, doğru ve güzel konuşma, doğru ve güzel şarkı söyleme, sesini doğru kullanma ve koruma alışkanlığı kazandırılmasını amaçlar.

 

 

 

Vokal Egzersizleri

Vokal egzersizlerinin amacı, şarkıcının sesini ısıtmak ve şan tekniğini geliştirmektir. Kolaydan başlayarak zora doğru giden ses egzersizleri, nefesin denetim altına alınmasını, ses organının ve ses kaslarının güçlenmesini, nüans yapabilme becerisinin ve tril yapma yeteneğinin geliştirilmesini Sağlar.

Ses egzersizleri, bir konser parçasını yorumlar gibi titizlikle söylenmelidir.

 

Bu çalışmalarla, göğüs seslerinden kafa seslerine geçerken meydana gelen değişiklik, ortadan kaldırılır. Geçiş tonları, diğer tonlarla aynı düzeye getirilir.

Ses egzersizi yaparken, yukarı doğru çıkan ses dizisinin başlangıç sesi ile aşağı doğru inen ses dizisinin üst sesi temel ses olarak düşünüldüğünde iniş ve çıkışlarda seslerin renk, tını ve şiddetinin değişmemesi sağlanır.

 

Şarkı sanatının esası olan, doğru ve düzenli nefes alma tekniği, bu egzersizlerle gelişir. Nefes alınıp depolandıktan sonra, gırtlak kapatılmadan, diyafram yolu ile nefes tutma alışkanlığı kazanılır. Ağızdan alınan nefesin, ciğerlere fazla depolanmasının sakıncaları öğrenilir. Egzersiz yapılırken, çenenin ittirilmemesine dilin ucunun düzgün bir şekilde alt dişlere dokunmasına, üst dudağın yukarı kaldırılmasına özen gösterilir.

 

Ağzımız konuşurken nasıl hareket ediyorsa, şarkı söylerken veya egzersiz yaparken de o şekilde olmalıdır. Dudaklar ve dil ünlü ve ünsüzlerin oluşumunda büyük görev üstlenir. Egzersiz yapılırken, dil kaldırmamaya dikkat etmek gerekir.

 

Şarkı söyleyen kişi, yumuşak damağını yukarı kaldırmayı, çok iyi öğrenmek zorundadır. Damağın dişlere doğru olan kısmı sert damak, arkada kalan kısmı ile yumuşak damaktır. Demek ki sesi temele oturtmak için alt çene doğru bir şekilde aşağı çekilirken, damağın arkada kalan kısmı olan yumuşak damak yukarı doğru kaldırılmalı..

 

Tıp'ta "Hastalık yoktur. Hasta vardır." deyişi aynen ses eğitimi içinde geçerlidir.

Her sesin, kendine göre özelliği bulunur. Tek bir metot veya teknikle, bütün sesleri eğitmek mümkün değildir. Bu yüzden şan öğretmeninin, her öğrenciyi ayrı ayrı inceleyip gözlemleyerek, izleyeceği yolu bulması, yerinde bir davranış olur.

Kısaca özetleyecek olursak, ses egzersizleri yapılırken aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir. Ancak bu şekilde sağlıklı ses eğitiminin sonuçlarını elde edebiliriz.

 

1 Doğru ve düzgün diyafram nefesi alınmalı.

2- Nefesin yeterince hava içermesine, gırtlağın açık tutulmasına özen göstermeli, nefes kontrolü gırtlakla değil, diyaframla yapılmalı.

3- Çene, doğal bir şekilde aşağı çekilmeli.

4- Çene aşağı çekilirken, yumuşak damağın (damağın arka kısmı) yükseltilmesine dikkat edilmeli.

5- Dudaklar ve dil doğru kullanılmalı. Dilin ucu alt dişlere düzgün bir şekilde dokunmalı. Dil kaldırılmamalı.

6- Nefesi diyaframa, sesi ise göğüs ortasında bir yer olarak düşünülen temele oturtmalı. Ses asla bu temelden koparılmamalı.

7- Egzersizlerde sesi, yukarı çıkarken başlangıç notasına, aşağı inerken de en üst notaya dayandırmalı.

8- Egzersizler, rahat bir pozisyonda yapılmalı.

9- Egzersiz sırasında sesi, inebileceği en alt tondan, çıkabileceği en üst tona kadar rengini, tınısını ve gücünü koruyabilmeli.

10-Şan öğrencisinin gerçek ses tonu belli oluncaya kadar, güç egzersizlerden kaçınılmalı.

 

Ses egzersizlerine ne zaman başlamalı?

Ses egzersizlerine, erginlik çağı tamamlandıktan sonra başlamak gerekir. Çünkü ses, ancak bu devreden sonra gelişir. Bu, kızlarda 17-18 yaş arası, erkek çocuklarda ise 18-20 yaş arasında olur. Bu yaşlardan daha erken, ses çalışmalarına başlamak, sesi bozabilir. Daha önceden yorulmamış ve bozulmamış sesler, daha ileri yaşlarda şan çalışmalarına başlayabilir.

 

 
©2008 Belgesel okulu Webtasarım By Sitehazırla
büro mobilyaları evden eve seo otogaz motorlu panjur temizlik şirketleri konteyner matbaa dizi izle söve telefon dinleme